AB İran’a yaklaştı, Erdoğan daha da sıkışıyor

AB İran’a yaklaştı, Erdoğan daha da sıkışıyor
28 Şubat 2013 02:00

Ortadoğu ve Türkiye eksenine azami dikkat çerçevesinde son bazı gelişmelere değinelim bugün… (bilgiler Avrupa basınından)

 

 
 
Safile USUL H&H YORUM

BM çerçevesinde, Almanya ve İran Kazakistan’da İran’ın atom programının müzakere edildiği ve 2 gün süren toplantıyı dün bitirdiler.
 
Toplantıya AB Dışişleri Yüksek Temsilcisi Catherina Ashton da katıldı.
 
Toplantıdan sonra, İran’ın atom müzakerecisi Said Celili AB ve Almanya’nın toplantıdaki tutumunun eskisinden farklı olarak realist olduğu açıklamasını yaptı.
 
Müzakerelerde İran’a hali hazırda uygulanan yaptırımlarda yapılacak gevşetmeler ele alındı. Buna mukabil olarak ise, İran’dan uranyum zenginleştirme faaliyetini % 20 oranına indirmesi talep edildi.
 
Şimdi, bu olay bilindiği gibi çok alengirli bir konu, yani İran ile batı arasındaki ihtilaf uzun süreli bir ajandanın konusu.
 
Ancak burda dikkat edilmesi gereken husus şu Türkiye açısından…
 
Mevcut Hükümet Ortadoğu’da girdiği angajmanları ABD’nin çeşitli yalpalamalarına endeksli olarak yürüttü hep.
 
Örneğin, ABD, sonradan geri adım attığı, ön bir refleksle ilk olarak Suriye’yi yıkmak yoluyla İran’a ulaşmayı istedi.
 
Ama bu olmadı ve bunu daha da zorlayacak bir adım ancak Suriye’ye açık askeri ve karasal bir müdahale olabilirdi, ki, bu noktada ABD bunu yapamayacağını gördüğü için geri adım attı ve ipi gevşetti.
 
Daha sonraki aşamada ise, ABD 2005’de yaptığının aynısını yaptı.
 
Yani…
 
İran ile 2005’de girdiği çok sıcak bir çelişkinin ardından da geri çekilmiş ve topu Almanya’ya atmıştı.
 
O zaman ABD Başkanı olan Bush o aralar Berlin’e bizzat gelip uzun uzun Almanlarla İran görüşmeleri yapmıştı.
 
Hatta o dönemde ben Vatan Gazetesi’nde çalışırken Federal Alman Başbakanlık bürosu ile konuşmuş ve onlardan, Bush’un Alman heyete, “Tamam, ben geri planda kalacağım, İran’la siz görüşün” dediğini öğrenmiştim.
 
Bakın, şimdi Kerry dün Berlin’deydi, ordan da Fransa, İngiltere, İtalya gibi başka bazı Avrupa ülkelerini de ziyaret ettikten sonra Türkiye’ye gelecek.
 
Ki, Kerry yola Türkiye’ye gelmek için çıkmadı.
 
Asıl Almanya’ya gidecekti İran meselesi için.
 
Kerry’nin Berlin ziyareti zamanlamasına dikkat edin, Kazakistan’daki İran toplantısının bitmesine saatler kala.
 
Ve, ardından Berlin’de bir de Rus Dışişleri Bakanı Lavrov ile Suriye konusunu görüştü.
 
ABD ve Rusya arasındaki bağlantıyı sağlayan ise, Almanya idi.
 
Dolayısıyla ve hülasası, ABD Ortadoğu’yu önce sıcak bir ateşle karıştıracakmış gibi durdu, ardından keskin bir geri adım attı ve topu Almanya’ya pas etti.
 
Fakat bu arada aklı bir adım ötesine yetmeyen bizdeki siyasi yönetim ABD’nin Suriye ve İran eksenini kasıp, kavuracağına iman etmiş olduğu için işe balıklama dalarak, Suriye ve İran’daki yönetimleri cihan savaşı çıkarmaya amade bir güç gibi tam karşısına alarak Türkiye’yi Suriye, İran ve Rusya başta olmak üzere birçok ülkenin hedefi haline getirdi ve Türkiye milli sınırlarını olağanüstü tehdit eden bir güvenlik krizinin tam içine girmiş oldu.
 
Sonra da, ABD’nin İran’a karşı kur değişikliğine giderek tedbirli  bir pozisyon alması neticesinde İran ve Suriye yönetimleri karşısında tamamen tek başına kaldı ve çok daha fazla Suriye, İran atağının hedefi haline gelebilecek bir durumu düşürdü Hükümet partisi Türkiye’yi.
 
Üstelik, mesela, Kerry şimdi Almanya’da ve Türkiye’ye geldiğinde Erdoğan ve ekibi ile sadece yüzeysel, suni ve tamamen içi boş bir şekilde konuşacak, Almanya’da yaptığı görüşmelerin içeriğini bile anlatmayacak Erdoğan’a.
 
Hükümet’e yakın basın ise bol bol , “Kerry Erdoğan’ın gözlerinden ve karizmasından eridi, heyecandan hünkar beğendiyi doğru dürüst kaşıklayamadı” filan gibi yayınlar yapacak.
 
Neyse, biz aklı başında kalalım ve inşallah birgün yine ülkemizin aklı başında bir rotaya girecek olmasını umut edelim.
 
Bu arada, bizim stratejik derinlikli dışişleri bakanı nerde, hiç haberi çıkmıyor bu aralar.
 
not: Twitter, facebook, Linkedin davetleri alıyorum ama ben şu ana kadar hiç kullanmadım bunları ve nasıl kullanılacağını dahi bilmiyorum. Mesela ısrarla gelen 4. davet sonrası filan yazıyorum bunu ama ben bilmiyorum gerçekten bu işleri. Bir tek benden küçük bir kuzenimden bir Linkedin davetine evet demiştim, (ablalık sorumluluğu kapsamında)ama onu da yarım bıraktım. ben şimdilik bu işlere girmeyeyim. Yoksa gelen davetlerin çoğu çok değer verdiğim ve kendilerinden çok şey öğreneceğim insanlar.


Yazarın Son Yazıları:
İran’da buluşmasalardı daha iyi olurdu
Bir dahaki Cumhuriyet Hükümeti’ne bir rica
İmamoğlu, sistem kurdum, diyor