Öldürülen kadınlar, yanan binalar, İngiltere ve Türkiye

Öldürülen kadınlar, yanan binalar, İngiltere ve Türkiye
11 Şubat 2013 09:59

Dünyanın her ülkesinde her sınıftan kadınlar dövülüyor, taciz ediliyor ve öldürülüyor.

Mustafa MERSİNOĞLU H&H YORUM

Bunun gibi yine dünyanın bir çok yerinde binalar yanıyor. 

Bunların bir kısmı kaza, bir kısmı ihmal, bir kısmı da çeşitli sebeplerden bilerek yakılıyor.

Kadınların maruz kaldığı bu vahşet en başta bilim insanları tarafından inceleniyor; çeşitli devlet, bağımsız kurumlar ve derneklerce araştırılıp önlenmeye çalışılıyor. Yangınlar da başta itfaiye ve polis olmak üzere resmi kurumlarca yerine göre sigorta firmalarının uzmanlarınca inceleniyor.

Yangınların önlenmesi üzerine  de bilimsel çalışmalar, üniversite gibi kurumlarda yapılıyor. Bazı özel şirketlerde bu konularla ilgileniyor yangın risklerini analiz ediliyor raporlar hazırlanıyor önleyici ve söndürücü malzeme satıyorlar. 

Bu tür olayları medyadan öğreniyoruz bazen yetkililerin ortaya çıkartamadıklarını ya da örtbas ettiklerini basın ortaya çıkarıyor. Bazen de medya bu olayların nedenlerini çarpıtıyor ya da sansasyonel hale getiriyor. 

Bir de halkın bu ölümlere ve yangınlara yaklaşımı var, bunlar da çeşit çeşit. Halkın düşünceleri üzerine araştırmalar ve anketler vs var mı bilemiyorum. Tanıdığım insanlardan duyduklarımdan, basında ki haber ve yorumlardan gitti gide Türkiye’de  halkın bazı kesimlerinin bu acı olaylardan dolayı aşağılık hissine kapıldığını bir de duygusuzlaştığını hissediyorum. Ümid ederim yanılıyorumdur. 

Ölü bulunan Amerikalı kadın ve Galatasaray’ın Tarihi bina yangını bu tür olayların en son  en ilgi çeken basında geniş yer alan iki örneği. 

İngiltere’de de turistler ve bir çok kadın taciz ediliyor dövülüyor ve öldürülüyor. İngiltere’de basın bu haberlerle dolu. daha Ekim 2012’de Çinli bir turist kız, bundan biraz önce de  bir Alman turist kadın da Londra’nın orta yerinde otelinden sıgara almaya çıktığında taciz edildi. Ama en kötüsü bir kaç yıl önce bir Avusturyalı kadın turiste sekiz genç çete üyesi toplu taciz etti ve bir su kanalına ölmesi için attılar.

İngiltere’de 95.000’ne yakın tacize karşılık sadece bin tanesi yaklanıp ceza alıyormuş. İngiltere’de her dört kadından biri aile içi şiddet görüyor ve her yıl 120’den fazla kadın da öldürüyor. Bunlar gösteriyor ki,  her toplum bu acıları çekiyor. Bunların dünya çapında istatistikleri tutuluyor, nüfüs başına vs karşılaştırılıyor.

Amacım bunları yorumlamak değil zaten bu uzmanların ve bu konular üzerine ciddi çalışan kurumlar ve kadın haklarını koruma dernekleri hakkıyle yapıyor. 

Benim içimi burkan İngiltere’de olan bu acı olaylar, İngiltere halkını ve insanlarını aşağılık duygusuna itmemesine rağmen Türkiye’de halkımızın bir kısımı kendi toplumunu küçük görmesine sebep veriyor.

İngiltere’de kimse olan olaylarda ülkesini kötülemiyor hatta bir kısım insanlar ve basın  bu tür olayları ırkçılık yaparak yabancıların üstüne atıyor.  Her duyarlı insan dünyanın her yerinde böyle acı olaylardan kendi toplumsal sorumluluğunu da hissediyor.


 
İngiltere’de kötü niyetle çıkarılan yangınlar 1997’den bu yana % 14 artıp 500’den fazla kişinin ölümüne sebep vermiş ve yılda 123.000’den fazla yangın çıkarılmış ve bu  2.2 milyar pound zarar vermiş. Yaşadığım şehir Brighton’da tarihi rıhtım iki kere üstüste yakıldı ve kimse de yakalanmadı, kimileri zaten mahkemelik oldukları rakip rıhtım şirketini suçladı.

Para, ticaret ve yakmalar her toplumu yakıyor. İngiltere’de de tarihi binalar yer yer yakılıp yok ediliyor ki yerine daha ticari binalar yapılsın ya da sigortadan para koparılsın diye.  Ancak Windsor sarayı gibi yerler yanınca insanlar ah otel mi yapacaklar diye korkmuyorlar. 

Evet kendimizi kötülemek için yeterli sebeplerimiz ne yazık  ki var. Şöyle bir anektodu da Londra’da mimarlık yapan bir tanıdık anlattı. Türk mahallesinde tarihi bir bina kaçak yıkılmış ve belediyede tanıdığı bir İngiliz mimar “ben Türkiye’de çalıştım orada yıkacak bina kalmadı şimdi sıra Londra’ya mı geldi” demiş.

Şimdi bile acı acı gülmeden edemiyorum ama bu demek değil ki her kötü olaydan sonra  aşağılık duygusu duyup kendimizi kötüleyeceğiz.

Yıllarca Türkiye’de yaşıyan İngiliz eşimin başına gelmedik kalmadı. Hepsini detayı ile yazsam upuzun bir yazı olur. Korkunç ölümlerin olduğu bir otobüs trafik kazasından kurtulduktan sonra herkesin götürülüp, orada dağ başında tek başına bırakılması ve sonra gelen polisin kötü davranışından, İstanbul’da çantasının zorla çalınmasına ve en kötüsü   bir gece yarısı otelinde odasına zorla girip uyurken taciz edilmesine ramak kalmasına ve yüzden yıllar sonra kabuslar görmesine rağmen, hiç bir zaman Türk halkını kötülemedi ve herkese Türkiye’de kendini İngiltere’den daha güvenli hissettiğini söyledi.

Zannedersem buna sebep  bütün bu acı olaylarda ve her yerde her durumda  kendisine en çok yardım edenin de yine Türk halkı olmasından. 

Bu acı olayların bir çok ekonomik ve sosyal kökenleri var ama bu olaylar için milletçe  aşağılık duygusu duymak çözüm değil. Hatta çözümün önündeki en büyük engel.

Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük uğraşısı ve başarısı Cumhuriyet çocukları olan annem ve babama göre Türk milletini bu ülkemizi ve halkımızı bugünlerde tekrar saran  aşağılık duygusundan kurtarması idi.

‘Bir Türk Dünya’ya Bedel’, ‘Ne Mutlu Türküm Diyene’ ve ‘Türk Övün, Çalış, Güven’, Türk Milletini bu aşağılık duygusundan kurtulması için denmiş sözler.

Tüm insanlığın, kadın, erkek eşit barış içinde yaşamasını isteyen Atatürk bunları halkını yüceltmek için, kimseyi aşağılamak için ya da şimdi kendilerini ırkçılıktan kurtaramayanların söylediği gibi ırkçılıkla yakından uzaktan alakalı  söylenmemiştir.

Atatürk hakkında şimdiye kadar yayınlanmış belki de en iyi biyografilerden birini yazan Şevket Süreyya Aydemir bakın ne diyor: “Atatürk’ün başardığı en güçlü savaş, toplumu aşağılık duygusundan temizlemek ve kurtarmak savaşı olmuştur. Hele aydınları Batı karşısında daima aşağılık duygusu içinde yaşamış bir ülkede, bu öyle bir çaba ve mücadeledir ki, eğer Atatürk hiçbirşey yapmasaydı, sadece bu başarısı ile gene de bir lider, bir kahraman olurdu.”

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bütün insanları bazen kandırabilirsiniz, bazı insanları her zaman ama bütün insanları her zaman kandıramazsınız’
23 Haziran seçimleri ve Türkiye Cumhuriyeti’nin seçenekleri
‘Ne güzeldir, dağların üstünde onun ayakları, ki müjde götürür’