Özgür Özel bu saatten sonra CHP liderliği hayali kurmasın ÇÜNKÜ… Ah Haluk Koç ah

Özgür Özel bu saatten sonra CHP liderliği hayali kurmasın ÇÜNKÜ… Ah Haluk Koç ah
11 Ağustos 2018 08:28

Yıl 1999 lise bitmiş, artık üniversiteli bir gencim. Zaman zaman Atatürkçü Düşünce Derneği’ne gidip geliyorum. Elime ne kitap geçerse okuyorum. Siyasi partileri izliyorum, arayıştayım sürekli.

 

 

Engin BALIM H&H YORUM

 

 

Neyse, bir gün Cumhuriyetçi Gençlik Platformu’nu kurduk. O zaman TGB vs ortalarda yok, CHP Gençlik Kolları’nı zayıf buluyoruz, partinin içinde gençlerin desteklenmediğinden, örgütlü bir yapıya bilerek izin verilmediğinden yakınıyoruz….

 

 

2003’te ODTÜ Kemal Kurdaş salonunda Mehveş Emeç konseri ve Basına Saygı gecesi yaptık. 25 birbirinden değerli ve ünlü köşe yazarını konferansta topladık, salonda 1000’e yakın genç vardı Öncesinden tanıdığım eski CHP lideri Altan Öymen ile bu etkinlik sonrası daha da yakınlaştık… Anılarını yazıyordu, ben de onun Milli Kütüphane’deki gazete arşiv taramalarını yapıp mikrofilmleri çeken gönüllü asistanı oluvermiştim.

 

 

Öymen sağolsun, ilk önce beni bir o zaman yıkılmamış olan Atatürk Spor Salonu’ndaki CHP tüzük kurultayına götürmüştü. Baykal tüzüğü antidemokratikleştiriyordu, Öymen buna kürsüden itiraz ediyordu ama Baykal hakimiyetindeki salon Öymen’i yuhalıyordu… Adnan Keskin’in Baykal’a kürsüden ceketini fırlattığını daha dün gibi anımsıyorum…

 

 

Derken, sonrasında küçücük Ahmet Taner Kışlalı Salonu’nda 2005’te Mustafa Sarıgül, Baykal’a bayrak açtı ve ben yine Altan Öymen’leyim… Salona girmemiz eski Genel Başkan ile neredeyse bir mucizeydi! Gerisi de malumunuz, sandalyeler havalarda uçuşuyor vs. O dönem biz Baykal gitsin istiyoruz, parti de değişim olsun diyoruz, tüzük değişsin diyoruz!

 

 

Bugün ‘İnadına Baykal, inadına sol’ sloganı atan bizi yuhalayanlar da, Baykal düşer düzmez, en iyi Kılıçdaroğlucu olanlar:) Tahminim Kemal Bey düştüğünde onu ilk satacak olanlar da yine bunlar oluverir…

 

 

Tabi Sarıgül’ü o dönem hiç bilmiyorum, basın övüyor, Aydın Doğan şişiriyor. Baykal bu tabi, öyle ya da böyle Sarıgül’ü mat etti…

 

Neyse ben artık, genç, CHP’de bilinen, Milliyet’te staj yapan bir gazeteciyim… Partinin ağır ismi, Önder Sav da bu genci seviyor, odasında saatlerce, millet kapısında beklerken keyifli sohbetler ediyoruz vs. Levent Gök, o zaman Levent abim, Eşref Erdemci, partinin diğer güçlü isminin veliahtı, onunla da çok iyiyim AMA Sav ve Erdem arasında müthiş bir rekabet var… Tekin Bingöl ise o dönem Önder Sav’ın başyaveri desem yeridir. Onunla da abi kardeş gibiyiz…

 

 

O dönemler bir de GENÇ Haluk KOÇ var, Grup Başkanvekili, zehir gibi bir adam… Genel Başkanı Salı günleri ziyaret eden partililer, hemen akabinde Koç’un odasına koşuyorlar, taban seviyor…

 

Biraz hızlı geçiyorum ki asıl yazmak istediğim konuya gelebileyim! Yıl 2007, 22 Temmuz seçimleri oldu, gece genel merkez önünde arkadaşlarımla, bahçedeki merdivenlere oturmuş ağlıyoruz… AKP’liler kornalarla bizim etrafımızda tur atıp duruyorlar… Partideki hava feci!

 

foto

 

link

https://www.haberler.com/chp-genel-baskan-adayi-haluk-koc-deniz-baykal-a-haberi/

 

 

Ve bir mucize oldu, genciz, heyecanlıyız. Bir ışık, umut ortaya çıktı. Haluk Koç aday, ağabey gibi seviyorum, kendime onu örnek alıyorum… Necatibey’deki mühendisler odasının salonuna Örsan Öymen ile beraber gittik. Bana ne telefonlar geliyor; ÖNEMLİ İSİMLERDEN ”Engin gitme Haluk kaybedecek, senin geleceğin var. PM üyesi olacaksın” vs…

 

 

O yaşta bir çok gencin tav olacağı bu vaade, verdiğim yanıt ise şöyleydi;

 

 

”Ben bugün Haluk Koç ile kaybetmenin onurunu yaşayarak, geleceği kazanmak istiyorum…”

 

 

Neyse Hoca, salonda muhteşem konuşuyor; dün gibi kulağımda hala o sözleri çınlıyor;

 

 

”Arkadaşlar partimize demokrasiyi getiremezsek, ülkeye de demokrasiyi getiremeyiz. O nedenle önce partimize sonra ülkemize demokrasiyi getirmek için yola çıktık…”

 

Hoca delegelerden ve delege ağalarından çok çekti. 1 metre karın içinde yürüyerek, delegenin ayağına gidip oy istedi ve aldı. Tehditlerle imzalar o dönem de çektirildi…

 

Bugün demokrasi isteyenlerden bazıları da o dönem, Hoca’ya destek vermediler vs. Bunları da biliyorum…

 

 

AMA Hocam; canım hocam benim bildiğim sen ilkelerin adamısın. Dünün demokrasi havarisi Mustafa Sarıgül ve benzerleri gibi bugün bir Şişli, Çankaya, Beşiktaş için imzadan imtina etmediğini de biliyorum…

 

Ama ‘’ Yok; ben adayken Muharrem destek vermedi, Ali neredeydi, Veli napıyordu” diyerek, geçmişe takılı, kin ile hareket edemezsin! Seni tanıdığımda, 19 yaşındaydım; şimdi 37 yaşındayım…

 

Hocam; o zaman ilkeleriyle daima parti içi demokrasi için uğraşan bizim gibi kişilerin günahı ne?!

 

Bugün değerli büyüğüm Altan Öymen bile, parti içi demokrasiyi savunmaktan maalesef aciz! Susuyor, o eski hallerinden eser yok şimdilerde!

 

Şimdi size soruyorum; parti içi demokrasiyi egemen kılmadan ülkemize nasıl demokrasiyi getireceğiz?!

 

Sayın Özgür Özel; bu kadar uzun uzun yazdım, elbette bekliyorsunuz, ‘’başlıkta niye ben varım, sıra ne zaman bana gelecek?’’ diye…

 

Gençsiniz, yeteneklisiniz; ancak görüyor ve üzülüyorum ki; memleketiniz Manisa’da bile taban ile ters düşüyorsunuz…

 

 

CHP Genel Başkanı olma hayalinizi, siz şu an reddetseniz bile, CHP içindeki en genç üyeden, en yaşlısına kadar herkes görüyor, anlıyor… Her üyenin bu hayali kurması doğal hakkıdır da. Ancak şunu sakın unutmayın ki, eğer hayatta olursak yaşayarak birlikte göreceğiz; bir gün aday çıkarsanız, tek tek bugünkü tavırlarınızı, tutumlarınızı, anti-demokratik bu tüzüğe karşı, en UFAK, küçük bir eleştiri dahi getirmemenizi, o gün geldiğinde, tüm CHP’lilere hatırlatmak da benim namus borcumdur…

 

 

Tarih önünde büyük bir sorumluluğunuz var, yerel seçimlere bizim bu kadrolarla gitmemize hala dur diyebilme şansınız varken, siyaset için genç denecek yaşınızda, gücün, mutlu azınlığın yanında yer almayı tercih edecekseniz, şunu çok iyi bilin ki, yanlış yöne sapmışsınız…

 

Hem kendinize, hem de geleceğinize yazık ediyorsunuz…

Mesela Kılıçdaroğlu mu İnce mi meselesi değildir! Mesele yarın siz de liderlik istediğinizde; ya da hak arayışı talep ettiğinizde, uygun iklim koşullarının, tüzük değişimiyle sağlanabilmesidir…

 

Yoksa üç beş belediyeye; onun oğlu, bunun kızı, şunun yeğeni soyadlarıyla tabanın itirazlarına rağmen gelmeye devam eder; CHP’liler kaybeder, AKP’li müteahhitler kazanmayı sürdürürler…

 

Engin Balım Twitter

 

Yorumlar

Yorumlar