Tayyip seçimlerde CHP’yi Mustafa Sarıgül ile vurmayı planlıyor

Tayyip seçimlerde CHP’yi Mustafa Sarıgül ile vurmayı planlıyor
15 Eylül 2013 19:00

 

Mega kent İstanbul aynı zamanda Türkiye siyasetinin kesin ve derin çizgilerle belirlendiği ve siyasi partilerin kaderlerinin çizildiği çok önemli bir havzadır.

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

Türkiye nüfusunun beşte biri,ekonomik varlığımızın çok büyük bir kısmı,tarihimizin sarsılmaz derinliği,dünya uygarlığının izleri,sosyal ve kültürel zenginliğimiz bu ilimizde bulunmaktadır.

Tüm bu derinlikler Türkiye siyasetini geri dönülmez bir şekilde etkilemekte,Türkiye’yi yöneten isim yapmış politikacılar ürettikleri politikalar ile buradan çıkmaktadır.

Türkiye Büyük Millet Meclisi’ni oluşturan 550 üyenin beşte biri bu vilayetimizden seçilmektedir.

Turgut Özal iktidar olduğu yıllarda ”İstanbul’da seçimleri alan iktidar olur” demiştir ki,tamamen doğrudur ve ondan sonraki siyasal gelişmeler hep bu gerçeği yüzde yüz teyit etmiştir.

Bu gerçeği bilen liderler ve siyasal partiler İstanbul’da gerek yerel gerekse genel seçimlerde zaferle çıkmanın yollarını arar,bu hususta planlar yapar ve bu işi kalleşçe siyaset mühendisliğine kadar götürürler.

Merkezi iktidara yürümenin en önemli yolunun İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı seçimlerini kazanmaktan geçtiğini de çok iyi bilen usta ve uyanık politikacılar manipülasyonlarla bu işi götürmenin yollarını ararlar.

Şimdi yazımın başlığında ifade ettiğim ‘’Tayyip Seçimlerde CHP’yi Mustafa Sarıgül İle Vurmayı Planlıyor’’ hakikatine ait yıllar önce bir olaya tanıklık etmiş 22.dönemde beraber milletvekilliği yaptığımız ve daha sonra aynı partide yollarımızın birleştiği aslında bir sır olan anekdotu anlatacağım.

Bunu şimdiye kadar neden mi anlatmadım?

Bekledim ki,herkes bu konuda sözlerini söylesin,çok önemli bulduğum bu anekdotu ben daha sonra anlatayım ki,derde şifa olsun.

Çünkü Büyük Atatürk’ün ‘’Söz konusu vatansa gerisi teferruattır’’ sözüne kesinlikle inanıyorum.

Buradaki gayem,bundan bir önceki yazımda da belirttiğim gibi ‘’Cumhuriyet’’in sigortası olan Cumhuriyet Halk Partisi’nin nokta kadar zarar görmemesidir.

22.dönemde CHP’den Mardin milletvekili seçilen Muharrem Doğan,tanıyanlarında yakından bildiği gibi daha sonra partisinden ayrıldı ve bir süre bağımsız milletvekili olarak kaldı.

TBMM İçtüzüğü’ne göre ‘’Plan ve Bütçe Komisyonu’’da bağımsız milletvekillerini temsilen bir üyenin bulunması gerekiyor.

Aday olan ki diğeri İstanbul bağımsız milletvekili Emin Şirin’di bağımsız milletvekilleri arasında yapılan oylama sonucu Mardin milletvekili Muharrem Doğan ‘’Plan ve Bütçe Komisyonu’’ üyeliğine seçildi ve Anavatan Partisi’ne geçip bağımsız üyeliği bitinceye kadar bu komisyonda görev yaptı.

Daha sonra yukarıda belirttiğim gibi yollarımız Anavatan Partisi’nde birleşti.

Muharrem Doğan Anavatan Partisi genel sekreteri oldu bende ‘’Hükümet ve Parlamento ile İlişkiler’’den sorumlu genel başkan yardımcısı oldum.

İşte bu birliktelik sürecinde ve Anavatan Partisi kendisini feshetmesinden sonraki zamanlarda Muharrem Doğan’dan Türkiye siyasetini etkileyebilecek şu önemli anekdotu çeşitli ortamlarda defalarca dinledim ki, şöyle anlatıyordu:’’Bir gün Plan ve Bütçe Komisyonu toplantısında İçişleri Bakanlığı’nın bütçesi görüşülüyordu.Tabii ki bu toplantıda o zamanki İçişleri bakanı Abdulkadir Aksu’da bulunuyor doğal olarak.Toplantı esnasında bir kısım CHP’li üyeler Abdulkadir Aksu’ya Şişli belediye başkanı Mustafa Sarıgül’ü şikayet ediyorlar ve ‘hakkında bir yığın yolsuzluk şaibesi var,neden gerekli hukuki işlemleri yapmıyorsunuz’ diye soru sorup baskı yapmaya çalıştılar ama Bakan Bey buna doyurucu cevap vermedi;es geçti.Bende şikayetçi olan CHP’li üyelere hemen anında ‘Sizin bu yaptığınız ayıptır,Mustafa Sarıgül sizin eski partili arkadaşınız’ diye itirazda bulundum.Daha sonra öğle yemeği için komisyon toplantısına ara verildi,odadan dışarı çıktık lokantaya giderken Abdulkadir Aksu gelip koluma girerek  Muharrem Bey,o CHP’li üye arkadaşların anlattıkları doğru;şu anda bakanlığımda Sarıgül’ün yolsuzluk şaibeleri ile ilgili bir yığın şikayet dilekçesi var ama ben bunları sümen altında tutuyorum.Ama eğer Sarıgül önemli bir siyasi adım atarsa derhal işleme koyacağım.’’

Elbetteki böyle bir konuda Abdulkadir Aksu Başbakan’ın talimatı dışında tek bir adım atamazdı ve bu siyasal planlama Tayyip’e aitti.

Şu andaki İçişleri bakanı da aynı minval üzere devam ediyor ve Sarıgül büyük bir adım attığında plan derhal devreye sokulacaktır.

Hele CHP’yi onikiden vurmak için Sarıgül’ün bu partiden İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan adayı olmasını dörtgözle bekliyorlar ve bu hususta çok derin çalışmalar yaptırıyorlar.

Bu nedenle bir kısım İstanbul baronlarını bile korkutarak devreye sokup Mustafa Sarıgül’e destek verdiriyorlar,CHP’den aday olması için.

CHP bu arkadaşı aday eder mi etmez mi bilemem ama eğer kazara aday yapılırsa Parti’nin İstanbul’da perişan olacağını ve bunun derin yansımalarının Türkiye’ye yayılacağını Parti’nin tüm yetkililerine ve etkili organlara anlatmak istiyorum.

Bu yazıyı bir CHP üyesi 22.dönem milletvekili bir siyasal kişilik olarak partimi kendisini çok iyi tanıdığım Tayyip’in şerrinden korumak için yazdığımı içtenlikle belirtmek istiyorum.

Yoksa benim Mustafa Sarıgül’e hiçbir kişisel husumetim yoktur ve olamazda.

Birde Sarıgül’le ilgili bir kısım analitik görüşlerimi ilgililere aktarmak istiyorum.

Sarıgül CHP üyesi olursa hakkına razı olup rahat durur mu?

Asla rahat durmaz,en kısa zamanda ve ilk fırsatta genel başkanlık için hareketlenip CHP ve önde gelenlerine aynı sıkıntıyı yaşatacağı kesine yakındır.

Peki Sarıgül’den CHP gibi tarihsel misyonu olan bir partiye lider olur mu?

Asla olmaz.Bakın bu konuda iki anekdot anlatacağım.

Herkesin bildiği gibi daha önce TDH’yı kurarak partileşmeye karar vermişti Sarıgül.

Ama Kılçdaroğlu CHP’ye genel başkan olunca yıllardır hem zamanlarını hem de çoluk çocuğunun rızkından keserek paralarını TDH yolu ile Sarıgül’e harcayan tüm vilayetler ve ilçelerdeki binlerce mensubunu 15 dakikalık bir basın toplantısı düzenleyerek ‘’Kılıçdaroğlu’na bir şans vermek için şimdilik parti kurmaktan vazgeçiyorum’’ diyerek bir kalemde silip atarak harcayan bir kişiden asla liderde olmaz,dostlukta kurulmaz.

Halbuki olay o değildi,yukarıda anlattığım gibi Tayyip’ten korktuğu için Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığını bağlılarını enayi yerine koyarak bahane etti.

Afedersiniz ama böyle bir bahaneye öküzler bile inanmaz.

Parti kurma çalışmalarından vazgeçince bir kısım mensupları mahkemelere başvurarak yıllardır TDH için harcadıkları paralar nedeni ile dava açtılar ama araya adamlar koyarak bu davalarından vazgeçirdiler.

Şunu herkes bilmeli ki,Türk Milleti bir defa liderliğe soyunup,arkasındaki kitleyi kandırıp tökezleyen insana bir daha asla itibar etmez.

Mustafa Sarıgül’ün siyasetteki vadesi dolmuştur;sadece uzatmaları oynuyor ve artık yerinde olmayan TDH’yı sanal bir güç olarak CHP ve kitlelere karşı kullanıyor.

Mustafa Sarıgül bırakın Büyükşehir’i kazanmak,bu defa eğer aday olursa Şişli’yi bile kaybedeceğini buraya bir not olarak yazıyorum.

İkinci kaydedeceğim anekdot,2009’un Aralık ayında Sarıgül’ün kendisini yakından tanımak ve bir yargıya varmak için önceden randevu alarak Şişli Belediyesi’nde ziyarete gittim.

Daha önce kendisi ile hiçbir temasım ve tanışıklığım olmamıştı.

Aman yarabbi!Ben hayatımda böyle bir siyasi kişilik ve karakter görmemiştim.

Diğer ziyaretçilerle birlikte bizi makam odasının içinde bulunan büyükçe bir arka odaya aldılar.

Kadın ve erkek 15 civarında insan var.

Büyükçe bir masanın etrafında oturmuşuz.

Kendisi yanımızda pek oturmuyor,ara sıra girip çıkıyor,bir iki laf edip yeniden makam odasına ve oradaki konuklarının yanına gidiyor.

Yanımıza bir defa girdiğinde birlikte oturduğumuz genç bir ziyaretçiyi yüzüne karşı öve öve bitiremedi;bu genç adam kalkıp gittikten sonra arkasından şu an bile anımsamak istemediğim yakışıksız,adap dışı sözler söylediğini yeniden işitmek istemem asla.

Birde yine bu iç odada otururken bir ara yine içeri girdi,kendisine bir kase içinde tepsiye konulmuş yoğurdu getirdiler;yanımızda konukları hiçe sayarcasına şapur şupur afiyetle yedi ve size de ikram etmek istiyorum nezaketine asla gereksinim duymadı.

Bir kase yoğurdu gözden uzak bir yerde yiyebileceği bir delik yok muydu koskoca bilmem kaç katlı belediye de?

Bu yoğurdu günün belli saatlerinde diyet için yese bile gerek Türk Milleti’nin geleneklerinde gerekse uygar dünyanın görgü kurallarında insanların karşısında tek başına yemek gibi böyle bir kabalığa yer yoktur.

Böyle bir tutumun sahibine adam gibi adam denilmez ama ne denildiğini herkes çok iyi biliyor.

Nezaketten yoksun biri,Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK’ün uygar Batı’nın evrensel değerlerini yurdumuza ve Milletimize aktardığı organ olan CHP’ye genel başkan olabilir mi sizce?

Size son olarak Mustafa Sarıgül’ün sırdaşı,bir zamanlar kurmayı planladığı partinin genel sekreteri 22.dönem milletvekili Hasan Aydın’ın attığı 3 tivitini aktararak CHP üzerinden planladıkları siyaset mühendisliğini çok gafil bir şekilde nasılda ağzından kaçırdığını göstermek istiyorum.

1 Eylül’de attığı tivitte ‘’Kimileri kendi koltuklarını korumak için Sayın Sarıgül’ü Parti’ye almamaya çalışıyor’’ diyor.

Bu tiviti CHP’nin çıkarlarını korumak isteyen önde gelen bir zat için attığını herkes biliyor.

2 Eylül’de attığı tivitte ‘’Mustafa Sarıgül’ün CHP adaylığı konusunda arkadaşlarımız hemfikirdir.Ancak TDH yerinde durmaya ve mücadelesini sürdürmeye devam edecektir’’ diyor.

Yani bu kadar aşikar da şark kurnazlığı olmaz ki,Sarıgül’ü hem CHP’den aday yapıyorlar hem de başka siyasal oluşum olan TDH’yı mücadeleye devam ettiriyorlar.

Yapmayı düşündükleri gizli planı gafilce ifade ediyorlar.

Yerseniz tabi.

Yukarıdaki tivit var ya Sarıgül CHP’ye kabul edilirse ilk günden itibaren Parti’de kargaşanın başlayacağının kesin ispatıdır.

Hasan Aydın 9 Eylül’de de attığı tivitte de ‘’Çok şükürkü CHP lideri Kılıçdaroğlu tüm telkin ve korkutmalara rağmen dik duran ve gerçeği iyi yöneten bir noktadadır’’ diyor.

Çocuk kandırır gibi tümce kuran Beyefendi, Kılıçdaroğlu’nun ne kadar zeki bir insan olduğunu bir türlü anlayamamış şimdiye kadar.

Bu yazdıklarımı ve düşüncelerimi CHP’yi koruma içgüdüme dayalı olarak Kılıçdaroğlu ve Parti’nin önde gelenleri ile birlikte kurmay heyetinin bilgisine sunmak istedim.

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Ekrem İmamoğlu mu yoksa Mansur Yavaş mı?
Cem Uzan cumhurbaşkanı olmak için Türkiye’ye dönecekmiş!
Diyanet ve cemaatler laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmekte kararlılar!