Bu düzen Tahterevalli! Gayretullaha dokunmak…

Bu düzen Tahterevalli! Gayretullaha dokunmak…
21 Mayıs 2021 23:10

AK Parti iktidarı içinde ne zaman güç odakları arasında bir savaş yaşansa bu ifade kullanıldı.

 

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 

 

İfade, anlamının aksine burjuvazinin çıkarlarına hizmet eden bir serzeniş olarak hep karşımıza geldi.

 

 

Bir dönem cemaatin ileri gelenleri sık ifade ederdi. Gayretullaha dikkat çekenler güzel güzel ülkelere kaçtı günlerini gün etti… Kermeste börek açan garibanlar ise mapus damlarında eridi.

 

 

Davutoğlu Pelikan savaşında da bu ifadeyi duyduk Adnan Oktar’ın tutuklanmasından sonra da…

 

 

Son olarak yurt dışına kaçan Sedat Peker’in videolarında “gayretullaha dokunmak” tabiriyle yeniden karşılaştık…

 

 

Nedir bunun anlamı?

 

 

“Kimsesizlere, yetimlere ve mazlumlara yapılan kötü muamele karşısında Allah’ın gücüne gitme durumudur” der lügat.

 

 

Gayretullaha savaş açan toplumların tarihsel mi desem mitolojik mi desem helak olmasına işaret edilen bir uyarı mahiyeti…

 

 

Oysa gayretullaha dokunacak neler neler yaşandı bu ülkede…

 

 

Mesela,

301 madencinin öldüğü Soma’da gayretullah hesaba katılmadı. Katılmadığı gibi madenci yakınları tekmelendi. Madenci yakınları tekmelendiği gibi bir de tekmeleyenler terfi ettirildi.

 

 

Mesela,

Çorlu’daki tren kazasında oğlunu kaybeden acılı anne Mısra Öz sanık olarak hâkim karşısına çıkarıldı. Katliam olduğu kesinleşen dava, alt düzeyde birkaç kamu görevlisi üzerinden devam ettirildiği gibi davayı takip eden gazeteciler ve avukatlar bile yargılandı. Gayretullah burada da hesaba katılmadı.

 

 

Mesela,

“Yemekhane kartımda para kalmamış sadece bir liram var” paylaşımı yapan İstanbul Üniversitesi öğrencisi Sibel Ünli, intihar ettiğinde gayretullahtan bahseden olmadı.

İzmir’de kapalı olan kahvehanesinde canına kıyan Nuri Çengeloğlu için de “ama gayretullah” diyen çıkmadı, iş yeri kirası ve banka borçları nedeniyle intihar eden Erdal Şenözpak için de…

Lüks araçlarında fink atan Kürşatlar kokain partileri düzenlerken “Ekmek bekleyen 10 milyonun üzerinde işsizimiz var gayretullaha dokunur bu” diyen birine rastlamadık…

 

 

Mesela,

Giresun’un Eynesil ilçesinde evinin önünde şüpheli bir şekilde hayatını kaybeden Rabia Naz’ın babası Şaban Vatan’ın, akıl sağlığının yerinde olup olmadığının anlaşılması için üç haftalığına hastaneye kapatılmasına karar verilirken de gayretullah kimsenin aklına gelmedi.

 

 

Mesela,

Milletvekili yeğeni çakarlı Porsche arabasıyla polisin önünden 215 km hızla geçerken hiçbir cezai işlem uygulanmadı ama evine ekmek götürmek için sokakta olması gereken seyyar satıcıya ceza kesilebildi…

 

 

Ne zaman milyonların içinde yüzen birilerinin çıkarları ters düştü orada gayretullah dendi… Ne zaman bir eli yağda bir eli balda olanların siyasi tepişmeleri baş gösterdi o zaman gayretullah akla geldi…

Ezilen, mağdur edilen milyonlarca gariban varken gayretullah her nedense hep birilerinin rahatı bozulduğunda sahneye çıkıyor ve egemen sınıfın ihtiyaçları ne yöndeyse din ona göre uyarlanıyor… Bunun tarihsel bir durum olduğunu belirtmeye gerek yok. Zira bir arpa boyu yol alabilmiş de değil ülkemizin entelektüelleri…

 

 

Ortaçağ’dan başlayıp AK Parti dönemine kadar getirmeli ağdalı cümlelere, sosyolojik çıkarımlara, akademik analizlere doydu sanırım herkes.

 

 

Ben de doydum…

Gayretullah diyenler zaten doydu…

Bir tek gariban aç…

Ancak yine de bir şeyler demeli…

Bu düzeni ne etmeli, merdivenden itmeli… Benim sazım buraya kadar…

 

 

Ne diyordu Bertolt Brecht?

 

 

“İyice görüyorum artık düzeni.

orada, bir avuç insan oturuyor yukarıda,

aşağıda da bir çok kişi.

ve bağırıyor yukardakiler aşağıya:

“çıkın buraya gelin ki,

hepimiz olalım yukarıda.”

ama iyice gözlediğinde görüyorsun,

neyin saklı olduğunu

yukardakilerle, aşağıdakiler arasında.

bir yol gibi gözüküyor ilk bakışta.

yol değil ama.

bir tahta bu.

Ve şimdi görüyorsun açıkça;

bu bir tahterevalli tahtası.

bütün düzen bir tahterevalli aslında.

İki ucu birbirine bağımlı.

yukardakiler durabiliyorlar orada,

sırf ötekiler durduğundan aşağıda.

Ve ancak;

aşağıdakiler, aşağıda oturduğu sürece

kalabilirler orada.

Yukarıda olamazlar çünkü,

ötekiler yerlerini bırakıp çıksalar yukarı.

bu yüzden isterler ki;

aşağıdakiler sonsuza dek

hep orada kalsınlar.

çıkmasınlar yukarı.

Bir de, aşağıda daha çok insan olmalı yukardakilerden.

Yoksa durmaz tahterevalli.

tahterevalli.

evet, bütün düzen bir tahterevalli.”

 

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

 


Yazarın Son Yazıları:
Dindarların 94 ruhu, Peker’in 9. manifestosu
İstanbul’un yeni bir simge yapıya ihtiyacı var mı?
Devlet değil olgu ve duygular derindir