Protein savaşında Türkiye

Protein savaşında Türkiye
29 Nisan 2017 17:27

Değerli okuyucular!İyiliği kötülüğüne galip olan idareci iyidir.Kötülüğü iyiliğine galip olan idareci kötüdür.Vicdan Muhasebesi yapan idareci baş tacıdır. Cüzdan muhasebesi yapan idareci çok acıdır.

 

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Bizi yönetenlerin, tasarruflarına sorumluluk vermek için oy veriyoruz ve atama ile işbaşına getiriyoruz. İş başına getirdiğimiz idarecilerin, ruhunda iyilik ve kötülüğün bilinmesi için, yaptıkları icraatların görülmesi gerekir. Bunun için atalarımız: ”Kişinin ahlakını sorma, yüzüne bak ki sana haber versin.” demişlerdir. Vicdan ahlakına sahip dürüst insanlar yaptıkları iyi ve hayırlı işler karşısında, görünürdeki halleriyle daima neşe ve güler yüzlülük ifade ederler. Aksine, çıkar amaçlı ve Cenab-ı Allah’ın haram kıldığı ahlaksızlıkları yaptıkları zaman, ömür boyu psikolojik sıkılma ve çekinme alametleri gösterirler. Anlaşılıyor ki, haya, insanları fena işlerden uzaklaştıran çok önemli ve kıymetli bir sıfattır. Utanma ve hayası olmayan, çıkar amaçlı her türlü fenalığı çekinmeden yaptıklarını görüyoruz. Bu konu da, Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde: ”Utanman yoksa istediğini yap.” buyurmuşlardır. Bir idareci, bencillik ahlakı ile maddi-manevi çıkar sağlamak için taviz veriyorsa, hem ülke, hem çalıştığı kurum ve hem de ailesi için, yüz karası bir tehlike değil midir?

 

 

Utanma üç kısımdır: Cenab-ı Allah’dan, İnsanlardan, nefsinin yaptıklarından utanmak.

 

 

Onun içindir ki, oy verip seçtiklerimiz ve atama ile sorumluluk verilen idarecilerin, çıkar amaçlı olmamasına dikkat edilmelidir! Bazı idarecilerin, yapması gerekli olan işi ekstradan yapıyormuş gibi sanal alemde, çıkar amaçlı paylaşımlar yaparak, bulundukları makamı muhafaza etme sevdasındalar.

 

 

Dünya gündeminde yaşanan olayların arkasında, protein (Temel gıda) savaşı vardır. Onun içindir ki, idarecilerin, ağaç dikme ve tarıma sahip çıkıp, modernleşmeyi savunmaları gerekir. Eğer sahip çıkılmadığı zaman, Allah korusun, genç nesillerimize iyi şeyler yerine çok tehlikeli miraslar bırakmış olacağız. Başta Harran Ovası toplumu olmak üzere her Türk vatandaşının, Libya’ya nasıl ki, su geldi ve buğday yetişti, Libya da bugün yaşananlar görünüyor. Tarımda modernleşmeyi destekleyen ve vicdan muhasebesi ahlakına sahip, seçilmiş ve atanmış idarecilere, vatandaşın da destek olması gerekir. Çıkar amaçlı iş takip edenlerin, para karşılığı stratejik önem taşıyan, her türlü bilgi transferini yapıp, ülke için en büyük tehlike olduğunu unutmamalıyız? Bunun örneği: 15 Temmuz olayları…

 

 

Kıymetli okuyucularım

 
Güncel menfaat, duygu ve düşüncesinde olanlar, her türlü faziletleri ve ahlaksızlıkları harekete geçirdiğinin farkında mıyız? Dünya menfaatleri için iyilik edenlerin iyilikleri, avcının kekliklere yem vermesi gibidir. Menfaatler, gözü en tatlı şekilde kör eden araçlar olduğunu bilincinde misiniz? Yalnızca bencillik için çalışanlar, başkalarının düşmanlığını kazandıklarının farkındalar mı?

 

 

Türkiye de, tarımı elegeçirmek için, özellikle mahalli seçimlerde, Türk Milletinin, ülkesi ve Milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozma hayalinde olan, ”İhanet şebekesi”, bazı sanayi ötesi toplum ülkelerinin müşterek faaliyetleriyle Milli ve manevi değerlere bağlı ve çıkar amaçlı hareketlere taviz vermeyen Vatanseverlerin seçilmemesi ve atanmaması için, maddi ve manevi her türlü destekler sağlamaya çalışmaktadırlar. Ayrıca o ülkeler, kendilerine bilgi transferi ve her konuda seçilmiş ve atanmışları, hegemonyasına aldıklarını da gözden kaçırmamalıyız!

 

 

Değerli okuyucular! 20’ci asrın yarısı demirçelik, ikinci yarısı da plastik devri olmuştur. 21’ci asrın ilk yarısı, protein devri olacağının bilincinde miyiz? Arazilerin fiziki yapısı tarımı etkileyen bir diğer husus da topraktır. Türk Milleti’nin düşmanı olan, ülkelerin en büyük sorunu, artan nüfusun, şiddetli beslenme sorunlarıyla karşı karşıya olmasıdır. Beslenme sorunlarını çözmek için, başta Harran ovası olmak üzere Türkiye de verimli topraklar; göz boyaması ödüllendirmelerle başta ağaçlandırma olmak üzere, tarım da modernleşmeyi durdurup, demirbaş ürünlerle devam ettirme stratejilerini uygulamaya çalışmaktadırlar. Son yıllarda ülkemiz genelinde olduğu gibi Harran ovasında verimli topraklar çölleşmeye doğru gidiyor. Ve ayrıca Harran Ovası imarsız yapılaşma serbestliği ile Ova, ne yazık ki, betonlaşmaya gidiyor ve imar dışı yapılan binalara yol açmak için, binlerce dönüm arazi yol olarak kullanılacaktır. bu uygulamaların lüzumsuz enerji nakil hatları oluşturulacak ve enerji nakil hatlarının geçtiği bölgelerde radyasyon yaygını oldukça yüksektir ve o bölgelerde ekilen ürünlerin verimi düşmüş olup, sağlığımızı da tehlikeye attığının bilincinde olmalıyız. Bu uygulamalar, ülkemizin geleceği için büyük bir tehlike arz etmektedir.

 

 

İnsanlar hayatlarını sürdürebilmek için beslenmek zorundadırlar. Tartışmasız beslenmenin temelini oluşturan tarımdır. Dünya da hangi ülkeye bakarsanız bakın, ister sanayi ötesi toplum ülkeleri, ister gelişmemiş ülkeler olsun, tarım ekonomisi; hayatın ana aktif maddesi ve stratejik önem taşıdığının bilincinde olup daima kontrol altında tutulması gereken Milli bir görevdir.

 

 

Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşu ile beraber, tarihinde onayladığı gibi Harran Ovasında, atılan Milli bir temel vardır: Bu Milli temel, Cenab-ı Allah’a binlerce defa şükürler olsun ki, günümüze kadar sağlamlılığını koruyor. İç ve dış ”İhanet şebekeleri” Harran Ovasını, modern tarımdan mahrum bırakma hayallerini kursağında bırakacaktır. Ayrıca Harran Ovası toplumu iyi bilmelidir ki, eğer ağaçlandırma ve tarımın modernleşmesi için, ilgili kamu kuruluşlarından destek istemedikleri takdirde, Suriye’lilere, bir gün Harran ovasında arazi verilirse kimse şaşırmasın! Cenab-ı Allah bu konuda ki, düşüncelerimden dolayı inşallah beni mahçup eder ve Suriye’li mültecilere arazi verilmez. Hatırlarsanız, 4-5 yıl önce de Suriye’lilerin Harran ovasına ve Türkiye geneline getirdiği bazı ahlaksızlık ve olumsuzlukları sizlerle paylaşmıştık. Harran Ovası yerli toplumunun, sağlık ve mutluluğu yakalayabilmesi için, tek çözüm: Üretim, ağaçlandırma ve tarımda modernleşmektir. Harran ovasında ağaçlandırma olmamasının bir sebebi de, toprak ağalarının kendi arazilerini işletmeyerek, kira veya ortaklıkla ekimini yapıyorlar. Ağaların bu faaliyetleri, oy avcılarının işine de yarıyor. Oy avcıları, toprak ağalarına diyor ki, senin köyde oylar ful çıkması gerekir önerileri yapılıyor. Bu da, Aziz Türk vatandaşlarının hür iradesiyle oy kullanmasına engel değil midir?

 

 

Harran ovasında yetiştirilecek meyvelerin, insanlara mutluluk ve şifa kaynağı olup insanların kısmende olsa hastahanelere akın etmesini durdurarak iş gücü kaybı da böylece asgariye inmiş olmaz mı? Buyurun yalnışlık varsa, siz karar verin: 2017 baharında Harran Ovasında yetişen ne kadar meyve fidanı dikilmiştir? İşin gerçeğini söyleyecek olursak, Harran Ovası çiftçileri, ziraat fakültesinden bilimsel destek ve ilgili kurumlardan fidan talepleri olmuş mudur? Üzülerek ifade edeyim ki, Harran Ovası çiftçisi, önce kendisi meyve fidanı dikmeye özen gösterip, ilgili kurumlara hatırlatıp talep etmelidir.

 

 

Harran Ovasında tarımın modernleşmesi yerine yazık ki, geçici ödüllendimelerle engellenmeye çalışılıyor. Eğer ova ağaçlandırılmış olsaydı; Ege, Akdeniz ve bir Çukurova olurdu. Gelecek vaad etmeyen geçici ödüllendirmeler devam ederse, Türk çiftçisi nasıl olsa ödüllendirme var diyerek, tarımda modernleşmeye özenmiyor. Çiftçiye verilen geçici ödüllendirme konusunda bir örnek verelim: Yurt dışına çıktığınız zaman, gittiğiniz ülkede size rehberlik yapan varsa, dil öğrenme ihtiyacını duymuyorsunuz, size refakat eden yoksa şartlarınızı zorlayıp dil öğrenmeye özeniyorsunuz ve başarılı oluyorsunuz. Çiftçiye verilen geçici ödüllendirme de aynendir.

 

 

Libya da bir örnek: Bir zamanlar Libya da, herkes maaşa bağlanmıştı. Nasıl olsa maaş var diyerek, vatandaş çalışmaya yönelmiyordu. Ve sonunda Libya’nın yaşadıklarını bugün hep beraber görüyoruz: Libya’nın bir çok bölgesine sunni nehir vasıtasıyla su geldi ve ne yazık ki, Libya halkı, nasıl olsa devlet geçinebileceğimiz kadar maaş veriyor diyerek tarım ve sanayi iş kollarında faaliyet göstermediler. Bu tembelliğin meyvelerini yediler ve faydasını fazlasıyla gördüler. İşte bugünkü Libya: Harran Ovası toplumu, Libya da meydana gelen olayları iyi araştırıp, acilen tarımda modernleşmeye gitmelidirler.

 

 

Geçici ödüllendirmeğe kucak açıldığı müddetçe, huzur, sağlık ve bereketten bahsedilir mi? Çalışkan ve yeniliklere imza atan Çiftçilerin ödüllendirilmesine karşı olmadığımızı belirtmek isteriz. Ödüllendirmeyi veren kuruluşlar; ağaç dikme şartı ve gelecek vadeden işler teşvik edilsin ki, samimi olduklarına inanalım. Günümüzde Türk çiftçisine uygulanan bu stratejiler, Türk çiftçisini bitirmektir.

 

 

Alışkanlıkları değiştirmek en güç uğraşlardan birisidir. Bunu başarmak kendi nefsimizi (İrademizi güçlendimek) yenmektir. Kişinin kendisini yenmesi başarıların en güçlüsü ve yücesidir. Orduları yenenlerden değil, kendilerini yenenlerden korkmalıdır. Bir orduyu yenen güç, başka bir orduya yenilebilir. Kendisini yenen, tüm doğal ve toplumsal engelleri yıkacak gücü kendisinde görebilen kişidir ki, böylelerinden korkulur. Beğenilir, alkışlanır. Her soydan övgüye değerler. Bu yönleriyle bir dev insanlardır. Bu nedenle, ilgi ve alışkanlıkların üzerine gidebilmek büyük güç ve İman kuvveti ister. Ama kişiliğimize katmak gerektiğini saptamak, kişiliğimizi değiştirmede ön etüt (Girişim) olması gerekir.

 

 

Ruhunda Vatan kavramı olan ve çıkar amaçlı hareket etmeyenlerin, politika ile ilgilenmesi gerekir; eğer ilgilenmezsek, Türkiye ve Harran Ovası toplumu, yeteneksiz ve vicdan terazisinden mahrum siyasi tüccarlara yetki verip hem onların işledikleri günahlara ortak olmuş oluruz hem de bizi yönetme imkanını vermiş oluruz. Türk Milleti’nin ve Harran Ovası toplumunun, bencillik ve güncel duygu ve düşünceye sahip olan Riyakarlara dikkat edimesi gerekir! En büyük tehlike; dünya işlerini ilk sırada tutup para ve mevki kapmayı, Allah korkusu, Vatan ve Bayrak sevgisinin üstünde tutan siyasi tüccarların tasarruflarına sorumluluk verildiği zaman, vay o ülkenin, vilayetin, ilçenin ve kurumun haline… Bu zihniyette olan siyasi tüccarlara ilgi gösterilmemelidir.

 

 

SİYASİ ARENA:

 
Bilgi birikimlerini siyasi arenada oynayarak paylaşmak isteyen siyasilerin, zamanın Maliye Bakanı (Başbakan Yard.) Mehmet Şimşek gibi; ”Yolsuzluk Yapanların Allah Belasını Versin.” diyebilen siyasetçilere Türkiye’nin ve başta 23-63 (Elazığ-Şanlıurfa) Ekseninin ihtiyacı vardır.

 

 

Kurtuluş savaşından günümüze kadar Türkiye de ve Harran ovasında çeşitli tezler denendi ve 15 Temmuz günü meydana gelen olaylarda da denendi ama, önce Cenab-ı Allah belalarını verdi ve Türk Milleti de, onlara haddini bildirdi. Vatan ve Ay-yıldızlı Şanlı Türk bayrağına karşı, Allah’a çok şükür ”İhanet şebekeleri” hiç bir zaman, sonuç almamıştır. Belirli zamanlarda, Harran ovası halkı ırkçılık ve bölgecilik yapıyormuş gibi öne sürülen tezler tutmadı. Harran ovası halkı asırlardan beri hiç bir zaman ne ırkçılık ne de bölgecilik yapmıştır. Eğer, ırkçılık ve bölgecilik yapsaydı, yüksek oranda oy potansiyeline sahip olup, her dönem üç Milletvekili TBMM’ne gönderirdi. Bu göstergeler ırkçılık ve bölgecilik, yapılmadığının kanıtıdır. Harran ovası halkının, modern tarım ile tanışıp, katma değer üreterek, huzurlu ve sağlıklı bir yaşam sürdürmesi için, çeşit çeşit tezler denemelerine rağmen, hiç bir sonuca varılmamıştır. Yurtiçi ve yurt dışında ki, bazı Vatan hainlerinin, Türkiye deki aracılar tarafından Harran ovası halkının birlik-beraberlik ve kardeşlik duygularını bozup, güncel ödüllendirmelerle strateji geliştirip ve böylece çiftçinin, ağaçlandırmaya özen göstermeyi ve modern tarımla tanışmasını engelleme hayalindeler. Bu hainleri, hayal kırıklığına uğratmanın tek çözüm yolu: Harran ovası toplumunun, yerli ve yabancı hain otoritelerin güncel oyunlarına gelmemelidir.

 

 

Cenab-ı Allah, Türk Milletine, daima birlik-beraberlik ruhu ile huzur, mutluluk, sağlık ve bereketli olmasını nasip etsin.

 

 

Cümle Vatan şehitlerini, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu M.Kemal Atatürk’ü Rahmetle, Gazileri minnetle anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar diliyorum.

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Bayramı, mana derinliğinde yaşayalım
Bu gecenin kadrini bilmek gerek!
Sosyal Yardılaşma ve Sadaka-i Fıtır