Siyasette kitle hareketleri dinamikleri -1-

Siyasette kitle hareketleri dinamikleri -1-
23 Mayıs 2016 09:07

Kitleler siyasal partilerin büyüyüp gelişmesinden, iktidara giden kapıların açılmasına ve olağandışı devasa boyuttaki devrimci hareketlere kadar omurgası ile fizyolojik hareketlerini oluşturan tek hakikattir ancak Türkiye siyasetçileri bundan bihaber oldukları için bu konuda biraz bilgisi olanlar karşısında eriyip gitmektedirler.

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

 

Bu nedenle böyle acı bir gerçek birkaç yazıda ele alınacaktır.

 

 

Öncelikle şu hakikati ortaya koymamız gerekir ki cahil bir insanla bir bilgin aynı kitle içinde olunca olayları nesnel değerlendirme bakımından aynı yetenek seviyesine inerler yani kitle içinde çok yüksek zekaya sahip olmanın hiçbir önemi yoktur.

 

 

Birkaç kişi birleşince bir kitle oluştururlar ve o zaman bunlar bilgin dahi olsalar, uzmanlıkları dışında olan konularda tam bir kitle karakteri gösterirler yani her birinin tek tek sahip olduğu gözlem duyarlılığı ve eleştiri gücü kaybolur.

 

 

Ayrıca kolektif gözlemler en yanlış gözlemlerdir çünkü çoğu defa sirayet yoluyla başkalarına telkinde bulunan liderin veya herhangi bir bireyin sadece kuruntu ve hayalinden başka bir şey değildir.

 

 

Kitle duygularının abartılması ve sadeliği onları şüphe ve kararsızlıktan uzak tutar. Kitleler hemen büyük etkilenmelere giderler. Ortaya atılan herhangi bir şüphe tartışma kabul etmez bir gerçeğe dönüşür. Tek başına bulunan bir bireyde çok az belli olacak nefret veya sevgi hissi yahut uygun görmemek başlangıcı kitle içinde bulunan bir bireyde vahşi ve yırtıcı bir kine veya lidere tapınmaya kadar götürür.

 

 

Kendilerine ustaca telkinde bulunulduğu zaman kitleler kahramanlığa, kendini feda etmeye ve her şeyden vazgeçmeye hazır hale gelirler. Hatta bu hususta yalnız başına olan bireylerden baha yeteneklidirler.

 

 

Kitleler ancak şişirilmiş ve aşırı duygulardan etkilenip heyecanlandıklarından ve ancak bu şekilde harekete geçirildiklerinden, onları tahrik etmek ve onlar üzerinde etkisini artırmak isteyen konuşmacının gerçekten şiddetli iddialara, ateşli ifadelere başvurması zorunlu olur. Abartılı ifadeler kullanmak, kitleyi etkileyen sözler üzerinde durup ısrarla durup tekrarlamalar yapmak, birtakım şeyleri kitlenin mantığını kullanarak akılcı yorumlarda bulunmak, sık sık topluluklara konuşan hatiplerin alışmış oldukları ve kesin etkili olduğunu bildikleri yöntemlerdir.

 

 

Kitleler, kahramanlarının duygularında da aynı abartıyı ve aşırılığı görmek ister öyle ki onların görünürdeki özellikleri her zaman şişirilmeli ve büyütülmeli ki tapınır hale gelsinler. Aynen bunun gibi tiyatro oyuncularından da gerçek yaşamda asla olamadıkları kişiliği, cesareti, ve ahlakı yansıtmaları beklenir.

 

 

Kitlelerdeki abartı zekaya değil, duygulara aittir. Kitle içindeki bir bireyin zeka seviyesi oldukça düşer ve bu olgu hokkabaz rolündeki liderin işine yarar, kitleyi istediği gibi yönlendirip kullanır.

 

 

Kitleler ancak basit ve münferit duyguları kavrar; onlara telkin olunan görüşler, fikirler ve inançlar ya kabul edilir ya da ret edilir. Bunlar mutlak gerçekler veya mutlak hatalar olarak kabul edilir.Akıl ve muhakeme yoluyla değil de, telkin yoluyla oluşan inançlarda durum hep aynıdır.Dini inançların ne kadar müsamahasız olduğunu ve insanlar üzerinde ne kadar zora dayalı etki oluşturduğunu herkes bilir.

 

 

Hakikat veya dalalet olduğuna inandığı şeyler hakkında hiç şüphesi bulunmadığından, diğer taraftan da kendi kuvveti hakkında açık bir bilgisi olduğundan kitle zora dayalı olarak hakim olandır. Birey itiraz ve tartışmayı kabul edebilir fakat kalabalığın buna asla tahammülü yoktur. Genel toplantılarda bir konuşmacı tarafından yapılacak en hafif bir itiraz hiddetli gürültülerle ve sövüp saymalarla karşılanır. Konuşmacı sözlerinde biraz ısrar edecek olsa, çok geçmeden ona hücum edilir ve kapı dışarı edilir.Hatta hükümet memurlarının can sıkıcı mevcudiyeti olmasa bazı durumlarda itiraz eden konuşmacı linç de edilebilir.

 

 

Kitleler için baskı ve taassuba kolayca katlanırlar ve aynı şekilde başkalarına da baskı ve taassup uygularlar. Kitleler kuvvete saygı duyarlar. Zayıflığın bir şekli olarak kabul ettikleri iyiliğe karşı ilgisiz görünürler. Kitlelerin yönelimleri ve sevgileri her zaman iyi yöneticilere ve iyi krallar ile iyi başbakan veya iyi cumhurbaşkanlarına değil, kendilerini her zaman baskı altında tutan zalim zorbalara karşı olmuştur. Kitleler en yüksek ve gösterişli heykelleri her zaman zorbalar için dikmişlerdir. İktidarı kaybeden zorbaların kitleler tarafından ezilmesinin nedeni şudur ki, zorbanın iktidarı kaybetmesiyle artık o da hor gördüğü ve korkmadığı zayıflar tabakasına dahil olmuştur. Kitlelerin sevdiği kahraman tiplemeleri Sezar, Yavuz Selim karakterinde olan kimselerdir.Sorgucu zorbalar kitleleri cezp eder, kudret ve hakimiyeti onlarda saygı uyandırır.Emrindeki silahlı güçler onları korkutur ve boyun eğdirir.

 

 

Zayıf bir hükümete karşı başkaldırmaya her zaman hazır olan bir kitle, kuvvetli bir hükümet ve başkanı karşısında her zaman tutsak gibi eğilir. Eğer hükümet veya başkanının tesir gücü değişiklikler arz ederse kitle daima en taşkın duygularına tabi olduğundan, birbiri ardınca tutsaklıktan anarşiye ve anarşiden tutsaklığa geçer.Bonapart bütün özgürlükleri kaldırdığı ve demir yumruğunu olanca şiddetiyle hissettirdiği zaman, jakobenlerin en büyükleri de laf anlamayanları da onu hararetle alkışlamışlardı.

 

 

Kitleler zayıflamayan muhafazakarlık güdüsüne sahiptirler ve bütün ilkeller gibi geleneklere puta taparcasına saygı duyarlar. Yaşamlarının koşullarını değiştirecek yeniliklerden bilinçsizce nefret ederler.

 

 

Kitleler öldürmeye, yangın çıkarmaya ve her türden cinayete yetenekli olduğu gibi, fedakarca işler yapmaya da, bireye kıyasla çok daha yüksek derecede yeteneklidir. Özellikle şan, şeref, din ve vatan duygularına hitap edilerek kitle halindeki bireyin duygularından yardım beklenir.

 

 

Büyük sadakatlere ve diğergamlıklara yalnız kalabalıklar yeteneklidir. Pek az anladıkları inançlar ve fikirler için kendilerini kahramanca ölüme teslim etmiş olan kalabalıklar oldukça çoktur. Grevler yapan kitleler ücretlerinin artırılmasından çok bir parolaya itaat etmek için bunları yaparlar. Kişisel çıkar tek başına bireyin biricik düşüncesi olduğu halde, böyle bir çıkar kitleler için pek nadir olarak kudretli bir tahrik edici olur. Zekalarınca anlaşılmaz olan savaşlara, siyasal mücadelelere kitleler, avcının aynasıyla hipnotize edilmiş bir çayırkuşu gibi atıldıklarından onlarda kişisel çıkar endişesi yoktur.

 

 

En kurnaz çapkınlar, kabadayılar, bir kitleye girdiklerinde çoğu zaman en sıkı ahlak ilkelerine sadık kalırlar.

 

 

Fatihlerin kudreti, devletlerin kuvveti kitlelerin hayal gücü üzerine kurulmuştur. Kitle, onun hayal gücüne etki etmek suretiyle sevk edilir. Etkili devlet adamları, bunların zorbaları, diktatörleri de dahil olmak üzere hepsi kitlelerin hayal gücünü kudretlerinin destekleri diye tanımış bilmişlerdir. Bunlar hiçbir zaman kitlenin hayal gücüne aykırı olarak devleti veya hükümeti yönetmeyi düşünmemişlerdir.

 

 

Kitlelerin hayal dünyalarına etki eden olayların bizzat kendisi değil, beyinlerinde oluşturduğu şekil ve sandıkları gerçekleşme tarzıdır. Daha açık söylemek gerekirse olaylar, birbiri üzerine yıkılmak ve yoğunluk oluşturmak suretiyle beyni dolduran, etki eden ve heyecan verici hayaller yaratmalıdır.

 

 

Kitlelerin hayal gücü üzerine etki etmek sanatı, onları yönetmenin de sanatıdır.

 

 

Kitlelerde akılcı değerlendirme gücü yoktur, düşünceleri bütünüyle ya kabul ya ret ederler. Tartışmaya ve itiraza tahammülleri de bulunmamaktadır; onların üzerine etki eden telkinlerin tümü idrak alanlarını kaplar ve derhal eyleme geçerler. Ve kendilerine uygun şekilde telkin olunan ideal veya inanç uğruna canlarını feda etmeye hazırdırlar.

 

 

Kitleler öyle şiddetli ve aşırı duygulara sahiptirler ki, bir kimseye karşı olan sevgileri, onu beğenmeleri, kısa zamanda ona tapacak dereceye gelir. Bunun aksi olarak kitle ile tapılan kişi arasında çıkacak bir soğukluk derin bir nefrete de dönüşür.

 

 

Siyasal hareketlerde veya sanat gibi başka alanlarda kitleler için ya bir ilah olmak ya da hiçbir şey olmamak psikolojik yasası vardır ve kaçınılamaz bir hakikattir.

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Titanik batıyor
Diyanet başkanı Ateizm ve Deizm ile mücadele edeceğine Cumhuriyet ile kavga ediyor
FETÖ’nün piçleri!