Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı

Yasama sorumsuzluğu ve dokunulmazlığı
25 Mart 2016 17:40

Mevcut Anayasa, hem yasama sorumsuzluğunu, hem de yasama dokunulmazlığını düzenlemiştir (Madde:83). Ancak kamuoyunda çoğu zaman yasama sorumsuzluğu ile yasama dokunulmazlığı karıştırılmaktadır.

 

 

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

Yasama Sorumsuzluğu :

 

 

 

Milletvekillerinin yasama faaliyeti sırasında sarf ettikleri sözlerden, açıkladıkları düşüncelerden ve verdikleri oylardan dolayı herhangi bir hukuki veya cezaî takibata uğramamaları, yasama sorumsuzluğudur. Bu sorumsuzluk sayesinde, milletvekillerinin hukuki veya cezaî hiçbir şeyden çekinmeden düşüncelerini serbestçe açıklamaları ve vicdanlarına göre oy kullanmaları mümkündür. Böylece çok sıkça vurgulanan “milli irade”, parlamentoda serbestçe sağlanmış olur.

 

 

 

Yasama sorumsuzluğunu, Anayasa’nın lafzi düzenlemesine bakıp sadece TBMM çatısı altındaki faaliyetlerle sınırlı tutmamak lazımdır. TBMM dışındaki (örneğin milletvekillerinin seçim bölgelerindeki) açık veya kapalı alanlardaki düşüncelerin serbestçe ifade edilmesi de yasama sorumsuzluğu kapsamındadır. Esasen böyle özel bir düzenleme olmasa bile, yine Anayasa’nın ve tarafı olduğumuz başta Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi olmak üzere, uluslararası sözleşmeler gereğince de düşünce ve ifade özgürlüğü bunu sağlamaktadır. Ancak Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmelere rağmen, ülkemizde fiilen düşünce ve ifade özgürlüğü sadece yandaşlar ve iktidardan nemalananlar için uygulandığından, muhalif sıradan vatandaşlar, gazeteciler ve aydınlar, soruşturma ve yargılamalardan kurtulamadıklarından, milletvekillerinin Anayasa’da özel düzenlemeler yapılması talepleri anlaşılır ve makuldür.

 

 

 

 

Anayasa’nın öngördüğü, parlamentodaki partilerden CHP’nin ve HDP’nin ısrarla savundukları ve “kürsü dokunulmazlığı” olarak da ifade edilen dokunulmazlık, işte bu “yasama sorumsuzluğu”dur. İktidar partisi AKP’nin ve MHP’nin bu konuda kafalarının çok karışık olduğu anlaşılıyor. AKP iktidarda olduğu sürece, dokunulmazlığın yasama sorumsuzluğu veya kürsü dokunulmazlığı ile sınırlı olmasını istemedi. Bu partinin istediği, esasen aşağıda açıklanacak “yasama dokunulmazlığı”dır. Ancak son zamanlarda özellikle HDP’ye mensup milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılıp “tarafsız ve bağımsız” yargının eliyle itibarsızlaştırılmaları, bu partinin meclis dışına itilerek, mahkemeden mahkemeye koşarak yargılanmaları ve belki de özel yetkilendirilmiş Sulh Ceza Yargıçları eliyle tutuklanmaları için yapılan bir hamle olduğu anlaşılıyor. Yani 1990’lı yılların hafızalara kazınan hukuksuz, iğrenç görüntülerinin yeniden yargı eliyle yaşanması isteniyor. Güç zehirlenmesi böyle bir şey olmalı…

 

 

 

Yasama Dokunulmazlığı :

 

 

 

Fransız ihtilalinden sonra toplanan Fransız Kurucu Meclisi tarafından, 1790 tarihli bir kararname ile meclis üyelerinin, meclis kararı olmadan ve suçüstü hali hariç, tutuklanamayacağı öngörülmüştür. Bu durum da elbette bir ihtiyaçtan kaynaklanmıştır. Milletvekillerinin (suçüstü durumu hariç) soruşturma veya tutuklanma endişesi olmadan, serbestçe yasama faaliyetlerinde bulunmaları amaçlanmıştır.

 

 

 

Mevcut Anayasa’nın aynı maddede düzenlediği ikinci husus, “yasama dokunulmazlığı”dır. Milletvekillerinin suç işlediklerinden bahisle, parlamentonun izni olmadan, gözaltı veya tutuklama gibi işlemlerin yapılamayacağı anlamını taşıyor. Burada yasama sorumsuzluğundan farklı olarak, milletvekilinin suç işlediği kabul edilmesine rağmen, hakkında ceza yargılamasının yapılmasına izin verilmemektedir.

 

 

 

Anglo Saskon (İngilizce konuşan ülkeler) hukuk sisteminde (ABD, Avustralya, İngiltere, İrlanda ve Kanada gibi), yasama dokunulmazlığı cezaî alanda değil, sadece hukuki alanda geçerlidir. Yani parlamento üyelerine sadece borçlarından dolayı tutuklanmama güvencesi getirilmiştir. Ancak günümüzde borçlarından dolayı kimse tutuklanmadığına göre, bu ülkelerde yasama dokunulmazlığı fiilen yoktur.

 

 

 

Kıta Avrupa’sı Hukuk Sisteminde ise (Almanya, Avusturya, Belçika, Danimarka, Fransa, İsveç, İsviçre, İtalya, Yunanistan ve Türkiye’nin de dahil olduğu ülkelerde), yasama dokunulmazlığı özellikle cezaî alanda geçerlidir. Yani parlamenterler işledikleri suçlardan dolayı tutuklanamazlar ve yargılanamazlar. Ancak hukuk davası açılıp tazminat istenebilir (Hollanda ve Yeni Zelanda gibi ülkeler- de halkın tepkisi nedeniyle yeni Anayasalarında ceza alanındaki bu dokunulmazlık zırhı kaldırılmıştır).

 

 

 

Kıta Avrupa’sında bile, milletvekillerine Türkiye kadar geniş bir zırh sağlayan ülke yoktur. Bu nedenle, bu ülkelerde dokunulmazlık fiilen “kürsü dokunulmazlığı” olarak da ifade edilen yasama sorumsuzluğu ile sınırlı tutulmaktadır.

 

 

 

Yargılama Yöntemi :

 

Yasama dokunulmazlığı Anayasa’dan tamamen kaldırıldığı zaman, özellikle muhalefete mensup milletvekillerinin hemen her gün Türkiye’nin değişik yerlerindeki mahkemelere taşınmaları, böylece yasama faaliyetlerinin aksa2 ması kaçınılmaz olacaktır. Bu nedenle, milletvekillerinin yasama sorumsuzluğu dışındaki cezaî sorumluluklarını içeren yargılamaların kesinlikle Yargıtay’da, bu konuda oluşturulacak uzmanlaşmış bir Ceza Dairesi’nde yapılması gerekir. Böylece milletvekilleri Ankara’dan ayrılmamış, Meclis’e yürüme mesafesindeki Yargıtay’da, yerel mahkemelere göre daha uzman bir mahkemede ve siyasi baskılardan uzak bir şekilde yargılanmış olurlar.

 

 

 

Parlamentoda çoğunluğa sahip olan iktidarlar, siyasi nüfuzlarını kullanarak veya siyasi tuzaklar kurarak, özellikle muhalefete mensup milletvekillerinin yasama faaliyetine katılmalarını engellemeye ve bu milletvekillerini siyasi alanın dışına itmeye çalışabilirler. Esasen 1790’dan beri 226 yıldır yürürlükte olan yasama sorumsuzluğu, tam da bu sakıncaları önlemek için getirilmiştir. Türkiye, maalesef 1790’ların Avrupa’sının gerisine düşme tehlikesi ile karşı karşıyadır. Bu nedenle, yasama dokunulmazlıkları tamamen kaldırılabilir. Ancak meclis içinde ve dışındaki düşünce ve ifade özgürlüğünü içeren yasama sorumsuzluğu (kürsü dokunulmazlığı) mutlak olarak korunmalıdır.

 

 

 

Türkiye’nin dönemsel ve siyasi hesaplara kurban edilecek geçici düzenlemelere değil, mutlak yasama sorumsuzluğunun tesisine ve kalıcı olarak yasama dokunulmazlığının Anayasa’dan çıkarılmasına ihtiyacı vardır.

 

 

 

(*) Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı

 

 

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız