Y-CHP’nin gizli ajandası; TESEV’in raporları

Y-CHP’nin gizli ajandası; TESEV’in raporları
18 Kasım 2012 23:30

BDP Eşbaşkanı Selahattin Demirtaş’ın “Öcalan’ın heykelini dikeceğiz” açıklamasından sonra, Başbakan, neden BDP’ye “Güneydoğu’nun CHP’si” benzetmesi yapma ihtiyacı hissetti? AKP iktidarının özellikle de CHP’nin geçmişi ile uğraşmasının bir nedeni olmalı!


Av.Cemil CAN H&H YORUM

Profesyonelce hazırlandığı belli olan sinsi bir planın uygulayıcıları arasında, yakasında CHP rozeti olanlar da var. AKP’nin genişletilmiş il başkanları toplantısında “Baskı yapmada CHP’den hiç farkları yok, susturmada CHP’den hiç farkları yok, öldürmede, sindirmede CHP’den hiçbir farkları yok… Kusura bakmayın, bu millet yeni bir CHP zulmüne, yeni bir faşizm dalgasına  asla ve asla geçit vermez… CHP Genel başkanı ne kendi kişisel tarihini ne de CHP tarihini konuşamaz. Zira her ikisinde de Dersim var. Her ikisinde de Dersim ile yüzleşmek zorunda” diyerek CHP’yi en ağır ithamlar altında tutan Erdoğan’a neden yanıt verilmiyor?..
 
Başbakan’ın “Kemal Kılıçdaroğlu, Seyit Rıza’nın izinden gitmek yerine Dersim’in üzerini örtmeyi tercih etti” sözleri üzerine, Kılıçdaroğlu’nun dublörü Hüseyin Aygün, kaleme sarıldı. Vakit geçirmeksizin “Dersim 1938 büyük bir katliamdır” içerikli bir kanun teklifi hazırladı. Hazret, “75 yıl sonra da olsa, idam edilenlerin halk nezdinde zaten var olan itibarlarının resmen iadesi ile bir haksızlığın kaldırılması”nı istedi, Hazırladığı kanun teklifine ise, Kemal Kılııçdaroğlu, sessiz kalarak  destek verdi!..
 
Nitekim, Beşiktaş Mustafa Kemal Merkezi’nde düzenlenen “Gençler Konuşuyor, Kılıçdaroğlu dinliyor” başlıklı toplantıda  bu desteğini açığa vurdu. Menderes’in kabrini ziyaretini soran gence yanıt verirken: “Adnan Menderes’in de Seyit Rıza’nın da özel mahkemelerde yargılandığını” söyleyerek Hüseyin Aygün’ün arkasında olduğu mesajını da vermiş oldu. Aynı zamanda da Başbakan’a Seyit Rıza’nın izinden gittiğini  göstererek görevini yaptığını kanıtladı!..  
 
Cumhuriyet gazetesinin, bu haberi verirken  “küçük” bir değişikliğe uğratması, bu gazetenin ciddiyeti ile hiç bağdaşmadı!  Haberi yazan muhabir Şule Köktürk, Kılıçdaroğlu’nun  Menderes’in kabrini ziyaret etmesi ile ilgili soruya cevap verirken, söz etmediği Deniz Gezmiş’i, Seyit Rıza ile değiştirerek aklınca bir düzeltme yaptı. (1) İyi niyetli olduğu belli olan bu düzeltme çabası, gerçekte Kılıçdaroğlu’nun gerçek yüzünü gizlemeye hizmet ediyor! O nedenle üzerinde durulması gerekir!..
 
Hüseyin Aygün, yasa teklifinin gerekçesinde;  15 Kasım 1937’de  Elazığ Sıkıyönetim Mahkemesi kararıyla idam edilen, asi Seyit Rıza ve 7 suç ortağının, güya  bu yıl ortaya çıkan yeni “resmi belgelerle” masum olduklarının kanıtlanmış olduğunu ileri sürüyor!.. “Resmi belge” ile hangi belgeleri kastettiği  ise belli değil!..
 
CHP’ye yöneltilen ağır ve haksız eleştirilere, ne yazık ki, genel başkanlık makamından bir  karşılık verilmedi. Büyük olasılıkla, aynı amaca hizmet eden bu sözler beğenilmiştir de!.. CHP’li  milletvekili veya Genel Başkan sıfatını taşıyanlar, Erdoğan’ın o sözlerini çok kolay söyleyemez elbette. Bu nedenle, Erdoğan’ın söylemine karşılık verilmeyerek, desteklemek asıl amaca daha iyi  hizmet ediyor!..
 
CHP Genel Başkan Yardımcısı Erdoğan Toprak, Bursa Girişimci İşadamları Derneği’ni ziyareti sırasında, “Türk bayrağını dalgalandırdıkları için” yurt dışındaki okulları yapan iş adamlarını övmüş. Yurt dışında bir tek Fetullah Gülen’in okulları var!.. Bir kanat Seyit Rıza’yı öne çıkarırken, diğer kanat  Gülen’e övgülerini sürdürüyor!..
 
Bütün bu olup bitenle, biz Atatürkçülere  ne anlatılmak isteniyor?
Bu sorunun en doğru yanıtı TESEV raporlarında vardır.
 
Bildiğiniz gibi Kılıçdaroğlu, sonunda “TESEV’ci” suçlamalarına yanıt vererek, gerçek düşüncesini  açıkça ortaya koydu: “Evet TESEV’in kurucuları arasındayım. Çok saygın isimler, bu vakfın kurucuları arasında. Suçlayanlar acaba TESEV’in kaç yayınını okumuş, merak ediyorum” diyerek TESEV’i öven Genel Başkan,  CHP’nin temel ideolojisi ile uzaktan yakından ilgisi olmadığını da itiraf etmiş oldu!.. Bu noktadan sonra kurultay delegelerinin şapkalarını önlerine koyarak, ona verdikleri destekle ne halt ettiklerini sorgulama zamanı gelmiştir!..
 
Kılıçdaroğlu’na haksız yere eleştiriler yöneltmemek için TESEV raporlarına  göz atarak hedeflerini saptadım…
 
TESEV’in “bilimsellik” görüntüsü altında yaptığı çalışmaların tümünde, Genişletilmiş Büyük Ortadoğu ve Kuzey Afrika Projesi’nin, Ortadoğu halkları yararına olacağı düşüncesinin propagandası yapılmaktadır!.. Doğal olarak bu yıkıcı proje içerisinde aktif olarak yer alan Türkiye’nin izlemekte olduğu dış politikanın doğru ve ülke yararına olduğu kanısı verilmeye çalışılmaktadır… Örneğin; yaptıkları bir anketin sonuçlarına göre, güya Ortadoğu halkları, “tehdit” olarak ABD’yi değil,  İsrail’i görüyorlarmış! En “olumlu ülke” olarak da Türkiye’yi gösteriyorlar!.. “Bölgesel güç” algısında, Türkiye yüzde 12 ile en öndeymiş! Ortadoğu halklarının yüzde 47’si “Arap Baharı”nın olumlu etkisi olduğunu söylüyormuş! “Türkiye hakkında ne düşünüyorsunuz?” sorusuna ise, Suriyelilerin yüzde 28’i “olumlu” cevap verirken, yüzde 70’i Türkiye’yi “dost” görüyormuş!.. “Suriye krizi”ne Türkiye’nin tepkisini “olumlu” bulanlar yüzde 52’yi buluyormuş!..  Türkiye’nin “Ortadoğu’da rolü” olduğunu kabul edenler ise yüzde 61 civarında.  Türkiye’yi “model ülke” görenler ise,  ankete katılanların yüzde 53’ü imiş!..  Özetle; TESEV’e göre; hükümet  “sıfır sorunlu”  dış politika çizgisi tutturmuş!..
 
Kılıçdaroğlu, okumadığımız için  “cahil” gördüğü bizlere, okumamızı önerdiği TESEV raporlarında vurgulanan fikirler böyle!…  
 
TESEV’in bir başka raporunda ise: deneklere Türkiye’nin Ortadoğu’da “barışa katkısı” soruluyor. Geçen yıla oranla biraz düşüş olmuş ama yine oran bayağı yüksek çıkmış!.. Geçen yıl için buldukları değer neymiş biliyor musunuz? Yüzde 78. Ne kadar inandırıcı değil mi? Bir başka tespitleri şöyle: Bölgede Türkiye’nin “siyasi bir güç” olduğu ve bundan sonra da bu durumunu koruyacağı konusunda yaygın bir kanaat hakimmiş!.. Demek ki, “sıfır sorun” politikası Ortadoğu halklarını bayağı etkilemiş!..
 
TESEV’in askeri harcamaların denetlenmesi konulu bir başka çalışmasında; Türkiye’nin NATO ile paylaştığı askeri bilgileri, kendi kamuoyu ile paylaşmadığı ve Türkiye ile ilgili bütün askeri bilgilere Batılı kaynaklardan ulaşılabileceği savunuluyor…  
 
KKTC konusundaki görüşleri ise,  üzücü olduğu kadar düşündürücü de. KKTC’nin Türkiye tarafından bile tanınmadığı,  KKTC ile Türkiye arasındaki ilişkinin aşk-nefret (muhtaçlık-hoşnutsuzluk) ilişkisi olarak yürütüldüğü, büyükelçimizin Başbakan’dan daha yetkili olduğu, hiç bir zaman üretime dönük ekonomik bir düzen kurulmadığı, polis ve itfaiyenin dahi TSK’ne bağlı olduğu ileri sürülerek, okuyucu “ver kurtul” noktasına gelmeye zorlanıyor!…
 
Yeni anayasa ile ilgili olarak üzerinde durulan temel konular: Kürt sorunu, azınlık hakları, yargı reformu,  din-devlet ilişkisi, yerel yönetimler ve bölgesel yönetimler olarak öne çıkartılmaktadır. TESEV, bu görüşlerini, raporlar halinde Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na iletmiştir. “Kutsal devlet” yerine “kutsal birey”in konulduğu, askerlerin değil, toplumun yapacağı bir anayasa ambalajı ile süslü,  bire bir BOP ile uyumlu anayasa önerilmektedir. TESEV’in, özellikle sivil toplum kuruluşları, medya ve siyasi partileri etkilemek amacı ile kurulduğu ve yoğun bir çalışma içerisinde olduğu açıktır. Anlaşıldığı kadarıyla, TESEV’den en  fazla etkilenen Kemal Kılıçdaroğlu ile onun Y-CHP’si olmuştur. Y-CHP’nin yakın geleceği bakışının nasıl olduğunu öğrenmek için illa da yönetimin açıklama yapmasını beklemek gerekmez.  TESEV’in raporları, Y-CHP’nin gizli ajandasıdır!..(2)
 
Y-CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun TESEV raporlarından övgü ile söz etmesi ve Anayasa Uzlaşma Komisyonu’nda izlenen tutum ile diğer genel konulardaki söylemleri, çok açık ve net bir şekilde CHP’nin ele geçirildiğini ve BOP’nin uygulanması sırasında muhalefet edecek olanların etkisiz hale getirilmesi için bir araç olarak kullanılacağını ortaya koymaktadır. Cumhuriyet ve Atatürk karşıtlarının partiye doldurulması da bu planın bir parçasıdır. Hüseyin Aygünlerin Erdoğan Toprakların hiç de gerekli olmadığı halde, zamansız olarak ortaya çıkıp bir şey yumurtlamaları planlıdır. CHP’nin geçmişini sorgulamaya kalkışmam, İnönü dönemini kötülemek ve Atatürk’e söz ederek, bu değerleri itibarsızlaştırmadan emperyalizmin bu toprakları geçemeyeceği anlaşılmıştır!..


 
Artık saflarımızı düşmanın bu konuşlanmasına göre belirlemek zorundayız!..
Av. Cemil Can
http://cemilcan.gen.tr/
DİPNOT:
(1) 18 Kasım 2012 tarihli Cumhuriyet ve Aydınlık gazeteleri
(2) http://www.tesev.org.tr/

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bağımsızlık’ mı ‘hırsızlık’ mı?!..
Devletin ‘özel’i olmaz!..
‘Cesaret ödülü’nün bedeli!..