Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni fabrika ayarlarına döndürecek bir cumhurbaşkanı seçilmeli

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni fabrika ayarlarına döndürecek bir cumhurbaşkanı seçilmeli
22 Nisan 2018 14:39

RTE ve sadık yaveri Bahçeli siyasi ecel korkusu ile baskın seçim kararı aldılar; aslında buna kaptıkaçtı seçim kararı demek daha açıklayıcı olur.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

İktidar kanadı cumhur ittifakı-ne anlama geliyorsa?-adı altında MHP ile birlikte seçime giriyor.

 

 

Cumhur ittifakının meşru veya meşruiyet dışı tüm seçim hazırlıkları elbetteki hazırdı.

 

İşin doğrusunu söylemek gerekirse muhalefet bu kaptıkaçtı seçim kararına biraz hazırlıksız yakalandılar ve bu nedenle bir panik havası yaşadıkları görülüyor.

 

 

Bu panik havası daha çok gösterecekleri cumhurbaşkanı adayı konusunda görülmektedir ve bu nedenle çok hızlı bir siyasi trafik yaşanmaktadır.

 

 

Bu seçimle ilgili olarak her zaman yaptığım gibi korku ve endişeye dayanan bazı düşüncelerimi aktaracağım ama öncelikle RTE’nin karşısına nasıl bir cumhurbaşkanı adayı çıkarılması gerektiği konusundaki düşüncemi aktarmak istiyorum.

 

 

Cumhurbaşkanı adayları konusunda başta CHP olmak üzere tüm muhalefet partisi lider ve yetkililerinin çok iyi niyetle hareket ettiklerine ve düşünce ürettiklerine inanıyorum.

 

 

Dillendirdikleri adlarında makul olduklarına inanmakla beraber ben özellikle Cumhuriyet Halk Partisi lider ve yetkili kurullarının bu konuda hangi parametreleri baz alarak bir paradigma üretmeleri gerektiği üzerinde durmak istiyorum.

 

 

Neden Cumhuriyet Halk Partisi?

 

 

Çünkü Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni tüm kurum, kurul, kurulları ve yönetim felsefesi ile Büyük Atatürk önderliğinde kuran parti olduğu için.

 

 

RTE’nin olanca yıkıcılığı ve Arapçı düşünceleriyle-eğer buna düşünce denirse?-kökünden salladığı, tüm kurumlarını altüst ettiği, orduyu, okulları ve eğitim sistemini pervasızca bozduğu, yargıyı ve bağımsız işlev görmesi gereken tüm kurumları egemenliği altına alarak Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Atatürk’ün kurduğu şekliyle ortadan kaldırdığı hiç yadsınamayacak şekilde ortadadır.

 

 

Bunları anlata anlata dilimizde tüy bitti ama elbette ki, her yurtsever yurttaş gibi durmadan yineleyeceğiz.

 

 

Her kurumu olduğu gibi laik seküler eğitimi de kökten kaldırıp Araplaştıran RTE’nin Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkma yolunda aldığı mesafeye prototip bir örnek vereyi.

 

 

Çok yakından tanıdığım biri önümüzdeki yıl için oğlunu bir kolejin ilkokul kısmına kayıt için gittiğinde, bu kolejin önce çocuklara hafızlık yaptırdığı,-bilerek eğitim demiyorum-daha sonra da normal eğitime geçtiğini öğreniyor.

 

 

Ne kadar acı ve dehşet verici bir durum!

 

 

Tüm okullar aşağı yukarı, devlet veya özel okullar geleceğimizin teminatı yavrularımızı beyinlerinden tutsak edecek bir Arapçılık beyin yıkama bataklığının içine çekiyorlar.

 

 

Bugünkü RTE yönetimi bunu bilinçli olarak yaptırıyor, çünkü toplumları tutsak etmek için binlerce yıldır bulunmuş ve denenmiş en iyi yöntem çocukları Arap zihniyetine göre yetiştirmektir.

 

 

Bugün İslam ülkelerindeki sözde var olan demokrasiye göre sürekli olarak iktidarda bulunan diktatör liderlerin yüzde 100’e yakın oy almalarının nedeni eğitimin Arapçılık paradigması üzerine kurulmasıdır ve kuşkunuz olmasın ki, RTE mutlak anlamda bunu yakalamak için Türk eğitimini bilerek Arapçılık üzerine kurmuştur.

 

 

RTE’nin çocukları yabancı üniversitelerde okuduğu gibi, şimdi torunları da en iyi kolejlerde tutsaklık eğitiminden uzak olarak okumaktadırlar.

 

 

Suudi Arabistan’da, yönetimdki Suud sülalesinin tüm çocukları ve gençleri Avrupa ve ABD’de özgür eğitimle okudukları halde halkın çocukları kral ve Suud sülalesine tutsak olsunlar diye Şeriat çerçevesinde okutulup toplum içine salınmaktadır.

 

 

İşte bir daha yineleyelim ki, RTE’nin tüm gayesi kendine ve sülalesine tutsak bireyler yetiştirmektir.

 

 

RTE, yukarıda belirttiğimiz gibi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün akıl ve bilim rehberliğinde kurduğu laik demokratik, seküler Türk devletinin tüm kurumlarını alabora etti.

 

 

Bize bu aşamada Atatürk’e tüm ruhuyla, kalbiyle, beyniyle, duygularıyla, icraatlarıyla ve vücudunun her bir hücresi ile öyle bir cumhurbaşkanı gerekiyor ki, hiçbir siyasi çıkar kaygısı olmadan RTE’nin bozduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin tüm organlarını ve yönetim felsefesini cesaret ve kararlılıkla, hızla yerine oturtsun.

 

 

Örneğin, eğitim sistemimizi tekrar laik demokratik, seküler bir yapıya kavuştursun ve Atatürk’ün en büyük devrimlerinden biri olan ”Tevhid-i Tedrisat” yasasını hemen uygulasın, geçmişte buna uymayan Milli Eğitim ve okul yetkililerini yargı önüne çıkararak, gericilik yuvalarını derhal dağıtsın.

 

 

RTE’nin bozduğu Türk ordusunun yapısını tekrar Atatürk’ün kurduğu şekle çevirsin ve adına Milli Savunma Üniversitesi dedikleri ucubeyi kapatarak Harp okullarını yeniden ihya etsin, buralara alınan öğrenciler Kemalist zihniyetli gençler arasından seçilsin, bunların zamanında Arapçılık sınavından geçirilerek alınanlar ise kapı dışarı edilsin.

 

 

Siz sınırsız cahilliğe bakın ki, Milli Savunma Üniversitesi dedikleri alameti farika kurumun başına hayatında bir av tüfeği bile kullanmamış bir Osmanlı tarihçisi sakallıyı rektör olarak atamışlar.

 

 

Adamlar Türk ordusu ile alay ediyorlar ve bir Osmanlı tarihçisi rektörle de kılıç kalkanla savaşılacağını sanacak kadar gaflet ve dalalet içindeler.

 

 

Dünyada tüm ülkelerde harp okullarının başlarında en yetkin generaller bulunmaktadır.

 

 

Böyle bir cumhurbaşkanı RTE’nin kapattığı tüm askeri okulları açmalı ve bozduğu tüm kurumları, Atatürk’ün kurduğu şekle yeniden döndürmelidir.

 

 

Ayrıca 24 Haziran seçimi vatansever Türk siyasetçilerini by-pas eden, çoğu partilerin seçime girmesini engelleyerek yasadışı bir sahte seçimdir.

 

 

En son 2015’te yirmiye yakın parti seçime katıldığı halde diktatörce yapılan bir emirname ile bu sayı dokuza inmiştir.

 

 

İşte seçilecek cumhurbaşkanı önce hırsızlık oylarına dayalı 16 Nisan 2017 referandumunu iptal etmeli ve demokratik düzenin rayına oturması TBMM’nin tekrak güçlenmesi için tüm siyasi partilerin katılacağı gerçek bir seçim yapılmalıdır ve bu tarih önümüzdeki yıl 3 Ksım 2019’da yapılacak olan seçim tarihini geçmemelidir.Demokrasinin yeniden tahsisi ve RTE’nin yaptığı tahribatları önlemede bu çok önemlidir.

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni Gazi’nin kurduğu şekliyle fabrika ayaralarına döndürmede iki önemli sembol vardır ki, seçilecek cumhurbaşkanı bunun sözünü şimdiden vermelidir.

 

 

Bunlardan biri, cumhurbaşkalığı makamını tekrar Çankaya’ya taşıyacağına söz vermesi ve bir gün bile kaçak sarayda oturmayacağını halka vadetmesi, diğeri de bugünkü kaçak sarayın her şeyi ile birlikte Yüce Atatürk’ün aziz anısına Atatürk Orman Çiftliğine geri verilerek ”Tarım Bilimleri Üniversitesi” adı ve işlevi ile bir üniversite kurulması ve bu üniversitede tarım ve hayvancılıkla ilgili tüm bölümler açılmalı ki, Türk toplumu vicdanı huzura kavuşsun.

 

 

Böyle bir durum aynı zamanda Atatürk düşmanlarına karşı haddini bildirme ve uyarı davranışıdır.

 

 

Sapına kadar Atatürkçü olan böyle bir cumhurbaşkanı devlet kurumlarına tıpkı fetö çetesi gibi yerleşmiş olan gerici çete elemanlarını, tıpkı RTE’nin fetöcülere yaptığı gibi inlerine kadar girerek ayıklamalı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ne kastetmiş olanlar yargı önüne çıkarılarak yargılanmalı ve gelecekte çıkması muhtemel olan gerici karşıdevrimci hainler için ”devr-i sabık” yaratılmalıdır.

 

 

16 yıldan beri anayasa ve yasaları çiğneyen RTE’nin yargı önüne çıkarılacağına söz vermelidir yeni cumhurbaşkanı.

 

 

Şimdi lafı dolandırmadan cumhurbaşkanlığı için bir ad ortaya atacağım.

 

 

Ama öncelikle bir durumu ortaya koyacağım.

 

 

Şu anda CHP’nin göstereceği adaylar için hiçbir itirazım yok, elbetteki kim aday olursa olsun boynunda vatan hainliği yaftası yoksa destek çıkacağız ve oylarımızı vereceğiz.

 

 

Bunlar ister Muharrem İnce, ister Abdullatif Şener, ister İlhan Kesici vs. olsun.

 

 

Bu zatların hepsi de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin üzerinden RTE’nin karanlık tüm tahribatlarını ve izlerini silerler.

 

 

Benim önerim cumhurbaşkanı adayı Eskişehir Büyükşehir Belediye Başkanı Prof.Dr.Yılmaz Büyükerşen’in olmasıdır.

 

 

Neden mi?

 

 

-Yılmaz Büyükerşen katıksız bir Atatürkçü’dür.

 

 

-Yılmaz Büyükerşen pek siyasallaşmadığı için Atatürk İlke ve Devrimleri’ni tekrar yerine oturtmada asla kimseye ödün vermez.

 

 

-Yılmaz Büyükerşen, yaş itibariyle Cumhuriyet’in bilhassa 1940’lı yıllarda Atatürk devrimlerinin nasıl kararlılıkla oturtulduğunu görmüştür.

 

 

-Yılmaz Büyükerşen o kadar Atatürk sevdalısıdır ki, Anıtkabir’ê bizzat kendisi balmumundan boy ve diğer vücut ölçüleri aynı olmak üzere balmumundan Atatürk heykeli yapmıştır.

 

 

-Yılmaz Büyükerşen’in kedisi bizzat bu konularda sanatçıdır ve Eskişehir’de ilk balmumu heykel müzesini açan şahsiyettir.

 

 

-Yılmaz Büyükerşen akademisyen olarak iktisat profesörüdür, ekonomik konularda çok sağlıklı kararlar alır ki, ençok gereksinim duyduğumuz alanda şimdilik budur.

 

 

-Yılmaz Büyükerşen Eskişehir’i modern bir kent yapmıştır ve oylarını hep artırak seçilmiştir ki, aldığı oylar yaklaşık olarak yüzde 45-50 arasındadır.

 

 

-Yılmaz Büyükerşen 1. ve 2. turlarda sağ ve sol kesimler ile milliyetçi kesimlerden rahatlıkla oy alır ki, bunu yıllardır Eskişehir’de kanıtlamıştır.

 

 

-Yılmaz Büyükerşen yaş itibariyle cumhurbaşkanlığı makamını dolduracak olgunlukta ki, Türk ulusu bu makamda olgun yaşlarda bulunanlara saygı ve sevgisi oldukça fazladır.

 

 

-AKP kanadı ve RTE ile yaveri Bahçeli Yılmaz Büyükerşen’le ilgili kullanabilecekleri bir defo bulanazlar ama siyasi kargaşanın içinden gelenler için kullanabilecekleri çok malzeme bulurlar.

 

 

Yurttaş, köşe yazarı ve önceki dönem milletvekillerinden biri olarak bunlar benim acizane görüşlerimdir ama tabii ki gösterilen her makul adayı cansiperane destekleyeceğiz.

 

 

RTE’NİN DİPLOMASIZLIĞINI MUHALEFET GÜNDEM YAPMAYACAK MI?

 

 

Bilindiği gibi uzun zamandır RTE’nin cumhurbaşkanı olmanın koşullarından olan 4 yıllık yüksek okul diplomasın bulunmadığı ve bu hususta kimi cesur yurttaşların savcılıklara suç duyurusunda bulundukları bilinmektedir.

 

 

RTE ve güruhu bu konuda son derece sıkışmış ve işi yaygaraya getirmişler ve buna son hızla devam ediyorlar.

 

 

En son öğrendiğimiz HKP(Halkın Kurtuluşu Partisi) bu konuda yani RTE’nin diploma kalpazanlığı konusunda Anayasa Mahkemesi’ne başvurduğu ve bu başvurunun avukatlığını da Yargıtay eski savcılarından Ömer Fauk Eminağaoğlu’nun üzerine aldığıdır.

 

 

Bu diploma kalpazanlığı konusu küçümsenecek bir vaka değildir, bu aşamada başta CHP olmak üzere muhalefetin bu konu üzerinde durması çok önemlidir.

 

 

Anımsatmak istedim…

 

 

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nızı en içten dileklerimle kutlar, RTE’nin yıktığı parlamenter rejime yeniden kavuşmamızı temenni ederim!

 

 

Dr. brahim ÖZDOĞAN Twitter

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Hiç şüphe yok ki AK Parti oyları talan etti
Çanakkale Zaferi sadece Türk kanıyla kazanıldı, hiçbir milletin katkısı yoktur
Ülkeyi batırdı, şimdi de suçlarını milletin üstüne çamur gibi atıyor