CHP’li Tekin, İstanbul’daki konut krizinin nedenlerini sıraladı!

CHP’li Tekin, İstanbul’daki konut krizinin nedenlerini sıraladı!
24 Aralık 2023 06:30

CHP 27. Dönem İstanbul Milletvekili Gürsel Tekin, İstanbul’daki konut krizinin nedenlerini açıkladı.

 

 

Gürsel Tekin, konuya ilişkin yaptığı açıklamada; Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılması ve hem TOKİ’nin hem de Emlak Kredi Bankası’nın yıllar içindeki dönüşümünün yaşanan konut krizinin en önemli nedenleri olduğunu belirtti.

 

 

DPT KAPATILDIKTAN SONRA KAYNAKLAR RASYONEL ŞEKİLDE KULLANILMADI

 

 

Tekin, Devlet Planlama Teşkilatı’nın kapatılması sonrası; İstanbul başta olmak üzere tüm Türkiye’de konut arzının üst ölçekli planlamayla yapılmadığını, yatırım programlarının demografik yapı ve kentleşme dinamiklerine göre hazırlanmadığını ve kaynakların rasyonel bir şekilde kullanılmadığını bildirdi.

 

 

TOKİ BİR MÜTEAHHİTLİK KURUMU OLDU

 

 

Yaşanan konut krizinin nedenlerinden birinin de TOKİ’nin dönüşümü ve sosyal konut üretmemesi olduğunu belirten CHP’li Tekin şu değerlendirmede bulundu:

“TOKİ bir konut ve yerleşmeler planlama kurumuydu; hem yapım sektörüne hem de hanelere kredi sağlayan bir konut finansman kurumuydu. Dünyayı takip eden, 1996 yılında “(Habitat-II) II. BM İnsan Yerleşimleri Konferansı”nın organizasyonunu yapabilen bir kurum iken içe dönük ve “Azman bir Yap-Sat Kurumu” kimliğine büründü. Hatırlatalım ki, Habitat II Konferansı’nda katılımcı ülkelerin birlikte hazırladığı “Habitat Gündemi ve İstanbul Deklarasyonu” adı verilen, ana teması “herkese yeterli konut” ve “sürdürülebilir insan yerleşmeleri” olarak belirlenen bir küresel rapor da bulunmaktadır. Konferansın üzerinden geçen 27 yılın sonunda, gerek İstanbul’da gerek Türkiye genelinde “herkese yeterli konut” hedefinin ne kadar uzağında kaldığımız açıkça ortadadır.

2000 yılında atılan somut adımlarla; İmar İskan Bakanlığı geleneğinden gelen Türkiye Mesken Genel Müdürlüğü ile Arsa Ofisi’nin TOKİ’yle birleşerek Ulusal Konut Ajansına dönüşmesi de yaşanan konut krizinin önemli nedenlerinden biri oldu. Türkiye’nin geçmişi olan bu kurumların, TOKİ’ye bağlanarak TOKİ’nin birer aracı haline getirilmesi, Türkiye’nin ve tabii ki İstanbul’un konut üretim kabiliyeti ve hafızasının erimesi sonucunu yarattı.

Konut üretim kabiliyetindeki erimeyi rakamlarla açıklarsak; İstanbul’da 2002-2020 arası inşa edilen yeni konut sayısı toplam 2,49 milyon adettir. Türkiye’de 20 yılda üretilen her beş konuttan biri İstanbul’da üretilmiştir. TOKi’nin İstanbul’da son 20 yılda geliştirdiği konut sayısı 85 bin, bunların 60 bin kadarı da sosyal konuttur.”

 

 

EMLAK BANKASI LÜKS KONUT YAPANLARIN TEŞVİK KURUMUNA DÖNÜŞTÜ

 

 

Tekin; konut krizinde, Emlak Bankasının dönüştürüldüğü mevcut halin de etkili olduğunu şu ifadelerle açıkladı:

3 Haziran 1926 yılında, ”Halkın inşaat teşebbüslerini desteklemek, gerekli kredileri sağlamak ve yetim haklarını korumak” amacıyla Atatürk’ün talimatları doğrultusunda kurulan Emlak Bankası, Türkiye Cumhuriyeti’nin mesken davasında oynadığı tarihi ve emsalsiz rolün giderek tam aksi istikamette bir yapıya dönüştürüldü. Emlak Bankası kuruluş amacında da belirtildiği üzere vatandaşın konut finansmanı kurumu iken, lüks konut yapanların teşvik kurumuna dönüştürüldü.

 

 

Son 20 yılda İstanbul’da Sosyal Konut Üretimi Yalnızca %5’dir.
İstanbul’da 2002-2020 arası inşa edilmiş toplam sosyal konut sayısı 130 bindir.
İstanbul’da 2019 öncesi 20 yılda toplam üretilen konutların Sadece %5’i Sosyal konut olmuştur

 

 

500 bin konutun boş olması kira artışını ciddi biçimde etkiliyor

 

Konut piyasasını dengeleyici ve daha sürdürülebilir hale getirebilecek politikaların hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Tekin, “İstanbul’da 500 binden fazla boş, hayalet konutun olduğu biliniyor. Bazı vatandaşlar konuta yatırım yapıp kiraya vermiyor, bazıları ise piyasanın yükselmesini bekliyor. Yaşanan bu durum, kiralık ev arzını ciddi anlamda sıkıntıya sokuyor.

Kademeli emlak vergisi gibi politikalar, boş konutların sayısını azaltabilir ve konut piyasasını daha dengeli hale getirebileceğini ifade eden Tekin, “Bu politikalar, spekülasyonu önleyebilir ve konut sahiplerini kullanılmayan mülklerini kiraya verme veya satma konusunda teşvik edebilir. Evini kiraya vermeyenden daha yüksek vergi alınması çözüme katkı sağlayabilir. Ancak böyle kapatabiliriz” şeklinde konuştu.