“Türkiye Varlık Fonu” mal varlığımızı Araplara yağmalatmak için kuruldu!

“Türkiye Varlık Fonu” mal varlığımızı Araplara yağmalatmak için kuruldu!
15 Mart 2017 10:32

Sevgili okuyucularım, hepimizin anımsadığı gibi 15 Temmuz 2016 naylon darbe tiyatrosundan sonra Türkiye’nin rejimini, sosyal, kültürel, ekonomik yaşamını, demografik yaşamını değiştirmek üzere AKP hükümeti vasıtasıyla onun doğal lideri ile güruhu tarafından işi kılıfına uydurarak çok köklü çalışmalar yapıldı ve son hızla yapılmaya devam ediliyor.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

İşte bu son derece çirkin çalışmalardan biri de 26 Ağustos 2016 tarihli T.C. Resmi Gazete’de yayınlanan nüshasında ”Türkiye Varlık Fonu Yönetimi Anonim Şirketinin Kurulması İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile ”Türkiye Varlık Fonu” kuruldu.

 

 

Bu kanunun kuruluş amacına baktığınız zaman tam anlamıyla kurnazca kamufle edilmiş olarak Türkiye’nin kalkınması ile ilgili bir sürü madde sıralanmış.

 

 

Daha sonra 15 Temmuz 2016 naylon darbe tiyatrosu bahane edilerek Cumhurbaşkanı’na verilen KHK(Kanun Hükmünde Kararname) yetkisine dayanarak RTE tarafından 07 Şubat 2017 tarihinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin ve Türk milletinin çok önemli mal varlıkları ve dev kuruluşları ”Türkiye Varlık Fonu’na devredildi.

 

 

”Sayıştay” denetiminden de tamamen azade olan ”Türkiye Varlık Fonu”na belli başlı hangi dev kuruluşlar devredildi?

Hazine Arazileri

Ziraat Bankası

Halkbank

Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü.

BOTAŞ

PTT

Türk Telekom

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı(TPAO)

Türk Hava Yolları(THY)

Türkiye

Eti Maden İşletmeleri

Milli Piyango

At Yarışları

………….

 

 

Ayrıca şirketlerin hazineye ait hisseleri de ”Türkiye Varlık Fonu”na devredildi.

 

 

İlerleyen zaman içinde Türk milletine ait bir çok mal varlığı da amaçlarına ulaşmak için bu fona gözlerini kırpmadan devredeceklerdir.

 

 

Dikkat edilirse, kurdukları ‘’Türkiye Varlık Fonu’’ çıkardıkları örtülü yasa gereği hem ‘’Sayıştay’’ denetiminden uzak, hem de çok büyük bütçeli kuruluşlar devredilmiş.

 

 

Peki, adamların bu fonla amaçları nedir?

 

 

Ve, neden ‘’Sayıştay’’ denetiminden azade etmişlerdir?

 

 

Öncelikle, bu köşede defalarca yazdığım gibi bu adamların bir numaralı amacı, Anadolu topraklarının ezici çoğunlukla asli unsuru olan Türkleri demografik bakımdan ekalliyet(azınlık) durumuna düşürmektir.

 

 

Bunu gerçekleştirdikleri taktirde Türklüğü, Türk kültürünü, Türk toplumsal yaşamını, Türk düşüncesini ve Türklüğü ilgilendiren her nesneyi bu topraklardan uzaklaştıracaklarına inanıyorlar ama çok kötü yanılıyorlar çünkü tarihin akışının değişmeyeceğini ve bu bağlamda bilinen 5 bin yıllık-ötesi de var-Metehan’ın, Atilla’nın torunlarının, dünya tarihinin en büyük, hareketli milleti olduklarını unutuyorlar ki, bunu da cahilliklerine bağlıyoruz.

 

 

Demografik olarak Anadolu topraklarındaki Türk nüfus oranını büyük ölçüde düşürmek için bu adamlar şimdiye kadar neler yaptılar ve bu konuda çalışmaları ne yönde yürüyor?

 

 

Her şeyden önce bu adamlar kutsal aşıklar gibi Arap sever olarak Suriye’deki iç savaşı bahane edip, kendi resmi rakamlarına göre 3 milyon ama gerçekte 5 milyon Suriyeli Arap’ı sığınmacı olarak Türkiye’ye sokup, sebep oldukları bir yığın sosyal, kültürel, güvenlik ekonomik sıkıntılarla beraber akşamdan sabaha aç milyonlarca yoksulumuzun kıt rızkına ortak ettiler, gıda ve benzin fiyatlarının fahiş ücretlerini daha da yükselttiler.

 

 

Bugün hangi kentimize giderseniz gidin, kimisinde on binlerce, kimisinde yüz binlerce Suriyeli ‘’ekmek elden su gölden’’ yan gelip şehvet duyguları ile yatarken-her yıl yüz binlerce de çocuk peyda ediyorlar-canım Mehmetçik’de bu şehvetperestlerin uğrunda Suriye topraklarında canını veriyor.

 

 

Tabi bu da amaçları uğrunda ayrı bir Türk nüfusunu azaltıp, Arap nüfusunu çoğaltma çalışmasıdır.

 

 

Bu gerçekleri yineleyerek ortaya koyduktan sonra şimdi çok önemli bir saptamayı ortaya koyalım.

 

 

Bildiğiniz gibi şimdi sığınmacı Suriyeli Arapları hızla vatandaş yapıyorlar.

 

 

Neden bunu yapıyorlar?

 

 

Yukarıda belirttiğimiz gibi Türk nüfus oranını çok aşağı çekerek Türkiye’yi hızla Arap egemenliğine sokmak istiyorlar.

 

 

Arapları vatandaş yapmakla işleri biter mi bu adamların?

 

 

Elbette bitmez çünkü bu milyonlarca çomarı bir de mal mülk ve toprak sahibi yapmaları gerekir Türkler karşısında güçlü hale getirmek için.

 

 

Bunu ne ile sağlayacaklar?

 

 

İşte yukarıda kısaca tanıttığımız ve her türlü denetimden uzak, bünyesinde en büyük işletmeleri barındıran ‘’Türkiye Varlık Fonu’’ ile sığınmacı Suriyeli Araplar ile Ortadoğu bataklığının her ülkesinden gelen milyonlarca çomarı mal mülk, toprak sahibi yapıp zengin edecekler.

 

 

‘’Türkiye Varlık Fonu’’na bağlı ‘’Hazine Arazileri’’nin varlığını göz önüne aldığımız zaman, bu adamların ne yapacakları çok açıktır.

 

 

Hemen belirteyim ki, bugün itibariyle 80 milyonluk Türk milletinin atalarının kanları ile alınmış bu toprakları bizi tarihin her döneminde yaptığımız tüm iyiliklere rağmen puştça sırtımızdan hançerleyen-Suudi Arabistan’da, Yemen’de, Ürdün’de, Filistin’de, Suriye’de, Lübnan’da, Trablusgarp’da vs. yaptıkları puştluklar; bu konuda Falih Rıfkı Atay’ın 1.Dünya Savaşı’nda yedek subay olarak yaşadıklarını anlatan ZEYTİNDAĞI adlı yapıtını okumak gerekir ki Arapların genetik olan bu özellikleri nedeniyle elde edecekleri ilk fırsatta aynısını bize karşı yineleyeceklerdir-Araplara peşkeş çekecekler.

 

 

Çünkü daha yakın bir geçmişte RTE’nin ‘’Arap kardeşlerimiz ülkemizde kiracı gibi yaşamasınlar, ev sahibi olarak yaşasınlar’’ sözleri hala daha belleklerimizdedir.

 

 

Bu hazine arazileri ki toplamı 2.3 milyon metrekaredir; mevcut 5 milyon sığınmacı Suriyeli Arap’a yeter mi?

 

 

Yeter veya yetmez ama Türkiye’nin dev kuruluşlarıyla mali olarak çok güçlendirilmiş ‘’Türkiye Varlık Fonu’’nun olanaklarıyla Suriyeli Arapların hepsi ev, arsa, arazi sahibi yapılarak köklü bir şekilde Anadolu cennetine bu adamlarca yerleştirileceklerdir.

 

 

Hatta çiftçilik ve/veya hayvancılık yapmak isteyen sığınmacı Suriyelilere Türklerin ellerindeki araziler ellerinden alınarak onlara uzun vadeli olarak, yok fiyatına yine peşkeş çekeceklerdir.

 

 

Peki, bu adamlar 5 milyon Arap ile yetinecek ve burada duracaklar mı?

 

 

Asla durmayacaklar ve Tanrı korusun halkoylamasından tutsakların sözcüğü olan ‘’evet’’ galip olarak çıkarsa Ortadoğu coğrafyasının tümünden milyonlarca Arap çomarı Anadolu’ya doldurmaya devam edecekler ta ki, Türkler demografik bakımdan ekalliyet(azınlık) durumuna düşünceye kadar.

 

 

Ve, sonradan getirdiklerini de ev, mal mülk, toprak ve arazi sahibi yapacaklar.

 

 

Tüm bunları nasıl yapacaklar?

 

 

‘’Türkiye Varlık Fonu’’ yukarıda sıraladığım çok güçlü olanaklarıyla.

 

 

Demek ki, ‘’Türkiye Varlık Fonu’’ gerçekte hangi amaçla kurulmuş?

 

 

Türkiye’yi Araplaştırmak, Türkleri azınlık durumuna düşürmek için!

 

 

Hatta bir iddiada daha bulunuyorum.

 

 

Bu adamlar Afrika’dan Zenci bile ithal edip, onları da vatandaş yapıp, aynı fonla Türk milletinin yağmalanan malları ile mal mülk sahibi yapılacaktır.

 

 

Afrika’da fellik fellik dolaşmalarının bir nedeni Batı dünyasının kendilerine yüz vermemesi ise, diğer nedeni de dogmatik din cahilliğine bağlı, akıl ve bilimden uzak düşünce tarzlarıdır.

 

 

Kısaca Arapları Peygamber , Zencileri ise ilk Müslümanlar’dan Bilali Habeş(Habeşistanlı Bilal) hatırı için Anadolu topraklarına yerleştirme planlaması yapıyorlar.

 

 

Halkoylamasından ‘’evet’’ galip çıktığı taktirde milletçe mahvolduğumuz, topraklarımızı ve istiklalimiz ile birlikte bireysel özgürlüğümüzü kaybettiğimiz gündür.

 

 

Halkoylamasında özgür, akılcı ve bilgili bireylerin sözcüğü olan ‘’hayır’’ galip gelirse-büyük bir olasılıkla böyle olacak, oy hırsızlığı olmazsa-milletçe istiklalimizi, topraklarımızı ve bireysel özgürlüğümüzü uçurumun kenarından geri aldığımız gün olacak, ayrıca tek adam rejimi tarafından savaşsız olarak topraklarımızı işgal eden milyonlarca Arap,Türk’e yakışır şekilde güzelce kendi ülkelerine gönderilecektir-vatandaş olanlar da dahil-tüm sığınmacılar.

 

 

Yasal olarak cumhurbaşkanı olmayan-diplomasızlık nedeniyle-birinin –vatandaşlıkla ilgili kararname dahil-imzaladığı hiçbir yasa ve kararların geçerliliği yoktur.

 

 

 

O zaman dünyaya bu argümanı sunmalıyız.

 

 

 

Vatansever bir yurttaş olarak tarihe not düşmek için sadece uyarı görevi yaptım.

 

 

 

Felaketten kurtuluşumuzun tek çaresi vardır, o da halkoylamasında ‘’hayır’’ı seçmektir.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!