Elitlik müessesesi üzerine bazı notlar

Elitlik müessesesi üzerine bazı notlar
8 Mayıs 2021 08:08

Güzel iş vallahi… Oyu halk versin, biz elitlik yapalım… Emlakçı dükkânı açar gibi wordpress tabanlı bir site kurup rutubetli bir dernekte ya da ofiste ayda bir toplanarak devlete sırt yaslama hesapları yapmanın adı elitlik, teorisyenlik olmuş… Ne kadar kolay!

 

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 
Tarlada bir lira, marketlerde yedi lira olan domates hesabı demokrasimizde de bazı aracılar var. Bu aracıların maliyet yükseltmekten başka bir işe yaramadıkları söylenebilir.

 
Ancak domatesin maliyeti neyse de demokrasi içerisindeki maliyet yıllardır pahalıya patlıyor hep millete…

 
Aracı dediğim aslında siyaset biliminde incelenen elitizm teorileridir işte…

 
Koalisyonlu dönemlerde bu kadar göze çarpmazdı bu aracılar… 20 yıldır tek parti yönetimi altındaki ülkemizde gözle görülür bir hal aldı.

 
Eskiden sadece Kemalist elitlerimiz vardı, kafamız rahattı. Baban şeker fabrikasında çalışmışsa, öğretmen okulunda okumuşsa, TSK’dan emekli olmuşsa elit der geçerlerdi. Elit denilen de kırk kanaat geçinen insanlardı…

 
Şimdi öyle mi?

 
Sağ ya da sol popülizm içerisinde kendilerine “halkı ben temsil ediyorum” süsü veren sözüm ona elitler, bir teorisyen gibi siyasete ve halka yön vermeye çalışıyorlar. Daha doğrusu yön verdiğini sanıyorlar. Ama hikâyenin sonunda maliyet hep halka patlıyor…

 
20 yıllık AK Parti iktidarında kimler bu sanıya kapılmadı ki…

 
Önce liberaller o havaya girdi. Sağda solda “hükümeti arka planda biz yönlendiriyoruz” dediler durdular. Bir koyup üç alma hesapları yaparken her zamanki gibi üçün birini aldılar…

 
Sonra baktık cemaat bu havaya kapıldı. Onlar da boylarının ölçüsünü aldı.

 
Derken siyasal islamcılar piyasaya çıktı. “Hükümeti biz yönlendiriyoruz” söylemi onlarda da belirdi.

 
Bir baktık ki Perinçek’ten de duyar olduk. “Hükümet bizim durduğumuz noktaya geldi” ayağına ne hokkabazlıklar gördük.

 
İnsan sormadan edemiyor kendine… Âlemin kerizi biz miyiz, bir tek biz yön veremedik şu devlete…

 
Bu kadar teorisyen bolluğu olan bir ülkede “halk oyu versin, havasını biz basalım”dan öteye gitmez bu zihniyet… Gitmiyor da nitekim… Ancak dediğim gibi halka maliyeti de büyük oluyor…

 
Bu havaya Sedat Peker de kapılmış herhalde. Bize günlerdir bir şeyler anlatmaya çalışıyor…

 
Reisi de üzmüşler anlaşılan… Nevri dönmüş olacak ki bir Troçki’den bahsediyor bir Seyit Rıza’dan…

 
Elbette iddiaları basit değil… Keşke üzerine gidilebilse…

 
Ancak ben anlattıklarından aralanması gereken bir sır perdesinden ziyade ikbal arayışından umduğunu bulamayan hırs küpü olmuş bir adamın hezeyanlarını dinler gibi oldum.

 
İnsana kafayı yedirir bu işler… Bir film repliğinden örnekle “Samimi söylüyorum vazgeç kanka, manyak olursun bak” demek geliyor içimden…

 
Evcilik oynar gibi teorisyenlik oynamak için wordpress tabanlı kıytırık bir site açmanın ya da 24 saat çayın kaynadığı üç artı bir ofis tutmanın yeterli olduğu bu alavere dalavere işlerden memlekete hayır çıkmaz…

 
Ne mi çıkar? Üç beş kişi sakalını alır o kadar…

 
ELİTLERİN GÜNDEMİ, HALKIN GÜNDEMİ…

 
Kültürel, ekonomik sermayesiyle topluma boyut atlatacak bir elitlikten bahsetmiyorum… Şu koşullarda böyle bir elitliğe de kimse hayır demez herhalde…

 
Bahsettiğim konu ekonomik ve kültürel sermaye elitliği gibi toplumda keskin dönüşümler yaratacak bir elitlik değil, sağ ve sol popülizmin içinde kümelenen fiyasko bir elitliktir…

 
Pelikancı Hilal Kaplanlar gibi bugün başka, yarın başka olup topluma kendince bir gömlek biçmeye çalışan, bunu başaramadığı gibi topluma da ağır bedeller üreten bir elitliktir…

 
Sadece iktidar cenahında değil muhalefette de bu fiyaskodan elitliğe hazır olan çok insan var. Söylemeden geçemeyeceğim…

 
Wordpress tabanlı bir site açıp rutubetli ofislerde toplanarak sırtını devlete yaslama hesapları yapan “elitlerin” memleketi getirdiği nokta ortadadır.

 
Böyle bir elitliğin gündemi ile halkın gerçek gündemi hiçbir zaman uyuşmayacaktır… “Çakma” elitlerin iktidar savaşından yorulmadı mı oysa ülkemiz?

 
Umarım derdimi anlatabilmişimdir…

 
Bir sonraki yazıda görüşmek ümidiyle…

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 


Yazarın Son Yazıları:
Paradoksal gazeteciliğin kökleri
Dindarların 94 ruhu, Peker’in 9. manifestosu
İstanbul’un yeni bir simge yapıya ihtiyacı var mı?