Referandumda ya ‘Hayır’ dersiniz, ya da ülkeniz Arap toprağı olacak!

Referandumda ya ‘Hayır’ dersiniz, ya da ülkeniz Arap toprağı olacak!
3 Şubat 2017 09:33

RTE’nin dayatması ve MHP’nin başındaki sahte milliyetçi Bahçeli’nin pası ile Cumhurbaşkanlığı Sistemi denilen faşist anayasa paketi TBMM’den hile ve hurda ile geçti, şimdi ise halk oylamasına sunularak çıkan sonuca göre Türkiye’nin kader haritası oluşturulacak.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Dönülmez bir ufkun akşamındayız, tehlikeli bir dönemeçteyiz; ya millet aklını başına alıp ‘’hayır’’ diyerek ülkesini kurtaracak, ya da yazının başlığında özet olarak ifadesini bulan şekilde uğursuz ‘’evet’’ mührünü basarak Türkiye’nin bölünmesine, özerk bölgelere ayrılmasına ve topyekun Arap toprağı olmasına yol alacaktır.

 

 

 

 

Bakın neden?

 

 

Zaten çoktandır Türkiye bir Arap ülkesi olması ve Türklüğün tüm izlerinin silinmesi için iktidar tarafından her koldan sosyal, kültürel, ekonomik, demografik ve göç politikaları ile saldırı altında tutulmaktadır.

 

 

Tek hedef vardır, o da Türkiye’yi bir an önce VII.Yüzyıl, kaynağı Hammurabi yasaları olan Arap hurafe sistemi olan şeriat yönetimine sokmaktır.

 

 

 

Bugün Türkiye’yi yöneten çağdışı gerici zihniyet şeriat denince akıllarına hemen Araplar ve Arap yaşam tarzı ile konuştukları Arapça dil gelmektedir.

 

 

Kısacası bu zavallı zihniyete göre Arap demek, İslam’ın ta kendisi demektir.

 

 

Bugün bu iktidar sahiplerinin tarih boyunca bizi hep arkadan hançerlemiş olan Araplara sahip olmasının ve milyonlarcasını topraklarımıza sokarak başımıza tekrar bela etmelerinin nedenlerinden biri de budur.

 

 

Esasen Türklerin de tarihsel yanılgı ile Arapları bin yıldan beri korumaları ve Anadolu insanının bu uğursuzların yolunda ölmelerinin nedeni de budur?

 

 

Yani Peygamber hatırı!

 

 

Halbuki İslam tarihine baktığımız zaman Araplar Peygamber’e ihanet eden tek lekeli kavimdir.

 

 

Bin yıl Araplar uğrunda mallarını canlarını feda eden Türkleri ilk defa bu toplumsal hipnozdan kurtararak sırtından atmasını sağlayan Yüce Atatürk oldu ve Cumhuriyet tarihi boyunca bu politika çok sağlam bir şekilde korundu.

 

 

Ne zamana kadar bu politika korundu?

 

 

Recep Tayyip Erdoğan denilen biri Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin başına geçinceye kadar.

 

 

Tayyip Erdoğan her geçen sene artan bir hızla Arapçı bir politika izlemeye başladı.

 

 

Öyle ki, dünya tarihinde hiçbir ülke de milletini değiştirip başka bir ırkın kimliğine, kültürüne, sosyal yapısına, ekonomik yapısına benzetmek için özel bir çaba sarfedilmemiştir, ta ki Recep Tayyip Erdoğan’a gelinceye kadar.

 

 

Bakın şimdi!

 

 

Suriye’de çıkan iç savaştan sonra bize sundukları rakamlara göre üç milyon Suriyeli ülkemize sığınmacı olarak alınmıştır.

 

Suriye’de iç savaşı başlatan ve dinci teröristlere en üst düzeyde silah, mühimmat ve sağlık yardımı yapan etkili şahsın kim olduğunu bildiğimizden dolayı bir tarafa bırakarak, neden bu kadar Arap Suriyelinin Türkiye’ye sığınmacı olarak sokulduğunun yanıtını vermek durumundayız.

 

 

Bu sayıda Arap sığınmacı alınması Türkiye ve Türk milletini Araplaştırma politikasının önemli bir parçası olmaktan başka bir şey değildir.

 

 

Hem de bu sırtımıza binen ve bin yıldır bizi sömüren bedavacı Araplar özel olarak korunmaktadır.

 

 

Şöyle ki, Türk askeri onların uğrunda bir hiç uğrunda Suriye’de canını verirken, Suriyeli bedavacı nankör Araplar rızkımıza ortak olmuş olarak her şeyleri parasız ekmek elden su gölden atasözünde olduğu gibi sırtımıza binmiş olarak seks yapıp dolanmaktadırlar.

 

 

Öyle ki, her yıl iki yüz bin çocuk peyda etmektedirler.

 

 

Üç milyon Suriyeli içerisinde yaşları 20-29 arasında 425 erkek bulunmaktadır ki bu rakam nerde ise Türk ordusundaki asker er sayısına tekabül etmektedir ama ne hikmetse bizi yöneten Recep Tayyip Erdoğan ve onun emir kulu Binali Yıldırım ile diğer bakanların-mesela ilahiyatçı Milli Savunma Bakanı’nın-aklına hiç gelmemektedir.Toprak Suriyelilerin, vatan onların bizi ne ilgilendirir; şehitlik madem bu kadar ulvi birazda şehvet düşkünü Araplar kendi vatanları için savaşsınlar.İlahiyatçı Milli Savunma Bakanı hocalığını bir öttürsün de bunu bir gündeme getirsin bakalım.

 

 

Ama amaç başka.

 

Amaç Türkiye’yi Araplaştırma politikasında bu bedavacı kurnaz Arapların kılına bile gereksinim duymaları.

 

 

Çünkü onların Türkiye topraklarında konuşacakları tek bir Arapça sözcük bile Araplaşmamıza katkı sağlayacağını düşünüyorlar.

 

 

Ayrıca Arap nüfusunun çoğalmasıyla Türk nüfus oranının aşağıya düşeceğinin hesabını yapıyorlar.

 

 

Ayrıca belli bir süre sonra bunları vatandaşlığa alıp, sonra da kamu kurumlarında işe alarak Arapça olarak devlet işlerinin görülmesini sağlayacaklar.

 

 

Bu durumla eşgüdüm halinde okullara konulan Arapça dersleri Araplaştırma politikasının çok önemli çalışmalarındandır.

 

 

Atatürk ve İnönü’nün ders müfredatlarındaki okutulma oranının en aza indirilerek, Araplarca kahraman sayılan kimselerin okutulması da Araplaştırma politikasının çok çirkin oyunlarındandır.

 

Şunu özellikle belirtmeliyim ki, eğer bu referandumda uğursuz ‘’evet’’ oyu galebe çalarsa tıpkı Sevr Antlaşması’nda olduğu gibi vatanı kaybedip topraklarımızı savaşsız ve mücadelesiz olarak Araplara teslim ettiğimiz gündür.

 

 

Çünkü bu adamların Araplar ve Araplaştırma için gözlerini kararttığını çok iyi bilmekteyiz.

 

 

Yani referandumdan sonra kabul edilecek bu faşist diktatoryal anayasa ile tek bir kişi gücü eline geçirerek Türkiye’nin her tarafını kitleler halinde Araplarla dolduracaktır hatta Afrikalı siyahları bile ülkeye dolduracaklardır.

 

Yemen’de Suudilerce katledilen ve birbirlerini kan içercesine öldüren Arapları bile Türkiye’ye sokacaktırlar.

 

İşte Arapların tarihi kan ve irinle doludur ve iktidar olma uğruna hep birbirlerini katletmişledir ki, bu adamlar işte Türk milletine tarih boyunca hiçbir zaman yar olmamış, hatta bildiğiniz gibi hep sırtımızdan hançerlemiş bir ırkın milyonlarcasını yurdumuza doldurup bizleri kimliğimizle birlikte yok etmek istiyor.

 

Bakın bunların İslam’a bile inanmadıklarına dair İslam tarihinin en önemli olayından bir enstantane anlatayım.

 

Hz.Muhammed 632’de öldüğünde halife olmak isteyen İslam büyüğü dediğimiz kişiler taht kavgasına düştüğünden dolayı Peygamber’in cenazesi günlerce ortada kalmış ve ceset kokmaya başladığında Hz.Ebubekir, Hz.Ömer ve Hz.Osman ile diğerleri bu kavgayı kıyasıya sürdürürken o zamana kadar inandım diyen yüz binlerce Müslüman’ın varlığına rağmen-Veda haccında 100 binin üzerinde Müslüman’ın olduğunu tarihler yazar-Hz Ali ile birlikte sadece 17 Müslüman cenaze namazını kılmıştır.İşte bu vahim olay o tarihlerde Arapların Peygamber’den sonra ne derece inandıklarını çok açık olarak göstermektedir ki, zaten Hz.Ebubekir’in halifeliği döneminde toptan İslam’da döndüklerini ama daha sonra işkencelerle dine zorla döndürüldüklerini biliyoruz.

 

 

Arapların kendi aralarında birlik ve beraberlik ve dayanışma yok, bize hangi hayırları olacak bunların.İşleri bittiği an tarihte olduğu gibi yine biz Türkleri sırtımızdan hançerleyecekler.

 

O nedenle atalarımız ‘’Ne Şam’ın şekeri, ne de Arabın yüzü’’ demişlerdir, çünkü bu ırkın acılarını yüzyıllarca çekmişlerdir.

 

‘’Hayır’’ vermemiz konusunda en önemli gerekçemiz Arapçı bir zihniyet tarafından topraklarımızın, vadilerimizin mal ve mülklerimizin Araplara kaptırılma sorunu en önemlisi olmakla beraber, ‘’evet’’in sağlayacağı tek adam faşizmi bir aşağılık düzen geldiğinde elbette ki hapishane ve mezar korkusundan hiçbir zaman kurtulamayacağız.

 

 

Böyle bir diktatör düzeninde bırakınız açıktan tek bir sözcük söylemeye, esnemeye ve aksırmaya bile korkacağız.

 

Bunu nereden anlıyoruz?

 

Bugün hapishanelere doldurulan on binlerce masum insandan ve bunların arasından doktorsuzluk ile ilaçsızlık nedeni ile mezarı boylamış insanlarda biliyoruz.

 

Ayrıca şunu unutmayın ki, tek adam daha sonra kendini ömür boyu başkan seçtirecek, ardından da emr-i hak vukuunda evlatlarından birinin başkan seçilmesi için anayasaya yeni bir madde ekletecektir.

 

Sakın bunlar olmaz demeyin, şimdiye kadar hangileri olmadı ki bunlarda olmasın!

 

Ben şahsen bu faşist anayasa halk oylamasında ‘’hayır’’ oyu vereceğim.

 

Nedenlerine gelince…

 

En önemli neden yukarıda ancak bir makalenin hacmine sığacak şekilde açıkladığım gibi Büyük Atatürk’ün kurduğu ve Türk milletinin Osmanlı’nın saltanat süreci nedeniyle 600 yıl sonra kimliğini kazandığı Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin yıkılarak, milyonlarca daha Arabın Anadolu’ya sokularak Araplaştırılmış ve rejimi şeriat düzenine dayalı VII.Yüzyıl Arap paradigmasına dayalı ilkel çöl yönetim tarzı ile yönetmektir ki, bundan daha büyük bir felaket olamaz.

 

Elbette ki kutsal şehidime kelle, Öcalan’a sayın denilmesinin hesabının yargı önüne çıkarılmasını istiyorum; bunun için de oyum ‘’hayır’’ olacak.

 

17/25 Aralık hırsızlık operasyonunun hesabını yargıda sorulması içinde oyum ‘’hayır’’ olacak.

 

Gemiciklerin, kaçak villaların, sır hesapların ve araştırılması gereken binlerce yolsuzluğun hesabının yargıda sorulması için de oyum ‘’hayır’’ olacak.

 

Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni yıkmak için irili ufaklı altını oyma işlemlerinin hesabının yargıda sorulması içinde oyum ‘’hayır’’ olacak.

 

15 Temmuz 2016 naylon darbe tiyatrosu ile devlet ve ordumuzun düzenini Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni kuran Atatürk ve silah arkadaşlarının iradesine aykırı olarak bozan ve çöl Arabı düzeni ile çirkin ve sinsice yeniden yapılandıranlardan yargı önünde hesap sormak için halk oylamasında oyum koskocaman bir ‘’hayır’’ olacak.

 

Türk askerini şehvet düşkünü puşt Araplar uğrunda-bu puştlar Türkiye’de elleri çüklerinde her şey bedava kadınlara sarkıntılık yaparak yaşıyorlar- Suriye’de bir hiç uğruna kırdıran iktidar sahiplerini yargı önüne çıkarmak için oyum ‘’hayır’’ olacak.

 

Suriyeli 3 milyon puşt Araba Türk milletini köle ve hizmetçi yapan, kıt kanaat geçindiği rızkına bu puştları ortak ederek aç bırakan iktidar sahiplerinden hesap sormak için oyum ‘’hayır’’ olacak.

 

Barış süreci adı altında çirkin ihanet süreci ile Türkiye’yi bölmek için PKK terör örgütü ile anlaşma masasına oturan bugünkü iktidar sahiplerini yargılatmak için oyum ‘’hayır.’’

 

Sırtımızda şehvet azgını puşt olarak beslediğimiz milyonlarca puşt Suriyeli’nin sınır dışı edilmesi ve bunları korumak için Türk askerini boşu boşuna kırdıran bugünkü iktidar sahiplerini yargı önüne çıkarmak içim oyum ‘’hayır.’’

 

Türkiye’yi eyaletlere böldürtmemek için oyum ‘’hayır.’’

 

AKP’nin Arapçılık üzerine kurulu karanlık yönetiminden kurtulup, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün akıl ve bilime dayalı aydınlık yoluna girmek için halk oylamasında oyum elbette ‘’HAYIR’’ olacak.

 

Faşist anayasa halk oylaması için sonuç şimdiden hayırlı olsun…

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Yeni cumhurbaşkanı, RTE’nin yıktığı tüm Atatürkçü cumhuriyet değerlerini derhal geri getirmeli
RTE’nin siyasi sicili halkın önünde didik didik edilmelidir!
RTE ve partisi AKP’den kurtulmamız için HDP barajı aşmalıdır