Tecavüz aslen bir soykırımdır

Tecavüz aslen bir soykırımdır
21 Kasım 2016 11:07

‘Çocuklar ve Tecavüz’ kelimesini yan yana getirdiğimde içimde bir acı…

 

 

 

 

Dr. Semih Dikkatli H&H YORUM

 

 

 

Midem bulanıyor. ‘Çocuklar ve Tecavüz’ kelimelerini bir araya getirirken bile insanın canı en derinden yanmalıyken, halkın vekili olduğunu iddia eden bazıları -ki ağzımı bozmak istemiyorum- çocuklar ve tecavüzcülerini bir araya getirebilmek, ömür boyu onları aynı yatağa yatırabilmek için bir önerge verdiler üç gün önce, hem de yangından mal kaçırır gibi gecenin ortasında…

 

 
Çocuk bedeni ve ruhu hakkında hiçbir bilgisi olmadığı belli olan bu bazılarının -ki yine ağzımı bozmuyorum- hiçbir ahlaki ve vicdani değeri olmadığından da emin olabiliriz artık. Bu cümleyi bu kadar kararlı ve kesin nasıl kurabildiğimi anlatmalıyım belki de…

 

 
Çocukların sinir sisteminin gelişimi on üç yaşına kadar sürerken, zihinsel gelişimleri yaklaşık on sekiz yaşına kadar sürer. On üç yaşından önce soyut ve somut kavramları ayırt etmekle zorlanırlar. On sekiz yaşına kadar gerçeği test etme, yaşanan olayları tüm ayrıntılarıyla doğru değerlendirme yetileri tam olmaz. Cinsellikle ilgili farkındalıkları ergenlik dönemlerinde başlasa da, eylemi ve sonuçlarını tüm gerçekliğiyle değerlendirebilme yeterliliği de yine on sekiz yaşından önce oluşmaz.

 

 
Fiziksel gelişimlerine gelince çocukların; çocukların fiziksel gelişimleri ortalama on sekiz yaşına kadar sürebilir. Tam bir yetişkin haline gelebilmeleri ancak bu yaşlarda olurken, cinsel ve üreme organlarının gelişimi de bu devrelerde tamamlanır. Cinsel ve üreme organı olarak; penis, vagina, meme, rahim ve testisleri anlayan geri zekâlılara şunu hatırlatmak isterim ki en temel cinsel ve üreme organı beyindir. Beyin gelişimini tamamlamadan, bir erkeğin penisinin sertleşmesi, bir kadının memelerinin büyümesi ve bacaklarının sandalyede yere değmesi onun cinsel olarak olgun olduğu anlamına gelmez. Kaldı ki, yine temelde beyin tarafından yönetilen endokrin sistem ve onun hormonları yeterli şekilde gelişmeden de cinsel gelişimin oluştuğundan söz edilemez.

 

 
Bu kısa girizgâhtan sonra şimdi de tecavüz olgusunu ele almakta fayda var diye düşünüyorum. Cinsel tecavüz, bir insanın ya da hayvanın fiziksel, ruhsal ve zihinsel bütünlüğüne cinsel herhangi bir eylemde bulunma halidir. Yani birinin diğerine tecavüz etmiş olması için sadece penisini diğerinin herhangi bir yerine sokması gerekmez. Onun ruhuna ve düşüncelerine soktuğu her türlü cinsel ima da bence cinsel tecavüzdür. Bu haliyle ülkemizde birçok kişi aslen cinsel tecavüzle karşılaşmaktadır.

 

 
Ayrıca tecavüz kadınların da diğer insanlar üzerinde gerçekleştirebildiği bir eylem olabilir ama nadirdir.

 

 
Tüm bu basit gerçekleri ele aldıktan sonra tecavüz eyleminin mağdur üzerindeki etkilerini değerlendirmek uygun olacaktır.

 

 
Oluşan eylem her ne kadar fiziksel nitelikler taşısa da asıl saldırı kişinin ruhsal bütünlüğünedir. Kişinin güvenlik duygusu ciddi hasarlar alır, değersizlik, yetersizlik, aşağılanmışlık hisleri yaşamına egemen olur. Eylem sonrası gelişen, suçluluk ve pişmanlık duyguları, ‘keşke’lerle başlayan cümleler kişinin beynine egemen olur.

 

 
Mağdur, tecavüzü hatırlatan mekânlar, kişiler ve eylemlerden uzak durmaya çabalar. Yani kendisine eylemi hatırlatan her durumdan kaçınmak ister ama şimdi onu bizzat tecavüzcüyle aynı yatağa sokmaya çalışan bir mantık var mecliste…

 

 
Sosyal, mesleki, okul, ailevi işlevselliği ciddi şekilde bozulur.

 

 

 

Yaşadığı olay, gün içinde film şeridi gibi gözünün önüne gelmeye başlar ve geceleri kâbuslar görme ve ağır uykusuzluk tabloya eşlik eder.
Öfkeli ve tahammülsüz birine dönüşen mağdur için yaşamın her alanında ağır sorunlar başlar. Telefon, kapı sesi ya da ani sesler karşısında irkilme, terleme, çarpıntı, aşırı korku ve kaygıya kapılma, kendisine saklanacak yer arama gibi tavırlar ortaya çıkar.

 

 
Ego bütünlüğünde ciddi sorunlar başlar, kişinin özgüveni ağır hasar alır. Her insan potansiyel kaygı ve korku nedeni olarak görülür, aile ve dostlara karşı öfke oluşur.

 

 
Hele tecavüze uğrayan bir çocuksa bu bulgular çok daha ağır seyreder. Kişide kalıcı kişilik sorunları, ağır psikiyatrik hastalıklar gözlenebilir.

 

 

Çocuk, tüm ömrünü insanlardan çekinerek, güvensiz, acı içinde geçirir.

 

 
Bunları da yazdıktan sonra bir özet geçelim:

 

 
1- Çocuğun fiziksel ve cinsel açıdan gelişimini on sekiz yaşına kadar tamamlamamıştır.

 
2- En büyük cinsel organ beyin ve uzantılarıyla, endokrin sistemdir.

 
3- Bir çocuğun memesinin ya da penisinin büyümesi cinsel olarak olgunlaştığı anlamına gelmez.

 
4- Tecavüz ağır sonuçları olan yıkıcı bir eylemdir ve çocuklar maruz kaldığında tüm ruhsal sistemi tarumar olur.

 
5- Tecavüz; ağır sosyal, ruhsal, fiziksel yaralara neden olan, bir ömür bunun izleriyle insanı başbaşa bırakan, yeryüzünde bir insanın başına gelebilecek en önemli saldırıdır ve sistematik olarak bir insan grubu üzerinde uygulandığında soykırım olarak kabul edilen bir eylemdir. Bence ülkemizde son yıllarda tecavüz ve taciz eylemleri çağdaş, laik, eğitimli kadınlara karşı yöneltilen sistematik bir suç haline dönüşmüştür. Bu suçun bir tarafında sapıklar, psikopatlar diğer tarafındaysa bazı hukukçular ve yine bazı siyasetçiler yer almaktadır. Tecavüz ve kadınların sosyal hayatın içinde yer almasının sakıncalarıyla ilgili verilen güya fetvalarla, kadının iş ve sosyal hayattan çekilmesi hedeflenmektedir. Ben işte bu nedenle, yapılanların, verilen fetvaların, tecavüzlerin ve tecavüzcüleri aklayan kanun tasarılarının temel amacı itibarıyla özellikle laik ve çağdaş kadınları hedef alan bir soykırım haline getirildiğini düşünüyorum.

 

 
Gelelim çocuklara tecavüzü neredeyse yasal hale getirmeye çalışan, binlerce sapığın sokaklara salınmasına neden olacak bu bazı vekillere… -ki yine ağzımı bozmadığımı fark etmişsinizdir umarım-

 

 
Onlara birkaç yüzleştirme sorusu sormak isterim:

 
– Sizin evladınıza veya torununuza birisi tecavüz etse ne hissedersiniz?

 
– Üstelik bu insan böyle bir yasayla karşınıza gelir ve pişkin bir şekilde “Ne var ki vekilim, sonuçta evlenmek istiyorum, mutlu bir yuva kuracağım on iki yaşındaki kızınızla” derse, “Oh bu yasayı iyi ki çıkarmışız” diye sevinir misiniz?

 
– Tecavüze uğrayan erkek evladınız ya da torununuz olursa da onu bu sapık erkekle evlendirmek çözüm olabilir mi?

 
– Aynı kişi, aynı anda dört evladınıza veya torununuza tecavüz ederse, “İslam’a göre uygundur, dördüyle de evlensin” der misiniz?

 
Sayın vekilim, işte buna yüzleştirme denir. Şimdi bu soruların cevabıyla yüzleş, Salı günü elini ona göre kaldır.

 

 
Bir de son söz;

 

 
Eğer siz bu yasayı çıkarırsanız ve bundan cesaret alan birileri benim bir yakınıma tecavüz eyleminde bulunmaya kalkışırsa bile, bu yasa ortadayken bana iki şey yapmak düşer; “Önce o alçağın testislerini keser ve onu öldürürüm sonra da ellerim, bu yasaya el kaldıranların iki cihanda yakasında olur.”

 

 
Şimdi bunları söyledim ve yazdım diye beni yargılayacaklara, saldıracaklara söyleyeyim ki, yapacaklarınızdan korkmuyorum ama düşündükleriniz midemi bulandırıyor.

 

Dr. Semih DİKKATLİ Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Borderline bir yapı olarak Türk Solu…
Affetmek ve Deniz Seki…
Ali İsmail Korkmaz’a! Bir umut yükseliyordu