Tayyip Erdoğan’ın ümmetçilik aşkı ve kanlı İslam tarihi

Tayyip Erdoğan’ın ümmetçilik aşkı ve kanlı İslam tarihi
20 Temmuz 2019 21:25

Geçen günlerde Tayyip Erdoğan’ı Ali Babacan’ın yeni bir parti kurma girişimi ile ilgili olarak ‘’Ümmeti bölmeye hakları yok…’’ mealinde bir beyanı olmuştu.

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM
Tayyip Erdoğan’n siyasal propaganda olarak ‘’ümmet’’ kavramını seçmene yönelik olarak ifade ettiğini bilmekle beraber bu ifadenin dinsel sosyolojik boyutunu açıklamak istiyorum.
Erdoğan ‘’ümmetçi’’ bir inanç ve görüşe bağlı olmakla beraber kendisi kendisi ‘’MilliGörüş’’ün lideri Necmettin Erbakan ve il başkanlığı ile İBB yaptığı Refah Partisi’nden ayrılırken ümmeti bölmek hadisesi hiç aklına gelmemiştir.
Çünkü Erdoğan en uç noktada makyavelist, pragmatist ve opurtünist bir politikacıdır.
Ama yukarıda da değindiğimiz gibi katıksız bir ‘’ümmetçi’’dir.
Gelin önce ‘’ümmet’’ kavramının dinsel boyutunu açıklayalım ve kurnaz Arap paradigması tarafından saf Türk halkının beynine şırınga edilerek İslam ve Müslümanlık adına tarih boyunca ne büyük felaketlere uğradıklarını açıklayalım.
Şunu da ifade edelim ki, Yüce Atatürk’ün Türkiye’sinde artık ‘’ümmet’’ kavramına sarılanlar genellikle aslı Türk olmayanlarla, kendisini Türk hissetmeyenler sarılmaktadır.
Çünkü Türklerin çoğunluk olarak egemen olduğu bu ülkede böyleleri kompleksleri nedeniyle ya ‘’Osmanlıyım’’ ya da ‘’ümmetçiyim’’ diyebilmektedir.
Ümmet saf Arapça olarak ‘’ulus, halk’’ anlamına gelmektedir ve o dilde ‘’umme’’ olarak telaffuz edilmekle beraber Türkçe’ye bu şekilde geçmiştir.
Ama şunu ifade edelim ki, ‘’ümmet’’ sözcüğü tarihin seyri içinde dinsel anlamıyla kullanılmıştır ve tüm Müslüman ulusları içine almıştır.
Yani kısaca ‘’ümmet’’ denildiği zaman dünya yüzünde yaşayan tüm Müslümanlar anlaşılmaktadır.
‘’Ümmet’’ kavramı Arapça ‘’ulus’’ kavramından sıyrılarak neden tarihsel süreç içinde dinsel anlamı öne geçmiştir?
Çünkü Hz.Muhammet hangi ulustan olursa olsun kendi bağlılarını ‘’ümmet’’ ve ‘’ümmetim’’ kavramlarıyla ifade edip nitelemiştir ve bu nedenle gerek dünya gerekse ahiret yaşamı ile ilgili söylediği binlerce ‘’hadis’’te bu kavram yer almaktadır.
Prototip bir örnek verirsek ‘’Kıyamet günü ümmetime şefaat edeceğim’’ ve dünya yaşamı ile ilgili olarak ‘’Bu ümmetin efendisi, ümmete hizmet edendir’’ hadisleri örnek gösterilebilir.
İşte bu şekilde ‘’ümmet’’ sözcüğünün dinsel kavramı 1400 yıldır asıl anlamından sıyrılarak öne geçmiştir.
Şimdi gelelim meselenin bamteline!
‘’Ümmet’’ kavramının dinsel boyutu öne geçmekle beraber Araplar buna inanmış ve uymuşlar mıdır’’
Maalesef bin yıldır Müslüman olan saf Türkler’den başka bu kavrama ne Araplar ne de başka uluslardan Müslümanlar uymuştur.
Saftrik Türkler ise ‘’ümmet’’ adına bin sene kurnaz Araplar uğrunda oluk oluk kanlarını akıtmışlar, mallarını mülklerini başta Mekke ve Medine olmak üzere Arap ülkelerine göndermişler ve Anadolu’da başta araziler olmak üzere çeşitli taşınmazları buralara vakfetmişlerdir.
Buna karşın Arapların’da nankörlük genleri nedeniyle Türkleri fırsat buldukça sırtından kurnazca hançerlediğini biraz tarih bilgisi olan herkes bilmektedir.
Çünkü Arapların sosyolojik, kültürel ve biyolojik genleri dolayısıyla kendi aralarında bile İslam’n vazettiği ‘’ümmet’’ kavramının gereklerini hiçbir zaman yerine getirmemiştir ve kanlı çatışmalara girişmişlerdir.
Çünkü Hz.Muhammet’ten sonra Araplar münafık toplum oluşturmuş ve İslam’ın gereklerine inanmamakla birlikte inanmış görünerek aralarında kanlı savaşlara başladılar.
‘’Ümmet’’ kavramı Arap toplulukları için birbirlerine karşı kullandıkları bir slogandan ibaretti.
İslam’a inansalardı kendi aralarında yüz yıllarca sürecek kanlı savaşlar yaparlar mıydı?
Ancak saf Türkler Müslüman olduktan sonra ‘’ümmet’’ kavramına imanın enyüksek derecesinde sarılmış ve tarih süreci içinde milyonlarca Türk Arapları koruma uğrunda canlarını feda etmişlerdir!
Şimdi bu anlattıklarımızın kanıtını ortaya koyalım.
Daha Hz.Muhammet öldükten sonra Araplar cenaze kaldılılmadanaralaında ‘’halifelik’’ mücadelesine başlamışlardır.
Başta adlarını sık sık duyduğumuz halifelerden Ömer, Osman, Ebubekir, Ali olmak üzere diğer Arapları arkalarına alarak birbirleriyle çok şiddetli olarak cedelleşmişlerdir.
Hz.Muhammet’in cesedi üç dört gün yerde kalıp kokmaya başlayınca ve zoraki cenazeyi defin işlemini gerçekleştirmişlerdir.
Üstelik cenaze defin işleminde sadece yeğeni ve damadı Hz.Ali ile birlikte 17 kişi bulunmuştur ki o adları ve sanları ile anılan koca koca Hz.Ömerler, Hz.Ebubekirler, Hz.Osmanlar ve Arap toplulukları yoktur.
Halbuki son ‘’Veda Haccı’’ndaHz.Muhammet’in 120 bin Arap’a hitap ettiği bilinmektedir.
Çünkü Müslüman görünen Arap toplulukları İslam’ın umdelerine ve ‘’ümmet’’ kavramına inanmadıkları gibi Hz.Muhammet öldükten sonra artık bu yükten kurtulduklarını sanarak başta mali yük olarak sırtlarına bindirilen ‘’zekat’’ olmak üzere dinin gereklerini yerine getirmemeye başladılar.
İlk halife olan Hz.Ebubekir Arapların İslam’a karşı işledikleri bu isyana karşı çok sayıda Arap kabilesini yakarak hizaya getirmiş ama şu sosyolojik bir gerçek ki, aslında inanmayan münafık bir toplum oluşmuştur.
Hz.Ebubekir’den sonra gelen diğer halifelerin hepsi suikastlar sonucu öldürülmüşlerdir.
Hz.Osman halifelik yıllarında akrabalarını ve taraftarlarını bugünkü iktidar gibi kayırmış, tüm devlet görevlerini be beyt-ül-mal(maliye) gelirlerini onlara tahsis etmiştir.
En sonunda Hz.Osman’da bir suikast sonucu öldürülerek ortadan kaldırılmıştır.
Daha sonra Hz. Muhammet’in damadı olan Hz.Ali Taraftarları ile karısı Hz.Ayşe iktidar savaşına girişmiş ve her iki taraftan on binlerce insan öldürülmüştür.
Son merhalede Hz.Ali’de bir suikast sonucu öldürülmüştür.
Hz.Ali’den sonra halife olan Muaviye kendisine karşı çıkan ve halife olmak isteyen Hz.Muhammet’intorunu Hz.Hüseyin’i binlerce taraftarı ile birlikte hem de sahabe dedikleri Peygamber’in yakın arkadaşlarını katletti.
Muaviye’den sonra halife olan oluYezit’te kanlı çatışmalara girdi ve o da binlerce Arap’ı öldürdüğü gibi Mekke’ye kadar ordusuyla giderek mancınıklarla attığı taşlarla Kabe’yi yıktı, yerle bir etti.
Bunlardan sonra gelen halifelerin taraftarları il diğer Arap toplulukları arasında hep kanlı savaşlar oldu ve bunlar ‘’ümmet’’ kavramının getirdiği yükümlülükleri yerine getirmediler.
Çünkü İslam’ın umdelerine inanmadıkları gibi ‘’ümmet’’ kavramı da Araplar için bir hiç mesabesindeydi.
Şimdi meselenin ikinci bamteline vurgu yapalım.
Türkler Müslüman olduktan sonra kendi aralarında kanlı savaşlar yapan Araplar kurnazca ‘’ümmet’’ kavramını atalarımıza karşı yoğun bir şekilde işlemişler ve kendi uğurlarında bu kavramla saf Türkleri kullanmışlardır.
Türkler bin yıl ‘’ümmet’’ adına Araplar uğrunda milyonlarca can vermiştir.
Yani Araplar için ‘’ümmetçilik’’ Türkleri kendi yollarında kullanma sanatıdır.
Sıkıştıkları an Türkleri kullanmak için derhal ‘’ümmet’’ kavramını işlerler, kendileri de keyf ve şehvet peşinde koşarlar ve bu kavram yokmuş gibi günümüzde de çok zaman aralarında kanlı çarpışmalara girerler.
Türklerin Araplar için yaptıkları ve canları ile malları ile ödedikleri yüz yıllardır bunca bedele rağmen ilk fırsatta ‘’ümmet’’ kavramını hiç bilmemecesine bizi kalleşçe sırtımızdan hançerlemşlerdir.
1.Dünya savaşında İngilizler ile birlikte Türk askerini sırtlarından hançerlemeleri, milli davamız olan Kıbrıs meselesinde daima Yunan ve Rum tarafını desteklemeleri ne kadar da ‘’ümmet’’ kavramı ile ilgisi olmayan nankör ve kalleş sosyal yaşamları olduğunu göstermektedir.
Çünkü ‘’ümmet’’ kavramı Araplar için yok hükmündedir ve İslam’a yukarıda belirttiği nedenlerle inandıkları çok şüphelidir.
Suriye’de iç savaştan sonra 5,6 milyon civarındaki Arap Erdoğan’ın ‘’ümmetçilik’’ aşkıyla ülkemize bir çöplük misali yerleştirilirken, petrol ve Hac gelirleri zengini Suudi Arabistan toprakları çok geniş olmasına rağmen tek bir Suriyeli’yi bile sığınmacı olarak kabul etmemiştir.
Keza diğer zengin Körfez ülkeleri de aynı tavrı göstermişlerdir.
Kuzey Afrika’daki Arap ülkelerine de Suriyeliler gitmemiştir.
Suudi Arabistan Arap ülkesi, diğer bir Arap ülkesi olan Yemenlileri hava bombardumanı ile katlede katlede bitirememektedir.
Üstelik Suudi Arabistan bugün bir İsrail dostu ve aynı zamanda Katar düşmanı.
Peki soruyorum, bir fitne halinde Türklerin beynine ekilen ‘’ümmetçilik’’ kavramı neden Araplar arasında işlemez ve topu birden Türk ulusuna azılı düşmandır.
Dolayısıyla ‘’ümmetçilik’’ kavramı bir ütopyadır ve tarihte Türklerin Araplar yolunda safça canlarını vermesi dışında hiçbir zaman somut bir şekil almamıştır.
Bu meselenin üçüncü bamteline parmak basalım.
‘’Ümmetçilik’’ adına bin yıldır Arapların yükünü ve pisliğini Türkler çekmiştir.
Bu önemli olayı cephelerdeki savaşlarıyla çok iyi anlayan büyük deha Mustafa Kemal Atatürk Arapların’da kurnazlık, sırttan hançerleme ve Türkleri kendileri inanmamak ve uymamak kaydıyla başta ‘’ümmet’’ kavramı olmak üzere diğer diğer dinsel kavramlarla kullandıkları kanaatine varınca tamamen milli sınırlara çekilmiş ve adına Türkiye Cumhuriyeti Devleti dediği, Türklerin egemen olduğu ‘’ulus devlet’’ kurmuştur.
Dolayısıyla ‘’ümmeti bölmek’’ten bahsedilemez ama ‘’Türk milleti’’ni bölmekten bahsedilir.
Biz Türk milletiyiz ve kedimizden sorumluyuz.
Arapların cehaletleri ve pislikleri sonucu başlarına gelen felaketleri temizleme yükümüz asla olanaz.
Çünkü bunun sonu hiçbir zaman gelmeyecek.
Neden?
Din adına İslam’a sokulan Arap yaşam tarzı, gelenek ve görenekleri hep problem, sosyal ve siyasal sorunlar üretmiştir.
Araplar bu nedenle sıkışınca da soluğu Türkiye’de almışlardır.
Türkiye Arapların kanlı çatışmaları ve çağdışı yaşamları sonucu başlarına gelen felaketleri temizlendiği bir banyo ülkesi değildir.
Araplar önce uygar bir yaşama dönsünler, medeni dünyanın tüm gereklerini sosyal yaşamlarına geçirerek, din vazediyor diye Arapçılığın ilkel pisliklerinden kurtulsunlar.
Bin yıldır Arapların bize karşı tüm ihanetlerine karşı ‘’ümmetçilik’’ adına sırtımızda taşıdığımız bu yükü milli duygularla yukarıda sıraladığım gerçekler nedeniyle sırtımızdan hınçla atmamız gerekmektedir.
Öyle anlaşılıyor ki katıksız bir ‘’ümmetçi’’ ve Arap sevdalısı olan Tayyip Erdoğan iktidardan gitmemiş gerçekleşmeyecek.
Ama Türk milletini Araplara hizmetkar yapan Erdoğan’da bir yığın cürüm arasında bu nedenle de yargılanacaktır.
Bu şehvetperest Araplar Türklerin topraklarını işgal edip malını yemekle kalmıyor, bir de hem Türk gençlerini katlediyor ve sürekli olarak kadınlarımıza, kızlarımıza, küçük yavrularımıza taciz ve tecavüz de bulunuyorlar.
Bunlar tarihin derinlikleri içinde de hep böyle yaptılar ve Türk kızlarını köle pazarlarında sattılar.
İşte Arapların ‘’ümmetçiliği’’ ve Türklerin ‘’ümmetçilik’’ adına bin yıldır tarih boyunca gelen kanlı felaketler.
‘’Ümmetçilik’’ Türk milletinin yıkımı olmuştur ve bu kavrama inanmayan, onu takmayan kurnaz Arapların ise popoları ile gülerek Türkleri köleleştirme, kullanma sanatı olmuştur.
Yukarıda sıraladığım nedenlerle ‘’ümmetçili’’ Araplar için nasıl bir hiç mesabesinde ise Türk milleti için Araplar uğrunda felaketler getiren bir Arap silahıdır.
Tayyip Erdoğan şunu bilmeli ki Türk milletinin büyük çoğunluğu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün yolundadır ve bizi ‘’ümmetçilik’’ adına kişselçıkarları için Araplara uşak veya köle edemeyecek.
Elbet bir gün bunların hesabı görülecektir.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Ali Babacan ve ekibi Türkiye için yeni bir felaket kapısı olur
Atatürk’ün anılmadığı camilerde Cuma namazı kılmanın hükmü yoktur
Türkiye’yi Ortadoğu’nun insan çöplüğü yaptı, şimdi yüzü kızarmadan parti kuracakmış