Muharrem İnce’ye kefilim, devlet kendisine emanet edilir

Muharrem İnce’ye kefilim, devlet kendisine emanet edilir
21 Haziran 2018 22:45

Bu başlık ve içerikle neden bu yazıyı kaleme aldığımı bir kısım okurlarım belki bilmeyebilir; bunun nedenini açıklayıp, sonra düşüncelerimi aktarmak istiyorum.

 

 

 

Dr. İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Öncelikle şunu belirteyim ki, 22.Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde Muharrem İnce ile birlikte milletvekilliği yaptık.

 

Bu dönemde, yani 2002-2007 arası farklı partilerde bulunmamıza rağmen Muharrem İnce’yi Genel Kurul’daki etkin çalışmalarından ve yüksek boyutlu mücadelesinden dolayı yakından tanıma fırsatı buldum.

 

Ben AKP’nin ilk kurucu il başkanlarındanım ve 2002’deTBMM’ne milletvekili olarak girdim ama 5 yıllık sürenin iki buçuk yılını burada geçirdim ve RTE’nin Türkiye’yi felakete götüren icraatlarını yakından gördüğüm için ayrıldım.

 

Türkiye’nin başında bir karabulut gibi dolaşan RTE’yi partisi ile birlikte siyaset sahnesinden silmek için merkez sağın partisi olan ANAP’ta grup kurduk ve etkin mücadeleye başladık.

 

Öyle ki, partimiz anahtar parti konumuna geldi ve Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı seçilme aşamasında güç ANAP’ta idi ki, o günleri anımsayanlar bu zorlu aşamaları bilir, bu nedenle burayı geçerek önemli bir anekdot anlatmak istiyorum.

 

O günlerde RTE, Abdullah Gül yanlarındaki heyetlerle birlikte genel başkan ve partimiz kurmay heyetini ziyaret ederek yardım istiyorlardı.

 

Çünkü, o günkü Anayasa’ya göre cumhurbaşkanı seçilebilmesi için ilk iki turda TBMM Genel Kurulu’nda 367 sayısına ulaşılması gerekiyordu ve 22 kişilik grubumuzla ANAP kilit parti konumundaydı.

 

İşte bu nedenle ANAP genel başkanı Erkan Mumcu tek tek milletvekillerinin bu konudaki görüşlerini, onlarla birebir müzakere ederek almıştır.

 

Şunu hemen belirteyim ki, Erkan Mumcu Genel Kurul’a katılıp Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirmek taraftarıydı ve partinin milletvekillerinin çoğunluğu da bu eğilimdeydi.

 

Her milletvekilinin, başbaşa yaptığı görüşmelerde fikrini alan Erkan Mumcu, benim görüşümü alınca ki, ben Abdullah Gül’ün cumhurbaşkanı olmasına şiddetle karşıydım; son derece şaşırdı ve ‘’İbrahim Bey, sen milletin vicdanını temsil eden bir kişiliğe sahipsin, nasıl böyle düşünürsün?’’ deyince ben yanıt olarak ‘’Bunlara ve özelde de Abdullah Gül’e devletin emanet edilemeyeceğini, sonumuzun felaket olabileceğini’’ ifade ettim ve karşılıklı farklı iddialarda bulunduk, sonunda karar benim görüşüm doğrultusunda çıktı ki, Erkan Mumcu ilk tur seçime girileceği gün yaptığı basın toplantısında ‘’Devleti bunlara emanet etmeyeceğiz’’ kararını kamuoyuna açıkladı.

 

Ama sonunda katakulli ile Abdullah Gül’ü cumhurbaşkanı seçtirdiler ve geldiğimiz nokta itibari ile Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin, Türk milletinin felaketin uç noktasına geldiğini hep birlikte yaşıyoruz.

 

Çünkü, bana göre Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni ve Türk milletini asıl mahvedenin bizatihi Abdullah Gül’ün kendisidir!

 

Zira RTE’nin önüne koyduğu Cumhuriyeti yıkıcı tüm yasaları bir noter marifetiyle onaylayan odur.

 

İşte bu nedenle ‘’Bunlara devlet emanet edilmez’’ yanıtını vermiştim Erkan Mumcu’ya.

 

Halbuki, bizlere ne yüksek vaatlerde bulunmuşlardı!

 

Bu anekdotu anlatmamın nedenini şöyle açıklayabilirim.

 

Birine kefil olmak, veya bir şey emanet etmek dünyanın en zor ve derin vicdani sorumluluk getiren işlerindendir.

 

Herkese güvenemezsin.

 

Hele bu bir devletse sorumluluğun daha derindir.

 

Devleti emanet ettiğin kimseler onu batırırsa ömrünün sonuna kadar çok derin ıstırap içinde yaşarsın.

 

Milletvekilliğim döneminde böyle bir hata işlemediğim için vicdanen ve ruhsal olarak çok rahatım.

 

O günün somut türlü büyük vaatlerine karşı AKP’nin Abdullah Gül için istediği ‘’Devleti bize emanet edin!’’ taleplerine ret yanıtı vermemize rağmen, bugün hiçbir çıkarımız olmadan, tüm vicdansal sorumluluğu üzerimize alarak diyorum ki, yakından tanıma fırsatı bulduğum Muharrem İnce’ye Büyük Atatürk’ün tüm kurum, kurul, kural ve yasalarıyla kurduğu Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni gönül ferahlığı ile emanet edebilirsini.

 

Bir yurttaş olarak, bir yurtsever olarak bu konuda tüm vicdansal sorumluluğu üzerime alıyorum.

 

Bakın size bir gözlemimi anlatmak istiyorum.

 

Siyasal olarak en tehlikeli olanların, yani vatan ve millete en çok zarar verenlerin paraya tapan para hastası kişilikler olduğunu gözlemledim ve de bunların ülkesini, milletini en küçük çıkarları için satabileceğini bu parlamenterlik dönemimde saptadım.

 

Ülkeme ve milletime zarar verdiği için, hiçbir çıkar ilişkisine girmeden iktidar partisini bırakıp, onunla mücadele etmek için partisinden ayrılmış biri olarak söylüyorum ki, Muharrem İnce para ve çıkar ilişkilerinden uzak bir kişiliktir.

 

Bunu nereden biliyorum?

 

5 yıllık parlamenterlik hayatımda onu hep AKP ve RTE’nin yanlışlıkları ve hatalı politikaları ile mücadele eden biri olarak gördüm.

 

Çünkü çıkar ilişkisi olanlar, muhalefet partisinde bile olsa bakanlarla yakın ilişki kurup, hatta bu nedenle kürsüye çıkıp eleştiri yapmayarak parsa toplamaya çok gayret ediyorlar.

 

İşte Genel Kurul çalışmalarına yoğun olarak katılmış ve AKP’yi şiddetle eleştirmiş bir parlamenter olarak Muharrem İnce’de böyle bir davranış asla görmedim.

 

Bakanlarla milletvekillerinin en sık görüştükleri platform Genel Kurul’dur.

 

İşte Muharrem İnce’nin bir defa dahi, bir iş için herhangi bir bakanın yanına gittiğine tanık olmadım.

 

Ama Muharrem İnce’nin devlet ve milletin meseleleriyle ilgili olarak bakanlara kök söktürdüğüne hep tanık oldum.

 

Bu çalışmalardan tanıdığım Muharrem İnce:

 

-İyi bir devlet adamı ve kaliteli siyasetçi!

 

-Bilge!

 

-Yurtsever!

 

-Yılmayan çetin ceviz!

 

-Yüksek irade sahibi’

 

-Cumhuriyet ilkelerine sıkı sıkıya bağlı.

 

-Atatürk’ün hedeflerini gaye edinmiş.

 

-Akıl ve bilimden asla ödün vermeyen.

 

-Türkiye’nin çıkarlarını hiçbir emperyalist güce kaptırmayacak derecede mücadeleci.

 

-Bir öğretmen olarak eğitim aşığı.-Genel Kurul çalışmalarının birinde, o dönem Milli Eğitim Bakanı Hüseyin Çelik’ten ‘’Ömer Seyfettin Lisesi’’nde(Ankara Balgat’ta bir lise) fizik derslerinin öğretmen yokluğundan dolayı boş geçtiğini ve bu lisede ücretsiz olarak fizik derslerine girmek için izin istedi ama kabul etmedi bakan bey, bu kadar da idealist bir eğitim gönüllüsü ki, bu olayı hatırlayacağından eminim-

 

-Sapına kadar dürüst!

 

-Son derece demokrat bir kişiliğe sahip.

 

-Yüksek adalet duygusu sahibi!

 

-Paylaşımcı.

 

-Merhamet sahibi!

 

-Devlet ve milletinin çıkarlarını partisinin ve kendi çıkarlarının çok üstünde tutan kişilik.

 

-Vs. vs. vs…

 

Muharrem İnce’ye ait çok daha fazla üstün özellikler sayabiliriz ama bir makaleye sığacak çapta değil bunlar.

 

Diyeceğim şu ki, Muharrem İnce RTE’nin bozduğu tüm Cumhuriyet ilkelerini, Atatürkçü değerleri, insan hakları ihlallerini, yargının bağımsızlığını, bozulan laik seküler eğitimi, Cumhuriyet kurumlarını tek tek düzelteceğinden nokta kadar kuşkumuz olmadığı gibi, çok daha yüksek hedeflere taşıyacaktır.

 

Ve, bunların bir çoğunu da yüz gün içinde gerçekleştireceğini açıkladı ki, bunlardan biri de ülkemizi RTE kanalıyla işgal etmiş olan 4 milyon Suriyeli’yi de davul zurna ile ülkelerine göndereceğini Mersin mitinginde açıkladı.Bu sorun ülkemizin en berbat sorunudur, bu nedenle ekonomik, sosyal, kültürel, sosyal, eğitim, emniyet hayatımız mefluç oldu.Bunların vatandaş olanlarının bile ülkelerine gönderilmesi gerekir.Devlette devamlılık esastır ama diplomasız bir sözde cumhurbaşkanının imzaladığı her yasa, KHK, dış anlaşmalar, atamalar toptan geçersizdir.

 

Bu nedenle Muharrem İnce RTE’nin bozduğu Cumhuriyet değerlerini ve yukarıda zikrettiğimiz icraatları kolayca yapabilmesi için öncelikle onun diplomasızlığını meydana çıkarmalı, bunu gizleyenleri cezalandırmalıdır yargı yoluyla.

 

Yukarıda anlattığım anekdot çerçevesinde ‘’Abdullah Gül’e devlet emanet edilmez!’’diyerek vermediğim kefaleti, yakından tanıdığım Muharrem İnce için yineleyerek ‘’Muharrem İnce’ye kefil oluyorum, kendisine devlet emanet edilir!’’ diyorum, gönül ferahlığı ile.

 

Hatasız insan olmaz, elbette hata yaptığında eleştirimizi de hiç çekinmeden yaparız; zira söz konusu olan vatan ve millettir.

 

 

Dr. İbrahim ÖDOĞAN Twitter

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Türkiye’de demokrasi bitmiştir ve liderlerin kökü kurumuştur!
Muharrem İnce’ye kefilim, devlet kendisine emanet edilir
Gevşemeyin, tehlike bütün dehşetiyle devam ediyor