Üç R’ye dur diyebiliriz

Üç R’ye dur diyebiliriz
21 Ocak 2019 17:23

DEĞERLİ OKUYUCULARIMIZ, ÜÇ “R” NEDİR?

1- Riyakarlık
2- Rüşvet
3- Raf bedeli şartı

 

 

 

Numan ALAAĞ H&H YORUM

 

Hüküm ve müeseseleriyle hak ve adaleti gerçekleştirmeyi esas alan Mukkaddes kitabımız, Kur’an-ı Kerim ve Türk İslam ahlakı meşru kazanç yollarını belirtmiş, her çeşit haram ve zulmü yasalamıştır.

 

Değerli okuyucular, 21/Ocak/2019 Pazartesi günü, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın, TOBB’nin, ekonomi şurasında ki konuşmada diyor ki: “Halkımı sömürmeye devam eden marketlere hesabını soracağız. Herkesi insafa, vicdana davet ediyorum.” seslenişi, memnuniyet vericidir. Bu Milli açıklamasından sonra, acilen üç R’nin bir kolu olan raf bedeli şartını uygulayanlar, bu Milli seslenişlerden ders alıp, RAF bedeli şartına son verirler. Raf bedeline son verildiği zaman, anarşik-ekonomik terörün oluşmasına sebep olan bir kısım olumsuzluklara da, dur denmiş olunur.

 

RİYAKARLIK

 

Riyakar adını verdiğimiz insanlar vardır. Bunlar oldukları gibi değil, olmadıkları gibi görünmeğe çalışırlar. Birbirinden farklı iki yüze sahiptirler. İçyüzlerini saklarlar. Başkalarının karşısına, bir maske işini gören dış yüzleriyle çıkarlar. İçlerinden sevmedikleri kimselere bile yakınlık göstermeye uğraşırlar. Hiçbir suretle ilgilerini çekmeyenlerin yanında gerçek bir dost gibi hareket ederler. Görmek, konuşmak, buluşmak arzusunu duymadıkları biri ile bir toplantıda, bir yerde karşılaştıkları zaman hasretten bahsederler. Uzun zamandanberi görüşemediklerini, pek fazla görecekleri geldiğini söylerler. Bu karşılaşmadan çok sevindiklerini, aynı şeyin sık sık tekrarlanmasını istediklerini bildirirler. Aranmamaktan, onların vefasızlıklarından dert yanarlar.

 

Riyakarlar, herkesin hoşuna gitmeğe gayret ederler. Herkesin kendileri için iyi şeyler söylemesini beklerler. Bir sadaka ve hediye verdikleri zaman, herkesin görmesini isterler. Merhameti sevenlerin yanında yufka yürekli görünürler. Hayatları boyunca rüşvet ve haram yeme duygusunda olup ve toplumda, doğruluğun ve dürüstlüğün lider konumunda bekçisi olarak ortaya çıkarlar. Kendilerini herkesçe, içleri ile dışları bir, düşündükleri, duydukları gibi konuşan, hareket eden insanlar gibi tanıtmaya çalışırlar.

 

Dğer taraftan bu insanlar, çıkar amaçlı makamlarda kalmak için, iç ve dış, vatan hainlerinin stratejik politik ve ekonomik taleplerini karşılamak için, onların gölgesi haline gelirler.

 

Riyakarlık dediğin zaman, ilk akla gelen “İhanet şebekesi” Fetö gelir. Yıllarca yurt içinden ve yurtdışından, İslamiyete hizmet adı altında mesajlar verdi. 15 Temmuz da, ruhunda taşıdığı vatan hainliğini ispatladı. Onun içindir ki, halen İslamiyeti savunma mesajı veren bazı “İhanet şebekeleri” vardır ki bu tür riyakarlara, Türkiye Cumhuriyeti devletinin, çok dikkat etmesi gerekir!

 

Sözde Müslümanlık adı altında, riyakarlık duygularıyla, insanların gönüllerini ve desteğini kazanmak gayesiyle, insanları aldatmaktan ve Allah’ı inkar etmekten başka bir şey olur mu?

 

Riyakarlığın doğmasında, yaşamasında, gelişmesinde ve bir insanın düşüncelerini, duygularını, davranışlarını değerlendirmesinde çeşitli sebepler rol oynarlar. Bu sebeplerin başında değersizlik veya aşağılık duygusu gelmektedir.

 

Riyakarlığın meydana gelmesinde payı olan diğer önemli bir sebep de, insan denen varlığın övülmekten, iyi şeyler istemekten, başkaları tarafından beğenilmekten hoşlanmasıdır. Riyakarlık çoğu zaman bu arzu ile hayat bulur, yaşar ve gelişir. Eğer yer yüzünde riyakarların dış yüzlerini kendilerine ayna yapmak, kendilerini bu aynada görmek, seyretmek, başkalarının güzel sözleriyle iyiliklerine inanmak isteyen insanlar bulunsaydı iki yüzlü “İhanet şebekesi” riyakar kimseler karşımıza çıkmazdı.

 

Milli Savunma bakanı, (E) orgeneral Hulusi Akar, 21/Ocak/2019 Pazartesi günkü açıklamasında diyor ki: “İçimizdeki hainler temizlendikçe güçlü hale geleceğimizi belirtmek isterim.” Milli seslenişinden, üç R ahlakında olanlar Hulusi Akar’ın, bu Milli açıklamadan bir ders almalıdırlar.

 

Fetö denen riyakar “İhanet şebekesi” de, Müslümanlık adı altında ki yaptığı şeytanlığı gördük. Onun içindir ki, Türkiye üç R’nin çiftliği değildir.

 

Fetö denen “İhanet şebekesi” ni, eleştirenlerin, önce üç R zihniyetiyle anarşik-ekonomik terör oluşturanlara dur demesi gerekir. Kim ne derse desin, üç R ile samimi mücadele edilmediğinde Allah korusun, iç ve dış vatan hainleri, daima karşımıza çıkar.

 

Türkiye Cumhuriyeti devleti, anarşik-ekonomik terörle mücadele etme konusunda, daha rahat çalışabilmesi için, üç R, “İhanet şebekeleri” ne, dur demesi gerek miyor mu?

 

Değerli okuyucular,

 

İnsanları rayakar “İhanet şebekesi” yapan sebeplerden birisi de, Allah korkusu olamayan ve menfaat karşılığı rüşvet alma, verme ve rüşvete aleni göz yummaktır.

 

Diledikleri işleri kendi kendine yapamıyanlar göz diktikleri makam ve mevkilere yorulmadan, araştırma yapmadan, zorluklarla karşılaşmadan ulaşmak isteyenler iki yüzlülüğe başvurabilirler.

 

Elde etmek arzusunu duydukları şeyleri, mevkileri sağlayabilecek durumda olanların hoşlarına gidecek şekilde hareket ederler. Onlara göre bir insan olmaya çalışırlar. Onların istediklerini yaparlar.

 

Riyakarlığın ortaya çıkmasında, bir karakter özelliği mahiyetini kazanmasında kaliteli eğitim vermeyişimiz, değerlerimizden uzak öğretim ağırlıklı uygulamalarımızın sonuçlarıdır.

 

RÜŞVET

 

Devleti yönetmeye talip olanların, 3 (üç) R’ye karşı hassasiyet göstermeleri, devletin bekası için stratejik önem taşır. Bu konuda, Genelkurmay eski başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın, “Sözde değil özde” seslenişi gibi dikkat edilmesi gerekir.

 

Zamanın maliye Bakanı Mehmet Şimşek diyor ki: “Yolsuzluk yapanın Allah belasını versin” Milli seslenişi gibi, hangi partinin belediye başkan adayı diyorsa ki: “Rüşvet alanın, verenin ve göz yumanın Allah belasını versin” diye topluma sesleniyorsa, o parti adayının seçilmesi için oy versin.

 

Rüşvet, her türlü ahlaksızlıkların ana aktif maddesidir. Bu konuda TBMM de ki, tüm siyasi parti genel başkanlarına bir öneri:

 

Siyasi parti genel başkanları, rüşvet, riyakarlık ve raf bedeli pisliklerine bulaşanları, ne kadar çok oyu olursa olsun, üç R ahlakına sahip olanlara dur demesi gerekir. Bir zamanlar, Fetö denen riyakar “İhanet şebekesi” ne de dur denilmedi ve 15 Temmuz daki, şeytanlığını gördük:

 

Allah korusun, üç R’nin de, dini-ekonomik-siyasi faaliyetlerine dur demeyen siyasi partiler, 2019 Mart seçimlerinde büyük bir yenilgiye uğrayacaklarını unutmamalıdırlar.

 

Siyasi parti genel başkanları, Mart 2019 seçimlerine adaylarına, şu öneriyi yapmalıdırlar: Belediye başkanı adayları, hiç bir kurum, kuruluş, şahıs ve işadamları tarafından kendilerine seçim yardımı adı altında verilecek maddi desteği kabul etmemeleri talimanını vermelidirler.

 

Belediye başkan adaylarına verilen maddi destek, peşin rüşvetin ta kendisi değil midir? Belediye başkanı seçildiği zaman, maddi yardım aldığı kişilerin hegemonyasına girmiş olup, İslam dini ve Türk kanunları tarafından yassaklanan her türlü haksızlıkların oluşmasına sebep olmak değil midir?

 

Bu tür maddi destekler, anarşik-ekonomik terör olaylarına ve her türlü ahlaksızlıkların oluşmasına sebep olmaz mı? Buyurun cevabını siz verin.

 

Üç R’nin, faaliyetlerine TBMM de ki, tüm siyasi partiler, caydırıcı kanunlar çıkararak, mücadele etmelidirler. Allah korusun, üç R’nin faaliyetleri durdurulmadığı zaman, yeni Fetö benzeri riyakarların çıkmasına sebep olunur.

 

“İhanet şebekesi” Üç R’ye dur diyebilmek için, toplum hayatı için gerekli olan bu mesleklerin insanlara faydalı olması hakkaniyet, doğruluk ve adalet ölçülerine bağlıdır. Hile, aldatma, zulüm, yalan ve Cenab-ı Allah’ın, Kur’an-ı Kerim Nisa suresi 58 ayetinde ”Gerçekten Allah size, emanetleri ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne kadar güzel öğütler veriyor! Şüphesiz Allah her şeyi işitici, her şeyi görücüdür.” buyuruyor ve bu tür ayrımcılıkların yaygın olduğu toplumlarda, fertlerin birbirine güveni kalmaz.

 

Siyasi partiler, daha çok oy getiren riyakarlara değil, Allah korkusu ve vatan sevgisini ruhunda taşıyanların, başı daima diktir ve vicdanen rahattır. Onun içindir ki, Allah korkusu olanlara ihtiyacımız vardır.

 

Toplumda, zulme ve her türlü ahlaksızlıklara yolaçan gayr-i meşru kazanç şekillerinden biri de rüşvettir. Rüşvet tabir olarak, karşılığında bir bedel bir hizmet verilmeyerek alınan çey demektir.

 

Rüşvet alan da veren de dinen kötülenmeye ve ayıplamaya müstehaktır. Bu konuda, Din görevlisi Abdulbaki Gölpınarlı hoca’nın, Türkçeye çevirdiği ve 3 cü baskısı Okat yayınevi tarafından Kasım 1964 yılında, Hz. Muhammed ve hadisleri adlı kitabın, 92 sayfasında 591’ci Hadis-i şerf de şöyle buyuruyor: ”Kötü kişiyi anmaz, kötülüğünü söylemezseniz halk nereden bilecek onu? Kötü kişiyi kötülüğü ile anın da halk, ondan çekinsin.” Zaten yapılması gereken bir işin, bir menfaat karşılığı yapılması veya ehli olmayan kişilerin layık olmadıkları mevki ve makamlara getirlmesi, ayrıca hakkı olmadığı halde rüşvet karşılığı her türlü ticari işler ve başta her türlü ihaleler rüşvetin ta kendisidir.

 

Değerli okuyucularımız, Rüşvet, toplumun en büyük hastalıklarından ve en stratejik tehlike habercilerindendir. Rüşvet, haklıyı haksız; doğruyu yalancı liyakatlıyı ehliyetsiz ve Ay-Yıldızlı şanlı Türk bayrağını sevenleri sevmez gibi, vatan severleri vatan haini gibi duruma düşürür.

 

Öte yandan işin ehli olmayan ve liyakatsız kişiler ehil ve başarılı görülür yasak ve gayri meşru işler normal ve Meşru imişcesine işlenir. Adalet ve hakkaniyete riayet edilmeyen toplumlarda; herkes hakkını, kendi kuvvet ve kabiliyetini kullanarak almaya yeltenir. Peygamberimiz (A.S.) bir hadis-i şerifinde: ”Rüşvet vere de alan da Cehennemliktir.” buyurmak suretiyle haram olan bu kötülüğü yasaklamıştır.

 

RAF BEDELİ ŞARTININ SEBEP OLDUĞU ANARŞİK-EKONOMİK TERÖR:

 

Raf bedeli demek, Türk sanayicisini ve Mili (Yerli) sermayeyi yok etmek demektir. Büyük mağazaler zincirine sahip bazı mağazalar, Türk sanayicisinden ve çiftçisinden, RAF bedeli şartını öne sürerek, yılda bir milyon veya üç milyon lira RAF bedeli talep ederek, Türk sanayicisini zor duruma düşürmektedirler. Bu uygulama, sanayicinin, çalışanların bir kısımının işine son vermek zorunda bırakıyor.

 

RAF bedeli çıksın diye kısmen elemanların işine son verilmesi demek, anarşik-ekonomik terörün oluşmasına ve her türlü ahlaksızlıkların meydana gelmesine sebep olmaz mı?

 

RAF bedeli şartı demek, Türkiye de ki yerli sermaye tarafından üretilen temel gıda ve içecek sektörünü, yabancı sermayeye kaptırmak demekt değil midr?

 

Temel içecek sektörü tarafından Marmara dağlarında ki kaynaklardan çıkan içeceği, Trabzon, Şanlıurfa, Van, Erzurum, Elazığ mardin gibi illerde ki mağazalarda satışı için, nakliye, fiyat ve içeceğin güneş görmesi sağlık bakımından stratejik önem taşımaktadır.

 

Bölgelerde çıkan kaynaklardaki içecekler tercih edilmelidir. Ve ayrıca temel içecek ve gıda sektörü tarafından üretilen ürünlerden, RAF bedeli alınmamalıdır.

 

Raf bedeli şartı konusunda, ilgili bakanlıklar derhal mudahale edip RAF bedeli şartına dur demelidirler. 2 veya 4 günlük RAF bedeli olur ama, bir yıllık anarşik-ekonomik terörün oluşmasına sebep olur. Onun içindir ki, acilen RAF bedeli şartına çözüm bulunmalıdır.

 

Eğer ki, RAF bedeli sorununa bir çözüm getirilmezse, Allah korusun, hem sağlık, hem de ekonomik krizler olacağı unutulmamalıdır?

 

TBMM de ki tüm siyasi partiler, RAF bedeli şartını partiler üstü stratejik önem taşıyan bir konu olarak ele alıp, acilen caydırıcı bir kanun çıkarılması için, gayret ve çaba göstermelidirler. Bu konuda mühendis Binali Yıldırım diyor ki: “Lafla Millilik olmaz” ve “Gün dostunu düşmanını tanıma günüdür” Milli seslenişlerini esas alıp acilen RAF bedeli şartı kanunu çıkarılmalıdır.

 

RAF bedeli şartını uygulayan mağaza zincirleri, iyi bilmelidirler ki, kimse maddi gücü ile Büyük Türk milletine karşı tarihin de onayladığı gibi, hiç bir zafer kazanmamıştır ve kazanamaz da.

 

Eğer maddi güç ile zafer kazanma olsaydı, Avusturalya-Silver şehri, Brokin Hil savaşında, iki isimsiz Kahraman Türkün kazandıkları zaferden, ders almaları gerekir. Ayrıca ekonomik gücün bir etkisi olsatdı, 15 Temmuz da Fetö denen riyakar “İhanet şebekesi” kazanırdı. Kimse maddi gücüne güvenerek zafer kazanma hayalleri kurmasın. Anarşik-ekonomik düşmanlar ile mücadele etmek dinimiz de farzdır.

 

Sadakat ve samimiyetle, İslam dinine, İslam varlığına, Büyük Türk Milletinin birlik-beraberliğine ve bütünlüğüne hizmetten daha büyük ne olabilir. Müslümanlık inancına göre; Allah yolunda ve Vatanı kurtarmak uğrunda canını feda etmiş kişi, şehittir. Şahadet mertebesi zor ulaşılır bir mertebe olduğu için, bu mertebeye erişmiş bir kişi, bütün günahlardan arınır.

 

Dikkatsiz olup, riyakarlara, rüşvetçilere ve RAF bedeli şartına karşı, ihmalkar davranışlarımız geleceğimizi riske sokmanın ta kendisidir. Hatta bu ihmalciliğin cezasını, Allah korusun, namusumuzla, malımızla veya canımızla da ödeyebiliriz.

 

”İnsanların değeri makamı, maddi gücü ve sırtındaki elbise ile ölçülmez. Güncel bencillik menfaatler üzerine kurulan dostluklar kısa zamanda yıkılır.”

 

Cümle Vatan şehitlerini, Türkiye Cumhuriyetinin kurucusu Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ü rahmetle, Gazileri minnetle anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

 

Ruhunda vatan sevgisi olanların, Vatana hizmet etmesini Cenab-ı Allah kendilerine nasip etsin. Bizleri birlik ve beraberliklerden ayırmayan kullarından eylesin. AMİN.

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Bayramı, mana derinliğinde yaşayalım
Bu gecenin kadrini bilmek gerek!
Sosyal Yardılaşma ve Sadaka-i Fıtır