Nekro(fil)ler ve 14 yaşında yaşama veda edenler!..

Nekro(fil)ler ve 14 yaşında yaşama veda edenler!..
17 Mart 2014 09:22

12 yıllık AKP iktidarı, Türk siyasi tarihinde bazı ilklerin yaşandığı dönem olarak anılacaktır.

 

Cemil CAN H&H YORUM

 

“Nekrofili” sözcüğünün siyasi terminoloji içerisine sokulması da bunlardan biridir… Başbakan Erdoğan, 07.11.2012 günü TBMM’nde yaptığı grup konuşmasında; Kılıçdaroğlu’nu “Bahtsız Bedevi” ye (1) benzettikten sonra, cezaevlerinde süren açlık grevleri nedeniyle, BDP’lilere de “Ölümlerden sapkın bir haz alıyorlar” diye beklemedik bir suçlama yöneltmişti. Ardından “Hepsi nekrofili hastalığına kapılmışlar” teşhisini koymuştu (2)

 

“Nekrofili” konusu, Mayıs 2011’de Faslı imam Zamzami Abdül Bari’nin açıklamalarından (3) sonra, tartışma konusu yapılmıştır… Fas Parlamentosu ve Uluslararası Müslüman Alimler Birliği kurucu üyesi, aynı zamanda da “Çağdaş Hukuk Araştırmaları Derneği”nin Fas’taki başkanı olan (4) Zamzami, Mısır’da Amerikancı bir darbe ile iktidara gelen “Müslüman Kardeşler”e esin kaynağı olmuştur!..

 

İmam Zamzami’nin, “ölü eşle seks” fetvasından sonra, Mısır’da Mübarek’i devirip, iktidarı ele geçiren, Başbakan Erdoğan’ın, mitinglerde 4 parmağını havaya kaldırarak destek verdiği “Müslüman Kardeşler”, “Selefiler” ile birlikte parlamentoda elde ettikleri çoğunluğa güvenerek, ilk iş olarak evlilik yaşını 14’e indiren bir yasa çıkartmışlardı. Böylece Mısırlı çocukları yatak odasına atmanın yolunu açmışlardı! Ardından, eşi ölen erkekler için, “veda seksi hakkı” tanıyan ikinci bir rezil yasayı çıkartarak, iç dünyalarını gözler önüne sermişlerdir!.. (5)

 

17 Aralık Soruşturması ile görevinden alınan, rüşvet ve yolsuzluk batağında çırpındıkça biraz daha batan, lağım çukurunun tam orta yerinde “başını dik” tutmaya çalışarak öten, eski başmüzakereci Egemen Bağış, yeniden patronunun gözüne girebilmek için, kaldırım seviyesinin çok aşağısından mesajlar atarak, Türk halkının sabrını deniyor!.. Bu şekilde, gündemde kendine bir yer edineceğini sanan bu zavallı adam, “Gezi direnişi” sırasında başına isabet eden gaz fişeğinin komaya soktuğu ve 269 gün yoğun bakımda yaşam mücadelesi verdikten sonra, sonsuzluğa uğurlanan 14 yaşındaki çocuk, Berkin Elvan’ın cenazesine katılanları, “terörün bitmesinden rahatsız olan” ve bu yüzden “Çözüm sürecini hedef alan” nekrofiller (ölü seviciler) olarak suçluyor!.. Egemen Bağış, ülkeyi parçalama planı olduğu tartışma götürmeyen “açılım sürecine” karşı olan yurtseverleri, topluca “ölü seviciler” olarak nitelendirmiştir!.. ABD’nin çıkarlarını korumaya yemin etmiş ve bu şekilde ABD vatandaşlığını kazanmış bu sefil, aynı zamanda Washington’daki ABD Dışişleri Bakanlığı’nın yeminli tercümanı (Türkiye Büyükelçiliği’nin değil ama), ABD’nin pek güvenilir adamıdır. Egemen Bağış, bu iğrenç sözleri ile Başbakanının gözüne ne kadar girdi bilemeyiz tabi… Ama “nekrofili” suçlaması ile Türk halkının gözünde layık olduğu yere, elbette kayıt edilmiştir!..

 

***

Başbakan Erdoğan, Berkin’in ölümü üzerine, kendisine sorulan “Döviz etkilenir mi?” sorusuna; “Etkilenmez. Türkiye bunları aştı” yanıtını vermiştir. Demek ki, Başbakanın gözünde 14 yaşındaki bir çocuğun ölümü, dövize olan etkisi kadarmış!.. Erdoğan’ın bu açıklaması ile ayakkabı kutularında, yatak odalarında ve kasalarında döviz saklayan bakan çocuklarının, yüreğine su serpilmiştir!.. Başbakan, oyun çağındaki Berkin’in mezarına, annesinin çocuğu öteki dünyada “oyun oynasın” diye attığı misketlere de anlam verememiş, güya, güvenlik kuvvetlerine sapan ile bilye atmış gibi bir yalan uydurarak, arkasına sığınmıştır. Masum bir çocuğu “terörist” olarak mahkum etmeye çalışarak, gözü yaşlı, yüreği kanatılmış, mazlum bir annenin ahını almıştır!.. Başbakan Erdoğan, bu talihsiz açıklaması ile tamamen insanca olan ve duygu yüklü bir davranışı, anlamayarak Necmettin Bilal’in babası olduğunu kanıtlamıştır!..

 

Başbakan Erdoğan ile aklı bir karış havadaki eski Bakanı Bağış, “Çözüm Süreci”ni destekleyen, daha düne kadar yol arkadaşları olan “akil kadın”, Sezen Aksu’nun: “Soğukkanlılığını, muhakeme yetisini kaybetmiş bir kibir, iktidar ve güç zehirlenmesinden doğan bir vicdan tutulması Berkin’i de aldı” şeklindeki doğru teşhisini dahi duymazdan gelmişlerdir… Dolayısıyla Egemen Bağış’ın “nekrofili” sözlerinin muhatapları arasında Minik Serçe de yerini almıştır!…

 

***

Başbakan Erdoğan, Siirt konuşmasında; Kürtlerin gözünün içerisine baka baka, şu soruları sormuştur: “Ne yaptım, adam mı öldürdüm? Bir şeyler mi çaldım?..”

 

“Polise emri ben verdim” (6) diye övünen Başbakan Erdoğan, polisin attığı gaz fişeği ya da polis veya jandarma tarafından açılan ateş sonucu vurularak -veya başka şekilde- yaşamını yitiren; (Berkin Elvan, Hasan Fırat Gedik, Ahmet Atakan, Ali İsmail Korkmaz, Ethem Sarısülük, Abdullah Cömert, Mehmet Ayvalıtaş, Medeni Yıldırım ve Mustafa Sarı’nın) ölümlerinden ve gözü kör olanların sakat kalmasından doğrudan sorumludur!..

 

Aynı şekilde, istifa eden 4 bakanının evlerinde bulunan paralar ile Necmettin Bilal’in “sıfırlayamadığı” avroların nereden ve nasıl kazanıldığını da tek tek açıklamak zorundadır…

 

Ancak o zaman, başı dik, alnı açık bir şekilde yukarıdaki soruları sorabilir… “Başı dik” deyince, sosyal medyada görüp pek beğendiğim bir paylaşım aklıma geldi… “Gezi zekalı” çocuklardan birinin paylaştığı kesindir. Başbakan üzerine alınmasın sakın. Paylaşım şöyle: İki ayağı b.kta iken, başı dik olan ve bağırabilen tek yaratık horozdur!?..

 

***

 

İktidarın horozları, MEB’nın sözüm ona müfettişleri de yaşanmakta olan sürece katkılarını sundular. Adana ve Mersin’de okul ve yurtları dolaşarak öğrencilere, “Erdoğan’ı mı yoksa Atatürk’ü mü seviyorsunuz” sorusunu yöneltmişler. Milli eğitim teşkilatında odacı bile olamayacak bu adamlar müfettiş yapılırsa, sorulacak sorular da elbette kendi zeka düzeyleri ile sınırlı kalacak. Atatürk; ülkeyi düşman işgalinden kurtarıp, Cumhuriyeti kuran 20. yüzyılın eşsiz lideridir ve bütün dünya onu bu yönüyle tartışmasız olarak kabul eder, Erdoğan ise, ABD’nin modası geçmiş BOP’nin deliğe süpürülmek üzere ayrılmış eşbaşkanıdır. Müfettişlere hatırlatırım. Müfettişler, anaokulu çocuklarına, “Ayakkabı kutusu ile ilgili konuşan öğretmeniniz var mı?” diye de sormuşlar… Asıl tuhaf soruları cinsel yaşama dairmiş: “Anne-baban ayrı mı, annenin sevgilisi var mı?” Molla Zamzami gibi MEB Müfettişlerinin de aklı fikri bacak aralarında!.. Eşinden ayrılan bir kadının, aylığının yetip yetmediği, yaşamını tek başına sürdürüp sürdüremediğini soracak yerde, sevgilisinin olup olmadığının, üstelik de çocuğuna sorulması, Milli Eğitim Bakanlığı’nın meselesi midir?..

 

Nekro(fil)ler ve horozlar kimlerdir acaba?..

 

Av. Cemil Can

 

 

DİPNOTLAR:

(1) http://www.haber3.com/erdoganin-soyledigi-bahtsiz-bedevi-ne-demek-haberi-1596496h.htm

(2) http://www.sabah.com.tr/Gundem/2012/11/07/bunlarin-hepsi-nekrofili-hastaligina-kapilmis

(3) https://www.youtube.com/watch?v=taZngkAhCNM

(4) http://en.wikipedia.org/wiki/Abdel-Bari_Zamzami

(5) https://www.youtube.com/watch?v=kJRr1LydB8g

veya

http://dunya.milliyet.com.tr/oldukten-sonra-cesetle-seks-%20yasasi-/dunya/dunyadetay/27.04.2012/1533443/default.htm

(6) http://www.radikal.com.tr/turkiye/polise_emri_ben_verdim-1138828

 

 

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
‘Bağımsızlık’ mı ‘hırsızlık’ mı?!..
Devletin ‘özel’i olmaz!..
‘Cesaret ödülü’nün bedeli!..