Tayyip Erdoğan’ın sığınacağı en son kale Türk milliyetçiliğidir

Tayyip Erdoğan’ın sığınacağı en son kale Türk milliyetçiliğidir
24 Ekim 2017 10:09

Herkesin çok iyi anımsayacağı gibi yıllar önce Erdoğan ”Türk milliyetçiliğini ayaklarımın altında çiğniyorum…” diyerek geçen süre içerisinde Türk ulusunun Büyük Atatürk önderliğinde kurduğu akıl ve bilime dayalı Cumhuriyet yönetimini her yönden didiklemiş, kurumların tabelalarındaki T.C. ibarelerini kaldırmış, daha sonra yapılan naylon darbe sonucu yüz yıllık, iki yüz yıllık askeri okullar, askeri hastaneler yok edilerek beş bin yıllık Türk tarihinin, Türk milliyetçiliğinin izleri silinmeye gayret edilmiştir.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Öncelikle bir hususu belirterek düşüncelerimizi açıklamaya devam edelim.

 

O da şudur ki, Türk tarihinin bize öğrettiklerinden anlıyoruz ki, fetret dönemlerinde Türklerin yapmış olduğu somut unsurları toptan yok edebilirsiniz ama şanlı Türk ruhunun ululuğuna asla bir çekiç darbesi bile vuramazsınız.

 

 

Osmanlı Devleti’nin ilk 100-150 senesini bir tarafa çıkarırsak Türkler kendi akıl ve cesaretleriyle kurdukları devlette horlanmış, ikinci hatta üçüncü sınıf tebaa olarak muamele görmüş, kökü yabancı hain sadrazamlar tarafından kitlesel katliamlara tabi tutulmuş ama yıkılan mirasın külleri arasından Türk oğlu Türk bir Mustafa Kemal çıkarak Türklüğü baştacı yapıp ”Türkiye Cumhuriyeti Devleti yüksek Türk kültürü ve Türk kahramanlığına dayanır” ifadesinde belirttiği gibi tarihin şanlı devini yeniden uyandırmıştır.

 

 

Tayyip Erdoğan’ın on beş senedir detaylıca uğraştığı alan Türklüğü ve Türk milliyetçiliğini Anadolu’dan kovma eylemidir.

 

 

Bunu yaparken de ümmetçilik ve İslam birliği adına yaptığını imam hatip Arapçılık kırıntısı ırkçılık bilgilerine dayanarak yaptığını çok iyi biliyoruz.

 

 

Halbuki İslam birliği safsatası bir ütopyadan başka bir şey değildir, çünkü daha temelden Müslümanlar, hem de aynı ırktan olanlar yani Araplar Hz.Muhammet vefat edince birbirlerine düşüp iktidar kavgasına başlamışlardır.Öyle ki Hz. Muhammet’in cesedi 4-5 gün ortada kalmış, kokmak üzereyken sadece 17 kişi cenaze namazını kılmıştır.Üstelik bu cenaze namazında sağlığında yanından ayrılmayan Hz.Ebubekir, Hz.Ömer, Hz Osman iktidar kavgasında oldukları için bulunmamışlardır.Hz.Muhammet vefat etmeden önce yapılan veda haccında 120 bin Müslümanın bulunduğunu ve onlara son defa hitap ettiğini tarihler söyler.Bu kadar kalabalık bir topluluk bir anda buhar olup uçtu mu?Ayrıca resmi İslam tarihinin kayıtlara geçirmediği ama gerçek tarihi kayıtlar Hz.Muhammet’in yakınında bulunanlarca zehirlendiğini ve bunun sonucunda vefat ettiği çok iyi bilinmekte ve mızrak çuvala sığmamaktadır.Ayrılıkçılığın kanlı hesaplaşmalarla temelde olduğu bir yapı ile sonraki yüzyıllarda İslam kardeşliği mi dediniz!

 

 

Daha sonraki tarihlere baktığımız zaman Hz.Muhammet’in sahabeleri arasındaki kanlı boğuşmalare ve üç halifenin katledilerek öldürülmesi ta işin başından bize şunu öğütlüyor:İslam birliği sadece bir ütopyadır!

 

 

Ama şu sosyolojik husus tüm dinlerin doğasında vardır ki, dinler ilerleyen tarihsel süreç içerisinde kendilerine alim veya bilgin denilen kişilerce her şey, her emir iyiye, doğruya, güzele yorumlanarak yüzlerce binlerce yıl sonra gelen o dinin mensuplarına ulaştırılarak kitleler sürekli bir avuntu içine sokulduğunu teolojik bilgilere dayanarak çok iyi biliyoruz.

 

 

Sonradan gelen çeşitli milletlere mensup kitleler İslam kardeşliği hayaliyle yaşamışlar ama işin doğası gereği bu hiçbir zaman gerçekleşmemiş ve asla gerçekleşmeyecektir.

 

 

Arap Müslümanların kendi aralarında binlerce yıldır kanlı kavgaları, Arapların tarihin seyri içerisinde Türkleri her fırsatta sürekli iyiliklerini gördükleri Türkleri sırtından hançerlemeleri, yine Farslılar (İranlılar) ile Arapların sonu gelmez kanlı kavgaları en kaba bir şekilde vereceğimiz örneklerdir ve bu sonsuza kadar böyle devam edecektir.

 

 

İslam birliğinin bir ütopya olduğuna dair saptamaları ortaya koymamızınn nedeni milliyetçilik olayına, özelde de Türk milliyetçiliğine geçiş yapmama zemin hazırlamam içindir.

 

 

Ortaya koyacağımız tez şudur, inanç bazında farklı ulusları bir araya getiremezsiniz ama, aynı soydan gelenlerin bir ülkü etrafında birleşmeleri çok daha kolaydır.

 

 

Nitekim Büyük Atatürk bu tezi esas alarak kökeni ne olursa olsun çoğunluğu oluşturan Türk ulusu etrafında birliği sağlayarak Türk devletini yeniden kurmuştur.

 

 

Şunu belirtelim Türk milliyetçiliği esasında bir ırka dayalı milliyetçilik değil, Anadolu’da tarih öncesinden bugüne kadar yaşayan başta Türkler olmak üzere tüm etnik grupların oluşturduğu sentez edilmiş yüksek bir uygarlığın adıdır ve her etnik grubun katkısına göre bu uygarlıkta payı vardır.Türk milliyetçiliği denmesinin nedeni Anadolu’yu en son olarak Türklerin fethetmesi ve çoğunluğu teşkil etmesi dolayısıyladır.Bu da sosyolojinin bir gereğidir ve gocunacak bir durum yoktur.Yukarıda tarif ettiğim eksende Türk milliyetçiliğini esas alırsak tarihin seyri içerisinde sosyolojik olarak herkesin Türklüğü ortaya çıkmış olur.Türk ulusu tarih boyunca bünyesine aldığı her topluluğu kardeşi olarak kabul ettiği halde Araplar egemenliğine aldığı topluluklara ırkçı yaklaşımla köle Arap anlamında ‘’mevali Araplar’’ demiştir.

 

 

Türkçülüğün babası olarak kabul edilen Nihal Atsız Türklüğü ‘’Doğuştan Türk olanlarla, kendini Türk olarak kabul edenlerin meydana getirdiği topluluklar’’ olarak kabul eder ki, Atatürk’ün de Türkiye Cumhuriyeti Devletini kurarken çizdiği çerçeve budur ve eşit haklar ve görevler çerçevesinde Anadolu’da tüm etnik grupların katkılarıyla oluşan Türk milliyetçiliği, Türklüğü bu şekilde biçimlendirmiştir.

 

 

Bu nedenlerle herkesin son kurtuluş kalesi, sığınacağı güç Türk milliyetçiliğidir.

 

 

Türk milliyetçiliği esasında binlerce yılda oluşmuş ve her etnik grubun kalıcı katkısı olan yüksek bir kültür millyetçiliği uygarlığından başka bir şey değildir.

 

 

Bu bağlamda Tayyip Erdoğan’ın da son kurtuluş kalesi elbette Türk milliyetçiliğidir ki, kendini etnik olarak Türk kabul etmese bile Türk milliyetçiliğinin sentez edilmesinde atalarının katkısı yukarıdaki betimlemeler çerçevesinde vardır.

 

 

Tayyip Erdoğan sıkıştığında hiçbir güç onu kurtaramayacak, Arap dostları önce sırtını dönecek, Türklerin topraklarını işgal ettirdiği beş milyon Arap kardeşleri sırtını dönecek ve tarihin tekerrürü olarak büyük bir olasılıkla da sırtından hançerleyeceklerdir.

 

 

Ama kendi özü olan Türk milliyetçiliği Tayyip Erdoğan’ı kurtaracak tek güçtür.

 

 

Türk milleti yiğit olduğu kadar mazlumdur ve ona kalleşlik edenlerden Tanrı’nin intikam alacağı kesindir.

 

 

Türk milliyetçiliğine sığınmanın vakti henüz geçmemiştir ama yapılması gerekenler vardır.

 

 

Bunların başında Atatürk’ün kurduğu parlamenter yönetim sistemini ve kurumlarını aynıyla yerine koyarak tövbe etmelidir.Ayrıca ülkemizi işgal eden ve ileride milli güvenlik sorunu muhakkak olacak olan beş milyon Suriyeli’yi ülkesine iade etmelidir.Bu konuda yapması gereken en önemli işi zihniyet devrimi olmalı, Türk milliyetçiliği ile zihinsel barış ilan etmelidir.

 

 

Tayyip Erdoğan tıpkı belediye başkanları gibi yanındaki tüm danışmanları değiştirip yenilerini bu anlayışla getirdiği taktirde zihinsel bir devrim yaşayacağı kesindir ve hem kendinin hem de ülkemizin lehine olacaktır.

 

 

Güneş batmadan Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti ilkelerine ve Türk milliyetçiliğine dönüşü Tayyip Erdoğan’ın kurtuluşu açısından tek unsurdur.

 

 

Aksi, zamanı geçince son pişmanlık yarar getirmeyecektir.

 

 

Tüm dünyada sıkıştırılan Tayyip Erdoğan’ı kurtaracak tek güç Türk milliyetçiliği uygarlık anlayışıdır ki, Atatürk bile buna sarılmıştır.

 

 

Tarihe bir not düşmek için dostça bu uyarıyı yaptım.

 

 

BAYKAL NE DURUMDA

 

 

İki büyük hatasına rağmen Deniz Baykal Atatürk İlke ve İnkilapları’na yüreği ve beyni ile bağlı bir Türkiye Cumhuriyeti Devleti muhafızıydı.

 

 

Baykal’ın iki büyük hatası, biri Tayyip Erdoğan’ın Cumhuriyet’e karşı bağışlanamaz sicilini bildği halde onun siyasete giden yolunu anayasal olarak açması, diğeri ise 7 Haziran seçimlerinde laik devleti yıkım ekibi ve çıkar tezgahı AKP çok ağır bir yenilgi aldığı halde okus pokusla ikinci bir seçime giden yolda Tayyip Erdoğan ile çağrısı üzerine görüşme yaparak Kemal Kılıçdaroğlu’nun uyutulmasına vesile olarak yeniden tek başına iktidara getirmesidir.

 

 

Bunları bir tarafa bırakarak bir soru sormak istiyorum.

 

 

Önemli kişilerin sağlık sorunları olduğu zaman doktorları kamuoyuna detaylı bilgiler verirler ve hastalığın gerçek nedenleri ile boyutlarını belirtirler.

 

 

Siz şimdiye kadar Baykal’ın ciddi hastalanmasına neden olan etkenlerin açıklandığını duydunuz mu?

 

 

Bu neden açıklanmaz bende bir yurttaş olarak doğrusu çok merak ediyorum.

 

 

Baykal hakkında doktorlarınca açıklanan bilgi ‘’kötüye gidiş yok…’’ tümcesinden ibaret ki, bunu ‘’iyiye gidiş de yok’’ olarak anlayabilir miyiz?

 

 

Kamuoyunun tek merakı Baykal spor yapan sağlıklı bir insan olduğu halde neden aniden bitkisel bir yaşama geçtiğidir.

 

 

Bir durum mu var yoksa?

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Arapların ve Arapçıların Türkleri eşek yapıp hizmetlerinde kullanma sloganları: Ümmet, muhacir ve ensar
Tayyip Erdoğan’ın ümmetçilik aşkı ve kanlı İslam tarihi
Türk Milleti, Cumhuriyeti yeniden kurmak için büyük zafere kilitlendi