Bizim adayımız çokkk kıymetli

Bizim adayımız çokkk kıymetli
5 Haziran 2022 13:30

Şimdi, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı çok merak ediliyor ya.

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 

 

Hükümet ve medyası 7/24 bu konuyu konuşuyor.

 

O mu olur, bu mu, şu mu, yok öteki mi…

 

Son olarak da Erdoğan bu konuda söylemini yoğunlaştırdı ve Kılıçdaroğlu üzerinden, “Açıkla, aday mısın, değil mi, sıkıysa açıkla” şeklinde bir hafta geçirdik.

 

Bu konunun üzerinde durulmasının, Kılıçdaroğlu’nu tahrik etme dışında asıl amacı gerçekten Millet İttifakı’nın adayının kim olacağının hükümet açısından hayati önemde olması.

 

Asıl itici duygu bu.

 

Çünkü iyi bir aday seçimi alır.

 

Hadi, şöyle diyelim, iyi bir adayla Millet İttifakı bu seçimi alabilir.

 

Vay, be, yazması bile heyecanlı.

 

Bunu yazarken dahi fizyolojim değişiyor.

 

E, haliyle hükümetin de değişiyor fizyolojisi.

 

İşin ucunda seçimi kaybetmek var.

 

İşte bu nedenle Kılıçdaroğlu’nu tahrik ederek, adayın kim olabileceği konusunda bir açık vermesini sağlamaya çalışıyorlar.

 

En büyük korkuları kanımca İmamoğlu ve Mansur Yavaş.

 

Akşener’in aday olma ihtimali de düşündürüyor onları.

 

CHP’nin bu iki aday olarak adı geçen ismi, hatta biraz da ilginç bir şekilde Türkiye’de seviliyor.

 

Mesela Mansur Yavaş.

 

Ülkücü kökenli.

 

Ama Kürtler de seviyor. (son Van gezisine dikkat edin)

 

Kürtler mesela şöyle düşünüyor…

 

“Ya, bu adam eski ülkücü ama artık yıllardan sonra, yollardan sonra bu hükümetin yaptığı şeyleri yapmaz, medenidir, çağdaştır, insandır, kimseyi fikir suçuyla hapse attırmaz.”

 

İnanın, Türkiye’de seçmenin hisleri çok kuvvetli.

 

Her şeyi çok iyi ayırd ediyor.

 

Türkiye’de eski solcu-sağcı-ülkücü vs. gerilim hattının çözüldüğünü, artık toplumda yeni dinamiklerin olduğunu, seçimin çağdaş ölçütlere uyanlarla uymayanlar arasında geçtiğini biliyorlar.

 

İmamoğlu da çok seviliyor.

 

Her yerde gideri var.

 

Fark etmiyor, ister Diyarbakır’a yollayın, ister Edirne’ye, ister Ardahan’a, Ağrı’ya.

 

Seviliyor.

 

Evet, Kılıçdaroğlu’nun dediği gibi, mesela Selahattin Demirtaş da seviliyor.

 

Demirtaş’ı da Türkler de seviyor.

 

İki kızı, bir eşi var. mazisinde PKK’ya yakınlık olsa bile, onun kişilik olarak silaha vs.’ye pek uymayan biri olduğu toplumda hissediliyor.

 

Esprili, aklı başında biri. Roman filan da yazıyor.

 

E, kardeşim PKK olayının yükünü de bir kişiye yıkamazsınız ki.

 

Demirtaş kendisi kimseyi öldürmüş mü, hayır.

 

Büyük toplumsal olayların sorumluluk ve yükü tek tek kişilere yıkılamaz ki. Di mi?

 

Halk da bunu anlıyor, biliyor.

 

Ama bugünkü asıl konu Demirtaş değil.

 

Millet İttifakı’nın adayı.

 

Ve, işte o aday çokkk kıymetli.

 

Gözümüzün ışığı, canımız vallahi.

 

Çünkü sonuca götürebilir.

 

Bu nedenle de ölüyor hükümet cephesi, bu kişi acaba kim olacak diye.

 

Bu arada…..Ben olsam Kılıçdaroğlu’nun yerinde bu topa girmem.

 

Tek başıma öne çıkmam bu konuda.

 

6’lı Masa’ya atarım olayı.

 

O zaman hükümetteki gerginlik daha da artar.

 

Bu işi hiç kişisel de almam.

 

Yok, bana öyle demişler, yok kimliğimler uğraşıyorlarmış.

 

Hiiiç alınmam.

 

Zaten kurmuşum masayı. Olayı götürüyorum.

 

Arkada durur, tadını çıkarırım ben olsam.

 

Bunlara kimse bir şey ispatlamak zorunda değil.

 

Haaaa, bir de sürtük dendi diye dava açacaklar varmış.

 

Ya, boşverin ya, ne diye alınıyorsunuz.

 

Sürtük diyenle ancak ve ancak siyasi anlamda sandıkta hesaplaşılır.

 

Bunun arası yok.

 

Ayrıca da, ne mahkemesi ya, mahkeme hukuk devletinde olur.

 

HADİ YİNE DÜZELTELİM

 

Şu sözü yine de düzelteyim.

 

AKP’nin Kızılcahamam kampında Erdoğan dün bir konuşma yaptı ve konuşmasının bir yerinde mealen şöyle dedi…

 

“Biz ekonomik olarak çok daha iyi olurduk ama 15 Temmuz ve başka bize karşı yapılan komplolar yüzünden ekonomimizi zarar gördü.”

 

Fazla dallandırıp, budaklandırmadan şunu hatırlamak yeterli bu konuda…

 

Türkiye’de dövizin fırlaması ve bir daha da ekonominin dikiş tutmayacak şekilde tepetaklak olması 2018 senesinde oldu.

 

Rahip Brunson olayı esnasında Trump’ın tutumu ile birlikte döviz dengeleri çok kötü bir şekilde bozuldu.

 

Ardından da bir daha düzelmedi.

 

Sonradan rahip bırakıldı ama artık bir daha ekonomik dengeler oturmadı.

 

Dolayısıyla sorunun müsebbibi ayda dışarda, orda, burda değil, dış politikada idi.

 

Onun sorumlusunun kim olduğu da belli.

 

Safile USUL Twitter

 

 


Yazarın Son Yazıları:
6’li masa magazin vermiyor
Madrid Zirvesini burdan okuyun!
Suçu Özge Pomen’e yüklemeyin