Ya hapishane ile mezarlığı ya da özgürlüğü tercih edeceksiniz

Ya hapishane ile mezarlığı ya da özgürlüğü tercih edeceksiniz
26 Aralık 2016 09:33

Şark kurnazlığı ile adına Cumhurbaşkanlığı Sistemi anayasa paket taslağı denilen narsist/paranoyak neronist başkanlık sisteminden bahsediyorum.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Şu an TBMM’de Anayasa komisyonunda iktidar ve onun yamalı yedek lastiği zavallı MHP ile karşıtları CHP milletvekilleri arasında şiddetli kavgalarla görüşülüyor.

 

Türk milletini teslim alıp bir ailenin emrine verecek olan bu başkanlık sistemine karşı her türlü kavgayı vermek İstiklal Harbi yapmak kadar yaşamsal öneme sahiptir.

 

Çünkü İstiklal Harbi ile Anadolu emperyalist düşman işgalinden temizlenmiş ve 632 yıllık aile saltanatına son verilerek milli hakimiyet kurulmuştur, yani yetki Türk milletine verilmişti.

 

Şimdi bu başkanlık sistemi denilen narsist/paranoyak neronist yönetim tarzı-içeriğinden anlıyoruz-milli hakimiyeti yani milletin gücünü ilga edip tek bir aileye devrediyor.

 

Geriye dönüş.

 

Padişahlık sistemi.

 

Astığım astık, kestiğim kestik!

 

Devlet benim despotluğu!

 

Kanun benim narsistliği!

 

Mülk benim tanrıcılığı!

 

Sizler yurttaş değil, hepiniz benim kullarımsınız, ben yeryüzünde Allah’ın gölgesiyim putçuluğu!

 

Hepiniz benim ve aile bireylerimin önünde secde eder gibi saygı göstereceksiniz.

 

Ve bir sürü 7.yüzyıl yabanıl-vahşi-Arap paradigması.

 

İşte TBMM’nin önüne sürülen narsist/paranoyak neronist başkanlık anayasa teklifinin Türk milletini getireceği acımasız düzlemler ve daha bir çoğu bunlardır.

 

Yani, Tanrı korusun bu neronist sistem geldiği taktirde Türk milletinin başına gelecekler çok korkunç olacaktır.

 

Hapishaneye gönderileceğiz!

 

Hastalıklarımızdan dolayı-sağlığımıza bakılamadığı için-mezara gideceğiz!

 

İşimizden atılacağız.

 

Mal varlıklarımıza el konulacak.

 

Keyfi olarak karakola ve savcılığa çağrılıp psikolojik baskıya maruz kalacağız.

 

Özgürce konuşamayacağız.

 

Özgürce ve düşündüklerimizi yazamayacağız.

 

Doğanın akışına uygun olarak yaşayamayacağız, sabahın köründe biz ve çocuklarımızda okula gitmek üzere yollara düşeceğiz ve böylece uykuda salgılanan büyüme hormonları kesilmiş olacağından yavrularımız yeterli büyümeyip ve zeka gelişimini tamamlayamayacak, sapık Arapçılık zihniyeti nedeniyle.

 

Saatlerin uygar Batı’dan uzaklaşıp çöl Araplarının saatine uydurmak bile bunların uygulamalarının hepsinde olduğu gibi Cumhuriyet rejimine karşı bir rövanş Şeriat’e döneceğiz iletisidir halka.

 

Şu anda başkanlık sistemi olmadığına göre bu herifler suçsuz yere masum insanları hapishaneye, mezara göndermediler mi, işlerinden atmadılar mı, mal varlıklarına el koymadılar mı, kızdığında padişahın tepesi attığında yazan çizen konuşan insanları karakola ve savcılığa getirtip mobbing(psikolojik baskı) uygulamadılar mı, kendi mülkleriymiş gibi Anadolu topraklarını Araplara peşkeş çekmediler mi, dünyanın en akıl dışı ülkesinin bile asla ve katiyetle kabul etmeyeceği tarzda milyonlarca başıboş Arap çopurunu hicret-ensar yutturmacılığı altında Türkiye’ye yerleştirip taammüden Türk nüfus oranını aşağıya çekme çirkinliğini bunlar yapmadılar mı, hırsızları suçüstü yapan savcı ve yargıçları sürgüne gönderen veya işinden atanlar bunlar değil miydi, Türk ordusunun üst düzey subay ve generallerinin yüzlercesini fetö ile birlikte yıllarca kodeste yatırıp daha sonra 15 Temmuz naylon darbe tiyatrosu ile binlercesini ordudan atanlar bunlar değil miydi, hırsızların üstüne giden binlerce polisi Emniyet teşkilatından bunlar atmadı mı, iki yüz yıllık, yüz elli yıllık şanlı mazimizin eserleri olan askeri okulları kapatıp binlerce askeri öğrenciyi kapı dışarı eden bunlar değil miydi vs.?

 

Yüzlerce böyle Türk devletinin temellerini sarsıcı uygulama var.

 

Değil mi, bunlar başkanlık sistemi olmadan yapılan uygulamalar.

 

Başkanlık sistemi gelince Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ne hale geleceğini düşünmek istemiyorum bile.

 

Neden?

 

Bakın, bu herifler bir şeyi keşfettiler.

 

Keşfettikleri Türk milletinin tarihsel genlerinden gelen devlet yöneticilerine yaptıkları hatalı uygulamalarda bile karşı koymayan uysallığı ve sivil ve askeri bürokrasinin korkaklığıdır.

 

Şimdi bu herifler diyorlar ki, Türk milletinin ve Türk devletinin sosyolojik yapısına dair çok önemli noktaları tespit ettik, dolayısıyla hele başkanlık sisteminden sonra planladığımız tüm uygulamaları korkmadan çekinmeden gerçekleştireceğiz.

 

Herifler bütün okulları imam hatip yaptılar.

 

Çocukların kafalarını Arap hurafeleri ile dolduruyorlar çünkü bu okullarda okutulan dersler gerçek anlamda İslam’ı yansıtmıyor, Muaviye sonrası uydurulan İslam’ı anlatıyor; bu da çocuklarımızın zeka seviyesini olumsuz yönde etkiliyor-kimse yanlış anlamasın, bu satırların yazarı hem imam hatip hem de ilahiyat fakültesinde bir çocuğunu okuttu-

 

Arap hurafeleri bilgi olarak kabul edilseydi, bugün tüm İslam ülkelerinin hali perişan olmazdı ve bilgi üretilen coğrafyalar olurdu.

 

Siz hiç Arap ülkelerinden insanlığa mal olmuş, bir buluş ve biliminsanı çıktığını gördünüz mü?

 

Hayır çok istisnalar dışında vaki değildir ve bu istisna olanlarda hurafe Arap paradigmasından kendilerini kesin olarak uzaklaştırmış olanlardır.

 

Tarihte de bu böyle olmuştur, örneğin İbn-i Sina, Farabi, İbn-i Haldun gibi bilime damgasını vurmuş bilginler hurafe Arap paradigmalarından kendilerini uzaklaştırmış olanlardır.

 

Bu herifler neden Muaviye saptırmalarına dayalı hurafe Arap paradigmalarının okutulduğu imam hatip sayısını çoğaltıyor dersiniz?

 

Tek nedeni var, o da biatçı bir nesil yetiştirerek kendileri ile birlikte sülale boyu iktidarda kalmak için.

 

Zira, bünyesinde var olmayan Sultanlığı İslam dünyasına yutturan ve bu uğurda on binlerce hadis uydurtan-hadis uydurmak için kiralık adamlar tutmuştu-Muaviye’den başkası değildi.

 

Şimdi bu herifler aynen Muaviye yöntemini izleyerek Büyük Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tekrar sultanlığa döndürmek istiyorlar ebedi hükümranlık için.

 

Bu herifler Türkiye’yi Araplaştırmak için yıllardan beri yukarıda belirttiğim Türk milletinin ve Türkiye’nin askeri ve sivil bürokrasisine ait sosyolojik zafiyeti çok iyi tespit ettikleri için her türlü gayreti gösteriyorlar.

 

Bunlardan biri de milyonlarca Arabı-3 milyon deniyor ama bana göre 5 milyondan aşağı değil-sığınmacı adı altında Türkiye’ye yerleştirip topraklarımızı savaşmadan işgal ettirdiler.

 

Bu sığınmacıların içinde yüz binlerce teröristlik yapacak ruh hastaları vardır ve en son olarak Halep’ten Suriye ordusunun zaferi dolayısı ile kaçırılıp getirilenlerin çoğunluğu kendi devletine karşı savaşmış olan oranın hainleridir.

 

Biz nasıl PKK’lı teröristlere hain diyorsak, onlarda Suriye’nin hainleri.

 

İşte bu sığınmacılar Türk milleti için milli güvenlik sorunudur ve bir gün Türk milleti ülkesini, kendini, Atatürk’ün bize emanet ettiği Cumhuriyet’i, demokratik özgürlüğünü savunmak zorunda kalınca bu teröristlerin Türk milletine karşı savaşmak üzere kullanılmayacağını kim garanti edebilir?!

 

Arapların nüfus oranı şimdiden yüzde 7-8’e çıktı ki, vatandaşlık verildiğinde en az elli milletvekili TBMM’ye gönderilecek seviyededir.

 

Şu yazacaklarımı komplo teorisi olarak sakın algılamayın.

 

Bu kadar Arap sevicilik olunca yakın gelecekte eğer başkanlık sistemi de gelirse, cumhurbaşkanı yardımcılardan biri ve Genel Kurmay Başkanı kendi devletine isyan etmiş bir Arap getirilebilir.

 

Çünkü herifler Türklük kavramını Anadolu’dan silip atmak için insanüstü bir gayretle çalışıyorlar.

 

Milyonlarca kömürcü-makarnacı taifesi ve korkak çekingen sivil ve askeri bürokrasi yapısı nedeniyle bunların hepsi başkanlık sistemiyle olur ve bir gün bir başkanlık kararnamesi ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin adı Anadolu İslam Devleti olur.

 

Ardı sıra Atatürk’ün Cumhuriyet devrimleri toptan kaldırılarak, geriye dönüş harf inkilabı ile birlikte çöl Arap’ı yasaları yönetim tarzı olarak ilan edilir.

 

Ortadoğu’da yeni bir krallık.

 

Kral öldü, yaşasın kral!

 

Padişahım sen çok yaşa!

 

Bu nedenle bu narsist/paranoyak neronist anayasa taslağına karşı öncelikle TBMM’de çok etkin bir mücadele verilerek orada önlenmeli.

 

Bu olmadığı taktirde halk oylamasında bu neronist sisteme karşı gerek Meclis içi gerekse Meclis dışı siyasal partiler bir araya gelerek kol kola mücadele verilmelidir.

 

Halk oylamasına kaldığı taktirde bunu bir CHP meselesi olarak değil, tüm milli-ulusal güçlerin direnişi olarak mücadele edilirse daha başarılı sonuçlar alınır.

 

AKP bu konuda halkın beynini yıkamak için kitapçık hazırlayacakmış.

 

Milli-Ulusal güçlerin de halkı aydınlatmak için kitapçık hazırlaması ve gerekirse bu hususta açılacak bir banka hesabında yardım kampanyası başlatılmalıdır.

 

Örtülü ödenek ve iktidar gücü nedeniyle yandaş işinsanlarının AKP’yi paraya boğacağını bildiğimiz için milli-ulusalcı güçlerin yardım kampanyası toplamaktan başka çaresi bulunmamaktadır.

 

Bir de benim önerim, bu neronist dayatmaya karşı CHP grup kararı ile oylamaya katılmamalıdır.

 

Hatta bu padişahlık rejimine karşı olan MHP milletvekilleri ile MHP’den ihraç edilen diğer milletvekilleri de oylamaya katılmamalıdır.

 

Tüm onurlu vatansever milletvekillerini tenzih etmekle beraber, AKP’nin bu durumda muhalif milletvekillerine bedeli mukabilinde kement atmaya uğraşacakları kesindir çünkü heriflerin on beş yıldır çalışma yöntemi böyle.

 

Bahçeli’nin köleleri ile AKP’ninkiler karşı karşıya kalıp,Tanrı’nın yardımı ile ret çıkarsa birbirlerini suçlayıp dursunlar.

 

Bir de bunun diğer yararı milliyetçilik ve ülkücülük naraları ile temiz Anadolu insanının duygularını sömürüp oy alarak milletvekili olup, bu gücü Türk karşıtlarına kim destek verdi, millet bilsin diye.

 

Milliyetçilik ve ülkücülük naraları ile milletvekili olan ama Türk karşıtlarına destek verenler nefesler tende oldukça şiddetli nefretle kınanacaklardır.

 

Şu nu da unutmamak gerekir ki, bu neronist dayatma gerçekleşirse, bundan sonra olunacak milletvekilliği mahkeme mübaşirliği veya zabit katipliği seviyesine düşecektir.!

 

Bu demokratik mücadele ‘’Ya istiklal ya ölüm’’ gerçeği ile vücut bulan tıpkı bir İstiklal Harbi gibi kutsaldır ve yukarıda açıkladığım nedenlerden dolayı Türk milletinin var olma yok olma sorunudur.

 

‘’Ya hapishane ile mezarlığı ya da özgürlüğü tercih edeceğiz.’’

Nokta.

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Her diktatör akıl hastasıdır
Cumhuriyet’in fabrika ayarlarına dönülmedikçe Türkiye ittifakı kurulamaz
Mansur Yavaş ivedilikle İ.Melih Gökçek dönemini yargıya ve kamuoyuna taşımalıdır