Suağacı nedir bilir misiniz? Cumhuriyetin öğretmenlerine saygılarımla..

Suağacı nedir bilir misiniz? Cumhuriyetin öğretmenlerine saygılarımla..
24 Kasım 2018 09:52

Yıl 1985… Uludağ’ın eteklerinde bir dağ köyü. Eski adı Üçler yeni adıyla Güzelyurt köyü. En yakın ulaşım, üç kilometrelik patika yolda yürüyüşün ardından, İnegöl – Pazaryeri seferini yapan ilçe otobüsleri ile sağlanıyor. Köyde o yıllarda tek araç var. Köyün sütçüsüne ait minibüs. O da ilçeye kadar günde tek sefer yapıyor. Köyde tek bakkal dükkânı var muhtara ait. Yumurta götürüp gofret alabiliyorsunuz. Köyde komin yaşam az da olsa sürüyor o yıllarda.

 

 

Ali Uluşahin H&H YORUM

 
Ülke 1950’ye kadar olan büyüme hızlarını kaybetmiş ve maalesef merkeze uzak olması sebebiyle bu köy pek de 1950’ye kadar olan gelişmelerden nasibini alamamış. Henüz televizyon ile tanışmamış bir köyden söz ediyoruz. Köyün tek telefonu muhtarın dükkânındaki kollu çevirmeli telefon. Her eve elektrik bağlanmış ancak su sadece köyün çeşmesinde var. Aslında benzer çok sayıda köy var o yıllarda, Güzelyurt onlardan bir tanesi.
Köyün geçim kaynağı dokuma tezgâhları. İpek, mekikli tezgâhlarda dokunuyor o yıllarda. Biraz tarım – hayvancılık ve biraz da ormancılık var tabii. Köyde fırın falan yok. Her evin bahçesinde o eskimo evlerine benzeyen ekmek fırınları var. Köylü neredeyse tüm ihtiyaçlarını kendisi sağlıyor.
Hani teknoloji ve gelişmelerden uzak ama henüz taşımalı öğretim ile köyler, imamların insafına da terk edilmemiş o yıllarda. Köyde bir köy okulu var. İki derslik. 1, 2 ve 3. sınıflar bir arada; 4 ve 5’ler ayrı bir sınıfta. Oldukça büyük bir bahçesi var okulun ve hemen bahçenin üst tarafında da öğretmen lojmanı. Hemen yanında çok sayıda elma ağacı, bir dut ağacı, bir de muşmula (döngel) ağacı.
Oldukça geniş bir tasvirden sonra gelelim asıl konuya…
Öğretmen lojmanı var dedim ya köyde, aslında bakımsız bir halde, kullanılamaz durumda. Elmalıkların arasını çalılıklar sarmış, tam bir harabe görüntüsünde. Köylü imama alışkın da, daha önce hiç öğretmen ile samimi olamamışlar nedense. Okul sobalı ancak devletin odun kömür gönderdiği de yok hani. Uludağ’ın eteklerinde bir dağ köyü dedim ya, bir kar yağıyor o yıllarda neredeyse 3 metre civarında. Köylüler evlerden okula kadar kazma kürek yol açmaya çalışıyorlar. Bir yol düşünün, sanki 3 metre kar duvarları arasında üstü açık bir tünelden ulaşıyorsunuz okula. Kış geldiğinde köyün öğrencileri okula gelirken kollarının altına birer adet odun sıkıştırıyorlar ve her gün getirilen odunlar ile soba yakılarak ısıtılmaya çalışılıyor derslikler. Düşünsenize soba yanacak, sınıflar ısınacak ve öğrenciler sınıf ısınana kadar soğuk derslikte ders yapacaklar.
Bir hastalık vs olsa köyde, ne eczane, ne sağlık ocağı, ne sağlık memuru, ne hemşire… Tam bu sırada bir kez daha hatırlatalım ki köy ilçeye 3 kilometre yaya yürüyüşü sonrası araç denk getirilebilirse ulaşımı olacak mesafede.
3 çocuklarıyla birlikte Candaş ve Maksude öğretmenler atanıyorlar o köye. Köy enstitüleri kapanmış olsa da Cumhuriyet’in öğretmenleri hâlâ idealist o yıllarda. Gelir gelmez lojman temizleniyor, yaşanılacak bir hale getiriliyor. Elmalığa bakım yapılıyor. Elmalar artık çocukların. Ev önünde bir çiçeklikle, yaşam alanları güzelleştiriliyor. Köy ahalisi ile anlaşılıyor ve artık tek tek odun dönemi kapanıyor. Ormancılık da var ya, yılda bir kez tüm ihtiyaç imece usulü sağlanıyor okula. Artık çocuklar gelmeden öğretmenleri sobayı yakıyor ve ısıtılıyor sınıflar. Köyün artık bir televizyonu var öğretmenlerinin evinde. Gündüzleri öğretmenlik yaparken, akşamları televizyon izlemeye gelen misafirlerine çay ikram ediyor Maksude öğretmen.
Köyde artık kapsamlı bir ecza dolabı var ve en azından acil müdahaleyi yapabilecek Candaş öğretmenleri. Kısaca hem öğretmen, hem sağlıkçı, hem de köyün ne derdi varsa ona çözüm üreten Cumhuriyetin öğretmenleri.
Tabii siz hâlâ merak ediyorsunuz “Suağacı” ne diye. Dedim ya yıllarda evlerde su yok köyde. Köye ilk girişte çeşme başında sıra halinde köy kadınlarını görüyorsunuz. Sırtlarında “Suağacı”, bakraçlarla su taşıyorlar evlerine.

 

 

181123-SuAgaci02

 

Peki ne oldu şimdi o suağacına? Yıl 1987’yi gösterdiğinde çoktan tarih olmuştu suağaçları. Çünkü Cumhuriyet öğretmenleri köyün her şeyiydi ya, gerekli yazışma ve takip yapılmıştı elbette. Artık her evde çeşme, her evde su…
24 Kasım Öğretmenler Günü’nde Cumhuriyetin öğretmenlerine minnet ve saygıyla…

 

Ali Uluşahin Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
CHP’den CHP’yi ihraç ettiler
Suağacı nedir bilir misiniz? Cumhuriyetin öğretmenlerine saygılarımla..
Karar sizlerin… İnsan kalma, insan olma mücadelesine…