CHP’li Arslan enerjide dolar bazlı ihalelere karşı çıktı: Dolarizasyonla nasıl ucuz elektrik üretilecek?

CHP’li Arslan enerjide dolar bazlı ihalelere karşı çıktı: Dolarizasyonla nasıl ucuz elektrik üretilecek?
3 Şubat 2024 09:40

CHP İzmir milletvekili Ednan Arslan, Meclis’in önüne 7 temel kanunda değişiklik öngören sipariş bir torba kanun getirildiğini belirterek, gerekli değerlendirilmeler yapılmadan yasa yapılmak istenmesine de tepkisini dile getirdi.

 

 

“Nas” diyerek karşı çıktığı faiz politikasına son hız dönen AKP’nin aynı zikzaklı politikayı enerji alanında da uygulamak istediği ortaya çıktı. Rusya’nın yap-işlet-sahip ol modeliyle yapmakta olduğu nükleer santrala verdiği dolar bazındaki alım garantisi nedeniyle dışa bağımlılığı daha da artıran AKP bu kez enerji yatırım ihalelerinde Türk Lirası’nı yok saymak üzere harekete geçti. CHP İzmir Milletvekili Ednan ARSLAN, AKP’nin dolara geçmek üzere yaptığı bu teklifi “TL’nin değer kaybını engelleyemediğinin ve enflasyonu düşüremediğinin” itirafı olarak nitelendirerek, “Dolarizasyonla nasıl ucuz elektrik üretilecek” diye sordu.

CHP İzmir Milletvekili Ednan ARSLAN; Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu’nda görüşülen “Maden Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi” üzerine yaptığı konuşmasında; yanlış ekonomi politikaları sonucunda TL’yi değersizleştiren AKP’nin sorunu çözemeyince enerji alanında yeni bir “dolarizasyon” dalgası yaratmak üzere harekete geçtiğini ortaya koydu. Arslan, mevcut yasal düzenlemedeki enerji alanında TL bazında desteklemelerin yapılmasına ilişkin hükmün kaldırılmak istendiğine dikkat çekerek, şunları söyledi:

“Sayın ilk imzacı vekilimiz de diyor ki: Maliyetler arttı, birtakım sıkıntılar var, ihalelere katılımlar azaldı; ücretler düşük kaldı, bizim bunu düzeltmemiz lazım. Yani, gene dolara dönmemiz gerekir diyor. Bu açık açık şu demek: Dolar artacak kardeşim, biz Hükümet olarak bunu engelleyemiyoruz. TL’miz değer kaybediyor demek bu, enflasyon düşmeyecek demek bu, biz bu enflasyonu düşüremeyiz diyor. Fiyatlar artacak, maliyetler artacak; o yüzden, bu şartlarda ihaleyi alan yatırımcı batacak. O yüzden, benim bu fiyatları artırmam lazım diyor. Bu ülkenin sanayicisine nasıl ucuz elektrik vereceğiz, o da üretecek ve dünya standartlarıyla rekabet edecek? Nasıl olacak bu iş? Ben açıkçası bunu merak ediyorum.”

 

 

YERLİ YATIRIMCIYI DESTEKLEYELİM

 

 

Ednan Arslan, yerli yatırımcının desteklenmesinin önemi üzerinde dururken, dolarizasyon düzenlemesinin kime yarayacağını da şöyle sorguladı:

 

 

“Yerli yatırımcıyı destekleyelim, güneş santrali kurmak isteyenin önünü açalım, rüzgâr santrali kurmak isteyenin önünü açalım, onlara teşvikler verelim, bunların hepsine varız. Biz dışarıdan gelecek yatırımcıya da karşı değiliz. Yani dünyada artık küresel bir sermayenin içerisinde hep beraber, artık sınırların kalktığı bir dönemde yaşıyoruz. Tabii ki gelecek yatırımcı ama biz bu imtiyazları yerli üreticiye, yerli sanayiciye, yerli müteşebbise verelim, onlara sağlayalım bu imtiyazları.”

 

 

SİPARİŞ BİR TORBA KANUNLA KARŞI KARŞIYAYIZ

 

 

Arslan, Meclis’in önüne 7 temel kanunda değişiklik öngören sipariş bir torba kanun getirildiğini belirterek, gerekli değerlendirilmeler yapılmadan yasa yapılmak istenmesine de tepkisini şöyle dile getirdi:

“Müellifinin sarayda, sipariş vereninin belli olmadığı, 7 temel kanunda değişiklik öngören bir torba yasayla karşı karşıyayız. Bu değişikliklerin her biri çok önemli ve bunu da çok sınırlı bir zaman ve süre içerisinde yapıyoruz. Ancak bu kanun teklifini uzun uzun düşünerek yapmamız lazım çünkü bu teklifle yapılacak değişiklikler geri dönülemez birtakım tahribatlara da sebep olabilir.”

 

 

UMREK’TEN GERİ ADIM ATMAMALIYIZ

 

 

Söz konusu teklifle Soma maden kazasından sonra ülkemizin bir kazanımı olan Ulusal Maden Kaynak ve Rezerv Raporlama Komisyonu (UMREK) düzenlemesinden geri adım atılmasına da tepki gösteren Ednan Arslan, “Bu UMREK onlara nasıl bir sıkıntı yaratıyor, nasıl bir problem yaratıyor, onların bu iştigal alanıyla ilgili nasıl bir engel yaratıyor bizim hep beraber burada uzun uzun konuşup, tartışıp, bilim dünyasındaki insanlarla dünyadaki standartlarla karşılaştırıp ona göre karar veriyor olmamız gerekiyor” dedi.

 

 

İMAR PLANI MUAFİYETİ OLMAZ

 

Denizlerde ve sulak alanlarda güneş enerji santralleri kurulmasını destekleyen, ancak bunlara neden imar planlarından muafiyet getirilmek istendiğini sorgulayan Arslan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bunları imar planlarından muaf kılmak olacak iş değil. Yani biz bu santralleri nereye kuracağız, nasıl kuracağız, bunların etkisel değerlendirmeleri nelerdir, uzun vadede bize ne tür sıkıntılar yaratır? Yani doğal göllerde bu işi iyice değerlendirmemiz ve kirliliğe yol açmamamız lazım. Sulama kanalları üzerine GES kurulabilir. Atatürk Barajı’nın kolları var değil mi, sulama kanalları, kilometrelerce, bunlar üstüne kuralım hem arazi maliyetini düşürmüş oluruz hem daha uyguna mal etmiş oluruz hem de biz bir şekliyle bunun soğutma problemini çözmüş oluruz teknik olarak, en azından buharlaşmayı da engellemiş oluruz kanallarda.

 

 

VAN GÖLÜNDE BİRİLERİ DIŞARIDAN GELİP YATIRIM YAPMASIN

 

 

Van Gölü ve civarı Türkiye’nin Karapınar’la eş değer, en iyi güneş tarlası kurulabilecek alanlarından biri ve aynı zamanda klima etkisinden dolayı da soğutma probleminin çok olmadığı bir yer yüksek rakımdan dolayı. Doğru, oralarda yapalım ama gelin bunu kafamızdaki soru işaretlerini de giderecek şekilde; yerli yatırımcı, milli yatırımcı, devlet ortaklığında yapalım. Bu Van Gölü’nde gelip de birileri dışarıdan bir şey yapmasın; Türk sanayisi yapsın, devletimizle ortak yapsın.”

 

 

KAMU PAYI AZALDIKÇA FİYAT ARTIYOR

 

 

Arslan, şöyle devam etti:

“Biz enerji yatırımlarında kamu payını azalttıkça, maliyetlerimiz artacak çünkü bir tekelleşmeye doğru gidiyoruz. Elektrik Üretim AŞ’nin pazardaki payı azaldıkça elektrik piyasasını kontrol edemez olduk, daha pahalı elektrik satın alır hâle geldik, çünkü o dengeyi kuramadık, o sübvansiyonu yapamadık. Bizim Elektrik Üretim AŞ’nin yüzde 13’lerde olan kapasitesini yüzde 50’lere çıkarmamız lazım, enerji piyasasının tamamının devletleşmesi lazım. Ancak biz bu düzenlemelerle birilerinin önünü açıyoruz, ülkenin, devletin gücünü kırıyoruz, birilerinin tekel olmasına neden oluyoruz.