Zabıta

Zabıta
18 Eylül 2019 17:30

Bursa Tahtakale’de AKP’li Osmangazi belediyesinin zabıtaları köyünden getirdiği sebze meyveyi satmak isteyen 80 yaşındaki teyzenin ürünlerine el koyup, kadıncağızı ezip, “püskürtmüşler”.

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 
Bu hükümet döneminde ben artık bunların zabıtasından nefret eder hale geldim.

 
Eskiden benim kafamda son derece normal bir zabıta algısı vardı.

 
Bu hükümet dönemindekileri ise, İngiliz işgalcisiymiş gibi görüyorum.

 
Bunlar çünkü Türk tarımından, onun üreticilerinden, onun ürünlerini satanlardan nefret ediyor.

 
Bunu senelerdir, yüzlerce kez gördüm, gözlemledim.

 
Bunlar her yerde toprak ürünü satan köyden veya şehirden vatandaş kovalıyor.

 
Zerzevatçı canavarı bunlar aynı zamanda.

 
Ki, ben zerzevatçıları o kadar çok severim ki.

 
Sadece zerzevatçılar değil, Türkiye’nin en ayrıcalıklı yüzünü gösteren her renkten toprak ürünleri benim gurur kaynağım.

 
Dolabımda bunlar olmazsa ben bir evde yaşıyor olmam.

 
Bunlar benim için Türkiye’nin gücü, sıcaklığı, sevgisi, markası, madalyası, şampiyonluğu.

 
Bu ürünleri üreten, taşıyan, satan herkes de benim için çok çok değerli.

 
Değil bunları kovalamak, bunları korumaya almak en büyük 22. yüzyıl vizyonlarından birisi siyasi ve toplumsal olarak.

 
Ama işte, Arap çölleri ruhlu bir siyasi iktidar aynı zamanda toprak ve toprak ürünlerimize hor baktı.

 
Onları üretip, satanları ise, devlet gücü ve zoru cenderesine soktu. Eziyet ediyor onlara.

 
Bu sebeple, zabıtaysanız yanıma yaklaşmayın.

 
Çok feci sinrleniyorum.

 
İşte, şunu diyeceğim ki…

 
Ekrem İmamoğlu zabıtada değişiklik yapacağını açıkladı.

 
Bunu yaparsa bizim ruhumuzun bir odasını daha kurtarır.

 
Bu yeni zabıtaya alınacaklarda toprak ve ürünleri sevgisi olmalı, köylü, üretici ve toprak ürünü satıcısına saygı beslemeli ve köylümüze, zerzevatçımıza “Bilmemne gavuru” gibi eziyet etmemeli.

 
BU DOĞRU DEĞİL

 
Kemal Kılıçdaroğlu, HDP Diyarbakır binası önünde oturan annelerin yanına giden bu beceriksizlik ve baş belası politikalar merkezi siyasi iktidar bakanlarına yönelik olarak mealen şöyle dedi…

 
“Siz bakan olarak niye orda oturuyorsunuz, sizin göreviniz o gençleri dağdan getirmek.”

 
Şimdi, Kılıçdaroğlu’nun bu sözleri doğru değil…

 
Bu hükümetin bakanları orda otursun, oturmasın, beni hiç ilgilendirmiyor.

 
Otursa ne olur, oturmasa ne olur.

 
Ama…

 
Kılıçdaroğlu boş ifadeler kullanıyor.

 
Zira…

 
Devletin o gençleri dağdan getirmeye çalışmasının iki yolu var…

 
1-Silahla, tankla, topla orda PKK ile savaşmak ama bu yolla o gençler dağdan sağ dönmez
2-PKK ile masaya oturup, pazarlık etmek ve değiş tokuş yapmak, yani o gençler karşılığında bazı hapisteki PKK’lıların serbest kalması filan gibi
Kılıçdaroğlu bunlardan hangisini önermiş oluyor şimdi?

 
Bir düşünelim.

 
Şimdi, bir de…

 
Diyarbakır’daki olayın CHP açısından sahip çıkılması gereken bir yönü vardır ve o şudur…

 
Yaşı çok ufak ana baba kuzularını HDP aracılığı ile kurtarmaya çalışmak.

 
Bu aileler zaten çocuklarının dağa çıkmasında HDP bina vs. altyapısının kullanıldığını söylerken bunu kafadan atmıyorlar.

 
Biliyorlar, şahit olmuşlar bazı şeylere.

 
Kaldı ki, HDP de bir açıklama yapıp, “Bizim dağa götürülen gençlere, çocuklara aracı olduğumuz doğru değildir” demedi.

 
Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nun bu çıkışını hiç ama hiç doğru bulmadığım gibi, hiç sempatik de bulmadım.

 
Hepimiz insanız, siyasetteki her söz bunu yansıtmalı, bunsuz siyaset de olmaz.

 
Söz konusu olan 12, 13, 14 vs. yaşında dağa yollanmış çocuklar, bunlar reşit bile değil ve bunların anne-babaları ağlıyor.

 
ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ

 
Ankara Büyükşehir Mansur Yavaş’ın talimatıyla AOÇ’nin kiralanan topraklarını ihaleyle aldı.

 
Hiç olmazsa bir parçası kurtulmuş olacak AOÇ’nin.

 
Bundan dolayı çok sevinçliyim ve Mansur Yavaş’a şükran doluyum.

 

 

Safile USUL Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
İç politika bitti
Mecbur muyuz?
Bahçeli’nin bu kayığına binen olmadı