Oligarşi mi? Özgürlük mü?

Oligarşi mi? Özgürlük mü?
30 Mart 2015 16:45

Oligarşi, azınlığın yönetimi ve hakimiyeti olarak tanımlanıyor. Siyasi gücün, birkaç kişilik bir grubun elinde toplandığı yönetim biçimidir. Aristrokrasinin dejenere olmuş şeklidir. Halkın egemenliği temeline dayanan demokrasiye zıt bir kavramdır.

 

 

Av. Kemal AKKURT H&H YORUM

 

 

 

Siyasi iktidar, 13 yıldır iktidarda olmasına rağmen, bürokrasi ve yargıdaki oligarşiden şikayet etmeye devam ediyor. Bu eleştiriyi Başkanlık Sisteminin faziletlerini anlatmak için yapıyorlar. Başkanlık Sistemi olursa, bürokrasi ve yargıdaki oligarşi bitecek diye düşünülüyor. Yani Başkanlık Sistemi gelince; sınırsız bir ifade özgürlüğü gelecek, üniversite öğrencileri hak taleplerinde bulundukları için tutuklanmayacaklar, gazeteciler, sendikacılar, yazarlar, düşüncelerinden dolayı sorgulanmayacaklar, işlerinden kovulmayacaklar, çevreye karşı duyarlı olan çevreciler yargılanmayacaklar, şiddete bulaşmamış seçilmiş kişiler tutuklanmayacaklar, yargılanmayacaklar vs. Listeyi uzatmak mümkün. Yani bugün yaşadığımız hukuka, demokrasiye ve insan haklarına aykırı uygulamalar bitecekmiş…

 

 

Oysa bu ve benzeri sorunların Başkanlık Sistemi ile hiçbir ilgisi yok. İstenirse, parlamenter rejim içinde bu sorunlar çok daha kolay çözümlenir. Üstelik bu sorunları çözmek için, Anayasa değişikliğine de gerek yok. Yeter ki siyasi irade istesin ve uygulasın…

 

 

Hükümet politikalarının serbestçe tartışıldığı ve eleştirildiği bir ortam yaratılmadan, gerçek ve kalıcı bir barışın sağlanması da mümkün değildir. Bugün için ifade özgürlüğünün önündeki en büyük engel; emniyet ve bürokrasinin özgürlükçü olmayan tutumu ile yargının muhalif olan görüşlere karşı aldığı tavırdır. Emniyet, İçişleri Bakanlığı’na yani hükümete bağlıdır, yargı da yasalara. Emniyetin eylemlerinden doğrudan hükümet sorumludur. Yargının özgürlükçü olmayan tutumundan da yasaları özgürlükçü konuma getirmek için gereğini yapmayan, meclisin önüne götürmeyen hükümet dolaylı olarak sorumludur. Üstelik 13 yıldır büyük bir çoğunluğa sahip iktidar partisinin bürokrasiden, oligarşik yapıdan şikayet etmeye hiç hakkı yok. Sadece nerelerde hata yaptıklarını belirleyip, uygulamalarını düzeltmeleri gerekir. Örneğin, atamalarda sadece bilgi, birikim ve liyakatın esas alınması gibi…

 

 

Meclis’de iktidar partisinin oylarıyla kabul edilen İç Güvenlik Yasası, topluma deli gömleği giydirmeyi hedefleyen “Hiç Güvenlik Yasası”dır. Toplum nasıl ki 12 Eylül faşizminin getirdiği 1982 Anayasası’na sığmadıysa, bu faşist yasaya da sığmayacaktır…

 

 

Zenginlik ve servet gibi, makam, mevki ve iktidar da zaman içinde el değiştirecektir. İnsanın yaşam karşısındaki çaresizliğine çözüm üretmek, öncelikle iktidar gücünü kullananlara düşüyor. Bu nedenle, yüz yıllar öncesinden söylenegelen “insan, insanın kurdudur” sözünü, “insan, insanın dostudur” sözüne dönüştürmek de başta iktidar sahiplerinin, sonra da iktidar adına güç kullananların elinde…

 

 

Şikayet edilen oligarşi, sonuçta anayasal bir monarşiye dönüşmemelidir. Bunun yolu da tek adam iktidarı olan Başkanlık Sistemi değil, parlamenter rejim içinde daha fazla demokrasi, hukuk devleti ve insan haklarından geçiyor…

 

 

Türkiye, önümüzdeki 7 Haziran seçimlerinde bir tercihte bulunacaktır. Daha fazla baskı, zulüm ve adaletsizlik mi, yoksa özgürlük, kardeşlik, eşitlik, adalet ve hakça paylaşım mı? Tercihlerimiz, yaşam tarzımızı ve kalitemizi de belirleyecektir…

 

 

 

kemalakkurt@hotmail.com

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Sivas Katliamı ve insanlığa karşı suçlar
Dünya Emekçi Kadınlar Günü
Nâzım Hikmet 117 yaşında