Vatikan Meydanı-Fetö’nün kutsal maklube yemeği-İyi Parti amblemi logosu benzeşmesi tesadüf mü?

Vatikan Meydanı-Fetö’nün kutsal maklube yemeği-İyi Parti amblemi logosu benzeşmesi tesadüf mü?
30 Ekim 2017 10:34

Tüm dinlerde semboller çok önemlidir ve hakikat kabul ettikleri nesneleri çokça sembollerle anlatırlar, bu nedenle o dine mensup din adamları da sembollerle dinsel mesajları insanlara ulaştırırlar ve bunu bir bereket kaynağı olarak algılarlar.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Şimdi yazının başlığında ifadesini bulan üç benzeşimin açıklamasını yapalım ve bu benzeşimin bir tesadüf olmadığını ortaya koyalım.

 

 

Öncelikle bir teolojik bilgiyi ortaya koyalım, o da göksel(semavi) dinlerden olan Hıristiyanlık’da 8(sekiz) rakamının kutsal bir anlamı vardır.Bu anlam öbür dünyada nimet dereceleri birbirlerinden çok farklı olan 8(sekiz) tane cennetin olduğu yolundaki imandır.İşte bu 8(sekiz) cennete giden yollar vardır ve bunu sembollerle bir çok argümanla ifade etmişlerdir.İşte bu ifade yollarından birinin de din devleti olan Vatikan’daki St.Peter’s (meydanı)nın 8(sekiz) cenneti simgeleyen geometrik yapılışıdır ve sekiz farklı yola giden koridorların resimleştirilmesidir.

 

 

İslam inancında da 8(sekiz) cennet ve 7(yedi) cehennem olduğu algısı vardır ki, bu algı Kuran’da olmamasına rağmen Hıristiyanlık’tan geçme bir rivayettir bilgisini ortaya koyarak Fetöcülerin toplu sohbetler sonunda yedikleri maklube yemeğinin görünümü de bu 8(cennet) olduğu inancını sembolize eden geometrik şekle sokulmuştur ve bundan Tanrı’nın bir bereket ve rahmet sunacağına inanılmaktadır.

 

 

Şu soruyu sorarak makalenin ana damarına anjiyo yapmaya başlayalım.

 

 

Fethullah Gülen bilhassa Hıristiyanlık’da çok değer verilen bu 8(sekiz) sembolüne neden çok değer vermektedir?

 

 

Fethullah Gülen’in bu inancı İslami midir yoksa Hıristiyanlık’a mensup birisi olarak mı yapmaktadır?

 

 

Bir vatansever Türk olan araştırmacı gazeteci-yazar olan Aytunç Altındal ölmeden yaklaşık bir yıl önce Fethullah Gülen’in bir kardinal olduğunu belgeleriyle ortaya koymuştur.Bu tür konuların uzmanı olan ve Vatikan’ın kütüphanesinde araştırma yapmış tek Türk gazetecisi Aytunç Altındal mealen şunları söylemişti:9 Şubat 1998’de Fethullah Gülen ABD’ye gitmeden yaklaşık 1 yıl önce Papa 2,John Paul’u ziyaret eder.Papa ise 21 Şubat 1998’de yüz yıldır kullanılmayan ‘’inpicture’’ dedikleri gizli kardinal seçme hakkını kullanır ve Fethullah Gülen’i gizli kardinal yapar.Ayrıca Aytunç Altındal Fethullah Gülen’in ABD’de çok gizli bir teşkilatın 157 numaralı kayıtlı üyesi olduğunu da bildirmiştir.

 

 

Bu önemli ifşaya karşı Fethullah Gülen tepkisini o zamanlar Fehmi Koru’nun Taha Kıvanç takma adıyla da yazdığı Yeni Şafak gazetesinde ve onun vasıtasıyla şöyle ortaya koyar: ’’…Hayatımım 60 yıllık en açık gerçeğine rağmen, böyle bir iddiada bulunmanın veya bunu ciddiye almanın ne ile bağdaşabileceğini temiz vicdanlara havale ediyorum’’ mesajı ile geçiştirir.O zamanlar Fethullah’ın yanında gözüken Hüseyin Gülerce Fehmi Koru’ya ‘’tabi bunu yapacaktın, çünkü Hoca Efendi sana ev aldı’’ deyince adamın yüzünü kızartmıştır.

 

 

Aytunç Altındal Fethullah Gülen’in gizli kardinal olduğu gerçeğini açıkladıktan belli bir zaman sonra kendisine ‘’Polonyum 213’’ adlı radyoaktif madde ile zehirlenmiş ve 18 Kasım 2013 tarihinde ölmüştür, öyle ki, bu madde verildikten sonra vücudunun her tarafı kansere maruz kalmış, defin işlemi ise otopsi yapılmadan gerçekleştirilmiş ama bu arada sadece saç ve kan örnekleri alınmıştır.

 

 

Peki Aytunç Altındal’ın bu ifşasının geçmişe ait saptanmış bilgileri var mı?

 

 

Evet bunu güçlendirecek saptamalar var.

 

 

Şöyleki, Erzurumlu olan Fethullah Gülen hakkındaki şu bilgi biliniyor:Fethullah Gülen’in Ermeni olan dedesi Erzurum’un Pasinler(Hasankale) ilçesinde İbrahim Bey adlı bir kişinin yanında hizmetkar olarak çalışır.Rusların kışkırtmasıyla Ermeniler Türklere karşı ayaklanınca bu bağlamda olmak üzere İbrahim Bey’de Fethullah Gülen’in Ermeni dedesi ve yakınlarının saldırısına uğruyor.İbrahim Bey’de bu Ermeni sülaleden bir kısmını öldürüyor ve ardından intihar ediyor.Olaylarda sağ kalanFethullah Gülen’in Ermeni babası oğlunu alarak Erzurum’un İspir ilçesine yerleşiyor ve oğluna Müslüman adı olan Fethullah’ı koyuyor.Fethullah Gülen’in babası o tarihlerde ‘’Öyle bir evlat yetiştiriyorum ki, bunları kendi dinleri ile vuracak’’ demiştir.Daha sonraki tarihlerde ise Erzurum merkeze yerleşen Fethullah Gülen İslam ilahiyatını öğrenmek üzere medrese tahsiline başlayacaktır.Ve Erzurum’da tahsil gördüğü medreselerden biri de Şeyhler Mahallesi’nde Şeyhler camisinin külliyesindeki Şeyhler medresesi ki, onunla birlikte tahsil görmüş ve İbrahim Paşa adlı bir caminin imamı olan bir hocaya 1980’ler de işlettiğim eczaneme müşteri olarak gelirdi ve Fethullah Gülen ile ilgili olumlu olmayan anekdotlar anlatırdı.Örneğin bu anekdotlardan biri şöyleydi:’’Şeyhler medresesinde okurken Fethullah çok zamparaydı.Boşluk bulduğunda mahallenin kızlarına çeşitli sarkıntılıklar yapardı.Bu nedenle mahallenin delikanlıları ta medreseye kadar gelip bizi taşlarlardı…’’Bu zamparalığı belki doğrudan Ermeni olduğunu göstermez ama İslami dersler gören birinin Türklere hıncını gösterebilir.

 

 

Bu hususta çok önemli gördüğüm diğer bir anekdot Fethullah Gülen İskenderun’da askerlik yaptığı zaman bir camide vaaz verirken-o tarihlerde dini konulardaki disiplin daha gevşek tutuluyordu-‘’Kuran’a sahip çıkmadınız, siz işte böyle yaptınız…’’ bulunduğu kürsüden Kuran’ı aşağıya fırlatmış ve cemaatın elinden arkadaşı tarafından zor kurtarılmıştır.Şunu iyi biliyoruz ki, Müslüman’ım diyen birinin Kuran’ı bu şekilde aşağılayıp hakaret ederek fırlatması mümkün değildir ve kasıtla bunu yaptığı çok açıktır ki, bu anekdot ta o tarihlerde İslam’a ve Müslüman Türklere hınç beslediği çok açıktır.

 

 

Fethullah Gülen’in yukarıda sıraladığım çerez cinsinden vukuatları daha sonra sistemli, programlı, çok gizli vukuatlara dönüşecek ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkmaya kadar götüreceğini hep birlikte yaşadık ve gördük.

 

 

Fethullah Gülen Papa 2.John Paul tarafından gizli kardinal yapıldıktan sonra bu çetenin, ‘’hoşgörü’’, ‘’dinler arası diyalog’’ etkinlikleri başlatmaları ve çok sinsice Hıristiyanlık’a Türk topraklarında meşruiyet kazandırılma çabaları gözden kaçacak kurnazlıklar değildir, zira hiçbir din başka dinlerin akidelerine hoşgörü göstermez ve iman hususunda asla diyaloga girmezler.Bu bağlamda İslam’da çok katıdır, bırakınız hoşgörü gösterip diğer dinlerle diyaloga girmesi, ayet ve hadislerdeki emirlere baktığımız zaman onları birinci dereceden düşmanlar ve savaşılması gereken müşrikler olarak göstermektedir.Bu açıdan değerlendirme yaptığımızda diğer dinlerle-İbrahimi dinler dedikleri Musevilik ve Hıristiyanlık, tam bir yutturmaca-diyalogu Müslüman görünümü altında ancak görevli gizli bir kardinal gerçekleştirebilir.Burada yanlış bir anlaşılma olmasın, din ve inançlar nedeniyle ben insanların birbirlerini boğazlamalarına şiddetle karşıyım, sadece sinsi bir çalışmayı saptamak için bunları yazdım.Herkesin inancına aynı derecede saygılıyım, eşit mesafedeyim.

 

 

Fethullah Gülen Türk devletini yıkma etkinliklerini gösterirken çok gizli, çok sinsi ve sabırla hareket etmiştir.Ve bu hususta kılı kırk yararcasına o kadar dikkatli davranmıştır ki, daha çok İslam’ı ve biraz da Türklüğü kullanmıştır.Dünya’nın her tarafında ve Türkiye’de çok sayıda okullar açmış ve bunların üzerinden ‘’çocuklarınızı hem dindar, hem de Türklüğüne bağlı bireyler yapıyorum, dünyaya Türklüğü ve Türkçe’yi yayıyorum’’ mesajını çok inceden vermiş ve toplumsal beyin yıkama yöntemini çok alçakça uygulamıştır.Fetö çetesinin en önemli işi devletin tüm kademelerine çete elemanı yetiştirmek olmuştur ve geçen yıllar içinde olağanüstü başarıya ulaşarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ta hücrelerine kadar, hücrelerinin içindeki çekirdek ve mitokondrilere kadar her tarafını sarmıştır.Sivil alanı kasıp kavurduğu gibi, askeri bünyeyi de sarmış, bugün devletimizin yıkılması sürecine kadar getirmiştir.

 

 

Örneğin yakın geçmişte Fetö örgütü ile ilgili hazırlanan bir iddianemede Türk ordusunun 358 general kadrosundan 150’si, 40 bin subay kadrosundan 10 bini, 97 bin astsubay kadrosundan 12 bini fetöcü olarak ortaya konulmuştur ki, çok korkunç bir durumdur ve Atatürkçü general, subay ve astsubayları bu hainler vasıtasıyla iftiralar atarak, askeri gizli bilgileri ifşa edip yargıdaki çete fetöcü çete üyesi savcı ve yargıçlar vasıtasıyla uzun yıllar kodeslerde yatırarak bugünkü işlevsiz haline getirmişlerdir Cumhuriyet’in bekçisi ordumuzu.Bu Hıristiyan mahreçli alçak çete o kadar korkunç bir ağ kurmuşlar ki, şanlı Türk ordusunun Genel Kurmay başkanını bile kodese tıktılar.

 

 

Bu ne korkunç teşkilattır ki, Cumhurbaşkanı’nın en yakınına kadar yaver olarak çete elemanlarını soktular!

 

 

Bugün bu korkunç çete ile RTE’nin dediği gibi belki inlerine kadar girilerek mücadele ediliyor ama bu asla yetmez, bunların her bir hücresine ve hücrelerinin içindeki nukleus(çekirdek) ve mitokondrilerine kadar girmek ve mahvetmek herkesin kutsal görevi olmalıdır.

 

 

Bu alçak çete sadece Türkiye’yi değil, dünyanın her tarafını kanser hücreleri şeklinde sarmıştır.Öyle ki Türkiye’deki çete etkinliklerinin çoğunu buralardan yönetmektedirler.

 

 

Peki, fetö çetesi çökertildi mi?

 

 

Asla, yüzde 20’si bile halledilmedi, bu nedenle mücadeleyi çok daha etkin bir şekilde yürütmek gerekiyor.

 

 

Bunlara af ve acıma herkesi ölüme götürür, devletimizi yıkıma götürür, çünkü asla acıma bilmezler.

 

 

Türkiye’nin başına büyük planda önce Turgut Özal’ın, daha sonra İçişleri Bakanlığı döneminde Meral Akşener’in ve en son olarak da RTE’nin bela ettiği Fethullah Gülen ve fetö çetesi ile ilgili çok ilginç bir anekdot anlatmak istiyorum.

 

 

Milletvekili olduğum dönemde Ankara’da ANAYURT adında bir ulusal bir gazete çıkardı ve her gün tüm milletvekillerinin odalarına bedava olarak bir tane koyarlardı.Tarihini tam hatırlamamakla birlikte Fethullah Gülen’in manşetten büyük puntolarla bir demeci vardı ve mealen şöyle diyordu:’’Türkiye’de yakında vadiler dolusu kan akacak.’’

 

 

Bu ifade geleceğin çok kanlı haberlerini veriyordu ve 15 Temmuz gecesi çok kanlı bir şekilde yaptılar ama boylarının ölçüsünü alınca gizli kardinal Fethullah Gülen’in emriyle, derlenip toparlanmak üzere çete mensupları uykuya daldı.

 

 

Yakında baş kaldırırlar mı?

 

 

Hiç kuşkunuz olmasın ki, fırsat buldukları ilk anda bunu yapmaya çok kanlı bir şekilde başlayacaklardır.

 

 

Geçen günlerde Fethullah Gülen’in konuştuğu bir video izledim, orada bu alçak mealen ‘’düşmanı künde getirmekten (tuzak kurmak), başlarında helikopterleri ucurmaktan vs…) bahsediyordu ki gerçekten birkaç gün sonra TBMM ve yakın çevresinin üstünde geceleyin helikopterler uçtu ve ne olduğuna tam da karar veremedim.

 

 

Bu alçaklar kardinal efendilerinin emirleriyle yıllarca ilerde kullanmak üzere binlerce kişinin telefonlarını Emniyet’teki elemanları vasıtasıyla dinlediler ve gerek siyaset, gerek sivil bürokrasi, gerekse askeri bürokraside çok önemli kişilerin hayatlarını kaydırarak görevlerinden diskalifiye etmişler ve Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti sahipsiz kalmıştır.Deniz Baykal, Yaşar Büyükanıt gibi isimlerin diskalifiye edilmesi bunlara prototip örneklerdir.

 

 

Türk milletinin feto çetesinin yapacakları yeni bir kalkışmaya karşı çok hazırlıklı olmaları ve 15 Temmuz 2016’daki kalkışmadaki etkinliğinden yüz kat daha dikkatli olmalıdır, aksi kurtuluşumuz asla olmaz.

 

 

RTE’nin başımıza sardığı feto çetesini yine millet olarak biz Atatürkçü komuta heyetiyle birlikte önleyeceğiz.

 

 

Düşünen hiçbir beyin bir Türk olarak, general, subay, astsubay, siyasetçi ve bürokrat olarak bir gizli kardinalin peşinden gitmez, zelil ve alçak duruma düşmez.

 

 

Şimdi en son gelelim Meral Akşenerler’in İyi Partisi’nin 8(sekiz)’li logosuna.

 

 

Bu logo düpedüz Fethullah Gülen’in Vatikan Papalık merkezinden esinlenerek koyduğu logodur ve siyasal yapılanmasının sembolüdür.Bu nedenle asla geçit verilmemesi gerekir.

 

 

15 Temmuz gelmeden darbenin sloganı olan ‘’Yurtta Sulh’’ sloganını, 15 Temmuz 2016 tarihi gelmeden ‘’bakın ayın 15’inden sonra neler oluyor ve milletvekili olmadığı halde ben başbakan olacağım diyen’’ bir kişiyi Fethullah Gülen’in başıboş bırakacağını mı sanıyorsunuz.

 

 

Logosu ile birlikte İyi Parti’nin kadroları Fethullah Gülen’in vetosundan geçerek şekillenmiş ve tüm vatan evlatları bilinçli olarak dışlanmıştır.

 

 

Bu arada Taylan Yıldız adında biri ABD’de GOOGLE’deki parlak ve çok paralı görevini bırakarak İyi Parti bünyesine katılmış ve kendisini ANAP’ın Adnan Kahveci’si gibi lanse edilmiştir.Bu noktada diyeceklerim GOOGLE’nin Türkiye masası dışarıda tamamen fetöcü çetenin elindedir.Ayrıca bu herif Meral Ablaya gelme teklifini ben yaptım ve ‘’anneme koşar gibi geldim’’ sözleriyle de bir röportaj vermiştir ki bu tür sözler tamamen Fethullah Gülen’in talimat sözlerinin tıpkısının aynısıdır.Türkiye için gelmişmiş zavallı, adama sormazlar mı Meral Akşener parti kuruncaya kadar Türkiye yok muydu, yeni mi kuruldu Türkiye?Velhasılıkelam bu herif Fethullah’ın İyi Parti içindeki, hadi daha nazik bir üslup kullanayım sürekli bilgi verecek ve yönlendirme yapacak müfettişinden başkası değildir.İyi Parti’nin Adnan Kahvecisi işte bu kadar çok önemli ve bir aynadır.Şunu unutmayalım ki Fethullah Gülen’in zombi müritleri dışında hiç kimse ABD’de ballı bir yaşamı bırakıp da Türkiye’ye gelmez.Yuttuk yani ha!

 

 

Merkez’de bir yeni parti kurduklarını söyleyenlerin Türklerin Kayı boyunun sembolünü koymaları asla mümkün değildir.

 

 

Yedikleri kutsal maklube yemeğine kadar Haçlı sembolü kullanan Fethullah’ın bunu siyasal yapılanması olan İyi Parti’den esirgemesi eşyanın tabiatına aykırıdır.

 

 

Türk milleti Fethullah Gülen’in her alandaki etkinliklerini ta işin başında kesmelidir.

 

 

Türk milleti bu korkunç gelişmeleri aynı minval üzere değerlendirmeleri ve gereğini yapmak üzere çok dikkatli olmaları gerekmektedir.

 

 

BANA VERİLEN İMTİYAZ DOKTORASI ÜNVANI VE DİPLOMASI

 

 

Ortadoğu, Japonya, Kuzey Amerika(ABD, Kanada dahil) mahreçli ve Türkiye’de bir çok üniversitede bilimsel etkinliği olan ve bilim, fikir ve sanat alanında rüştünü ispatlamış kişilere yapıtlarını değerlendirerek imtiyaz doktorası veren, kısa adı MONTU olan bilim ve sanat kurulu beş yıldır ‘’halkınhabercisi.com’’ internet haber sitesinde makale olarak yazdığım siyasal alandaki düşünce ve saptamaların bir kısmını tez olarak değerlendirerek profesörler kurulunca şahsıma ‘’Lojistik Siyaset’’ bilimi alanında imtiyaz doktoru ve diploması verilmiştir.

 

 

MONTU yetkililerine ve profesörler kuruluna yürekten teşekkür ediyorum.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Hiç şüphe yok ki AK Parti oyları talan etti
Çanakkale Zaferi sadece Türk kanıyla kazanıldı, hiçbir milletin katkısı yoktur
Ülkeyi batırdı, şimdi de suçlarını milletin üstüne çamur gibi atıyor