Terörden kurtulmak için emperyalistlerin rehinesi AKP derhal istifa etmeli, milli birlik hükümeti kurulmalıdır

Terörden kurtulmak için emperyalistlerin rehinesi AKP derhal istifa etmeli, milli birlik hükümeti kurulmalıdır
21 Mart 2016 08:00

PKK terörünün tek bir müsebbibi vardır; o da tek bir vücut halinde on dört yıldır iş başında olan AKP hükümeti, bu partinin kurucuları başta bugünkü Cumhurbaşkanlığı makamını işgal eden RTE olmak üzere diğer zevat ile şu andaki yöneticilerdir.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

PKK teröründen de kurtulmanın tek bir çaresi vardır, o da AKP hükümetinin derhal istifa ederek yerine çok geniş tabanlı bir ‘’Milli Birlik’’ hükümetinin kurulmasıdır.

 

Çünkü AKP emperyalistlere, başta ABD olmak üzere AB ve İsrail’in elinde rehinedir.

 

Neden dolayı rehinedir?

 

RTE’nin emperyalistlere verdiği sözlerden dolayı rehinedir.

 

Bu sözleri RTE, ta AKP kurulmadan önce emperyalistlere vermiştir.

 

AKP bu sözler nedeniyle derin din motifleri ile birlikte diğer psikolojik savaş yöntemleri kullanılarak iktidara getirilmiş ve bugüne kadar RTE’nin iktidarını sürdürmesi için emperyalistlerin desteği sürmüştür.

 

AKP kurulurken ABD, AB ve İsrail’e verilen söz, Türkiye’nin Güneydoğusu’nda bir Kürt devletinin kurulma temellerinin atılacağı Kürt federasyonunun kurulması için gereken gayretin gösterilerek bir sonuca vardırılmasıydı.

 

Bu nedenle de RTE’ye ABD tarafından oluşturulan ”Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi” yani kısa adıyla ”BOP” Eşbaşkanlığı görevi verilmiş ve görevi alan bu kişi de yıllarca, Türk milletine giydirirecesine kendisinin dünya çapında çok önemli bir milli görevde olduğu algısını yaratmak için ”BOP”un Eşbaşkanlarından biri olduğunu ballandıra ballandıra söylemiştir.

 

Emperyalist ABD’nin oluşturduğu ”BOP”un görevi neydi?

 

Türkiye dahil Ortadoğu’da kuzey Afrika daki mağrip ülkelerinden başlamak üzere 22 ülkenin sınırlarını değiştirmek ve yeni bölünmüş, parçalanmış ülkecikler meydana getirerek bu bölgelerde enerji hakimiyetini korumaktı!

 

Nitekim, bu nedenle Arap baharı adı altında bir çok İslam ülkesinde kanlı başkaldırılar olmuş, Ortadoğu’nun bozuk olan istikrarı alt üst edilmiştir.

 

Irak’ın kuzeyinde bir Kürt devletinin kurulması yönünde çalışmalar artık son noktasına gelmiş, Suriye’de radikal dinci ve etnik teröristler kışkırtılarak ülke parçalanma durumuna getirilmiştir.

 

BOP’un Eşbaşkanlarından olan RTE’de, elinde din duyguları yoluyla kandırılan sürü halindeki kitlelerin verdiği destekle meydana gelmiş güçlü bir hükümetle Suriye’deki radikal dinci teröristlere sağladığı destekle görevini layıkıyla yerine getirmiştir.

 

RTE, BOP Eşbaşkanlığı görevini o kadar bihakkın yaptı ki,iç savaşta Suriye’de 400 bin masum insan öldü, en az 8 milyon Suriyeli’de, 3 milyonu Türkiye’ye gelmek üzere başka ülkelere sefil ve aç bir şekilde sığınmacı olarak girmiştir.

 

Siz kaderin garip cilvesine bakın ki, geçtiğimiz günlerde AB ile yapılan yeni bir müstemleke anlaşmasıyla Avrupa’ya sığınmış 3 milyon Suriyeli’de Türkiye’ye gelecek ki, ülkemizdeki sayıları 6 milyona ulaşacak, yani Suriye’nin 24-25 milyon olan nüfusunun yüzde 25’ini kucağımızda nurtopu gibi bir bebek olarak bulduk.

 

Çılgınca bu kadar Suriyeli sığınmacının Türkiye’ye sokulması vatana ihanet suçuna girer.

 

İlk sene psikolojik sınırımız 200 bin Suriyeli’nin alınması idi ama emperyalistlerin tehditleri yoluyla-çünkü bugünkü siyasi iradenin suç galerisi ellerinde-bu sayı AB ile anlaşma sonucu çok yakında 6 milyona çıkacaktır.

 

Bunun tek nedeni RTE’nin emperyalist Batı’nın elinde rehin tutulmasıdır ki, birazdan açıklayacağım.

 

Aksi taktirde bir ülkenin nüfusunun yüzde 25’nin Türkiye’ye kabul edilip, Türk milletinin siyasal, ekonomik, sosyal, kültürel, demografik, kriminal ve potansiyel terör suçları açılardan tehlikeye atılması aklı başında bir liderin yapabileceği bir iş midir?

 

RTE’nin emperyalist ABD, AB ve İsrail’e olan rehineliğini analiz etmeye devam ediyoruz.

 

Yukarıdaki satırlarda da belirttiğimiz gibi RTE’nin BOP Eşbaşkalığı görevlerinden biri de Türkiye’nin güneydoğusunda bir Kürt federasyonu kurulmasını sağlamaktı.

 

RTE bu konuda ne yaptı?

 

Başbakanlığı döneminde şark kurnazlığı yoluyla ‘’analar ağlamasın’’ masalını kullanarak ‘’çözüm süreci’’ adı altında bugün siyasi arenada çok kullanılan, yıllardır yazıp çizdiğim ve patenti bana ait olan ‘’ihanet süreci’’ni başlattı.

 

Yıllarca süren bu ‘’ihanet süreci’’ ile aslında RTE sınaya sınaya, deneye deneye Türk milletini yavaş yavaş alıştırarak Güneydoğu’da bir Kürt federasyonu kurabilir miyim yoklaması yaptı.

 

Bu alçak süreçte, PKK terör örgütü ile RTE’nin emir fermanlarıyla derin, uzun uzadıya görüşmeler yapılmış, Öcalan’a Türkiye Cumhuriyeti Devleti protokolunda yer verilerek o eli kanlı katilden yardım ve destek almaya yoğun bir şekilde çalışılmıştır.

 

Bu ‘’ihanet süreci’’nde Güneydoğu’daki vali ve kaymakamlara talimat verilerek, askeri operasyon yapmasına engel olunarak, şanlı ordumuz kışlalarına kıstırılmış, bugün geldiğimiz nokta itibariyle bölge tamamen devletin kontrolünden çıkarılarak, her tarafı silah ve cephane deposu haine getirilmiştir ki, bugün verilen istiklal mücadelesinde şehitlerimizin çok olmasının nedeni budur.

 

Fakat RTE ‘’çözüm süreci’’ dediği ‘’ihanet süreci’’nin sonunda anladı ki, bu dolmayı Türk millet yutmuyor ve büyük direnç gösteriyor.

 

Bunu ilk 7 Haziran seçimlerinde AKP’nin yüzde 40’lara düşerek tek başına iktidarı kaybetmesiyle anladı.

 

Ve ‘’çözüm süreci’’nden vazgeçer-sakın vazgeçtiğine inanmayın, çünkü AKP kurulurken ABD, AB ve İsrail’e verdiği Kürt federasyonu sözü ile rehindir-gibi görünerek askeri operasyonları ı 25 Temmuz 2015’te başlattı.

 

Değerli okurlarım, Güneydoğu’da bugün yapılan operasyonlar topyekun Türk ordusunun operasyonları değil, sadece bir bölümü ile İçişleri Bakanlığı’na bağlı Jandarma Özel Harekat ve Emniyet kuvvetlerimizin yaptığı zorlu mücadeledir.

 

RTE, Türk ordusunun tümüne operasyon izni vermesinden korkmaktadır, çekinmektedir ki bunun iki nedeni vardır.

 

Birinci nedeni Batılı emperyalistlere vakti zamanında verdiği sözlerden dolayı rehin olması nedeniyle çekinmektedir.

 

İkinci nedeni ise Türk ordusunun Türkiye’nin yönetimine hakimiyet kurup, kendi mutlak iktidarını kaybetme korkusudur.

 

ABD, AB, İsrail ve onların alçak piyonu PKK’da RTE tarafından kendilerine verilen sözlerin yerine getirilmemesi nedeniyle şimdi terör olaylarını Türkiye sathına yayarak ağır intikam peşindeler!

 

RTE’nin başta ABD ve Almanya olmak üzere ellerinde kullanacakları önemli sırları bulunmaktadır.

 

Çünkü RTE’yi bugün dahil olmak üzere Almanya, ABD ve İsrail sürekli on dört senedir dinliyorlar ve tüm şaibeli işleri, başta İsviçre sır hesapları ile uluslararası savaş suçları konusundaki iddiaları olmak üzere ajandalarında bulunuyor.

 

Avrupa’ya gitmiş 3 milyon Suriyeli sığınmacı bile verilip verilmeyeceği bile belli olmayan 3 milyar Avro nedeniyle değil, RTE ve suç ortağı Davutoğlu tehdit edilerek Türkiye’ye kabul edilmiştir ki, gelecekte ‘’Yüce Divan’’ın en önemli gündem maddelerinden olacaktır.

 

Hatta onlarca adamızı ve kayalıklarımızı Ege Denizi’nde Yunanistan işgal ettiği halde, ABD, AB ve İsrail’e rehin olma, teslim alınmış olma, ipotek altında tutulma duygusu nedeniyle başta RTE olmak üzere Hükümet’ten kimsenin gıkı çıkmamaktadır.

 

Göreceksiniz çok yakında bu rehin alınma fecaati, AB, ABD ve İsrail tarafından kullanılıp tehdit edilerek, önce Kıbrıs’tan Türk askeri çekilecek, sonra da adayı toptan kaybedeceğiz.

 

Hiç unutmayınız ki, tehditle korkutularak Ege’deki adalarımızı Yunanistan’a teslim eden kişiler Kıbrıs’ı haydi haydi verecektir.

 

AKP’nin tamamen RTE’nin egemenliği altında bulunduğunu ve kendisinin de şaibeli yasa dışı işleri-uluslar arası savaş suçları dahil olmak üzere-nedeniyle ABD, AB, İsrail’in rehinesi bu hükümetle asla ve katiyetle PKK terörü ile mücadele yapılamaz, her gün artarak canlı bomba eylemleri devam eder, çok yakında da önemli kişilere yönelik katliamlar başlar.

 

Bu nedenle Türkiye sathındaki kanlı vahşet daha fazla ilerlemeden, rehin AKP hükümetinin derhal istifa ederek yerine çok geniş tabanlı bir ‘’Milli Birlik’’ hükümeti kurulmalıdır.

 

Bu uyarımı bir vatansever yurttaş olarak dostça yapıyorum.

 

Çünkü zaman ilerledikçe başta RTE olmak üzere AKP hükümeti yetkilileri çok çetin hesaplarla karşılaşırlar, altından kalkmaları mümkün olmaz.

 

RTE, Davutoğlu’ndan Hükümet’in istifasını istemeli ve yine isterse AKP içinden veya başka bir partiden gerçekten milli değerlere bağlı, dirayetli, ‘’çözüm süreci’’ denilen ‘’ihanet süreci’’ düşmanı, devlet deneyimi olan bir milletvekiline görev vererek çok geniş tabanlı bir ‘’Milli Hükümet’’ kurdurmalıdır.

 

Zaten Galatasaray-Fenerbahçe maçının seyircisiz oynatılmasından bile korkan bir AKP hükümeti mefluç olmuştur ve bir hiç hükmündedir ki, bu maçı iptal ettiren de dünyaya rezil olma korkusu yüzünden RTE’nin kendisidir ki artık devlet yönetme işlevini tamamen yitirmiş demektir.

 

Ben buradan çok açık olarak RTE’ye dost uyarısı yaparak, yeni bir istiklal savaşı verdiğimiz bu milli sorumluluğu herkesin boynuna yüklemelidir.

 

‘’Milli Hükümet’’ hem TBMM’deki siyasal partilerin-PKK partisi HDP hariç-tümü hem de Meclis dışı kalmış partiler dahil edilerek hatta siyasi partilerle ilişkisi olmayan çok önemli şahsiyetler de alınarak kurulmalıdır.

 

Ve, derhal sıkıyönetim ilan edilerek terörü kısa sürede bitirme konusunda askerin önü açılmalıdır.

 

TSK’ya herkes güvenmelidir, demokratik değerlerin korunması hususunda bizim ordumuz kadar hassas bir ordu yoktur.

 

İkinci İstiklal savaşını kazanmamız için rehin alınmış tutsak bir hükümetten, Türk milletinin tam iradesini temsil eden ve üstte çerçevesini çizdiğim ‘’Milli Hükümet’’i kurmaya mecbur değil, mahkumuz.

 

‘’Milli Hükümet’’ rehin olma korkusu ile değil, milli reflekslerle icraat yaparak çekinmeden korkmadan PKK terörünü bitirerek ve emperyalist Batı’ya dersini verip haddini bildirip, Türkiye’yi kısa sürede rahatlığa kavuşturacaktır!

 

Durum son derece vahim ve ciddidir, yapılması gereken rehin AKP hükümetinin vakit geçirmeden istifa etmesidir; aksi taktirde katlanarak kabaran, geometrik orantı ile çoğalan ağır suçların altından başta RTE olmak üzere hiçbir bakanlar kurulu üyesi, bürokratlar-çözüm süreci denilen ihanet süreci uygulanmaya başlanmasından itibaren tümü-kurtulamayacak yargı önünde hesaplarını inceden inceye vereceklerdir.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!