‘Truva Atı, at değil…’

‘Truva Atı, at değil…’
1 Kasım 2017 17:50

İtalyan deniz arkeoloğu Francesco Tiboni, Yunan mitolojisi ve edebiyatında çok önemli bir yere sahip olan Truva Savaşı’nın sembolü Truva Atı efsanesini yerle bir eden bir iddia ortaya attı. Tiboni, filmlere de konu edilen atın aslında bir gemi olduğunu öne sürdü.

 

 

 

Marsilya’daki Aix-Marseille başta olmak üzere bazı üniversiteler ile yabancı ve İtalyan kurumlarında araştırmalar yapan Francesco Tiboni,

 

Truva Savaşı’nın detaylarının anlatıldığı Anadolulu ozan Homeros’un İlyada destanındaki ifadelerin yanlış yorumlandığını savunuyor.

 

Tiboni’ye göre; Yunan komutan Odysseus’un Truva surlarını aşmak ve şehre gizlice girmek için kullandığı tam anlamıyla tahtadan bir at değildi.

 

La Stampa gazetesinde yer alan habere göre, İtalyan arkeolog, Yunancada at anlamına gelen “hippos (hippoi)” kelimesini, Fenikelilerin at figürlü bir çeşit gemi için de kullandığına dikkat çekiyor.

 

Francesco Tiboni, Truva Savaşı’nda kullanılanın bir at olmadığına ilişkin ilk şüphelerin M.S. 2’nci yüzyıla kadar dayandığını, o dönemde yaşamış olan Lidyalı gezgin ve coğrafyacı Pausanias tarafından da bunun “Onun at olmadığını herkes biliyor. Ancak efsane, onun bir at olduğunu söylüyor” sözleriyle dillendirildiğini de belirtiyor.

 

Tiboni, yüzyıllardır dilden dile dolaşan bu at efsanesinin, ana kişisi Truva’nın Yunanlara karşı savunulmasında önemli bir rol oynayan Aeneas olan Romalı şair ve filozof Publius Vergilius Maro’un epik destanı Aeneis’te de yer verildiğinin altını çiziyor.

 

“Bunu anlamak için bir deniz arkeoloğu gerekiyordu”

 

La Stampa gazetesi, modern zamanlarda başka araştırmacıların da bunun bir at değil gemi olabileceğine işaret ettiğini, ancak teknik ipuçları ile net bir şekilde bunu ortaya koymak için Francesco Tiboni gibi bir deniz arkeoloğuna ihtiyaç duyulduğunu yazdı.

 

Homeros’un, deniz meselesini çok iyi bildiğini ve antik gemilerin yapım teknolojisi hakkında birçok bilgi aktardığını anlatan Francesco Tiboni, İlyada destanında da Yunanlıların gemilerini detaylarıyla listelemekte olduğunu vurguluyor.

 

Homeros’un, “hippos”tan bahsetmesinin, Fenikelilerin at figürlü gemilerinden bahsetmekle eş olduğunu savunan Tiboni, “Denizle ilgili şeyleri bilmeyenler için ise bu, gerçek bir at oldu” diye konuşuyor.

 

Tiboni, Publius Vergilius Maro’un “Aeneis” destanında da yer verdiği “atın” yapımına ilişkin verilerin, teknik olarak Fenike gemilerinin yapımını tasvir ettiğini söyleyerek iddiasını sürdürüyor.

 

“Bir attan çok bilinen bir gemi daha inandırıcı”

 

Hippos” tipi gemilerin, değerli ve vergi ödemeleri için kullanılan eşyaları taşımakta kullanıldığını dile getiren Francesco Tiboni, sözlerini şöyle sürdürüyor:

 

“Bu da, Truvalıları cezbetmekle kalmamış, kutsal bir sunak olarak onun için yapılan tanrıçanın (Athena) güvenini de sağlamaya yaramıştır. Öte yandan, Yunanlı ustaların doğaçlama bir at yapmak yerine, kesinlikle çok iyi bilinen bir gemiyi inşa etmesi daha kolay ve inandırıcı olurdu. Bir atın karnından ziyade bir gemide Yunan askerlerini bir gemide gizlemek de daha kolay olurdu.”

 

Homeros’un destanında, tanrıçaya sunulan söz konusu hediyenin, yüzdürülme sezonu sonundaki ticari gemilerin depolanması için karada hareket ettirilmesini sağlayan bir döner merdane sistemi ile Truva surları içine taşınmış olduğuna da dikkat çekti.

 

Francesco Tiboni, söz konusu iddiasını, geçen yıl “Archeologia Viva” adlı arkeoloji dergisinde de yayımlamıştı.

 

Truva atı efsanesi

 

Yunan mitolojisinde Truva Savaşı’nın, Truva’lı Paris’in, Sparta Kralı Menelaus’un karısı Helen’i kaçırması sonucunda Yunanların (Akaların) Anadolu’daki Truva kentine saldırması üzerine yaşandığına inanılıyor.

 

Yunan komutan Odysseus’un, çok sayıda askeri ile Truva surlarını aşmak ve şehre onun içinde gizlice girmek için tahtadan devasa bir at maketi yaptırdığına da inanılıyor.

 

Tanrıça Athena’ya sunulan bu hediye ve hile sayesinde Truva’nın düşürüldüğü belirtiliyor.

 

Homeros, MÖ. 7 ve 8. yüzyılda yazdığı düşünülen İlyada destanında,on yıl süren savaşın son 51 günlük dönemini en ince ayrıntılarına kadar anlatır.

 

 

 

Esma Çakır / Roma, (DHA)

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar