Samimi tarikatlar, samimiyetsiz olaylar

Samimi tarikatlar, samimiyetsiz olaylar
8 Eylül 2020 08:59

Oturduğum mahallede pastane işleten bir abimiz vardı. Bu abimiz hastalık derecesinde şans oyunu oynardı.

 

 

Salih Levent UĞURLU H&H YORUM

 
Her sabah kahvaltı yapmak için uğradığım dükkânında şans topu, sayısal loto, süper loto kuponları için benden sayı ister, uyku sersemi bir de onun kuponunu doldurmak zorunda kalırdım.
Bir ara sayı istemez oldu benden.

 
Merak ettim neden?

 
“Abi voleyi vurdun herhalde. Artık şans oyunu oynamıyor musun?” diye sordum. Tövbe ettiğini söyledi.

 
Bir şey anlamadım. Gel zaman git zaman konusu açıldıkça bu tövbe meselesini anlatmaya başladı.

 
Bu abimiz bir cemaate gitmiş. Şeyh ipin ucundan tutmuş, o da diğer ucundan… İpi çekiştirmişler, dua okumuşlar ve tövbesi kabul mü olmuş ne…

 
O sabah yine uyku sersemi olduğumdan anlattıklarından bir şey anlamadım.

 
“Abi manyak mısın, ne ipinden bahsediyorsun” diyerek pastaneden çıktım gittim.

 
Daha sonra Gazeteci Saygı Öztürk’ün Menzil cemaatiyle ilgili yazdığı bir kitapta ip konusuna denk geldim. Bizim pastaneci abinin bahsettiği ip meselesinin bu olduğunu fark ettim.

 
Dedim şu cemaati bir araştırayım…

 
Bir baktım ki gavsa ait milyon dolarlık Mercedesler, sayısız şirketler, devlet kanalıyla muazzam olanaklar…

 
O dönemde de İstanbul’da yaşıyorum tabii… Bıkmışım metrobüslerden… Arabaları görünce iştahım açıldı herhalde… Ertesi sabah gittim pastaneye… Dedim “Abi, şu ipten bir de biz tutalım hele…”

 
İşin latifesi bir tarafa ipin ucundan tutmadık tabii. Dolayısıyla bu memlekette bahtımıza koca bir patlıcan musakka düştü…

 
Sonradan anladık.

 
O ipi tutmak gerekiyormuş…

 
İpi tutmazsan payına başka şeyler düşüyormuş…

 
ŞU SAMİMİ TARİKATLAR MESELESİ…

 
Uşşaki Tarikatı Lideri’nin 12 yaşındaki kızı taciz etmesinin ardından yine “samimi tarikatlar” konusu dillendirilmeye başlandı.

 
Ne zaman dini gruplardan biri çıkıp bir “halt” yese samimiyet üzerinden tahliller yapılmaya başlanıyor bu memlekette…

 
Bir cemaat darbe yapmaya kalkışır, Meclis bombalar, polisini katleder “ama samimi cemaat ve tarikatlar” diye başlayan aklama cümleleri duymaya başlarız…

 
Bir cemaat yurdunda erkek çocukları taciz edilir “ama samimi cemaat ve tarikatlar” diye başlayan aklama cümleleri duymaya başlarız…

 
Bir tarikat lideri 12 yaşındaki kızı istismar eder, “ama samimi cemaat ve tarikatlar” diye başlayan aklama cümleleri duymaya başlarız…

 
Samimiyet, samimiyet, samimiyet…

 
Samimiyet her konuda önemlidir de…

 
Samimiyet dediğimiz şey bir ateş ölçer de değildir. Kimsenin koltuğunun altına sokup ölçemezsin ya…

 
Genel gidişat neyse ona göre karar verirsin…

 
Ne yapacağız?
Dini grupların yönettiği yurtlardan yargıya intikal etmiş yüzlerce çocuk istismarı haberi gelirken ve bu haberler her geçen gün önüne geçilemeyecek şekilde artarken “aman samimi tarikatlara zarar gelmesin” diye çoluk çocuğun hayatının kararmasına göz mü yumacağız?

 
Ne yapacağız?

 
15 Temmuz gibi bariz bir örnek olmasına rağmen, dini grupların devletin her kademesine sızdığı bilinirken “aman samimi tarikatlara zarar gelmesin” diye ülkenin yok olmasına seyirci mi kalacağız?
Ne yapacağız?

 
Bir cemaat veya tarikat mensubu olmanın KPSS’den 100 puan almaktan daha önemli olduğu bir ülkede gençlerin geleceklerinin karartılmasını görmezden mi geleceğiz?

 
Devlet devletse gerekiyorsa hepsinin kapısına bir süreliğine kilit vuracak…

 
Bu kadar net…

 
Ayağını denk alan alacak…

 
Ondan gelecek üç oy, öbüründen gelecek beş oyun hesabına düşe düşe ne devlet kaldı ne din…

 
Küçük hesapların olumsuz bedelleri büyük oluyor nitekim…

 
Oysa Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “tabanı ibadet, ortası ticaret, tavanı ihanet” sözü hepsi için geçerliliğini koruyor.

 
Üstelik bir de memlekette ajan ve hain ilan edilmeyen kalmadı. Cemaat ve tarikatların yüzde 90’ının dış servislerle bağlantıları açıkken bir tane şeyhe ajan ve hain diyen olmadı.

 
Samimiyet konusunu biraz da bu açıdan ele alabilsek keşke…

 
TOPLUMSAL TAHRİBAT

 
Cemaat ve tarikatların yarattığı siyasi ve sosyolojik tahribatlar gün geçtikçe onarılamaz hale geliyor.

 

Siya

si tahribatlar bir şekilde onarılır. Ancak sosyolojik tahribatların telafisi çok zordur.

 
Neden mi?

 
Mesela Hoca Ahmet Yesevi’nin fikirlerini tanımayan yeni nesil, Fatih Nurullah adında bir şeref yoksununu tanıdı kaç gündür…

 
Üstelik UNESCO, onun barış ve hoşgörü tezlerinden, kadın erkek eşitliğini savunan düşüncelerinden etkilenip 2016-2017’yi Ahmet Yesevi yılı ilan etmişken gündemimizi meşgul eden şarlatanlara bakın bir de…

 
Bu toplum, bu nesil bunu hak etmiyor…

 
Bir tarafta dünyaya örnek olan Ahmet Yesevi gibi tarikat ehilleri varken, diğer tarafta onun mirasını yerle yeksan eden şarlatanlar…

 
Ne diyordu bir şiirinde Hoca Ahmet Yesevi?

 
İlimsiz bir tarikata girse kul,
Şeytan onun imanını çalarmış.
Mürşidi kâmilsiz yola çıksa kul,
Şaşkın halde ara yolda kalırmış.

 

Salih Levent UĞURLU Twitter

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Dünyanın “Kontrol Z” tuşu olsaydı…
Poseidon’u hizaya getiren Menzil Şeyhi
Kendi kendinin deprem profesörü olmak