Türk ve Atatürk düşmanı derin foseptik çukuru yaratık!

Türk ve Atatürk düşmanı derin foseptik çukuru yaratık!
10 Mayıs 2017 10:08

Son zamanlarda Türk düşmanı foseptik çukuru şeref ve haysiyetten yoksun bir alameti farika yaratık tarafından derin tarih yaftası altında Büyük Türk milletinin ebedi önderi Mustafa Kemal Atatürk’e deli saçmalarının bile fersah fersah ötesinde, her konuda bilhassa cinsel sapkınlık konusunda affedilmesi olası olmayan iftiralar yapılmaktadır.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

Burada hedef aslında Yüce Türk milletidir.

 

 

Çünkü Yüce Türk milletine Türk kimliğini kazandıran ebedi önderimiz Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ten başkası değildir.

 

 

Bu derin foseptik çukuru yaratık Anadolu’dan Türk kimliğini iftiralarla görevli bir şerefsizdir.

 

 

Şimdi, ben Atatürk’e yapılan bu alçak iftiraların kaynağını yazmak istiyorum.

 

 

Öncelikle bir hususu belirtmem gerekir ki, Atatürk’ün akıl ve bilime dayalı aydınlık devrimlerini önleyemeyen o yılların karanlık ruhlu gericileri, bu büyük insana çok ağır iftiralarda bulunmuşlardır.

 

 

Bu derin iftiraların bir kısmı daha sonra kitaplaşmıştır.

 

 

Bu foseptik çukuru iftiraların toplandığı kitap diyemeyeceğimiz boklu sayfalar, zamanın azılı ruh hastası Dr.Rıza Nur’un yazdığı ‘’HAYATIM VE HATIRATIM’’ adı altında yazdığı iftiralar galerisidir ki, bugünün Türk ve Atatürk düşmanları tüm hücumlarını buna dayanarak yaparlar.

 

 

Son günlerde adından bahsettiren sahte tarihçi Türk düşmanı foseptik çukuru şerefsiz yaratık ta ‘’derin tarih’’ adı altında Ulu Önderimize yaptığı tüm iftiraları yukarıda bahsettiğim Dr. Rıza Nur’un ‘’HAYATIM VE HATIRATIM’’ adlı iftiralar galerisinden almaktadır.

 

 

1979 senesinde yasaklı iken bir vesile ile bulup okuduğu dört ciltlik ‘’HAYATIM VE HATIRATIM’’ adlı iftiralar kusmuk galerisinin yazarı Dr. Rıza Nur kimdir ve neden bu foseptik çukuru iftiraları yazarak bugünün derin foseptik çukur ve çukurlarına kötü örnek olmuştur?

 

 

Kısaca Dr. Rıza Nur 1879 Sinop doğumludur.

 

 

Tıp doktoru olarak Askeri Tıp Okulu’ndan yüzbaşı rütbesi ile mezun olmuştur.

 

 

Siyasetle uğraşmıştır, hatta binbaşı rütbesindeyken rütbesi sökülmesine rağmen siyasete devam etmiştir, II. Meşrutiyet’ten sonra yapılan seçimlerde Sinop mebusu olmuş, öyle ki, TBMM’nin I. ve II. Dönemlerinde Sinop milletvekilliği yapmıştır.

 

 

İsmet Paşa ile birlikte Lozan görüşmelerine bile katılmıştır.

 

 

Lozan’dan sonra siyaseti bıraktı.

 

 

Neden?

 

 

Derin ruhsal bozuklukları nedeniyle başta Büyük Atatürk olmak üzere devrim önderlerine yatığı ağır iftiralar yaptığından, kendisine suikast yapılacağı endişesiyle, araştırma, bilim, sanat yapmak ve karısının hastalığını bahane ederek 1926 senesinde Fransa’ya gitti.

 

 

Büyük Türk milletinin ebedi önderi Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün 1927 senesinde Dr. Rıza Nur’u ‘’NUTUK’’ta ‘’Arnavutları isyana teşvik etti’’ suçlamasından sonra bu müptezel deli 1928’de anılarını yazmaya başladı.

 

 

Dr. Rıza Nur’un anıları yani ‘’HAYATIM VE HATIRATIM’’ adlı iftiralar galerisi, Türk milletinin aydınlık rehberi ‘’NUTUK’’a yanıt olarak yazılmıştır.

 

 

Dr. Rıza Nur bu anılarını ‘’BRİTİSH MUSEM’’a 1960 yılına kadar yayınlanmaması koşuluyla teslim etmiştir.

 

 

Neden 1960’a kadar yayınlanmamasını istemiştir?

 

 

Çünkü, 1960 kadar tüm tanıkların öleceğini düşünmüştür.

 

 

Bu düşüncesi o kadar kesindir ki, 1942 senesinde ölen Dr. Rıza Nur, Ulu Önderimizin 1938 senesinde ebedi istirahatgahına uğurlanışından sonra bile bu iftiralar galerisini yayınlamamış, büyük yalanlarının ortaya çıkmaması için 1960 yılı sözünde sebat etmiştir.

 

 

Nitekim, ‘’BRİTİSH MUSEUM’’ Dr. Rıza Nur ile olan anlaşmasına sadık kalarak 1960 senesinde bu iftiralar galerisini yayınlamıştır.

 

 

Uzun seneler bu iftiralar galerisinin yayım ve satışı yasak edilmiştir ki, yukarıda bahsettiğim gibi bu paçavrayı ben yasaklı olan yıllarda okumuştum.

 

 

İşte bugünün Türk düşmanı derin foseptik çukuru şerefsiz yaratıkları Atatürk’e yaptıkları tüm iftiraları bu soysuz iftiralar galerisinden alarak adına da derin tarih yaftasını yapıştırarak şark kurnazlığıyla insanımızın bilinçdışına mesaj göndermektedirler.

 

 

Zamanın Ruh ve Sinir Hastalıkları Uzmanı Dr. Hasan Behçet Tokol, Dr Rıza Nur’un ağır ruhsal hastalıklarını özetle şöyle sıralamıştır:

 

 

İzolasyon(kendini çevreden soyutlama), depresyon(Ruhsal yavaşlama, çöküntü), homoseksüel eğilimli, obsesif kompulsiv sendromu(toz mikrop korkusu), depersonelizasyon(aşağılık duygusu), agresif ve hostil(saldırgan ve kızgın), psikopat(kişilik bozukluğu), mitonami(sürekli yalan söyleme), fabulasyon(masal uydurma hayali, hikayeci), narsizim(kendini beğenme, kendine tapınma), paranoid reaksiyon(takip edildiğini ve suikaste uğrayacağını sanmas), egosantirizim(karalama, devamlı övünme, sahte gurur) vs.

 

 

Dr Rıza Nur tarihin en büyük deli iftiracılarındandır ve bugünün Türk düşmanı foeptik çukuru derin hainleri böyle bir delinin kişisel hınçları yüzünden Ulu Önderimize karşı atmaya çalıştığı kusmuklarını derin tarih diye yutturmaya çalışmaktadır.

 

 

Dr Rıza Nur’un nasıl bir iftiracı deli olduğunu bizzat ailesi ve kendisi hakkında yine ‘’HAYATIM VE HATIRATIM’’ adlı saçmalıklarında kendi kaleminden okuyalım ve Atatürk ile ilgili şerefsiz iftiralarını derin tarih diye Türk milletine yutturmaya çalışanları bütün nefretimizle kınayıp telin edelim:

 

 

“Karımdan şu mektubu aldım: ‘Ben burada kendime bir hayat arkadaşı buldum. Bunu başkasından duyarak üzülmene imkan bırakmıyorum.’ Namussuz karı! Sonunda bana boynuz da taktı” (s.1785). “Galiba bu işte (M. Kemal’in) ve İsmet’in (İnönü) de parmağı var”

(s.1786)

”(Karımın) ahlakı da bozuldu. Evdeki kızları benden gizli çırılçıplak soyuyor, dans ettiriyor”

(s.1346)

”Bir Rus doktor, zampara mı zampara. Karının sözüne göre de bizim karıya da sataşmış”

(s.1410)

”Yataktan fırladım. Adam da derhal kaçtı. Baktım ki donum kesilmiş. Artık uyuyamadım”

(s.7)

”Yaşlı adam tabancasını çekti ve bana, ‘Çöz! Yoksa öldürürüm!’ dedi… Boğuşma başladı… Nihayet bayılıp kalmışım… Gözümü açtığım vakit yanımda kimse yoktu”

(s.84)

”Bu çocuğu (Harbiyeli) herkesten ziyade sevmeye başladım… Görmesem aklımdan hiç çıkmıyor, görsem yüzüne bakamıyor, içimde heyecan duyuyordum… Anladım ki bu çocuğa aşık olmuştum… Böyle bir aşkın sonu livata (sapık cinsel ilişki) demektir”

(s.22)

”Kadın, erkekten aşağı bir mahluktur”

(s.1530)

“Ne hayvan, ne de insan sevmem. Hele insanlar, iğrendiğim şeylerdir”

(s.1531)

“Arnavutları isyana teşvik ettiğimi ben kendi elimle yazdım. Bu kusur değil, iftiharım sebebidir” (s.378) “Bugün de bununla iftihar ederim. Bana büyük şereftir”

(s.1305)

“Ahlak ve temiz adetler ve faziletlerin bir kısmı kendiliğinden gitti, bir kısmını da bilerek ben terke mecbur oldum. Yalan da söyledim”

(s.105)

 

 

Rıza Nur yine bu anılarında, “Şüphesiz ki ben nevrastenik (şizofren) idim” diyerek bizzat kendisi ruh hastası olduğunu beyan etmiştir.

 

 

Bahse konu derin tarihçi foseptik çukurunun sinsi PKK sevdalısı bir Türk düşmanı olduğunu kimse unutmasın ve değerlendirmesini ona göre yapsın.

 

Nokta.

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Ali Babacan ve ekibi Türkiye için yeni bir felaket kapısı olur
Atatürk’ün anılmadığı camilerde Cuma namazı kılmanın hükmü yoktur
Türkiye’yi Ortadoğu’nun insan çöplüğü yaptı, şimdi yüzü kızarmadan parti kuracakmış