Özgürlük, eşitlik ve adalet çağrısı

Özgürlük, eşitlik ve adalet çağrısı
23 Haziran 2017 11:25

Ülkemizin içinde geçmekte olduğu bu sıkıntılı dönemde, gündem hemen her gün değişmektedir. Çok önemli bir konuyu enine boyuna tartışmadan, yeni konular hemen gündeme oturmakta, bugün gündem olan bir konu, yarın eskiyebilmektedir.

 

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

 
Geçtiğimiz günlerde, halen CHP’de milletvekili olan 15 akademisyen, Türkiye’de barış, demokrasi ve insan hakları adına bir bildiri hazırladılar. Günümüzün ağır ve bunaltıcı koşullarında, büyük bir özveri ile bilime ve toplum refahına katkı yapma mücadelesi veren tüm akademisyenlere destek verme çağrısında bulundular. Bildiri ile özgürlük, eşitlik ve adalet mücadelesinde tam bir sorumluluk anlayışı içinde ve cesaretle, hep birlikte, birinci sınıf bir demokrasinin Türkiye’de, Avrupa’da ve Dünya’da yerleşmesi için dayanışma çağrısında bulundular.

 
OHAL ve KHK’larla Türkiye’de barış, demokrasi ve insan haklarının yok edilmekte olduğu tespiti ile hazırlanan bildiride; ülkemizin, tarihinin en karanlık günlerini yaşadığı, toplumumuzun en az yarısını temsil etmeyen bir hükümetin hatalarının, Türkiye’yi sosyal, siyasal ve ekonomik olarak geri dönülmesi zor bir uçuruma doğru sürüklediği ifade edilmektedir.

 
Bildiride, kendisine yönelik hiçbir eleştiriye tahammül gösteremeyerek, bütün uzlaşma kanallarını tıkayan hükümetin, bilimsel özgürlük ve demokrasi taleplerini uluslararası bilim topluluğu mensupları ile paylaşan akademisyenleri “ülkesini şikâyet etmekle” itham ettiği vurgulanıyor. Oysa büyük bir sevgiyle bağlı olunan en değerli varlığımız olan ülkemizin yaşadığı sorunların sorumlusunun ne bilim insanlarımız, ne de toplumumuz olduğu, sorunun kaynağının ve kendisinin, ülkemizi daha önce sahip olduğu saygın konumdan çok aşağılara çeken yöneticiler olduğu vurgulanmaktadır.

 
Bildiri ile ülkemizin bilimde, kültürde, edebiyatta, sanatta ve sporda en yüksek başarı ölçütlerinde faaliyet gösteren insanları yetiştirmeyi başarmış, Atatürk’ün anlayışı doğrultusunda, diğer uluslara ve tüm dünyaya düşmanca gözlerle bakmayan milyonlarca aydın insanın yaşadığı bir ülke olduğunun altı çizilmektedir.

 
“Barış İçin Akademisyenler” adlı 1128 imzalı bir bildirinin, AKP Hükümetinin büyük bir tepkisiyle karşılandığı, bu bildiriye imza atan akademisyenlerin neredeyse tamamının soruşturma geçirdiği, çoğunun işlerinden atıldığı, bazı üniversitelerde hükümet yanlısı kesimlerce fiziki saldırılara uğradıkları, 15 Temmuz 2016 günü yaşanan darbe girişimi sonrası Devlet içinde kanunsuzca yapılanan unsurlara karşı başlatılan operasyonların içerisine bu kişilerin de haksızca dahil edildiği, bu metne imza atan akademisyenlerin, Türkiye’de farklı üniversitelerde çalışarak bilimsel çalışmalara katkı koymuş insanlar olduğu, meslektaşlarına yönelik baskı uygulamalarına şiddetle itiraz edildiği ve bu konuda tüm Avrupa’ya dayanışma çağrısında bulunulduğu da ifade edilmiştir.

 
Avrupalı çok sayıda siyasetçi, bilim ve kültür insanı, Türkiye’de yaşanan insan hakları ve hukuk ihlallerini yakından takip etmektedir. Onlardan beklentilerinin Türkiye’yi toptan cezalandırmaya dayalı yaklaşımlardan kaçınmalarıdır. Bu yönde atılan adımlar aksi netice vermekte, otoriter rejimin baskılarının daha da artmasına yol açmaktadır. Türkiye’yi dış dünyadan soyutlamaları, kendi içine kapatarak baskı rejimini sürdürmelerini kolaylaştırmaktadır. Hükümete “Avrupa’nın tamamının Türkiye düşmanı olduğunu” kanıtlayarak otoriterliğe meşruîyet kazandırma imkanını vermektedir. Bu oyuna gelinmemesi istenmektedir.

 

 

Ülkemizde yaşanan çatışmalara ilişkin değerlendirmelerimiz ve barışın sağlanmasına yönelik çözüm önerilerimiz ‘Barış İçin Akademisyenler Bildirisi’nde yer alan görüşlerden önemli farklılıklar içerebilir. Bu bildiriye imza atmayan bilim insanları da mevcut tüm çatışmaların ve terörün barışçıl yollarla sona erdirilmesini istemektedirler. Katılmıyor olunsa da, insanların fikirlerini özgürce savunabilme hakkı sonuna kadar savunulmalıdır. 15 Temmuz 2016’da, ülke olarak, iktidarı askeri darbe ile devirmeye çalışan tüm güçlere karşı duruldu ve karşı durulmaya devam edilecektir. İster iktidardan, ister muhalefetten gelsin, demokrasiye yönelik saldırılara karşı mücadele, demokrasiye inanan tüm yurttaşlarımızla birlikte yürütülecektir. Saldırıda bulunanların hak ettikleri cezaları almaları gerektiği savunulmaktadır. Ne var ki, hak kaybına uğrayan ve siyasi görüşü ne olursa olsun, suçluluğu kanıtlanmamış insanların, kendilerine asla isnat edilemeyecek suçlamalarla tasfiyeye tabi tutulmaları ve cezalandırılmaları da kabul edilemez.

 
Bildirinin sonunda, Türkiye’de Barış İçin Akademisyenler Bildirisine imza attığı için haksızlığa uğrayanlar ve cezalandırılanlar başta olmak üzere, tutuklu milletvekilleri, basın mensupları, öğrenciler ve suçsuz oldukları halde cezalandırılan tüm diğer kişilerin haklarını savunma mücadelesinin sonuna kadar sürdürüleceği konusundaki kararlılık ifade edilmiştir.

 
Fransız devrimi ve Aydınlanma hareketinin öncüsü, büyük filozof ve düşünür Voltaire demiş ki; “Fikirlerinize katılmıyorum, fakat onları savunma hakkınız için hayatımı feda edebilirim”. Ülkemizde ve Dünya’da özgürlük, eşitlik ve adaletin yerleşmesi ve yaygınlaşması, düşünce ve ifade özgürlüğüne dokunulmaması için, mücadeleye ve dayanışmaya devam…

 

 

Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı
kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Sivas Katliamı ve insanlığa karşı suçlar
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında