Tayyip Erdoğan’ın serbest talan ekonomisinde gıda teröristleri ile imtihanı

Tayyip Erdoğan’ın serbest talan ekonomisinde gıda teröristleri ile imtihanı
19 Şubat 2019 17:50

‘’Serbest talan ekonomisi’’ ve ‘’gıda teröristleri’’ betimlemesi bana aittir ve bundan bir önceki makalemin başlığı  ‘’Tayyip Erdoğan gıda teröristlerini hizaya getirmezse felaketi olur’’ idi, bu makalede genel bir çerçeve çizmiştim ki, değerli okurlarım bunu çok iyi anımsarlar.

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Turgut Özal iktidar olduktan sonra ‘’serbest Pazar ekonomisi’’ tanımı ile genel anlamı ile ‘’liberal ekonomi’’ye geçiş yapmıştı.

 

Ama malasef ki, Türkiye toplumu, yani ticaret erbabı bunu toplumsal bilinçaltı ile ‘’serbest talan ekonomisi olarak algıladı ve birbirleriyle rekabet yerine, millete kazık atma yarışına girdiler.

 

Yaşları Turgut Özal’ın iktidar yıllarını bilinçli olarak anımsayanlar bilirler ki, en büyük yolsuzluklar, millete ‘’Voyvoda kazığı’’ atma bu dönem içerisinde olmuştur.

 

Bu ticaret erbabı tarafından çok acı ve ıstırap verici zam kazıkları dışında, yine devasa boyutlarda ihracat yapan işadamları için ‘’vergi iadesi’’ kavramı ve uygulaması getirilmişti ki bu yolla devlrtin kasası, milletin kesesi boşaltıldı.

 

Bu yolla o kadar çok yolsuzluk yapıldı ki, çok sayıda. Sınırsız bir şekilde hayali mallar ihraç edilmiş gibi gösterilerek katrilyonlar o günkü ticaret teröristlerinin kasalarına akıyordu ve böylece hırsızlar dünyasında ANAP kendi zenginlerini oluşturdu.

 

Bu devasa soygunların bedeli ise zavallı halkın sırtına yüklendi.

 

Öncelikle şunu belirteyim ki, ben görüş olarak o günkü adı ‘’serbest Pazar ekonomisi’’ olarak lanse edilen ‘’liberal ekonomi’’den yanayım ve bir ülkenin kalkınmasında, özgürlüğe ulaşmasında, işsizliğin azaltılarak mutlu bir toplum oluşturulmasında çok gerekli olduğuna inanıyorum amma…

 

Aması nedir?

 

Türkiye toplumu ‘’liberal ekonomi’’yi taşıyacak ve mutlu, bolluk hedefine ulaştıracak kolonlardan son derece yoksundur.

 

Bunun nedeni tarihselliktir.

 

Türkiye toplumu tarihin seyri içerisinde göçebe bir toplumdur, ticari rekabete dayalı liberal anlayıştan son derece uzaktır.

 

Bu nedenle ‘’serbest Pazar ekonomisi’’ni ‘’serbest talan ekonomisi’’ olarak algılamıştır.

 

Çünkü sürekli göç eden bir toplum, yorulduğunda elma ağacının gölgesinde yattığında, karnını doyurmak için elma ağacını taşlayarak meyvesini yemiş ve ‘’meyve veren ağaç taşlanır’’ atasözünü toplumsal bilinçaltına kazımışlardır.

 

Yani tarihsellik içerisinde uygarca rekabete dayalı yaşam biçimi yerine, kim daha çok halka kazık atarsa o kazanıp zengin olur anlayışı topluma yüz yıllar, bin yıllar içinde egemen olmuştur.

 

Yani bugünkü yüksek uygarlık seviyesini yaşayan Batı toplumları ile Doğu toplumları, özelde ise Türkiye toplumu yaşamlarını birbirlerine zıt kulvarlarda sürdürmüşler.

 

Böylece çok farklı toplum yapıları oluşmuştur.

 

Yani çok pratik olarak ifade edersek, Batılı iş dünyası çok para kazanmak için rekabeti esas alarak, ucuz, kaliteli ve bol mal üretmiş, rakiplerini bu üç ekonomik olgu ile ezmiştir.

 

Bizde ise yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı, iş dünyası çok para kazanmak için, kalitesiz ucuz, pahalı ve kıt mallar üreterek halka kazık atmışlardır.

 

Maalesef ki, Cumhuriyet ile birlikte, Atatürk’ün tüm çabalarına rağmen rekabete dayalı liberal anlayış bir türlü pek değişmemiştir.

 

Bu değişim kuşaklar içerisinde daha ne kadar bir zaman alır, bunu kestirmek olası değildir.

 

Geldiğimiz nokta itibari ile ‘’gıda teröristleri’’ iş başında.

 

Türkiye bolluk cenneti olduğu halde, gıda, sebze ve meyvede kendi kendine yeten 7 ülkeden biri olduğu halde ‘’gıda teröristleri’’ halkı, yoksulu kan değirmeninde öğütmeye devam etmek istiyorlar.

 

Alışmış kudurmuştan beter, ‘’Voyvoda kazığı’’ atmadıkları taktirde rahat edemiyorlar.

 

Bu ‘’gıda teröristleri’’ Türkiye ve Tayyip Erdoğan için FETÖ teröristleri kadar çok tehlikelidir.

 

Bu nedenle Tayyip Erdoğan bu iki terörist güruhla bir savaşım vermelidir ki bunlar sürekli olarak birbirlerini besliyorlar.

 

Şimdi bakın nasıl?

 

Tayyip Erdoğan’ın ‘’gıda teröristleri’’nin kanlı kazancına karşılık, devletin olanaklarını ortaya koyup, halka ucuz ve meyve-sebze satmaya başladıktan sonra bu kan emicilerin kuyrukları tutuşmaya başlamış, ve astronomik rakamlara çıkardıkları fiyatları hissedilir derecede indirmeye başlamışlardır.

 

Bu durum karşısında bu halkın kanını vicdansızca içenler sızlanmaya başlayarak sosyal medyada bilhassa videolar yoluyla halka kendilerini acındırmaya başlamışlardır.

 

Bunları organize eden yurt içindeki kripto, yurt dışındaki, bilhassa Londra’da psikolojik savaş üssü kurmuş FETÖ teröristleridir, öyle ki, 15 Temmuz’dan sonra yurt dışına kaçanlar, özellikle Londra’ya yerleşen, Almanya’dan sığınma talep edenlerin hepsi bu terörist yığınlarından ibaretir.Bu nedenle bu teröristlerin yurda getirilip tutuklanıp yargılanması için uzun olmayan çok makul bir süre verilmesi, gelmedikleri taktirde derhal Türk vatandaşlığından çıkarılarak, mallarına, birikimlerine, evlerine el konulması, emekli olanların maaşlarının kesilmesi gerekmektedir.

 

Aksi halde Tayyip Erdoğan için hazin bir son hazırlamak üzere her türlü hile, desise, mizansen ve oyunu hazırlıyorlar ve yukarıda açıkladığım şekilde önleri kesilmezse bunu artırarak devam edeceklerdir.

 

Bu dostça bir uyarıdır.

 

Şu anda ‘’gıda teröristleri’’ni kullanıyor FETÖ teröristleri Tayyip Erdoğan’ı hazin bir sonla yıkmak için.

 

Şimdi gelelim meselenin özüne.

 

Tayyip Erdoğan yaptığı seçim gezilerinde devletin halka ucuz sebze-meyve satışlarını artırarak, yayarak ve 81 ilde uygulamasına geçerek devam ettireceklerini anlatıyor ki, son derece doğru bir karardır.

 

Ayrıca tanzim satış mağazalarını yine 81 ilde açarak diğer her çeşit market ürünlerinin de satışını yapacaklarını açıklaması Türkiye halkını ve kendini ‘’gıda teröristleri’ ile FETÖ teröristlerinden bir çelikten zırh gibi koruyacaktır.

 

Bu tanzim satış mağazalarının yeniden yaşama kavuşturulması o kadar önemli ki, hiçbir koşula bağlamadan bunu gerçekleştirmelidir tüm illerde.

 

Şunu açıklıkla söyleyeyim ki, tanzim satış mağazalarını yeniden yaşama geçirme projesi oy oranını artıracaktır.

 

Tanzim satış mağazaları o kadar önemli ki, ilçelerinkisi dahil olmak üzere tüm belediye başkan adayları seçildikten sonra bu projeyi derhal yaşama geçireceğine dair seçmene söz vermelidir.

 

FETÖ terör örgütünün organize edip kullandığı birkaç satıcının çığırtkanlığına asla ödün verilmemelidir.

 

Hatta tüm siyasal parti adayları, CHP, İYİ PARTİ, MHP, HDP belediye başkan adayları bile kendi seçmenine her çeşit ürünün ve sebze ile meyvenin satılacağı tanzim satış mağazaları sözü vermelidir.

 

Bu yapılmadığı taktirde teyakkuzda bekleyen gıda teröristleri ve arkalarındaki FETÖ teröristleri derhal yanardağ lavı gibi ateşlenerek zavallı halkı yakıp kavuracaklardır.

 

Özellikle bunun üzerinde çok duruyorum ve sosyal demokrat olduğunu iddia eden CHP’nin bu proje üzerinde çok durması gerekmektedir.

 

Ben ideolojik kaygılarla siyaset yapan biri değilim ve yaşamım boyunca da kendimi böyle tarif ettim, siyasette ‘’akılcılık-rasyonalite’’, ‘’gerçeklik-realite’’den yanayım.

 

Şu anda ekonomik kriz ve FETÖ terörü nedeniyle ülke olarak bir fetret dönemi yaşıyoruz, bunu milletçe daha az hasarla atlatmak zorundayız.

 

Ülke batarken Tayyip Erdoğan karşıtlığı uğruna onun bir kısım projelerine karşı gelmek ve aksini savunmak hiçbir zaman siyaset olarak algılanamaz.

 

Siyaset ülkenin ve halkın çıkarları için yapılır.

 

Bu nedenle yineleyerek belirtiyorum ki, sebze- meyve satış zincirleri ile birlikte tanzim satış mağazalarını tüm illerde yaşama geçirdiği taktirde milletçe krizi az hasarla atlatabiliriz.Tayyip Erdoğan’a bir serzenişte daha bulunmak istiyorum.

 

Yaşı uygun olanların anımsayacağı gibi, önceden her mahallenin her sokağında bir veya birden fazla ‘’bakkal’’ bulunurdu.

 

Bu bakkallar Türk kültürüne o kadar işlemişti ki, mahallelinin üzerinde birden fazla işlevi vardı ve semtin sakinlerini muhtarlarından fazla tanırdı.

 

Bakkal sokağın veya mahallelinin sakinleri le içli dışlı yaşıyordu.

 

Aybaşına kadar bakkaldan veresiye alışveriş yapan mahalle sakinleri maaşlarını aldıklarında gidip hesaplarını kapatırlardı.

 

Hatta mahalle sakinleri bazen bakkaldan aybaşında ödemek üzere borç nakit para alırlardı.

 

Bakkallarla mahalle sakinleri birbirleri ile çok içtenlikliydiler, örneğin sabah erkenden evine ekmek almaya giden evin çocuğu bazen bakkalın henüz açılmadığını görür ama bakkalın önünde fırından erkenden gelen ekmek sandıklarından gereksinimi kadar alır ve daha sonra giderek ailenin durumuna göre ya ücretini peşin verip, ya da veresiye defterine yazdırırdı ki çocukluk anılarımda bunu çok yaşamışımdır.

 

Bir de sokağn veya mahallelinin sakinlerini tüm özellikleri ile tanıyan bakkal efendi veya bakkal ablanın bunların ötesinde çok daha değişik işlevleri vardı.

 

Gençlik anım olarak Ankara’da üniversite okurken bir kızı seven arkadaşımla birlikte o mahallenin bakkalına giderek kızın ahlaki ve karakter yapısı üzerine soruşturma yapmış, hatta çok olumlu yanıtlar alınca onunla sonraki zamanlarda evlenmişti.

 

Şimdi diyorum ki, her sokağa yine eskimez bir kültürümüz olarak bir bakkal açılırsa ‘’gıda teröristleri’’nin hizaya getirilmesinde çok etkili olur, hem de milletçe dayanışma kültürümüz gelişir, insanlar birbirleri ile kaynaşırlar.

 

Bu nedenle yasal zorunluluk olarak adı ‘’bakkal’’ olmak üzere işltme açacaklara devlet işletme kredisi vererek bunları derhal yaşama kavuşturması gerekir, tıpkı yeniden yaşama geçirilen ‘’gece bekçiliği’’ gibi gecelerimiz emniyet altına alınırken, gündüzlerimiz de ‘’gıda teröristleri’’nin kan içiciliğine karşı bakkallar yoluyla emniyet altına alınsın.

 

Ben bu bakkallık gerçeğini, düşman içlerine kadar sokularak onları telef eden yiğit komandolarımıza benzetiyorum.

 

Bu bir tekliftir ve Türkiye düşmanlarından öç alma yöntemi ile birlikte refaha giden yolda önemli bir adımdır.

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Türkiye’yi Ortadoğu’nun insan çöplüğü yaptı, şimdi yüzü kızarmadan parti kuracakmış
TAYYİP ERDOĞAN’IN ŞAİBELİ ÜNİVERSİTE DİPLOMASI ÜZERİNE KILIÇDAROĞLU NEDEN GİTMEZ Kİ
Arapların ve Arapçıların Türkleri eşek yapıp hizmetlerinde kullanma sloganları: Ümmet, muhacir ve ensar