Devlet değil olgu ve duygular derindir

Devlet değil olgu ve duygular derindir
27 Mayıs 2021 08:40

Olguya duygusal bakan bilgiden, duyguya olgusal bakan sevgiden olur. Bundan mıdır böyle dibe vuruşumuz?

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 

Olgu ile duyguyu ayırabilmek en büyük meziyetlerden biridir bana göre…

Bireysel hayatımızda birtakım kararlar alırken dibe vurmamanın formülü de olguyla duyguyu ayırabilmek olsa gerek… Olgu ile bakılması gereken noktada olguyla, duygu ile bakılması gereken noktada duyguyla bakabilenin sağlıksız sonuçlarla karşılaşması pek mümkün gözükmüyor…

Okuyan, düşünen, fikir üreten insanlar için de hayati öneme sahiptir.

Fikirlerine değer verdiğimiz, alanlarında birçok başarılı çalışması olan entelektüeller bile zaman zaman olgu ile duyguyu ayıramama garabetine düşebiliyor… Bunun birçok nedeni olabilir… Zira kimin ne yaşadığını, nasıl deneyimlere sahip olduğunu, bunun düşünce dünyasında nasıl karşılık bulduğunu bilemiyoruz…

Dolayısıyla olgu ile duyguyu ayıramama durumunun büyük ve küçük toplumsal gruplarda nesilden nesle aktarıldığı düşünüldüğünde de çarpık bir toplumsal hafıza ortaya çıkıyor… Birbirine nefret besleyen halklar, inanç grupları, ideolojik gruplar bu hafıza üzerine kolektif bir bilinç oluşturunca da film kopuyor…

İşte bugün siyasal kutuplaşmanın gün geçtikçe artması, devlet aygıtının orantısız güç savaşları içinde yıpranması yanlışlar silsilesi üzerine kurulan hafızanın bilince yansımasından kaynaklanmaktadır…

Gelinen noktada da doğal olarak kim kimin karşısında, kimin çıkarı kimden yana, kimin eli kimin cebinde belli olmayan bir siyasal tablo ile karşı karşıya kalıyoruz… Bugün düşman olanın yarın dost olacağı, yarın düşman olacak olanın bugün dost olduğu maskeli bir balonun içinde debelenip duruyoruz…

 

 

YİNE ŞU DERİN DEVLET MESELESİ

 

Sedat Peker, “Teşkilat-ı Mahsusa’nın sembolü yere düşmez”  derken Teşkilat-ı Mahsusa’nın futbol takımları Altay ile Altınordu arasında yapılan karşılaşmada Altay galip gelerek Süper Lig’e yükseldi.

Bugün bile hayatımızın birçok alanında bu yapının etkileri devam etmektedir. Kabul etsek de etmesek de, fark etsek de etmesek de İttihat ve Terakki futbola kadar bu ülkenin bir gerçeğidir…

Yabancı tarihçiler dahi bu gerçeği makul ve objektif bir şekilde değerlendirerek Türkiye Cumhuriyeti’nin geçmişine ve geleceğine daha iyi ışık tutmaktadır. Bu ayıp bize yeter… Bizde ise bu iş adeta fetişizme dönüşmüştür…

Kimilerine göre düzenli ordusu dağıtılan bir ülkede milli mücadeleyi harekete geçirmek adına el altından yürütülmek zorunda olan faaliyetlerin İttihat ve Terakki sayesinde icra edildiğini söylemek bile faşist olmaktır… Kimilerine göre de İttihat ve Terakki adına yanlış ikbal arayışlarına giren kişilerin olduğunu söylemek bile hainliktir… Örnekler çoğaltılabilir…

Ölçüt olgularla hareket etmek değil de kayıtsız şartsız kulp takmak, bir şeylerle itham etmek olunca işin içinden çıkmak mümkün olmuyor tabii ki…

Kimlik, hafıza ve bilincin dışavurumundan kaynaklanıyor olabilir mi sizce de?

 

 

KERHANE TATLISI ALTINDA BAZUKA

 

Bir düşünün…

Mahalleden geçen kâğıt toplayıcısının, caminin önünde simit satan simitçinin sivil polis olduğuna inanmadık mı hep yıllar yıllarca… Mesela benim okuduğum lisenin önünde halka tatlı satan gariban adamın istihbaratçı olduğu rivayet edilirdi. Lise jargonuyla “kerhane tatlısı” tezgâhının altında bazuka olduğu falan konuşulurdu.

Yıl 2021… Hâlâ kerhane tatlılarının altından krokiler, silahlar çıkacakmış gibi bir hava hâkim…

Bir ülke hep mi bu kısır döngü içerisinde kalır? Hayret ki ne hayret…

 

 

DEMOKRASİNİN KURUMSALLAŞMASI

 

 

 

Sanki dünyada devlet kuran tek millet biziz… Sanki dünyada bütün gizemli olaylar bizde gerçekleşiyor… Sanki mafya sadece bizde var…

Üç aşağı beş yukarı her devlette olan, demokrasiyi kurumsallaştırarak aşılan hadiselerdir bunlar. Oysa olgu ile duyguyu birbirinden ayırarak meseleye yaklaşabilsek bu konuların bu kadar çözülmesi zor, gizemli hadiseler olmadığını göreceğiz.

Geçmişle kavga etmeden dürüstçe tarihi gerçeklerle yüzleşmek, geleceği yenidünyanın bakış açılarıyla inşa etmek demokrasinin kurumsallaşmasında en önemli etkendir. Zira geçmişi silerek, onunla kavga ederek hiçbir demokrasi kurumsallaşmaz… Demokrasinin kurumsallaşması tarihsel bir süreçtir… Bütün bu tarihsel tecrübeleri silip atmak zaten demokrasiye yapılacak en büyük ihanettir… Değil İttihat ve Terakki hepimizin en lanet ettiği 80 Darbesi bile bu kurumsallaşmanın bir parçasıdır… Yok sayamazsın…

Altını çizmek gerekir… Hesaplaşmak yok saymak demek değildir…

Mafyanın, derin çetelerin ve diğer anti demokratik aygıtların panzehri de işte bu tarihsel birikimdir.

Yeter ki geleceği çizecek bir vizyon olsun…

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Post Pekerizm ışığında post Marksist tartışmalar
Politik doğrucuların sahte yüzü
Ey şeriat geldiysen kapıyı üç kez tıklat