Tayyip Erdoğan Türkiye ve Türk ulusu için milli güvenlik sorunudur!

Tayyip Erdoğan Türkiye ve Türk ulusu için milli güvenlik sorunudur!
25 Ekim 2019 18:41

Son olarak Suriye’ye ‘’Barış Pınarı’’ adı altında yapılan tiyatro tarzı askeri harekat üzerinden bu konuyu işlemek istiyorum.

 

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

 

 

Aslında bu askeri harekat Tayyip Erdoğan ve AKP’nin seçmen gözünde bozulan imajını düzeltmek için yapılan bir tiyatroydu.

 

 

 

Çünkü 17 yıldır Tayyip Erdoğan Türkiye’yi reel politiğe dayalı olgularla değil, oluşturduğu algılarla yönetmektedir.

 

 

Bilindiği gibi algılar sanaldır, popülizme dayalıdır, cahil yığınları aldatma oyunlarına dayalıdır.

 

 

 

Sosyolojik bir yasa olarak şunu bilmekteyiz ki, bilgi seviyesi düşük toplumlarda milyonlarca insanın oluşturduğu yığınlar-sosyolojide yığın sözcüğü kitle sözcüğünden çok farklıdır ve her türlü bilgi ve erdemden uzak kalabalıklar anlamındadır-akla dayalı gerçekler üzerinden değil, aldatılmanın en temel kaynaklarından biri olan duygular üzerinden yönlendirilmektedir.

 

 

 

Böyle bilgi seviyesi düşük yığınların oluşturduğu toplumlarda insanların duygularını harekete geçirici en temel aldatıcı kahramanlık duyguları oluşturarak siyasi liderin seçimlerde kendisine oy verecek taraftar toplaması, dağılan taraftarlarını yeniden etrafına almaş ve böylece kendini de milli kahraman ilan etmesi esasına dayanmaktadır.

 

 

 

Ömürleri boyunca yoksul yaşamış, dünya nimetlerinden yararlanmamış olan yığınlar savaştan hoşlanır ve savaş çıkaranı da tapılacak yüce zat(sosyolojide tanrı-kral denir) seviyesinde görürler.

 

 

 

Tayyip Erdoğan son olarak yapılan İBB seçiminde de gördüğü gibi bozulan imajını ve kaybolan oylarını toparlamak için Suriye’ye göstermelik te olsa bir askeri harekat düzenlemiştir.

 

 

 

Ama arzuladığı, yani bozulan imajını düzeltme hedefine ulaşamadığı gibi daha da irtifa kaybetmiştir.

 

 

 

Tayyip Erdoğan 440 km. sınır boyunca, 32 km. Suriye derinliğine gireceklerini deklare etmiş ama ABD Başkanı Donald Trump’un ‘’Erdoğan’ın Suriye’nin kuzeydoğusuna askeri bir operasyona kalkışmadan müzakere yoluyla bir anlaşma yapma çağrısında bulunuyor ve eğer bu işi doğru ve insani bir şekilde yaparsanız tarihte sizi iyi yazar, eğer iyi işler olmazsa sizi sonsuza dek hep bir şeytan olarak görürler. Sert adamı oynama, aptallık etme. Seni sonra arayacağım’’ hakaret dolu mektupla uyarınca göstermelik askeri hareketten vazgeçti.

 

 

 

Trump’un Erdoğan’a yaptığı bu hakaret bana göre Türk ulusunu bağlamaz, kendi şahsıyla alakalıdır.

 

 

 

Bugün gelinen nokta itibari ile Suriye’de girilmesi hedeflenen bölgelere Suriye ordusu ve PYD unsurları yerleşmiştir ve Kuzey Suriye’de tıpkı Kuzey Irak’ta olduğu gibi Beşar Esad otonom bir Kürt yönetimini kabul etmiştir ki, buna Rusya Federasyonu ve İran’da destek vermektedir.

 

 

Kuzey Suriye’de otonom bir Kürt yönetimini Erdoğan’a da kabul ettirmişlerdir.

 

 

 

Trump, PYD’nin temsilcisi Mazlum’u ‘’General Mazlum’’ diye arayarak saygılarını sunmuş ve en kısa zamanda ‘’Beyaz Saray’’ da ağırlamak istediğini söylemiştir.

 

 

 

Donald Trump aynı zamanda PYD ile anlaşma masasına oturması gerektiğini yukarıda kendisine gönderdiği ağır hakaret içeren mektupta Tayyip Erdoğan’a bildirdiğini yukarıda belirtmiştik.

 

 

 

Tüm bunları Donald Trump, Tayyip Erdoğan’ın edindiğini söylediği serveti üzerinden yaptığı söyleniyor ki, cürüm sahibi bir kişinin korkmaması olası değildir.

 

 

 

Geçmiş iktidarlar döneminde de başbakanlara ABD başkanları tarafından baskılar yapıldı ama bunların hiçbiri onları takmadı ve yollarına devam ettiler.

 

 

 

Çünkü ABD yönetiminin onları korkutacağı, kullanacağı kişisel suçları yoktu.

 

 

 

Örneğin Ecevit, kendisine Kıbrıs Barış Harekatı ile ilgili ABD yönetimi tarafından baskı gelip, silah ambargosu uygulanınca karşı bir atak olarak yasak olan haşhaş ekimini serbest bırakmıştır.

 

 

 

Şimdi gelelim sadede.

 

 

 

‘’Şam Emevi camiinde namaz kılacağız, Selahaddin Eyyubi’nin mezarı başında dua edeceği vs…’’ hamaset nutukları atarak ‘’Kardeşim Esad’’ dediği ve ailece birlikte tatil yaptıkları Beşar Esad’ı bir hamlede silip atmış, ABD’nin yukarıda bahsettiğim nedenlerden dolayı yapmaya zorunlu olduğu nedenlerde dolayı Türkiye’yi Suriye bataklığına gömmüştür.

 

 

 

Suriye’de kanlı bir iç savaş başlamış ve 7 yıllık zaman süreci içinde bugüne kadar gelmiştir.

 

 

 

Bu iç hesaplaşmada 800 bin insan ölmüş ve 10 milyon Suriyeli başka ülkelere sığınmacı olarak gitmiştir ki, büyük çoğunluğu olan 6 milyonu Türkiye’ye sığınarak sosyal, kültürel, ekonomik, iç güvenlik ve milli güvenlik dengelerimizi alt üst emiştir.

 

 

 

Türk insanının ağzından alınan lokmalar Suriyeli bedavacılara yedirilmiştir ve buna son hızla devam edilmektedir.

 

 

 

Demografik yapımız bozuldu, 6 milyon Suriyeli, 2 milyon da diğer Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden insan çöplüğü haline geldi ülkemiz.

 

 

 

7 yıllık iç savaş sürecinde Suriye ordusuna karşı savaşan AKP hükümetlerince terör gruplarına her türlü lojistik destek verilmiş ve halen daha buna devam edilmektedir.

 

 

 

Hatta bir zamanlar kendisine ÖSO(Özgür Suriye Ordusu) dedikleri, şimdi ise Suriye’nin meşru güçlerine karşı bir algı yaratmak için ‘’Suriye Milli Ordusu’’ olarak adlandırdıkları teröristler hem Türkiye tarafından eğitilmiş, her türlü lojistik destek verildiği gibi, her bir teröriste rakamını tam bilmediğimiz dolar cinsinden yüklü maaşlar ödenmektedir.

 

 

 

Şanlı Türk ordusunun yanı başında teröristleri Suriye’nin meşru güçlerine karşı savaştırmak sadece ordumuza değil, aynı zamanda ulusumuzun tümüne yapılmış bir hakarettir.

 

 

 

Sadece kişiler değil, devletler ve onları yönetenler de empati yapmalıdır.

 

 

 

Suriye Devleti Türkiye’deki PKK ‘lı teröristleri ‘’Ülkemizin toprak bütünlüğü için tehdit oluşturuyorlar’’ bahanesiyle silahlandırıp lojistik destek vererek, adına da ‘’Türkiye Milli Ordusu’’ diyerek bize saldırtsa kabul edilebilir bir şey midir?

 

 

Tabii ki değil.

 

 

 

Şimdi başa dönüldü ama tüm fırsatları Tayyip Erdoğan’ın kişisel kusurları nedeniyle kaybetti.

 

 

 

Eğer Tayyip Erdoğan Suriye’de iç savaş başladığında kardeşim dediği Beşar Esad ile birlikte hareket edip terörist gruplara savaş açsalardı, çok kısa zamanda terörün kökü kazınır ve bugün gelinen nokta itibariyle Türkiye’nin güvenliğini ilgilendiren Kuzey Suriye’de bir otonom Kürt yönetimi kurulmazdı.

 

 

 

Artık günaydın demekten başka çaremiz yoktur.

 

 

 

Eğer Suriye bataklığına saplanmasaydık şimdi kişi başına milli gelirimiz 20 bin Dolar olmuştu.

 

 

 

Bir zamanlar 12.500 Dolar olan kişi başı milli gelirimiz Suriye bataklığından sonra 9250 Dolar’a inmiştir ki, Atatürk’ten itibaren Cumhuriyet hükümetlerinin yaptıkları birikimler haraç mezat satılarak ekmek elden su gölden geçinen bedavacı Suriyelilere yedirilmiştir ve yedirilmeye devam edilmektedir.

 

 

 

Bir zamanlar Suriyelilere 40 milyar Dolar harcadık deniyordu, şimdi bu rakam en az 60 milyar Dolar’a çıkmıştır.

 

 

 

Şimdi TBMM’de görüşülmeye başlanan 2020 yılı Bütçe Kanun Tasarısı’nda voyvoda kazığı gibi vergiler hazırlanarak zavallı Türk halkının üstüne bunlar yeniden yüklenmeye başlandı.

 

 

 

Üstelik Suriyelilerin gitmeğe ve Erdoğan’ın onları göndermeğe hiç niyeti olmadığı gibi, her bir aileye 300 metre kare büyüklüğünde, 150 metre kare de bahçesi olan villalar yapmayı planlıyor.

 

 

 

Erdoğan’ın bunları neden göndermediğini ve neden özel bakıma aldığını çok iyi biliyoruz.

 

 

 

Ben söyleyeyim siz anlayın, herhangi bir durumda kendi güvenliği için Suriyelileri yanı başında tutmak istiyor.

 

 

 

Türk halkına güvenmediği kesin.

 

 

 

Tayyip Erdoğan yapılan tehdit ve hakaretle askeri harekatı durdurduğu gibi Rahip Brunson sorununda ‘’Bu can bu bedende iken Rahip hapisten çıkamaz’’ demiş ama Trump’un tehdidinden sonra Rahip derhal serbest bırakılarak ABD’ye uçurulmuştur.

 

 

 

Şimdi bu iki meseleden ne çıkarıyoruz?

 

 

 

ABD yönetimine Tayyip Erdoğan’ı tehdit ederek iş gördürmek artık yol oldu.

 

 

 

Ve, anlaşılıyor ki, Trump’tan sonra gelenler de bunu uygulayacaklardır.

 

 

 

Sormak gerek Erdoğan ABD yönetimince ne ile tehdit ediliyor?

 

 

 

Yapılan bir tehdit ve korkutma ile ABD’nin ve ileri Batı dünyasının Tayyip Erdoğan’a istediklerini yaptırıyorlar.

 

 

 

Bu duruma baktığımız zaman Erdoğan Türkiye ve Türk ulusu için bir milli güvenlik sorunu değil midir?

 

 

 

Ki, 6 milyon Suriyeli ve 2 milyon da Ortadoğulu sığınmacı ileri Batı Avrupa ülkeleri tarafından Tayyip Erdoğan, örneğin savaş suçları ve başka suçlar üzerinden tehdit edilerek Türkiye’de tutulmaktadır.

 

 

 

Tayyip Erdoğan’ın Türkiye ve Türk ulusu için milli güvenlik sorunu olması sadece tehdit edilerek icraat yapmasından kaynaklanmıyor.

 

 

 

Tayyip Erdoğan Türkiye gibi kocaman bir devleti yönetecek her türlü bilgiden ve yetenekten yoksun olduğu-defalarca bizi kandırdılar dediğini biliyoruz ki bir devlet yöneticisi hanzolara kanmaz, kanarsa zır cahildir-geldiğimiz nokta itibari ile bilinen bir gerçektir.

 

 

 

Ömründe bir kitabın kapağını açmadığı için genel kültürde yoktur.

 

 

 

Ayrıca üniversite diploması olduğu şaibelidir ve bununla uğraşan çeşitli yazarlar, hukuk insanları çeşitli seçimlerde kullandığı sahte diplomaları saptamışlardır, hatta İstanbul 15.Noter’de diplomanın aslı görülmeden A4 kağıda ‘’Aslının aynıdır’’ kaşesi basılan bir kalpazanlık olayı bile saptandı ve bunu yapan noter görevlisi hakkında Türkiye Noterler Birliği tarafından disiplin soruşturması yapıldı ve o bayan noter görevlisi kayıplara karıştı.

 

 

 

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası cumhurbaşkanının en az 4 yıllık üniversite mezunu olmasını anayasal bir gereklilik olarak belirtmiş.

 

 

 

Kanın koyucu yerinde bir karar vermiş, çünkü devletleri yönetecek olanların analitik bir zekaya sahip olmasını istiyor.

 

 

 

Bu durum üniversite tahsili ile sağlanır.

 

 

 

İşte analitik zeka ve ilim irfan olmayınca her önüne gelen onu kandırır ve devlet yıkılma noktasına gelir.

 

 

 

Böyle bir durum varsa-ki büyük olasılıkla üniversite diploması yok, çünkü mezun olduğunu söylediği Marmara Üniversitesi’nin bu şaibe ortaya çıkınca internet üzerinden diploma soruşturma birimi üniversite tarafından kapatılmıştır-bu durumda da Tayyip Erdoğan Türkiye ve Türk ulusu için bir milli güvenlik sorunudur.

 

 

 

Zaten Erdoğan’ın Türkiye ve Türk ulusu için bir milli güvenlik sorunu olduğu 17 yıllık yönetimi saplandığımız bataklık, yoksulluk, ekonomik bunalım, cahillik toplumu yolunda aldığımız mesafeler, devasa hırsızlık ve yolsuzluklar, özgürlüklerin kısıtlanarak Afrika ülkelerinin de altına inmesi, kadınların erkekler tarafından öldürülme oranının katlanarak artması, iç güvenlik sorunlarının çoğalması vs. bir sürü neden yazabiliriz bunun kanıtlarıdır.

 

 

 

Tayyip Erdoğan ABD talimatıyla Türk ordusunu da küçültmüş, bir zamanlar 700-800 bin olan asker sayısı askerlik 6 aya indirilerek 250-300 bine düşürülmüştür.

 

 

 

Türkiye kritik jeopolitik bir coğrafyada bulunmaktadır ve artan nüfusa göre asker sayısı da artış göstermelidir ki en az 1 milyon askeri olmalıdır.

 

 

 

150 milyon nüfuslu Rusya’nın 3 milyon askeri bulunmaktadır.

 

 

 

Güçlü ülkelerin aynı zamanda güçlü orduları vardır.

 

 

 

Tayyip Erdoğan’a Türk ordusu adeta terhis ettirilmiştir.

 

 

İşte ABD önce Türk ordusunu terhis ettirdi, sonrada hem hakaret etti hem de isteklerini yaptırttı Tayyip Erdoğan’a.

 

 

 

Tayyip Erdoğan’ın emrinde güçlü ordu olsaydı Trump bu herzeleri yiyemezdi.

 

 

 

Tayyip Erdoğan’ın Türk ordusunu adeta terhis etmesi de onun şimdi ve gelecekte de Türkiye ve Türk ulusu için milli güvenlik sorunu olabileceğini çok açık gösteriyor.

 

 

 

Tayyip Erdoğan Türkiye’nin başında olduğu sürece ulusça çilemiz her geçen gün katlanarak artacaktır.

 

 

 

Türk ulusunun kurtuluşu için işgal ettiği makamdan istifa etmesi gerekmektedir.

 

 

 

Gerçekten ulusça acınacak bir durumdayız!

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Ekrem İmamoğlu mu yoksa Mansur Yavaş mı?
Cem Uzan cumhurbaşkanı olmak için Türkiye’ye dönecekmiş!
Diyanet ve cemaatler laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmekte kararlılar!