Torbadaki hukuk

Torbadaki hukuk
29 Eylül 2014 16:50

TBMM tadildeyken, iktidar partisi aceleyle olağanüstü toplantıya çağırdı. Gerekçe, Soma’da hayatını kaybedenlere ilişkin düzenlemeler ile madenlerdeki işçilerin çalışma koşullarının iyileştirmeleri olunca, muhalefet partileri de itiraz etmediler. Yazın ortasında TBMM’deki yasa çalışmalarını izlemeye başladık. Ancak deyim yerindeyse “dağ fare doğurmuştur”.

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

Tek gündemi “Torba Yasa” olan bu olağanüstü toplantıda; Soma faciasından başka hemen her şey vardı torbada. Oysa bu vesile ile madencilik sektöründe esaslı bir düzenleme, denetleme ve yaptırım yasal güvenceye bağlanabilirdi. Her zaman olduğu gibi, büyük hayal kırıklığı yaşandı. Soma ile ilgili çok sınırlı rahatlama sağlanacak düzenlemeler yanında, torbaya asıl yapılmak istenen düzenlemeler dolduruldu. Tam bir “sebze çorbası” yasalaştı. Neydi bunlar?

 

– Telekominikasyon İletişim Başkanlığı (TİB)’e mahkeme kararı olmaksızın internete erişimin engellenmesi yetkisi verildi. Oysa Anayasa’da haberleşmenin temel bir insan hakkı olduğu, bu hakkın gizliliğinin korunması gerektiği, esas olarak hakim kararı olmadan bu hakkın engellenemeyeceği düzenlenmiştir. Açıkça Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi’nden acilen dönmesini diliyoruz.

 

– Görevden alınan memurların göreve iadesi yönünde verilecek mahkeme kararlarını, iktidar (partisi) 2 yıl süreyle uygulamama yetkisine sahip olacak. Yani iktidara yakın olmayan memurların “sürgün” edilmeleri yasal olacak bu “torba yasa” ile. Oysa Anayasa diyor ki: “Yasama ve yürütme organları ile idare, mahkeme kararlarına uymak zorundadır; bu organlar ve idare, mahkeme kararlarını hiçbir suretle değiştiremez ve bunların yerine getirilmesini geciktiremez” (madde 138). Bu torba yasa ile hükümete muhalif olanlar lehinde verilen mahkeme kararlarını keyfi olarak 2 yıl uygulamama yetkisi veriliyor. Anayasa’nın “geciktirilemez” emrini, iktidar 2 yıl sonra duymuş olacak! Bu düzenleme de Anayasa’ya açıkça aykırıdır. Anayasa Mahkemesi’nden dönmesi gerekir.

 

– Anayasa’nın açık hükmüne rağmen, yargı kararlarını 30 gün içinde uygulamayan amirlere karşı, cezaî ve hukukî yaptırımlar uygulanıyordu. Torba Yasa ile yargı kararlarını uygulamayan amirler yaptırımdan muaf tutuluyorlar. Yani iktidar amirlere diyor ki, “bizim aleyhimizdeki yargı kararlarını uygulama, arkanda ben varım”. Bu kadar hukuksuzluğa pes doğrusu…

 

– Torba Yasa ile getirilen bir başka düzenleme ile, özelleştirme işlemleri üzerinden 5 yıl geçince yargı kararları uygulanmayacak. Bu düzenleme, iktidar partisinin meşhur 2010 Anayasa değişikliğine bile aykırı. Yeni sınırlama ve yasaklarla, yargı kararları etkisizleştiriliyor.

 

İktidar partisinin TBMM’den yangından mal kaçırırcasına geçirdiği bu düzenlemelerin büyük bir kısmı, mevcut Anayasa’ya, tarafı olduğumuz uluslararası sözleşmelere açıkça aykırıdır. İktidar, bu düzenlemeleri Anayasa’ya ve uluslararası sözleşmelere aykırı olduğunu bile bile, sayısal çoğunluğu ile TBMM’den geçirdi. Çünkü Anayasa Mahkemesi kararları geriye yürümez. İktidar, bu süre içinde planladığı hukuksuz ve Anayasa’ya aykırı işleri uygulayacaktır. Anayasa Mahkemesi’nden iptal kararı çıktığında ise, iş işten geçmiş, “atı alan Üsküdar’ı geçmiş” olacaktır.

 

Bu “torba” veya “çuval” yasa ile yapılacak uygulamaların ve doğacak mağduriyetlerin birçoğu Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nden Türkiye’nin mahkumiyeti ile de sonuçlanacaktır. Bu durum da iktidar tarafından çok iyi bilinmektedir. Mealen de demişti önceki parti sözcüsü, “AİHM’den verilecek ihlal kararından sonra tazminatı ne ise öderiz” . Ödeyen Devlet Hazinesi olduktan sonra, hukuksuzluklara ve insan hakları ihlallerine devam edilecektir. Türkiye’nin uluslararası kuruluşlar nezdindeki itibarı yerlerde sürünmüş, kimin umurunda…

 

Yaşadığımız hukuksuzluklar, 12 Eylül döneminden daha vahimdir. Tek farkla: 12 Eylül dönemindeki hukuksuzluklar geçici idi, şimdikiler kalıcı…

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında
70. yılda insan haklarımız