Ortadoğulaşmak

Ortadoğulaşmak
6 Ocak 2017 16:07

Kişisel gelişim uzmanı Mümin Sekman, Suriyeli Aylan Kurdî isimli çocuğun Ege’de denize vurduğu dönemde “Ortadoğulaşmak” başlıklı bir makale yazmıştı.

 

 

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

 

 

 

“Suriyeli bir çocuğun geçmişi, Türkiyeli bir çocuğun geleceği”nin konu edildiği, güncelliğini koruyan, gerçekçi ve hepimizi düşündürmesi gereken bu makaleyi paylaşmak istiyorum. 150 yıllık batılılaşma ve uygarlaşma serüvenimizden geldiğimiz son durum, bir makalede ancak bu kadar doğru ve güzel anlatılabilir:

 

 
“Bugün bir Suriyeli çocuğun cesedi deniz kıyısına vurdu. Batan bir göçmen gemisinden, geriye kalan oydu. Bu çocuğun resmine iyi bakın, çünkü o bize bir şey daha anlatıyor. Vicdan? Masumiyet? Ölüm? Evet ama bunlardan öte bir şey gösteriyor. Bu fotoğraf, Suriye’nin yakın geçmişini, Türkiye’nin ise yakın geleceğini gösteriyor olabilir mi? Bu fotoğrafta Suriyeli bir çocuğun geçmişi, Türkiyeli bir çocuğun ise geleceği duruyor olabilir mi? Bu kafayla gidersek, bizim geleceğimizin de böyle olacağını siz de görebiliyor musunuz?Aklı başında herkesin gördüğü üzere, Türkiye adım adım Ortadoğululaşıyor. Daha doğrusu, sistematik bir şekilde Ortadoğululaştırılıyor. Ülkemiz Ortadoğulu bir zihniyet tarafından, Ortadoğulu bir üslupla yönetiliyor ve görünen o ki yakında tamamen Ortadoğu’ya dönüşeceğiz.

 
Ortadoğululuk nedir bilir misiniz?

 
-Ölümü yüceltip güzel yaşamayı aşağılamak Ortadoğululuktur.

 
-Dini yüceltip bilime kayıtsız kalmak Ortadoğululuktur.

 
-Lideri yüceltip, iyi sistem kurmayı aşağılamak Ortadoğululuktur.

 
-İmanı yüceltip aklı aşağılamak Ortadoğululuktur.

 
-Duyguları yüceltip mantığı küçümsemek Ortadoğululuktur.

 
-Müteahhiti yüceltip, mühendisi aşağılamak Ortadoğululuktur.

 
-Üniversiteleriyle değil, camileriyle gurur duymak Ortadoğululuktur.

 
-“Alnı secde görüyor” diye, politikacılara oy vermek Ortadoğululuktur.

 
-İmamları yüceltip, filozofları aşağılamak Ortadoğululuktur.

 
-Ev kadınlığını yüceltip, kariyer yapan kadını aşağılamak Ortadoğululuktur.

 
-Kendi çocuklarını Amerika’da okutup, halk çocuklarını imam hatiplere zorlamak Ortadoğululuktur.

 
-Sözü yüksek olanı değil, sesi yüksek olanı iyi lider sanmak Ortadoğululuktur.

 
-Kurumsal çözümler üretmek yerine, karizmatik lidere tapmak Ortadoğululuktur.

 
-Hatasından öğrenmek yerine, onunla duygusal bağ kurup hayatını bataklığa çevirmek Ortadoğululuktur.

 
-Standart sahibi olmak yerine, düştükçe “beterin beteri var” diye kendini avutmak Ortadoğululuktur.

 
-Başına gelene katkısını görmek yerine, hep dış güçleri suçlamak Ortadoğululuk.

 

 
-Şeytan taşlamaktan ibadet etmeye zaman bulamamak Ortadoğululuktur.

 

 
-Kendi hayatında hiçbir başarısı yokken, sürekli atalarıyla övünmek Ortadoğululuktur.

 

 
-Sıkılmış bir yumruğun, açık bir elden daha güçlü olduğuna inanmak Ortadoğululuktur.

 

 
Yukarıdaki maddelerin birçoğunun dinle ilgili olduğunu görüyorsunuz, neden? Çünkü ortalama bir Ortadoğulunun beyninin yüzde 75’i dinle kaplıdır. Bu yüzden diğer şeylere çok az yer kalır.

 

 

Onun zihniyetiyle ilgili söylediğiniz her şeyi, dinine saldırı sayar. Dinle ilgili olmayan pek fikri olmadığı için, dinini ilgilendirmeyen hiçbir eleştiri yapma şansınız da yoktur! Üstünüzü ıslatmadan, elinizle balık yakalamanın imkansızlığı gibi bir şey.

 

 

İronik bir şekilde, Ortadoğulular ülkelerinin sıkıcılığından kaçıp, nefes almak için turist olarak Türkiye’ye geliyor. Türkiye’nin yöneticileri ise gittikçe ülkemizi Ortadoğululaştırıyor.

 

 

Birkaç yıldır, yılın yarısını yurt dışında geçiriyorum. Yurt dışında, gittiğim en iyi restoranların en iyi yerlerinde hep Arap şeyhlerinin çocukları, yanlarında Rus sevgilileriyle oturduğunu görüyorum. Kendi ülkelerini modernleştirmek yerine, modern ülkelerde hayatlarını yaşıyor, kendi halklarına da din pazarlıyorlar.

 

 

Gidip, bu adamların ülkesinde, “bu adamlar size din merkezli yaşamayı övüyor ama kendileri son derece dünyevi yaşıyor” desem, beni o diktatörlerin polislerinden önce, o yoksul insanlar linç eder. Celladına aşık zihniyetteki insanlar için ne yapılabilir ki?

 

 

Bu açıklamayı kimseyi ikna etmek için yazmadım. Mantığa inanmayan insanların, mantıklı argümanlarla değiştirilemeyeceğini bilecek kadar tecrübeliyim. Bu hayatta, bazıları akılla öğreniyor, bazıları acıyla. Maalesef bu coğrafya, acıyla öğrenenlerin coğrafyası.

 

 

Benimki, sadece geleceğe dönük bir “ben dememiş miydim” notu.

 

 
Bu topraklarda, her şeyin bir gün anlaşıldığını ama hep geç anlaşıldığını biliyorum. Hepsi bir gün neyin ne olduğunu anlarlar, ama hep geç anlarlar!

 

 

Azgelişmişlerin kaderi iki kelimede saklıdır: İdrak gecikmesi!

 

 

Matbaanın 300 yıl geç geldiği bir topluma, mantık da olması gerekenden 30 yıl sonra geliyor. Neyin en mantıklı çözüm olduğuna karar vermeden önce 30 yıl kavga ediliyor!

 

 

‘Coğrafya kaderdir’ der, İbni Haldun, bizim kaderimiz de idrak gecikmesi!”

 

 

 

Sosyal Demokrat Avukatlar Derneği Başkanı

 
kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Yargı bağımsızlığı ve hakim güvencesi
Uluslararası Af Örgütü ve Türkiye
16 Nisan’da neyi oyladık? (Referandum mu, Plebisit mi?)