Yerel yönetimler, samimiyet ve adalet

Yerel yönetimler, samimiyet ve adalet
3 Eylül 2013 11:33

Ey Yüce Türk İslam alemi! Bu yazımızın konusu yerel yönetimler, samimiyet ve kısaca adalet hakkında olacaktır.

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

ALLAH size insanlar arasında hükmettiğiniz zaman, adaletle hükmetmenizi emreder. (Kur’an-ı Kerim)
1- Hz. Muhammed (S.A.V.) Hadis-i Şerifte şöyle buyuruyorlar: ”Sizden biriniz kendisi için arzu edip istediğini mü’min kardeşi için de istemedikçe kamil mü’min olamaz.”

 

2- Hadis-i Şerif ”Doğruluk insanı iyiliğe iyilik de Cennete götürür. Kişi doğru söyledikçe, Allah katında sıddık derecesine yükselir. Yalan söylemek kötülüğe, kötülük de Cehenneme götürür. İnsan yalan söyleye, söyleye Allah katında yalancılar defterine yazılır.” buyurmuştur. Toplumda, zulme yol açan gayr-i meşru (Haram) kazanç şekillerinden biri de rüşvettir.

 

Olgunlaşmış, kemale ermiş bir mü’minin kalbinden hiç bir zaman Allah korkusu eksik olmaz ve bencil olamaz. Çünkü o, nerede olursa olsun, küçük ve büyük, iyi ve kötü bütün yaptığı faaliyetlerden bir gün Allah’ın huzurunda hesaba çekileceğine, yapılan en küçük bir iyiliğin mükafatsız, en ufak bir kötülük ve haram yollarla elde edilen kazançların da cezasız kalmayacaklarına inanmıştır. Onun için kalbi daima bunlarla meşgul olur, zihninde daima bunları düşünür; düşündükçe Allah korkusundan yüreği sızlar vicdan azabı çeker, kalbi titrer, gözleri yaşarır, gözleri yaşardıkça da, Allah’a olan sevgisi, muhabbeti kat kat artar. İşte bu sevgi ve bu aşkla Allah’ın bütün emirlerini sadakatle, ihlasla eda etmeye çalışır ve haram kıldığı faaliyetlerden kaçınır.

 

Emevi Halifelerinden Ömer İbn-i Abdülaziz: ”Hediye, Resulullah zamanında hediye idi. Bugün ise rüşvet olmuştur.” demiştir. Bazı devletlerin yıkılış ve gerileme devirlerinde rüşvetin ne derecede yayıldığı ve ne kadar değişik isimler aldığını okurken, Ömer İbn-i Abdulaziz’in sözündeki inceliği takdir etmemek mümkün değildir.

 

Hekimsiz, hakimsiz bir memlekette ikamet etme:

 

Sağlığın güvencesi hekim, adaletin güvencesi ise hakimdir. Bu ikisinin olmadığı ya da iyi yürütülemediği bir ülkede haksızlık, adaletsizlik insanı orayı terk etme bnoktasına getirir.
Milli ve manevi değerlere bağlı Saygıdeğer Akçakaleliler!

 

Yalan ve iftira, dinimizin ve Yüce Türk İslam kültürünün, şiddetle yassak ettiği fenalıklardan birisidir. Yalan, kötülüklerin anasıdır. Yalan, ya pek çok kötülüğe doğrudan sebep olur veya kötülüklerin yapılmasını kolaylaştırır.

 

Toplumların ahenk ve huzur içinde yaşaması ile adaletin çok yakın bir ilgisi olduğu malumdur. Nitekim bir ülkenin payidar olabilmesi için, adaletin şart olduğu beyan edilmiştir. Adalet demek, en basit tarifle ”Suçlunun ceza görmesi, haklının da hakkını alması” demektir. Halbuki yalan, kararlarıyla adaleti gerçekleştirecek olan hakimi şaşırtır. Haklının haksız gibi işlem görmesine, suçlunun, ceza görmemesine sebep olabilir. Bu tür faaliyetlerde toplumu karıştırır; huzursuzluklara yol açar. Bundan dolayı yalancı şahitler adaleti engelleyen, toplumu karıştıran insanlardır. Hac Suresinin 80. ayetinde putlara tapmaktan ve yalan şahitlikten kaçınmamız emredilmiştir. Böylece kötülükler de kendi kendine azalmış olur.

 

Mahalli seçimlerin yaklaşması münasebetiyle, haksız (haram-rüşvet) kazanç elde etme dedikoduları başlamıştır. Bazı sanayi ötesi toplum ülkelerinin geçici memnuniyetçilik politikalarına karşılık, Türkiye’de ki, piyonları tarafından ruhunda, Allah korkusu, vatan sevgisi olan, cüzdan muhasebesi yapmayan ve milli benliği olan yerel yönetim adaylarının seçilmesini engelleyip, kendi hegemonyalarına girecek adayların seçilmesi için, maddi-manevi her türlü tavizi vermekten kaçınmamaktadırlar. Yine, bazı sanayi ötesi toplum ülkelerinin gönlündeki plan, Akçakale’de gelecek vaad eden modern tarımsallaşma yerine, menfaat tohumlarını ekmektir. Tarihi, Allah korkusu ve vatan sevgisi ile dolu olan, saygıdeğer Akçakale halkını, 60 ayda bir, yalnız 30 günlük geçici memnuniyetçilikle kandırıp hegemonyasına alamazlar. Tarih yalan söylemez; Akçakale geçmişinden günümüze kadar her zaman, milli ve manevi değerleri maddiyatın üstünde tutarak faaliyet gösterip, vicdan muhasebesi yapmıştır. Akçakale’ye menfaat tohumu ekmeye çalışan ihanet şebekesi ve gafil zihniyetine haiz olanların, piyonları bunun bilincinde olup farkında mıdırlar?

 

Akçakale halkının, mahalli seçimlerde parasal faaliyetlerde bulunan ve seçilirsem, kişiye özel, Allah’ın ve Türkiye Cumhuriyeti yasalarının yasakladığı vaatlerde bulunup şunu şunu yapacağım sözü veren, yerel yönetim yöneticisi olarak seçilen insan da, Allah korkusu ve vatan sevgisi olduğundan, ayrıca samimi bir Akçakale evladı olduğundan bahsedebilir misiniz? Ruhunda Allah korkusu, vatan ve Akçakale sevgisi olan bir insan bu tür faaliyetlerde bulunur mu? Müslüman isek Müslümanlığımızı, vatansever isek vatanseverliğimizi yapmalıyız. Riyakarlık yaparak Müslümanlık ve vatan sevgisi olamaz. Yüce Türk İslam alemi ve Akçakale halkı olarak! Haram faaliyetlerde bulunan riyakarların işledikleri suçlara ortak olmamak için, bu ahlaka sahip kişilere destek olup, sorumluluk vermemeliyiz.

 

NOT: Allah’tan dileğim: Tüm siyasi parti yetkilileri, bu yazımızı okumaları ve cüzdan muhasebesini vicdan muhasebesinin üstünde tutan riyakarları aday göstermemeleridir. Riyakar olan insan, menfaat karşılığı her türlü tavizi veren insan demektir.

 

Vatan toprakları uğruna şehit olanları ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü rahmetle, gazileri minnetle anar, hastalara şifa-i şerifler dileriz.

 

ÖZDEYİŞLER:

Rüşvet kapıdan girince insaf (iman) bacadan kaçar.

Gücün zorbalık yaptığı yerde, adalet uşaklık eder. (Herbert Spencer)

Para her kapıyı açar diyenlerin Para için çalmayacakları kapı yoktur.  (Sir George Saville)

İnsanların güvenini kaybetmektense, para kaybetmeyi tercih ederim. (Robert Bosch)

Adaletin olmadığı yerde, ahlaktan bahsedilemez.(Mahatma Gandhi)

Adaletsiz rejimi, adaletle yıkınız. (Mahatma Gandhi)

Para ile alınan sadakat, daha fazla para ile mağlup edilebilir. (Seneca)

Kazanmadan önce hak ettiğinize inanın (Mike Ditka)

İslamın şarı beş, altıncısı insaf demişler.

Adalet güçlü, güçlüler de adil olmalıdır. (Blaise Pascal)

 

Hadis-i şerifler, Rüşvet ve Ömer İbn-i Abdülaziz sözü kaynakçası:

T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı yayınları Yayın No: 207

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Türk İslam geleneğinde Mevlid-i Şerif
Ekonomik terörle mücadele ederek, Cumhuriyeti payidar kılalım!
Ziraatçı Mustafa Amca’dan sağlık tavsiyeleri