”Müslüman kardeşler” döktükleri kanda boğuluyor

”Müslüman kardeşler” döktükleri kanda boğuluyor
18 Ağustos 2013 11:00

Örgütlerde,toplumsal ve bireysel algılama bakımından aynen bireyler gibi değerlendirilir.

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

”Müslüman Kardeşler” örgütü 1938’den sonra siyasallaşmaya başlamıştır ve İngilizler tarafından Mısır’ı karıştırmak için kurdurulmuştur.

Bugüne kadar tarihsel süreç içerisinde başta devlet başkanları olmak üzere önemli cinayetlere ve sayısız katliamlara imza atmış olan ”Müslüman Kardeşler” örgütü defalarca kapatılmasına rağmen yeraltına inerek kanlı aktivitelerine devam etmişler sayısız derecede ”Şeriat” adına insan öldürmüşlerdir.

Örneğin,Mısır Devlet başkanları Cemal Abdunnasır ve Enver Sedat’ı bu eli kanlı örgüt, Allah adına katletmişlerdir.

Daha binlerce cinayet var, kanlı tarihlerinde ”Müslüman Kardeşler”in.

Mısır halkının çoğunluğu geldiğimiz nokta itibariyle Ortaçağ’ın dogmatik karanlık zihniyeti ile yönetilen ve hareket eden bu eli kanlı örgüte karşı, onlar örgütleşmiş oldukları için şimdiye kadar bir şey yapamıyorlardı.

Bugün Arap aleminin karanlık Ortaçağ dehlizi içinde ve mutlak kraliyetle yönetilmesinin en önemli nedenlerinden biri bu eli kanlı örgüttür.

Çünkü diğer Arap ülkelerine de örnek oluşturduğu için oralara bir türlü demokrasi uğrayamıyordu.

Diyeceksiniz ki şimdi ne oldu?

Sevgili okuyucular Müslüman dünyası için çok önemli bir örnek oluştu ki,bundan sonra İslam ülkelerindeki demokratik gelişmeleri durdurana aşk olsun.

Öncelikle şunu peşinen belirteyim ki,Mısır’da olan bir ”Halk Devrimi”dir.

Batı uygarlığı ile kafası aydınlanmış General Sisi,halkın çoğunluğunun sesine,meydandaki taleplerine yanıt vererek eli kanlı örgütün Cumhurbaşkanı Mursi’yi ve yönetimini görevden uzaklaştırarak Mısır’da bir daha geri dönüşü olmayan bir şekilde aydınlanma dönemini başlatmıştır.

Mısır’daki ”Ortaçağ” zihniyet karanlığı ile sokaklara dökülen ”Müslüman Kardeşler”in onbin yıl önceki dogmatik insan düşüncesi ile eylem yapan zavallılar, düzeni korumakla görevli askerlerin kurşunlarına hedef olarak boşuna ölmektedirler.

Ama bu zavallılar,şehit gittiklerini sanacak kadar gaflet ve dalalet içerisindedirler.

Allah adına ölme ve Allah adına öldürme,Allah emirlerinin cümlesi içinde bulunmamaktadır;böyle bir ibadet şeklide yoktur.

Bilimden uzak dogmatik saf kitleleri kendi çıkarları ve iktidarlarının devamı için yönlendiren üçkağıtçı liderler Allah yolunda ölme ve öldürülme ibadetlerini çıkararak o beyinsel özürlü zavallı masumların kitleler halinde katledilmelerine sebep oluyorlar ki,sahtekar din baronları tarih boyunca bunu hep yapmışlardır,yapmaya devam edeceklerdir.

Kesin bir hüküm halinde şunu belirteyim ki,artık general Sisi’nin Mısır halkının yaptığı devrime verdiği destekle tüm Araplar makus talihlerini yenmişlerdir.

Artık sahte,uydurulmuş inançlar ve tüm Arap ülkelerindeki kralların,emirlerin,şeyhlerin hükümranlıkları ile yaşantıları derinden sorgulanır hale gelecektir.

Zavallı Arapları, Allah adına sömürerek saraylarında bu kral ve emir soytarılarının birkaç yüzer tane dünyanın çeşitli ülkelerinden tıpkı birer hayvan gibi para karşılığı alıp getirdikleri en güzel cariyeleri bulundurduklarını biliyor muydunuz?

Bu cariyeleri de güya Allah’ın emri olduğu için saraylarında besi hayvanı gibi besleyip,istedikleri zamanda arzu ettikleri kadınla yattıklarını biliyor musunuz?

Görüyor musunuz Ortaçağ hilekar Arap zihniyetini,zavallı beyinsel özürlü kitleleri kandırmak için bile ‘’şeyinin keyfi’’ni Allah’ın bir emri olarak ibadet haline getirmiş.

Ya bugünün insanının,o günün insanını zihinsel sığasının(kapasite) yetersizliği nedeni ile inandığı zavallılıklara inanmasını nasıl açıklayabiliriz?

Acaba bu insanlar antropolojik gelişimin hangi safhasındalar?

Var mı gerçek İslam’da böyle bir ibadet şekli?

Yukarıdaki çarpıcı örneği neden verdim?

Bugün Mısır’da, Allah’ın bir yardımı olarak yapılan ‘’Arap Aydınlanma Devrimi’’ne karşı canlarını boşu boşuna güya Allah için feda eden zavallılara acıdığımdan dolayı verdim.

Keşke bu katliamlar olmasa,benimde yüreğim sızlıyor ama tarih şunu hep kaydetmiştir ki,akıllanmayan bir milleti,belli bir süreç içerisinde bir lider çıkar ve aydınlık çizgiye sokar.

Avrupa aydınlanma çağı bile nice maceralardan sonra böyle olmuştur.

Türk Milleti’ni Ortaçağ karanlığından Gazi Mustafa Kemal kurtarmıştır ve Türk aydınlanmasını gericilerin direncine rağmen başarmıştır.

Mısır aydınlanmasını ve buna paralel olarak Arapların toptan aydınlanma dönemini de başlatan general Sisi’dir ve Ortaçağ karanlığını kaldıran bir lider olarak tarihe geçeceği kesindir.

Şu binmelidir ki,aydınlanma devrimlerinin temelinde direnen gerici kitlelere karşı zor kullanma sosyolojik olarak vardır.

General Sisi,daha şimdiden Mısır’ın Atatürk’ü olmuştur.

Mısır’daki bu halk devrimine karşı bizdeki gerici unsurlar kısmen ki,Türk halkının büyük çoğunluğu onlardan uzaktır;harekete geçmişlerdir.

Meydanlara inerek cihat ayetlerini sık sık söyleyen ve konuşmalar yapan hatipler gerici unsurlara yön vermeye çalışmaktadırlar ki,hem attıkları nutuklar hem de taşıdıkları pankartlar laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni yıkmaya yöneliktir ama nedense Emniyet ve Yargı bunlara karşı harekete geçmemektedirler.

Bu kitleler Irak’da Amerikan askerlerince katledilen bir buçuk milyon Müslüman,yüz binlerce ırzına geçilen kadın,bir milyon yaralı ve sakat insan,dul kalan beş yüz bin kadın,yetim kalan yine en az bir milyon çocuğa rağmen neden sesleri ve gıkları çıkmıyor du?

Recep BOP eş başkanı ve ABD’nin işbirlikçi taşeronu olduğu için mi sesleri çıkmıyordu bu zavallı eylemcilerin?

Evet aynen öyle, bu dogmatik zihniyetlilerin gayesi Müslümanları korumak değil,biat kafalı beyinleri ile ‘’Sahibinin sesi’’ne göre hareket etmektir.

Evet ‘’Sahibinin sesi’’ni acayip bir korku almış ki, Bursa’da Kentsel Dönüşüm Programı’nda meydanda halka yaptığı konuşmada Mısır’daki eli kanlı terör örgütü ‘’Müslüman Kardeşler’’ mensuplarının aydınlanmacı devrimcilere karşı yaptığı ‘’rabia’’ yani başparmağını avuç içine saklayarak diğer dört parmağı ile elini yukarı kaldırıp halka işaret ederek ‘’Bugün Mısır’da oynanan oyunu yarın çıkacaklar başka İslam ülkesinde oynayacaklar.Bugün Mısır’da sergilenen vahşeti,yarın belki de başka ülkede sergileyecekler.Belki başka ülkeyi,belki Türkiye’yi karıştırmak isteyecekler.Çünkü bu bölgede güçlü bir Türkiye istemiyorlar’’ diyerek çok derin bir şekilde korkularını açığa vurmuştur.

Şuna kesinlikle eminim ki,Recep’in bu konuşması ve yaptığı ‘’rabia’’ işareti yarın öbür gün Mısır’daki gibi başına bir şey gelme olasılığına karşı gerici,dinci unsurları tahrik etmekten başka bir anlam taşımıyor.

Bir başbakan sorumluluk sahibi olmalıdır,kitleleri tahrik edecek ve tehlikeli gelişmelere neden olacak konuşma ve sembollerden özenle uzak kaçmalıdır.

Yine gelecek için kaygı beslediği korkular nedeni ile Recep,oğlu Bilal’i geçtiğimiz Cuma namazından sonra general Sisi karşıtı ve Mursi destekçisi gerici eyleme katılarak babasının desteğinin onlarla olduğunu sembolize etmiş, herhangi bir durumda babam içinde sokaklara dökülün,babamı koruyun mesajını çok açık bir şekilde vermiştir.

Yazık,ajitasyon sorumlu bir başbakanın yapacağı iş değil,ancak sorunlu bir başbakanın yapacağı iştir.

Bir de Recep, Bursa’daki konuşmasında ‘’Mısır’da iki tablo var;biri Musa tablosu,diğeri ise Firavun tablosu’’ diyerek kendince laf cambazlığı ve kitlelerin dinsel duygularını tahrik etme işi yapıyor.

Evet doğru söylüyorsun Recep,Sisi ile ‘’Devrimci halk’’ Musa’yı,Mursi ile ‘’Müslüman Kardeşler’’ ise Firavun’u temsil ediyor.

Sen kendine bak.

Az daha unutuyordum,Irak’da bir buçuk milyon Müslüman’ın katledilmesine sebep olan ABD işbirlikçileri ile Hıristiyan askerlerine ülkelerine sağ salim dönmeleri için dua edenlerde Firavun’u temsil ediyorlar.

Yine ‘’1 Mart 2003 Teskeresi’’ ile Türkiye’ye kara,hava,deniz kuvvetlerine ait en ağır silahlar,savaş uçakları,savaş gemileri ile 62 bin ABD askerinin, Irak’taki Müslümanları öldürmek için girmesi için Teskere’yi destekleyen veya geçirmek isteyenler Firavun’u,Teskere’ye ret oyu verip böyle bir felaketi engelleyenler Musa’yı temsil ediyorlar.

Yukarıda yazdıklarımı eleştirebilecek bugünün general Sisi karşıtı eylemci gericileri o gün o ihanet belgesi teskere için neden eylem yapmadılar ve nerede idiler?

O gün o aşağılık Teskere’ye o dönemin milletvekili olarak ret oyu verip Müslümanları koruma içgüdümü en iyi şekilde kullanarak Musa’nın temsilcisi olduğumu ispat ettim.

Ya sen Recep,Müslümanları katledecek Teskere’nin çıkması için gösterdiğin çaba ile kimi temsil etmiş oldun?

O gün seslerini çıkarmayan bugünün gerici eylemci destekçilerin kimi temsil etti Recep?

Maval atma.

Sen istemesen de Mısır’daki halk darbesi tüm Müslüman ülkeleri din tüccarı,çıkarcı gericilere karşı aydınlatacaktır.

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Cem Uzan cumhurbaşkanı olmak için Türkiye’ye dönecekmiş!
Diyanet ve cemaatler laik demokratik Türkiye Cumhuriyeti’ni yok etmekte kararlılar!
Tayyip Erdoğan Türkiye ve Türk ulusu için milli güvenlik sorunudur!