Suriyeli Arap sığınmacılar ne zaman ülkelerine postalanacak?

Suriyeli Arap sığınmacılar ne zaman ülkelerine postalanacak?
22 Aralık 2017 10:14

Geçtiğimiz günlerde basında çıkan ”Adana belediyesinin yaptığı kontrollerde kasap işletmeciliği yapan Suriyeli Arapların çok miktarda köpek, kedi, fare eti pazarladıkları ve bu hayvanları nerede bulurlarsa kesip sattıkları, bu hayvanların etlerini halka yedirdikleri…” haberini okuduk, haliyle bir daha, Arapların Türklere olan nankörlük düşmanlıkları ve sırtımızdan kalleşçe, puştça hançerledikleri düşünceleri ile birlikte midemiz ağzımıza geldi.

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Bu haberi okuyunca anın da doğrudan aklıma Arap kalleşliğiyle ilgili tarihsel ve çok acı bir bilgi geldi, hem de yine et konusu ile ilgili.

 

 

Bu bilginin kaynağı Alpay Kabacalı adlı yazarın Birinci Dünya Savaşı’nı anlatan ‘’Arap Çöllerinde Türkler’’ adlı yapıtı.

 

 

Bu yapıtta Birinci Dünya Savaşı’nda Suriye ve Filistin’deki Arapların savaş nedeniyle ölen çocukların vücutlarını parçalayarak kuzu eti olarak sattıklarından bahseder.

 

 

Arapların Türklere yaptıkları genetik kalleşliklerin günümüz versiyonu ile, hem de kendi ülkemizde yeniden karşılaşıyoruz.

 

 

Aylarca önce de Güneydoğu kentlerimizin birinde kasaplık yapan Arapların aşağı yukarı 400-500 kg. civarında kedi eti ile yakalandıklarını biliyoruz ki, yakalanıncaya kadar ne kadar sattıklarından da haberimiz yok.

 

 

Arapların Türklere olan dinmez kin ve öcünün numune örneklerinden birkaç tane daha dillendirip, sonra da konumuzun başlığına dönelim.

 

 

Türkler bin yıldır Araplara kul köle ve Anadolu insanının canları malları Araplar uğrunda feda olmuşken, onlar hep bize kalleşlik düşünmüşler ve arkamızdan hançerlemişlerdir.

 

 

Araplar Türkleri hep aşağı sınıf insanlar olarak görmüşlerdir ama canlarını yine de bu alçaklar uğrunda feda etmişlerdir soylu ırkımız..

 

 

Örneğin ta Emeviler döneminde camide namaz kılınırken, Türklerin Araplarla aynı safa girmesi yasaktı ve en arkada namaz kılmak zorundaydılar.

 

 

Türklerin bu aşağılanışı karşısında nasıl Müslüman olduğuna gerçekten hayret etmemek elde değil, zira Türklerin Arap kızları ile evlenmesi bile müftü fetvası ile yasaktı.

 

 

Geçen yüzyılda ve günümüzde de Türkler hep Araplara din kardeşliği nedeniyle sevgi dolu duygularla yardımcı olmuş ama onlar hep açıktan kalleşlik etmişlerdir.

 

 

Örneğin 1990 yılında Irak Kuveyt’i işgal ettiğinde o zamanki Filistin lideri Yaser Arafat ‘’Türklerin Kıbrıs’ı işgal etmesine ses çıkarmayıp, neden Irak’ın üstüne gidiyorsunuz?’’ diye dünya kamuoyuna verdiği bir demeç vardır ki, tam bir nankörlük ve Arap kalleşliği ile birlikte tarihsel genetik bir Türk düşmanlığıdır.

 

 

Ayrıca yardım almak için sürekli bir ayağı Türkiye’de olan bugünkü Filistin lideri Mahmut Abbas 2009’da ‘’Türk askeri Kıbrıs’ta işgalcidir…’’ mealinde bir demeci vardır ve Türk ulusu için Arap puştluğunu gösteren çok ürkütücü bir tablodur.

 

 

Arap coğrafyasının her tarafındaki Araplar Türk ulusuna karşı acımasız agresif düşünceler ve davranışlar içindedir.

 

 

Bu vesileyle Araplara ait bir genetik tarihsel paradigma/zihniyeti kısaca anlatmak istiyorum.

 

 

Araplar kendileri dışında Müslüman olan ırkları köle olarak görürlerdi ve onlara ‘’mevali’’ derlerdi.

 

 

‘’Mevali’’ Arapça köle anlamındadır ve Türkler ile diğerleri içinde kullanırlardı.

 

 

İranlılar, Kuzey Afrika’da Berberiler, Afganlılar, Pakistanlılar, Zenciler vs.

 

 

Çünkü bunlar Arap olmayan Müslümanlar, yani mevali/köle statüsünde olanlar.

 

 

Ama bunların içinde en fazla gıcık kaptıkları Türkler’dir çünkü en fazla iyiliği, daha doğrusu tüm iyiliklri onlardan görmüşlerdir ve kahraman cesur oldukları için.

 

 

Tarihsel genetik Türk düşmanlığı ki, ebedi nankörlükleri gereği.

 

 

Bugünde Araplar aynı paradigma ile yaşamlarını sürdürdükleri için Türkleri aşağılık ve yok edilmesi gereken ırk olarak görmektedirler.Bunun bir nedeni de uydurulan hadislerle Türkleri Kuran’da geçen yecüc-mecüc olarak bilmeleridir.

 

 

Daha geçen gün Birleşik Arap Emirlikleri denen göt kadar bir devletin dışişleri bakanı Birinci dünya Savaşı’nda Medine komutanı olan Fahrettin Paşa için ‘’Fahrettin bir hırsızdı ve Medine’yi soyup soğana çevirdi…’’ şeklinde bir demeç vermiş, içinde taşıdığı Türklere düşmanlık Arap kusmuğunu ortalığa serpiştirdi ki, külliyen yalandır.

 

 

Daha önce-tahminen iki ay önce-yine bu köşede yayınladığım makalemde Birinci Dünya Savaşı’nda Fahrettin Paşa komutasındaki Türk askerinin Medine’yi savunma uğruna çektikleri sıkıntıları sıralamış ve kahraman Anadolu evlatlarının bu soylu komutanlarının emriyle bölgede yiyecek kıtlığı nedeniyle çok bulunan çekirge eti yemeye zorunlu kılındıklarını detaylı olarak anlatmıştım. Bırakın Medine halkını soyup soğana çevirmesi, elleri zekerlerinde dolaşan ve dörder karılarıyla cariyeleriyle düzüşmekten başka işi olmayan Arapları, Peygamber hatırına korumak için canlarını veriyorlardı.Sırtımızdan hançerleyen Araplar ise İngilizler ile birleşip Türk ordusunu arkadan vurdu.

 

 

RTE’nin içkamuoyuna yönelik Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanına ağır hitapta bulunması sadece göstermeliktir ve milliyetçi seçmene oy uğruna mesaj niteliğindedir.

 

 

RTE bu tavrında içtenlikli olsaydı derhal Arap sığınmacıları ülkemizden savaşın bittiği kendi topraklarına gönderme kararı alıp bu milli güvenlik işini somut hale getirirdi, ama Arap sevdalısı olduğunu ülkemizde bilmeyen mi var?

 

 

Bu vesileyle Türk basınında köşe yazan Türk düşmanı hain bir ahmak yaklaşık on gün önce üst üste yazdığı iki makalede Arapların Türklere düşman olmadığından bahsediyor, gerçeklerin üstünü zifiri karanlıklarla örtüyordu.Ve Araplara düşmanlığın bir Türk’e yakışmayacağından, aynı zamanda bunların Türk olmadığından bahsediyordu.Bu kendini bilmez ahmak’ın kalleş bir Arap genetiği taşıdığından hiç kuşkum yok.Aynı zamanda biz Türkler Araplara tarihte hiç düşmanlık yapmadık ama yukarıda örneklerini verdiğim gibi sürekli onlar genleri gereği bize düşmanlık yaptı ve yapmaya da devam etmektedir.Bu zavallı ahmak aynı zamanda Arapların yaptıklarını meşru gösteriyor ve haysiyetsizce geri zekalı bir mantıkla ‘’Birinci Dünya Savaşı’nda Türkler Almanya ile işbirliği yaptı, Arapların İngilizler ile işbirliğini neden çok görüyorsunuz’’ şeklinde saçmalıyor.Ey geri zekalı! Türklerin Almanya ile işbirliği, ülkesini korumak içindi, Arapları yok etmek için değil, Arapların İngilizler ile işbirliği Türkleri nankörlük duyguları içinde sırtlarından hançerlemek içindi.Ayrıca bu mankafa herif makalesinin birinde Medine komutanı Fahrettin Paşa’nın Medine halkını soyduğundan, ağır vergilere tabi tuttuğundan ve zorla askere aldığından da çok ağır iftiralarla bahsetmektedir ki, külliyen yalandır ve Arap genetiğinin gereğini yapmaktadır, çok görmüyoruz.Bu ahmak herif atalarının alışkanlığından dolayı Türklerin Arap köleliğine öyle hasret kalmış ki, Arapların aleyhinde konuşanların Türk olamayacağından dem vurmaktadır.Birleşik Arap Emirlikleri dışişleri bakanı puşta herhalde bu herif ilham kaynağı olmuştur.

 

 

Hadi ulan oradan ahmak herif!Türk’ün ne olduğunu anlamak için Türk geni taşımak gerekir, kalleşçe hem tarihimize iftira atarak küfret, hem de Türk tarifi yap puştça ve aptalca.

 

 

Yirmi birinci yüzyılın çeyreğinde Türk ulusu tarihten gelen Arap kalleşliğine karşı çok uyanık olmalı ve çıkarları dışında onlarla hiçbir işbirliğine gitmemelidir.

 

 

Nerede Arapların başına kötü bir şey gelirse Türk’ün tüm olanakları ve askeri orada.Bu toplumsal koşullu refleksten başka bir şey değil.Araplığı Müslümanlık olarak algılamamızdan ileri gelmektedir.Çağdaş bir dünyada buna kesinlikle son vermeliyiz.

 

 

Bu vesileyle ülkemizde bulunan beş milyon Arap’ın behemehal ülkelerine gönderilmesi gerekiyor, çünkü Artık Suriye’de savaş durmuştur ve fiili durum olarak artık AKP hükümeti Esad’la kolkola yürümektedir ama şimdilik RTE ‘’Eset’’ hakaretini Türk kamuoyuna unutturmak için gizlilik içinde ve Rusya aracılığı ile görüşmelerini yapıyor.

 

 

Bu durumda Beş milyon Ortadoğu zibilini neden aşımız ve ekmeğimizle koynumuzda besliyoruz? Yarın öbürgün bunlar genetikleri gereği hepsi bizi sırtımızdan hançerleyecektir.Sadece koynumuzda Ortadoğu zibilleri değil, bir de Afrika’nın orangutan ve şempanzeleri ile güney Asya’nın Afganistan, Pakistan, Hindistan menşeli zibilleri de ülkemize dolmuş ki, bunların sayısı bir milyon civarındadır.

 

 

Türkiye her türlü canlının elini kolunu sallayarak içeriye girdiği yolgeçen hanı olmuştur.Bunun nedeni başımızdaki dinci AKP hükümetinin dinsel hükümlerle iç ve dış politika yürütmesidir.Zira İslam hükümlerinde vatan kavramı yoktur ve seccadeni serip namazını kıldığın her yer senin vatanındır hükmü vardır.

 

 

Bir ülkenin vatandaşlarını milyonlar seviyesinde sığınmacı bahanesi ile ülkesine savaşsız olarak doldurup, sonra da bunları hiçbir neden yokken vatandaş yapmak vatana ihanet suçu ile eşdeğerdir.

 

 

‘’Keser döner sap döner, bir günde hesap döner!’’ gerçeği gereğince bir hükümet değişikliğinde bunların hesabı Türk milleti adına hüküm veren yargıda sorulur ve gereği yapılır.

 

 

Hükümet aklını başına toplayıp, Arap sığınmacılar ile Afrikalı orangutan ve şempanzeleri bomboş kalan topraklarına göndermelidir.Gerekirse yeni sığınmacı yerleşkeleri bizim paramızla Suriye’de kurulup, bu kirli nüfus yurtdışına çıkarılmalıdır.

 

 

Biz şunu çok iyi biliyoruz ki, diploması olmayan çakma bir cumhurbaşkanının imzaladığı her yasa, kararname, KHK yarın öbürgün kalpazanlık meydana çıkınca tamamen geçersiz sayılacak ve bu bağlamda vatandaş yapılan Suriyeliler bile ülkelerine postalanacaktır.

 

 

Aksiyon, sabır ve umutla bekliyoruz.

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
23 Haziran İBB seçimi Atatürkçü vatansever dürüstler ile Arapçı vatansız talancılar arasında yapılacaktır
Türkiye sathına yayılmış milyonlarca Suriyeli Arap çapulcu ve teröristleri ile İBB seçimleri doğrudan ilişkilidir
Erdoğan FETÖ’nün siyasi ayağını cesaretle temizlemezse onlar kendisinin sonunu hazırlayacaklar