Soma’daki kaza değil, cinayettir!…

Soma’daki kaza değil, cinayettir!…
19 Mayıs 2014 09:08

Başlarında sarı baretleri, önlerinde sendika ağaları, piyade düzeninde miting alanına yönlendirilen maden işçilerinden 301’i, yerin yedi kat dibinde havasızlıktan öldüler.

 

Cemil CAN H&H YORUM

 

Başbakan Erdoğan’ın söylettiği “Beraber yürüdük biz bu yollarda, beraber ıslandık yağan yağmurda” şarkısı, şimdi sağ kalanların kulaklarını çınlatıyor. Korkunç bir yanardağ ağzı gibi görünen o maden ocağının önünde; ölen işçilerle Erdoğan’ın yolu ayrıldı!.. AKP’nin seçim rüşveti olarak dağıttığı kara elması çıkaran maden işçisinin ülkemizdeki değeri 5 bin lira bile etmiyor… (1) Ocağı işleten şirketin maden müdürü ise, ayda 65 bin lirayı cebine indiriyor. Beyefendinin eşi, AKP’nin kazandığı Soma Belediyesi’nde Başkan Yardımcısı…

 

“Süreci iyi takip edemediklerini” itiraf eden Maden-İş Sendikası Genel Başkanı, Soma’da yaşanan felaket için “devlet de, işveren de, sendika da suçludur” diye konuşmuş…(2)

 

Hükümet sorumluluğu üstlenmiyor; tedbirsizlik ve denetimsizlik yüzünden meydana gelen kazaları, çoğunluğun “imanın şartlarından” biri olarak bildiği “kader” (3) kavramı ile açıklıyor. Utanmasalar kazalardan Yüce Tanrı’yı sorumlu tutacaklar. Başbakan, Zonguldak Karadon Maden Ocağı’nda meydana gelen ve 30 madencinin öldüğü kaza sonrasında da “Bu tür kazalar bu mesleğin kaderinde var” demişti… AKP hükümeti, kazaları kadere bağlamayı neredeyse temel politika haline getirmiş… Bu yüzden olsa gerekir, Diyanet 1500 imamını maden ocağının önündeki alana göndermiştir. İmamlar, yakınlarını kaybedenlere; bağırmamalarını, ağlamamalarını telkin ediyormuş. Aksi halde, Allah’a isyan etmiş olacaklarını ileri sürüyorlar. Hükümetin imamlara verdiği son siyasi görev budur işte…

 

Yetkililer, hükümete karşı duyulan tepkiyi, Türkiye çapında okutulan sela, hatim ve mevlitlerle hafifletebileceklerini hesaplıyorlar… Bir taraftan da ölen madencilerin “şehit” olduğunu ileri sürüyorlar. Sanki, şehitlerin AKP’nin imamlarının duasına ihtiyacı var!..

 

Din ve dince kutsal sayılan değerlerin, en acımasız şekilde siyasete alet edildiği bir dönemi yaşıyoruz.. Dini değerlerin insafsızca sömürülmesini görmezden gelen bazı yandaş yazarlar, hükümetin politikalarını eleştirenleri “ölü soyucular” olarak niteliyorlar… Her konuda çifte standart var!..

 

20 dakika fazla konuşmayı “edepsizlik” olarak kabul eden Başbakan, kazanın olduğu günden bu yana ekranlardan ayrılmıyor. Hiçbir değer taşımayan açıklamaları, devletin televizyon kanalları ile yandaş kanallardan aralıksız olarak veriliyor. Enerji Bakanı, şirket yetkilileri, hükümet sözcüleri, yandaş ve yalaka gazeteciler, edepsizce bilgi kirliliğine devam ediyorlar…

 

Son 40 yıl içerisinde, madenlerinde hiç ölüm olmayan Almanya örneği önümüzde dururken, Başbakanımız, “Literatürde iş kazası denilen bir olay vardır. Bunun yapısında, fıtratında bunlar var. Hiç kaza olmayacak diye bir şey yok” (4) diyerek, gerçeğin üzerini örtüyor, önlem almayan şirket ve devlet yöneticilerini koruyor!..

 

Ne yazık ki, Başbakan Erdoğan’ın kafası 166 yıl önceki Abdülhamit Han’ın kafasından farklı değil…(5) Bu yüzden olsa gerekir, Spiegel gazetesi15 Mayıs tarihli nüshasının manşetini “Cehennem’e git Erdoğan” diyerek Türklere ayırmış… (6)

 

Hiç kuşku yok ki, günümüzde işçilerin en önemli sorunu sendikasızlaştırılmadır.

 

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik bile, alt işveren uygulamasının örgütlenmeyi imkansız hale getirdiğini kabul etmiştir. Resmi verilere göre, “Taşeron işçileri” olarak bilinen alt işverende çalışan işçi sayısı; kamuda 586 bin, özel sektörde 419 bin olmak üzere 1 milyonun üzerine çıkmıştır. (7)

 

Kayıtlı 10 milyon işçinin bulunduğu Türkiye’de, sendikalı işçi sayısı 922 bin düzeyindedir. (8)

 

Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Enstitüsü (DİSK-AR), 2013 Aralık ayında Türkiye’de gerçek işsizlik sayısının 4 milyon 908 bin kişi, gerçek işsizlik oranının ise yüzde 16.3 olduğunu açıklamış. (9) Bu verilere göre, Türkiye’de sendikaya üye olmak başlıbaşına cesaret işi haline geldi… Çünkü, işinden atılacak olan her işçinin yerine geçmeye hazır, en az 5 işsiz kapıda bekliyor… Bu kadarı yetmiyormuş gibi bir de sendikalar bölünmüş. 1 Mayıs İşçi Bayramı’nı bile, birlikte kutlayamıyorlar! Hükümete yandaş olan, bir bakıma işverenin kontrolündeki “sarı sendikalar”a ne demeli? Denetlemeyi yapmakla görevli hükümetin başının, işçi sendikaları konfederasyonunu övmesi, Türkiye’ye özgü bir durumdur ve olağan kabul edilemez. (10) İşçi sendikaları ile en büyük işveren olan hükümet, böylesine cıvık ilişkiler kurarsa, elbette ki işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları da gereği gibi işletilemez…

 

Bir başka çıkmazımız ise, madenlerimizin özelleştirilerek yandaşlara verilmesidir.. Bu yüzden, yetkililer madenleri işleten arkadaşlarını hak etmedikleri halde, gereksiz yere övüyorlar. Doğal olarak, denetleme görevi yerine getirilmiyor. İşte bu nedenlerle Soma’da yaşananlara kaza denemez. Olay, “bilinçli taksirle” işlenmiş bir cinayetten farksızdır. Bu cinayetin birinci derecedeki sorumlusu ise, denetleme görevini yerine getirmeyen hükümettir. Zaten böyle olduğu içindir ki, olay “kader” kavramı ile açıklanmaya çalışılmış ve ocağı işleten şirket sahiplenilmiştir…

 

Böylesi rezil bir tutum, dünyanın hiçbir yerinde görülmemiştir…

 

Av. Cemil Can

 

DİPNOTLAR:

 

(1) “Kaçış odası” olarak tabir edilen ve hayat kurtaran odalar; 40 kişi alabiliyor ve fiyatı sadece 200 bin liradır. İşçi başına maliyeti ise 200.000:50=5.000.-TL eder.

(2) http://t24.com.tr/haber/soma-icin-ilk-ozelestiri-sendikadan-bizim-de-sucumuz-var,258573

(3) İslamcı yazar İhsan Eliaçık “Bütün dinler isyanla başladı ve bütün isyanlar dinle bastırıldı” dedikten sonra, Kuran’da “kadere iman” diye bir şey olmadığını, bu kavramı İslam dünyasına Muaviye’nin soktuğunu ileri sürdü… http://www.odatv.com/n.php?n=kadere-iman-emev-din-doktrini–2505101200

(4) http://www.radikal.com.tr/turkiye/bu_isin_fitratinda_kaza_var-1192125

(5) “Bartın Kaymakamlığı Vekâletine, umumi ocaklarda böyle sakatlıklar olması, madenin cümle hususundandır, her nerede olur ise olsun, eceli kaza, mukadderat-ı ilahiden olduğundan, hiçbir ocağın tatiline mahal olmadığı, gerekli tedbirlerin alınmasıyla, emsalleri gibi imalata devam etmek üzere, amelenin nasihatle tedibinden geri durulmaması gerekir, 27 Temmuz 1878.” 

http://www.seslimakale.com/yilmaz-ozdil-fitrat-video_0bbfb668f.html

(6) http://www.spiegel.de/politik/ausland/soma-in-der-tuerkei-grubenunglueck-wut-auf-erdogan-waechst-a-969471.html

(7) http://www.tr.boell.org/web/103-1539.html

(8) http://www.sgk.com.tr/581-Haber-sendikali-isci-sayisi-1-milyonun-altinda—.html

(9) http://sozcu.com.tr/2014/ekonomi/iste-gercek-issiz-sayisi-471668/

(10) http://www.milliyet.com.tr/2007/12/07/ekonomi/axeko02.html

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bağımsızlık’ mı ‘hırsızlık’ mı?!..
Devletin ‘özel’i olmaz!..
‘Cesaret ödülü’nün bedeli!..