Türkiye’nin etrafındaki kanlı çember daralıyor

Türkiye’nin etrafındaki kanlı çember daralıyor
14 Haziran 2017 22:30

Bölgemizde sorunlar daha da ciddileşiyor.

 

 

 

 

Prof. Dr. Mehmet TOMANBAY H&H YORUM

 

 

Yıllar önce Ortadoğu’ya yönelik olarak yapılan planlar birer birer yaşama geçiriliyor. 2000’li yılların başında ABD dışişleri bakanı Condoleezza Rice 2003 yılında yazdığı makalesinde Ortadoğu’da 22 ülkenin sınırlarının değişeceğini belirtiyordu. Kuşkusuz sınırların değişmesi kolay olmaz. Hiçbir ülke kendi isteğiyle bu değişikliğe izin vermez. O halde Condoleezza Rice’in ilan ettiği bu plan, doğal olarak bölgede büyük çatışmalara, kan ve göz yaşına yol açaçaktı. Ne yazık ki aynen de böyle oldu. Sonraları Büyük Ortadoğu Projesi “BOP” olarak adlandırılan bu plan 2010 yılı Aralık ayında Tunus´ta başlayan Arap Baharıyla bölgeyi kan gölüne döndürdü. Ancak 7-8 yıldır yaşanan büyük sıkıntılara, akmaya devam eden kanlara rağmen görünen o ki, planın yapıcıları ve uygulayıcılarına göre daha yapılacak çok iş, akıtılacak çok kanlar var.

 

 
Bu gelişmeleri daha önceleri yazdığım bir dizi yazıyla dile getirmiş uyarı görevimi yapmaya çalışmıştım. 12 Aralık 2016’da “Euro-Dolar Savaşının Kazananı Olur mu”, 26 Şubat 2017’de “Türkiye Büyük Savaşa Ne Kadar Yakın” ve 13 Mart 2017 tarihinde yazdığım “Büyük Tehlike: Sünni-Şii Savaşı” adlı makalelerimde bu güne gelinebileceğini ve gerekli önlemlerin alınması gerekliliğini vurgulamıştım. Ancak, Bölgede kan ve gözyaşını arttırabilecek olaylar ABD’de Trump’ın başa gelmesi ve ilk ziyaretini bölge ülkelerinden Suudi Arabistan’a yapmasıyla hızlandı. Trump, 21 Mayıs’ta gerçekleştirdiği Suudi Arabistan ziyaretinde bu ülkeye ilk etapta 110 milyar dolarlık ve peyderpey 350 milyar dolara kadar çıkabilecek ABD tarihinin en büyük silah satışı anlaşmasını imzaladı. Bu anlaşmanın daha mürekkebi kurumadan 5 Haziran’da Suudi Arabistan, Mısır, Birleşik Arap Emirlikleri ve Bahreyn, bölgenin bir diğer ülkesi olan Katar ile siyasal, ekonomik ve diplomatik tüm ilişkilerini kesme kararı aldılar ve uygulamaya soktular. Bu karar Dünya’da şaşkınlıkla karşılanmışken iki gün sonra da İran’a IŞİD’in üstlendiği terör saldırısı yapıldı. 12 kişi öldü çok sayıda İran’lı yaralandı.

 

 

 
Irak, Libya, Yemen ve Suriye başta olmak üzere bölge uzun bir süredir kanlı çatışmaların ve büyük bir kaosun içinde. Bu kaotik ortam bu gelişmelerle daha da derinleşmeye ve yayılmaya devam ediyor. Trump’ın gezisi sonrasında klasik tabiriyle bölgede “eski dostlar düşman olmaya başladı”.

 

 
Aslında bu gelişmeler dünya siyasetiyle ilgilenenler açısından sürpriz değil. ABD’nin en deneyimli diplomatlarından ve Başkan Nixon döneminin Dışişleri Bakanı Dr. Henry Kissinger 27 Kasım 2011 tarihinde 89 yaşında iken The Daily Squib adlı gazetenin Alfred Heinz adlı muhabirine bugün Ortadoğu bölgesinde yaşananların ipuçlarını vermiş. ABD’nin derin devletine de yakın olan deneyimli diplomat Gazetenin internet sayfasında yayınlanan söyleşisine “Savaş davullarını işitemiyorsanız sağır olmalısınız” diyerek başlıyor. Sonrası ilginç ve Dünya için tehlike dolu şu sözlerle sürüyor: “Amerika Birleşik Devletleri, Çin ve Rusya’yı oyuna getiriyor. Tabuta son çiviyi de İsrail’in de esas hedefi olan İran ile çakacak. Çin ve Rusya’nın askeri güçlerini arttırmalarına, onların yeniden Sovyetleşmelerine engel olmak ve kof bir kabadayılık duygusuna kapılmaları için izin verdik. Böylelikle çöküşleri daha hızlı olacak. Nasıl bir keskin nişancı, acemi çaylağı silahını alıp ateş etmeye teşebbüs etmesi için gaza getirir ve sonra da hesabını görürse biz de aynısını yapıyoruz. Yaklaşan savaş çok şiddetli olacak ve sadece tek bir süper güç kazanacak. O da biz olacağız”. Bu çok tehlikeli sözler bire bir Henri Kissinger’a ait. Söyleşisinin devamında Avrupa’nın neyin yaklaştığını bildiği için yaşayabilmek ve bir süper devlet haline gelebilmek amacıyla Avrupa Birliği’ni oluşturduğunu belirtiyor.

 

 
Ortadoğu’da yaşanmaya başlanan bu acılı günlerin yıllar öncesinden planlandığını belirten bu cüretkâr söyleşinin bölgemizi ilgilendiren bir önemli kısmı da şöyle: “Petrolü kontrol ederseniz, ulusları kontrol edebilirsiniz. Gıdayı kontrol ederseniz, insanları kontrol edebilirsiniz”. Bu sözlerden sonra da ABD’nin ne yaptığını övünerek anlatıyor: “Askerimize, petrol kaynaklarına sahip olan yedi Ortadoğu ülkesinin sorumluluğunu üzerlerine almalarını söyledik. Görev hemen hemen tamam. Askeriyemizin aldıkları emirleri fazlasıyla yerine getirdiklerini söylemeliyim. Son bir aşama kaldı o da dengeyi değiştirebilecek olan İran. Çin ve Rusya, ABD’nin bu ortalığı derleyip toparlamasını daha ne kadar seyredebilir? “Rus ayısı” ve Çin orağı (köylü komünistler) uykularından uyanacak ve o anda da İsrail bütün gücü ve silahları ile dövüşüp olabildiğince çok Arap öldürecek”.
ABD’nin halen hayatta olan eski dış işleri bakanı ve diplomatı Henry Kissinger’ın bu açık sözlü, kendilerine deli gibi güvenen ve küstah söyleşisi Ortadoğu’da yaşanan bu kanlı günlere nasıl geldiğimizi sanırım gözler önüne seriyor. Bölgemiz ve Dünya için öngördüğü senaryoda İran’ı ana hedef olarak gördükleri en kanlı son aşamasına yaklaşıyoruz. Ancak elbette Dünya tarihi, birçok böyle cüretkâr ve kanlı senaryoları yazan ve uygulamaya çalışanların, çoğu zaman amaçlarına ulaşamadıklarını ve akıttıkları kanlar içinde boğulduklarını da gösteren bir tarihtir. Bu kanlı senaryonun gerçekleşmemesi için bu söyleşide hedefe konulan Çin, Rusya ve İran’ın, esas hedefe ulaşabilmek için Katar bahanesinin de devreye sokulduğu bu günlerde sağduyu ile uygulayacakları politikalar çok önemlidir. Doğal olarak bu kana bulanmış bölgenin ortasında kalan Türkiye’nin de etrafındaki çember her geçen gün daralmaktadır. Bu kanlı çemberden kurtulmanın yolu Katar’a asker göndermekten geçmez. Aksine Türkiye’yi bu büyük bataklığın içine daha beter çeker. Türkiye’nin bu dönemde alacağı en acil önlem, bu günleri yıllar öncesinden görerek “Yurtta Barış, Dünya’da Barış” ilkesiyle ulusuna yol göstermiş olan Mustafa Kemal Atatürk’ün bu sağduyulu ve barışçı politikasına hızla ama hızla sahip çıkmak ve komşularıyla dostane ilişkiler geliştirme sürecini başlatmaktır.

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
İleri demokrasiden göstermelik demokrasiye