Türk Tabipleri Birliği neredeydi?

Türk Tabipleri Birliği neredeydi?
2 Şubat 2018 09:25

Türk Tabipleri Birliği’nin Afrin’e yapılan operasyonla ilgili açıklamasını dikkatle okudum. Bu kısa yazının suç unsuru içeren bir kısmı olduğuna inanmadığım gibi her hekimin sorumluluğunun “yaşatmak” olduğu kabulünden yola çıkmamız gerektiğine inanıyorum. Hekimlerin ilk sorumluluğu hastalar değil, koruyucu hekimliktir. Yani insanların hastalanmasını engelleyici tedbirlerin alınması konusunda yöneticileri ve halkı bilgilendirmek ve uygulamaları takip etmektir. Bu kapsamda da TTB’nin savaş istememesi gerekli ve doğrudur. Bu nedenle de bu açıklamayı yapanların gözaltına alınması kabul edilemez.

 

 

Dr. Semih DİKKATLİ H&H YORUM

 
Ancak bu açıklamanın yanlışlarından ilki burada başlamaktadır. Afrin’e yapılan operasyon bir savaş değildir. Savaş, tanımı gereği iki devlet arasında gerçekleşir. Terör örgütleriyle ancak çatışılır. PYD PKK’nın uzantısıdır ve teröristtir. Üstelik çeşitli şehirlerimizde bombalı saldırılarla yüzlerce sivil insanı öldüren acımasız bir terör örgütüdür. Şu anda da çeşitli ilçelerimize roketlerle saldırarak yine sivil halkı öldürmektedir.
Gelelim asıl büyük yanlışa; bir meslek örgütünün temel sorumluluğu öncelikle sorumlu olduğu üyelerinin özlük, sosyal, çalışma, ekonomik hakları konusunda çalışmalar yürütmektir. Bu cümle barış isteyemeyeceği anlamına gelmez. İnsanın insanı öldürmesini kuvvetle reddetmesi gereken ilkmeslek grubu hekimler olmalıdır zaten… Burada yine bir ancak diyeceğim ve bazı sorular soracağım.

 
Meslektaşlarımız şiddet görürken, öldürülürken, uygunsuz çalışma koşullarında özel hastanelerin kölesi haline getirilirken, devlet hastanelerinde performans sistemi denilen ucubeyle yüz yüze bırakılırken, yüzlerce yetersiz eğitim veren tıp fakültesi açılırken, yabancı doktorlar kadrolara atanırken, sağlık bakanlığı muayenehaneleri tırpanlarken, siyasiler sürekli olarak doktorları hedef tahtasına oturturken TTB neredeydi?

 
Saçma sapan tıbbi girişimlerde bulunan kurumlar açılırken, doktor olmayanlar tıbbi müdahalelerde bulunurken, imamlar terapi merkezleri açarken, sağlık memurları hacamatla her şeyi tedavi ederken, güzellik merkezlerinin çoğunda tıp dışı bir sürü saçmalık uygulanırken, iki günlük kurs alanlar her şeyin uzmanı olurken, çeşitli kitaplarda TV programlarında tıp uygulamalarına karşıt, bilim dışı bir sürü uygulama övülürken ve devlet buna sessizken TTB neredeydi?

 
GATA ve Askeri Hastaneler kapatılırken, şehir içlerinde arazileri değerli hastaneler talan edilirken, şehir hastaneleri gibi bir saçmalık uygulamaya konulurken, halkın sağlığa ulaşma hakkı şehirlerin en dışına doğru çıkarılırken, Tıpta Uzmanlık Sınavında sorular çalınırken, FETÖcüler tıp fakültelerinin ve kadroların hepsini hırsızlıkla kazanırken TTB neredeydi?

 
Ülkenin ormanları, dereleri, havası, suyu kirletilirken, her yere termik santral açılırken, işçi ölümleri bu kadar yaygınken, dağıtılan bedava kömürlerle ülkenin 79 ilinin havası sağlıkla bağdaşmaz hale gelirken, GDO’lu gıdalarla insanlarımız kanser edilirken, glukoz şurubuyla zehirlenirken, para için ülkeye sokulan asbest atıklı gemiler tersanelerimizde kesilirken, Ankara’nın göbeğinde asbest dolu bir bina hiçbir tedbir alınmadan yıkılırken, radyasyon atıkları için tel örgü gibi komik önlemler alınırken TTB neredeydi? Bunlar halk sağlığı sorunu değil miydi?
Çocuklar cemaat evlerinde tecavüze uğrarken, sapkınlık, pedofili almış yürümüşken, etek şort giydiği için kadınlarımız aşağılanırken, alkol içti diye tecavüz edilirken, hayvanlara şiddet ve tecavüz hala kabahat sayılırken, her yerde mobbing almış yürümüşken, hakimler sapıkları serbest bırakırken, ülkenin güzel insanları kumpas davalarla içeri alınıp ölmesi izlenirken, bazıları intihar ederken, onların tüm ailesi ruhsal olarak hastalanırken TTB neredeydi? Bunlar halk sağlığı sorunu değil miydi?

 
Ülkenin seçilmiş zaferleri aşağılanırken, insanların bir millete ait olma duygusu ellinden alınırken, inandıkları tüm ahlaki ve sosyal değerleri saldırı altındayken TTB neredeydi? Bunlar halk sağlığı sorunu değil miydi?

 
Öğretmenler, işçiler, polisler, askerler ve sivil halk PKK tarafından katledilirken, askeri sağlık çalışanları şehit edilirken, PKK ambulansa saldırırken, Van’da küçücük bir bebeğin ölmüş bedeni çuvalda taşınırken, doktorların can güvenliği olmaması nedeniyle birçok sağlık ocağı kapalı dururken, okullar açılamaz ve çocuklar okula gidemezken TTB neredeydi? Bunlar halk sağlığı sorunu değil miydi?

 
PKK açılım sürecinde tüm şehirleri bombayla donatırken, her yere insanlar ölsün diye bombalar döşerken, insanların evlatlarını dağa zorla götürürken, tüm insanların yüreğine korku salarken, bölge insanından zorla vergi toplarken, birçok genç kız uğradığı muamele nedeniyle intihar ederken, gençler uyuşturucu batağına saplanmışken TTB neredeydi? Bunlar halk sağlığı sorunu değil miydi?

 
Daha çok konu sayarım elbette ama asıl derdime geleyim:

 
TTB gibi işi insan olan bir kurum insanı ilgilendiren her konuda açıklama yapabilmeli, hükümetlerin hoşuna gitsin gitmesin düşüncelerini ifade edebilmelidir. Ancak politik bir tavır almış, sadece belli konularda konuşmayı alışkanlık haline getirmiş, önemli birçok konuyu iş olsun mantığında düzenlenen bildirilerle geçiştirmiş bir kurumun toplum nezdinde inandırıcılığını yitirmesi kadar doğal bir şey yoktur. Hal böyle olunca benim gibi birçok üyesi de TTB’nin açıklama ve eylemlerinin ikircikliliğinden doğal olarak şikâyet edecektir.

 
Şimdi başa dönelim, TTB’nin gözaltına alınan 11 yöneticisi derhal serbest bırakılmalı ve özgürce düşüncelerini söylemeye devam edebilmelidirler. Ancak kişisel düşüncelerini tüm doktorların düşüncesiymiş gibi sunma alışkanlıklarından vazgeçmeli ve siyasetin değil, insan olmanın merkez olduğu bir davranış kalıbına yönlenmelidir. Yoksa korkarım, bu halktan ayrışmış ideolojik tavırlar tüm doktorları daha da zora sokacaktır.

 
Benzer söylemleri kendi eski meslek grubum Türkiye Psikiyatri Derneği için de rahatlıkla söyleyebilirim. Oradan istifa edebildiğim için istifa ettim ama TTB’ye mecburum istifa edemiyorum.

 
Her zaman insan hayatından yana, onurlu mutlu refah içinde insanların yaşadığı, şiddet terör ve kanın olmadığı, adaletin yerini bulduğu bir ülkenin özlemini çekiyorum. O nedenle hekimler gibi herkesin saygı duyduğu bir topluluğu temsil eden TTB’nin ideolojik bir ayrımda bulunmadan her konuda tavır koymasını, gerekirse alanlara çıkmasını destekliyorum.

 
Yurtta barış, Dünya’da barış…

 
Dr.Semih Dikkatli Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Değişimin adı Süheyl Batum… Haydi çocuklar aşıya
Çocuklar; Ah o güzel çocuklar
Rızanın imalatı ve ‘banane hareketi’