‘Taraf’ın müdürü Kılıçdaroğlu’nun danışmanı’ iddiası!

‘Taraf’ın müdürü Kılıçdaroğlu’nun danışmanı’ iddiası!
29 Haziran 2018 12:05

Aydınlık gazetesi, Taraf’ın eski yazı işleri müdürü Eray Özer’in CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışman kadrosunda olduğunu iddia etti. Fethullahçı Zaman gazetesi kökenli Özer, kumpas davaları döneminde Taraf’ın yazıişleri müdürlüğünü yapmıştı.

 

 

 

Aydınlık’tan Erdem Atay imzalı haberde “FETÖ kumpaslarının en hızlı olduğu yıllarda Taraf Gazetesi Yazıişleri Müdürlüğü yapan Eray Özer’in CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’na danışmanlık yaptığı, CHP liderinin metin yazımlarına destek verdiği öğrenildi” ifadeleri kullanıldı.

 

 

Aydınlık’ın haberinde Özer’in özgeçmişi ise şöyle tanıtıldı:

 

 

“Gazeteciliğin ilk yıllarında Zaman gazetesinde çalışmış olan Özer aslında spor yazarı. Zaman gazetesinin ardından Radikal gazetesinde spor yazarlığı yapan Özer, kuruluşunun ardından Taraf Gazetesine transfer oldu. Spor yazarı olmasına rağmen bir anda Yazıişleri Müdürlüğü görevini alan Eray Özer, FETÖ kumpas davalarının neredeyse tamamını yürüten Taraf gazetesinin kumpas manşetlerini attığı sırada aynı görevi yürütmüştü. Özer, Temmuz 2012 yılında da Taraf gazetesinden ayrıldı. Özer’in yerine hâlihazırda Karar gazetesinde yazarlık yapan ve eski Genç Siviller Başkanı Yıldıray Oğur getirildi. Doğuş Medya dergilerinde çalışmaya devam eden Özer, Birgün ve Diken’de yazılar yazmaya devam ediyor.

 

Özer’in, FETÖ’nün kumpasları arasında olduğu ortaya çıkan Zirve Yayınevi cinayeti davasına ilişkin de dahli vardı. Özer o dönemde, dönemin savcısına kendisine bir ihbar geldiğini söyleyerek, savcıya bilgi alma tutanağı kapsamında ihbarı aktarmıştı. Özer, ihbarın kendisine cezaevinde kalan iki askerden geldiğini ileri sürmüştü. İhbarda, Veli Küçük’ün iki askeri sözde misyonerlik faaliyeti yapmak için Mersin’e gönderdiği yalanı ortaya atılmıştı. Küçük’ün avukatı Zeynep Küçük de ifadesi alınan Özer’e, ihbarın nerede olduğunu sormuş, ancak Özer bu soruya yanıt verememişti. Özer hiçbir delil sunamamış olmasına rağmen, o dönemin FETÖ’cü savcısı bu ihbarı dikkate almıştı.”

 

https://www.aydinlik.com.tr/taraf-in-muduru-chp-liderinin-danismani-politika-haziran-2018

 

Eray Özer ise, Aydınlık gazetesinde yer alan haberle ilgili açıklama yaptı. Özer açıklamasında Zirve Yayınevi Davası’yla ilgili ilişki iddiasına da açıklık getirdi.

 

Eray Özer’in açıklamasının tam metni şöyle:

 

“Aydınlık Gazetesi’nde yer alan hakkımdaki habere dair çok kısa bir açıklama yapmak isterim. Taraf Gazetesi’nde çalıştım doğrudur. 2007 Kasım ayında spor müdürü olarak başladım. 2008’in, yanılmıyorsam nisan veya mayıs ayında yazı işleri müdürü oldum. Şubat 2009’da da gazete yönetimiyle fikirlerimiz uyuşmadığı için istifa ettim. Toplamda sekiz ay kadar yazı işleri müdürlüğü yaptım.  Aydınlık’ın haberinde 2012 Temmuz’una kadar Taraf’ta olduğum yazıyor. Mümkün değil. 2009 Temmuz’da Doğuş Dergi Grubu’nda çalışmaya başlamıştım. Ayrıca Zaman’da filan çalışmadım. Onların çıkardığı bir spor ekine altı-yedi yazı gönderdim.​

Ben Sayın Kemal Kılıçdaroğlu’nun danışmanı değilim. Ben metin yazarıyım. Çalıştığım ajansla birden fazla kuruma içerik üretiyorum. Cumhuriyet Halk Partisi’ne de birkaç başlıkta içerik ürettim. Fakat bu çalışmaları bilgisayar başında yaptım. Yazı yazarak hayatını geçindirmeye çalışan birisi olarak bir suç işlemişim gibi açıklama yapmak da gerçekten şu anda çok ağrıma gidiyor.

Zirve Yayınevi Davası’na dair de bir açıklama yapmak isterim, zira konuyla aslında benim çok dolaylı bir ilgim olmasına rağmen yıllardır bu konu yanlış bilgilerle, muhatap benmişim gibi karşıma çıkmayı sürdürüyor:

O dönem gazetede politika servisine böyle Zirve Davası ile ilgili e-posta yoluyla bir ihbar gelmiş. Politika servisi ihbarla ilgili dava dosyasında herhangi bir bilgi olup olmadığını davanın müdahil avukatı Erdal Doğan’a sormuş. Böyle bir ihbardan haberi olmayan Erdal Doğan da Malatya Savcılığı’na gazeteye gelen ihbarın değerlendirilmesi yönünde bir dilekçe vermiş.

Gazeteye polisler geldi. Ben yazı işleri müdürü olduğum için benimle görüşmek istemişler. İhbarın içeriğini ve gönderenin IP adresini istediler. Polislerin talebini gazete yönetimine ilettim. Yöneticiler, içeriği ve IP adresini veremeyeceğimizi söylediler.

Hatta polis gazeteye gelene dek aradan epey bir zaman geçtiği için politika servisinin haberleştirilemeyen, arkası gelmeyen e-postayı sildiğini anlattılar. Polisler ‘Vermezseniz arama kararıyla geliriz‘ dedi.

Bunun üzerine gazete yönetimi, gönderilen kutusundan sadece içeriğine ulaşılan, IP adresine ulaşılamayan bu e-postanın içeriğini paylaşmaya, ancak aynı gün gazeteye ‘Bize gelen ve bizim haberleştirecek somut delil bulamadığımız haberi polis bizden aldı’ şeklinde haber olarak koymaya karar verdi. Koydu da.

İşte tam bu noktada yazıişleri müdürü olduğum için e-postanın içeriğini polislere anlatma işi bana verildi. E-postanın silindiğini de dolayısıyla, ben iletmiş oldum.

Daha sonra çeşitli basın organlarında yer alan haberlerde kendimi ‘ihbarı yapan kişi’ olarak bile okudum!

Ben sadece gazete yönetiminin talebi doğrultusunda içeriği paylaştım. İhbarda adı geçen kişilerin hiçbirini tanımam.

O gün polislere bu içeriği anlatırken bir e-postadan delil çıkartma çabalarının ne kadar saçma olduğunu söylemiştim, bugün de söylüyorum: Ne idüğü belirsiz bir e-postadan delil olmaz!”

 

Yorumlar

Yorumlar