Türk jandarmasının tarihsel gücü

Türk jandarmasının tarihsel gücü
13 Haziran 2020 18:04

Değerli okuyucularımız, 14 Haziran 1839 yılında kurulan Türk Jandarma teşkilatının 181’ci kuruluş yıldönümüdür.

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Halkın Habercisi ailesi olarak, Tarihimize mana, Milli benliğimize güç katan Kahraman Türk Jandarmasının 181’ci yıldönümünü kutlarken, Cenab-ı Allah her türlü kaza ve belalardan muhafaza eylesin dileklerimizle, 181’ci yıldönümü kutlu olsun.

Devlet güvenlik kuvvetlerinin yaşını, kuruluş günü gibi tarihi bir başlangıçla sınırlamanın olanak dışı olduğu açık bir gerçektir.

Gerek orduların ve gerekse güvenlik kuvvetlerinin kuruluş tarihleri insanların toplu yaşantıya geçiş tarihlerine eşittir. Onun içindir ki, Türk Jandarmasının gerçek kuruluş tarihi de ilk Türk devletinin kuruluş tarihi ile aynıdır. Ancak Türk ulusu o kadar eski ve köklü bir ulustur ki asrımızın bilimsel koşulları içinde dahi bu köklü ulusun tarihini saptamak da yine olanaklarımız içinde değildir.

Dünya ulusları ile karşılaştırıldığı zaman Türk ulusunun her zaman düzenli ve uzun ömürlü devletler kurduğu tarihsel bir gerçek olarak ortaya çıkar. Türkler bir ulus olarak ortaya çıktıklarından bu yana, kurduğu devletlerin içinde bulunan yurttaşlarını güvenlik duyguları ile yaşatmak amacını gütmüştür. Bu duyguların sağlanabilmesi, halkın huzur ve güvenle yaşayabilmesi için de tarihin her döneminde yasalar çıkarılmış, töreler kurulmuştur.

Türk ulusu, kendi koyduğu yasaların ve kurduğu törelerin uygulanabilmesi için güvenlik ile yükümlü organlar kurmuştur. Göktürk yazıtlarında hakanların güvenlik işlerinde görevlendirdikleri yarganlar bugünkü iç güvenliğimizin bekçisi Jandarmanın ilk temsilcileridir.

 

 

İstiklal Savaşı sırasında Jandarma, Türk ordusunun ayrılmaz bir kuvveti olarak iç ve dış düşmanlara karşı savaştı. Cumhuriyettin ilanından sonra Türk Jandarması devrimlerin korunmasıyla görevlendirildi. Ulusal amaçlara yönelmiş insanca yaşama düzenine kavuşmak için jandarma, Türk Ulusunun jandarması olarak çalışmaya başladı. Jandarma “İhanet şebekesi” vatan hainlerinin, Fetö klübü gibi riyakarlık duyguları ile anarşik-ekonomik terör oluşturup, Türk Milletinin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmaya çalışan iç ve dış düşmanlara karşı Milli görev almıştır.

Vatanın genel güvenliğini, yurttaşın can ve malının korunmasını, kıyılarının, sınırlarının kollanıp, yurt ve ulus çıkarına aykırı olayların ortaya çıkmasını önledi.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Türk Jandarmasının Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet yaşatılması ve Türk Milletinin güvenliğini sağlanması konusundaki görevini 01 Kasım 1926 yılında Millet Meclisinde şöyle anlatıyordu:

 
“Cumhuriyetin iç politikası, yurttaşın yaşayışını hiç bir etki ve saldırının baskısı olmadan temin etmektir. Bu politika dikkatle izlenmektedir. Bu konuda Cumhuriyet Jandarmasının hizmet ve fedakarlığı yüksek taktirinize layıktır. Bunu memnuniyetle belirtebilirim.”

Kurtuluş savaşımızın ve modern Türk ordusunun büyük askerlerinden Mareşal Fevzi ÇAKMAK da Cumhuriyet Jandarmasının savaş ve barıştaki çalışmalarını şu cümlelerle ifade ediyordu:
“Jandarmanın ordu saflarındaki hizmetlerri ve askeri harekattaki kahramanlıkları için anıtlar dikmek gerektir.”

Büyük Türk Milleti iyi bilmelidir ki, gerçekten de Türk jandarmasının halkın ve hakkın jandarması olduğunu, savaşta ve barışta her türlü afat ve felakette ilk yardımcısı olmuştur.

Türk Jandarması Milletinin yanında olduğunu belirten en güzel eserlerden birisi de Ankara’daki Güven Anıtıdır. Atatürk’ün emriyle dikilen anıtta, kompozisyon olarak Türk ulusunun Jandarmasına karşı saygısını ve sınırsız güvenini yansıtan figürler işlenmiştir. Türk Jandarması gerçekten de yıllar boyunca bu güvene layık bir anıt ihtişamı ile ölçüsüz ve sınıfsız hizmetle Türk Milletinin yanında görev almıştır.

 

 

Türk ulusu, her zaman ve her vesile ile toprak bütünlüğünü ve bağımsızlığını korumada emsalsiz görev aşkıyla dolu olan ordusuna, güvenerek Zaferlere varmıştır.

Türk ordusu bir kahramanlar yuvasıdır. Kahraman Türk jandarması, milletiyle bütünleşerek huzur ve mutluluğu en üst mertebeye erişebilme gayretini ruh ve iman kuvvetiyle hizmet etmiştir.

Şerefli bir hayat, gerektiğinde Vatan, millet ve mukaddesat uğrunda canını feda etmeyi de gerektirir. İslam dinine göre Vatan savunması ve kahramanlık ruhu; İmandaki heyecan, sadakat ve samimiyetin bir neticesidir. Milli davalardaki sebat ve samimiyetin en içten olanı, meydanlarda düşman ile savaşırken belli olur.

Türk Jandarması, milleti için yalnız bir savaş kudreti değil, aynı zamanda bir okul, şaşmaz ve değişmez bir ilerlilik ocağı, Türklük ruh ve karakterinin en sağlam temsilcisidir. Her yönüyle Türklüğün ta kendisidir.

 

 

Türk Jandarmasının önemi:

 

Jandarmanın yüklendiği görevlerden biri de Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağının dalgalandığı topraklarda %100 yerli sermayeyi ekonomik yönden çökertme amacına dayanan kaçakçılık hareketlerine karşı koymasıdır. Özellikle Suriye hududundaki bazı ilçelerde, inşaat makinaları ile yapılan sigara kaçakçılığı başta olmak üzere vergisiz kullanılmasını önleyerek, ekonomik gelişmesinde katkıda bulunmaya çalışmaktadır.

Özellikle kırsal alandaki yerleşim bölgelerinde, halkın sağlığını kemiren her türlü kaçakçılık ve kara para hareketliliklerini engelleyerek, Türk Milletinin sağlıklı ve güler yüzlü insanların mutluluk içinde yaşamlarına çalışan Jandarma, bünyesinde kurduğu timlerle bu konuda başarılı çalışmalara ruh ve iman kuvvetiyle büyük adımlar atarak devam etmektedir.

 

 

Bugünkü modern Türk Jandarması ulusumuzun yanında ve onun yararına ve daima gelişim içinde bulunmaktadır: Jandarma bu görevini yapabilmesi için şu üç ana ilkeden hareket etmelidir:

 

 

1- Türk Silahlı Kuvvetlerinin bölünmez bir parçası olarak onun geleneksel disiplin ruhuna, tarihsel görevine bağlı kalmak.

2- Yaşayan yasaların uygulanmasında halkımıza saygılı olmak, tarafsız bir tutum içinde herkese eşit uygulama yapmak.

3- Sanayi ötesi toplum ülkelerinin çağdaş Jandarma teşkilat ve kurumlarının üstünde bir düzeye ulaşabilmek, bilimsel yollarla çağdaş metotları benimsemek.

Bu üç ana hedefe ulaşabilmek, otoritenin verdiği güç, eğitimin sağladığı disiplin, çeviklik ile, ileri zabıta görüşüne uygun hareket etmekle mümkün olabilir.

Kahraman Türk Jandarması bu nedenle en modern araç ve gereçlerle donatılmakta, gelişimin en son derecesindeki metotları izlemektedir.

Kahraman Türk Jandarmasının en büyük düşmanı, vatansever yerel üreticilerin ürünlerini mağazalarında satmayan Türkiye genelindeki o binlerce mağaza zinciridir. O mağaza zincirleri, raf bedeli şartı ile yerel ürünlerin hareketliliğine izin vermediği zaman, Allah korusun işsizlik ve iflaslar olacak ve böylece işsiz kalanlar günah ve suç işlemeye yönelip, anarşik-ekonomik terör faaliyetlerine bulaşacaklardır. Ve bu olumsuzluklar da Kahraman Türk jandarmasının işlerini daha da zorlaştırmaya sebep olacaktır.

 

 

Türkiye’yi saran bulaşıcı COVİD-19 salgını, en kötü mikroptur. COVİD-19’dan daha kötü mikrop ise, yerel ürünlere önem vermeyen en tehlikeli ve çıkarcı ekonomik mikroplardır. Daha kesin konuşalım: Sözüm ona yerel ve %100 yerli (Milli) sermayeye önem vermeyen mikroplardır.

Türkiye’nin manevi kuvvetleri:

Domuz eti satan Türkiye genelinde binlerce mağazalar zinciri markası iyi bilmelidir ki, herhangi bir milletin manevi kuvvetlerinden bahsetmek istenirse, önce oturdukları toprağı sonra da milletin kendisini incelemesi gerekir. Yani önce menşeini ve atalarının, asırlardır vazgeçilmez tarihi geleneklerini öğrenmek, sonra da onu, çok uzaklardan değil, Büyük Türk Milletine karşı 15 Temmuz da ki şeytanca düşüncelere karşı ruh ve iman kuvvetini tespit etmek lazım gelir.

Vatansever Türk milleti, ülke ekonomisine zarar veren unsurlarla mücadele etmeninde Jandarmanın görev alanında bulunacağı yönüyle; raf bedeli şartı ile Türk sanayicisi ve çiftçisini iflasa sürükleyen binlerce mağaza zincirlerinin yerel ürünlerin hareketliliğine imkân sağlanmadığı zaman, o mağazalara en güzel dersi vermek o mağazalara ilgi göstermemektir. Ayrıca bu mağaza zincirleri, domuz eti ürünleri ile helal ürünleri tasarruf olsun diye aynı dolapta satıyor. Türk İslam dünyası olarak, domuz eti satan mağazalara ilgi gösterilip gösterilmemesi siz değerli okuyucularımızın takdirine kalmıştır.

Türk jandarmasının daha büyük başarı ve zaferlere imza atabilmesindeki en büyük engel, yerel üreticilerin ürünlerine raf bedeli şartı ile hareketlilik imkânı vermemektir. Raf bedeli şartı, günah ve suç işleme adresidir.

Kimse maddi gücüne güvenerek Kahraman Türk Jandarmasının başarılarını engellemeye çalışmasın. Herkes haddini bilmelidir. Fetö klübüne mensup olanların bir zamanlar her iş kolunda, siyasette ve bürokrasideki jet hızı yükselmelerine dikkat edilmedi, 15 Temmuz da ki, şettanlıklarını gördük. Onun içindir ki, başta su ve süt ürünleri olmak üzere yerel ürünlere önem verilmediği zaman, Allah korusun Türkiye’yi çok büyük tehlikeler bekliyor. Onun içindir ki, ilgili kurumlar, acilen bu jet hızı ile %100 yerli (Milli) sermayeyi iflasa sürükleyenlere dur denilmelidir.

 

 

Büyük Türk Milleti olarak domuz eti de satan bu mağazalar zincirlerine dikkat etmeliyiz.

Yüksek tonajlı tırlarla yapılan nakliyat, daha çok mazot tüketimi ile Milli ekonomiye zarar veriyor. Ayrıca işin en tehlikeli yanı; binlerce kilometre mesafeden giden su ısıyı gördüğü zaman tazeliğini kaybedip yumuşayan o pet şişelerdeki zararlı enzimler suya karışıp o suyu da Türk Milleti içerek başta kanser olmak üzere çeşitli hastalıklara sebep oluyor.

 

 

TBMM Başkanı ve ilgili Bakanlıkların dikkatine!

 

 

İlgili Bakanlıklar, nasıl ki COVİD-19 gibi getirilen caydırıcı yasakların aynısını yerel üretime önem verilerek Kahraman Türk Jandarmasının başarılı olmasına yardımcı olma konusunda en büyük imkandır.

İlgili Bakanlıklar, bürokratlar ve TBMM de ki vatansever Milletvekilleri, acilen yerel ürünlerin hareketliliğini ve su nakliyatının belirli bir kilometreyi geçmemek şartını ve caydırıcı yasakların getirilmesi, hem ekonomik hem de Türk Milletinin sağlıklı olması ve iş gücü kaybının da asgariye indirilmesi için büyük bir fırsattır.

TBMM de ki vatansever Milletvekilleri, mühendis Binali Yıldırım Başbakan iken bu milli seslenişlerini esas alıp acilen harekete geçmelidirler. Binali Yıldırım diyor ki: “Lafla Millilik olmaz.” ve “Gün dostunu düşmanını tanıma günüdür.” Milli seslenişlerini dikkate alarak, acilen vatansever yerel üreticilerin ürettiği ürünlerin hareketliliğini sağlamalıdırlar.

 

 

Raf bedeli şartı, Türk güvenlik kuvvetlerinin, adli mercilerin, Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti’nin, TBMM’nin ve bürokrasinin en büyük düşmanı olduğunun bilincindeler mi?

Numan Aladağ diyor ki: “En iyi zırh, Raf bedeli şartı ile işsizlik oluşturan ve Türk sanayicine-çiftçisine-jandarmasına zulmedene fırsat vermemektir.”

Vatan dedim, Harran ovasında toprağına sarıldım,

Meyve dedim Harran ovasında meyve dallarına sarıldım,

Raf bedeli şartına sığınan seni beni çok iyi bilir Türkiye’m,

Riyakarlık ve raf bedeli şartı ile Jandarmaya zulmedene dur de Türkiye’m.

Zaferlerle dolu bir devrin tarihin şahidi

Atalardan bizlere bir selamdır Harran ovası toprağı,

Riyakarlara meydan okur Türk Milleti,

Atalarımızdan göklerde kalan namıdır Harran ovası toprakları.

Büyük Türk Milleti,

İnsanlık camiasının aileleridir.

Kahraman Türk Jandarması baba.

Hepimiz Harran ovasındayız.

Çünkü çadırımız dünya.

Şiir: (Numan Aladağ)

 

NOT: 14 Haziran Cumartesi günü, cümle vatan şehitlerinin ruhlarına Kur’an-ı Kerim okumasını bilenler Kur’an, bilmeyenler ise bilgileri dahilinde evlerinde okuyup dua etmelidirler.

Cenab-ı Allah, kalbinde Allah korkusu, ruhunda vatan sevgisi olanların vatana hizmet etmeyi kendilerine nasip etsin. Amin.

Cümle Vatan şehitlerimizi, Cumhuriyetimizin kurucusu ve Kahraman ordularımızın başkomutanı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’Ü ve mesai arkadaşlarını rahmet ve minnetle anıyoruz. Ruhları şad, mekanları Cennet olsun.

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Ahlaksızlığın milliyeti yoktur
Türk jandarmasının tarihsel gücü
Kolonya ile cilt temizliğindeki sakıncalar