Müdahaleler tutmuyor

Müdahaleler tutmuyor
9 Mayıs 2018 17:30

Merkez Bankası önce evelsi gün müdahale etti çıldıran dolara.

 

 

Safile USUL H&H YORUM

 
O tutmadı, dolar yaklaşık 0.02’lik bir düşüş kaydetti ama ertesi gün yeniden yükselmeye devam etti.

 
Bugün yine müdahele geldi Merkez Bankası’ndan.

 
O da tutmadı.

 
Ki, bundan sonra da tutmaz.

 
Zira…

 
Merkez Bankası teknik müdahale araçlarına sahiptir.

 
Ancak, bir ekonominin makro siyasal koşullardan kaynaklı dengelerine etki edemez.

 
Ekonomide dengelere etki edilebilmesi için ekonominin bir hukuk devleti tarafından serbest piyasa şartlarında yönetildiğinin hem iç hem de dış piyasalarda bilinmesi gerekir.

 
Bakın, erken seçim olacağı ve muhalefetin toparlandığı belli olduktan sonra döviz kuru çok minimal de olsa bir parça stabilize olur gibi oldu.

 
Ancak Erdoğan’ın siyasi açıklamalarının başlamasından hemen sonra dolar ve euro yeniden tırmanmaya başladı.

 
Hükümet yalakası medya son iki günkü artışın Londra kaynaklı manipülasyon olduğunu söylüyor.

 
Ama hiçbir Londra veya başka bir yer kaynaklı manipülasyon bir ülkedeki döviz kurunu bu derece belirleyemez.

 
Türkiye’deki döviz kuru yükselişinin nedeni makro siyasal koşullardır.

 
Nasıl ki, 57. Hükümetin makro siyasal adımları Türkiye’yi AB ile müzakereye başlatmış ve ekonomiye güven hissiyle ekonomide büyüme ve stabilite sağlamışsa…

 
Bu siyasal adımların yok edilmesi ve seküler Cumhuriyet devletini ve onun hukuk devleti özelliklerini yok eden bir gündeme dönülmesi artık 57. Hükümet’in sağladığı koşulları Erdoğan’ın elinden geri almıştır.

 
Durum budur.

 
Dikkat edin…

 
Dünyada ekonomik dengesi oturmuş, döviz dalgalanmaları nedeniyle güç kaybetmeyen, döviz dalgalanmaları ekonomisinde temel bir vektör olmayan ülkeler sadece ve sadece demokrasi ve hukuk devleti ile yönetilen ülkeler.

 
Çin istediği kadar ekonomik hacmi büyüsün, halkına refah sağlayamıyor, parası güçlü değil.

 
Latin Amerika ülkeleri istedikleri kadar ekonomik hacimleri büyüsün, refah ve denge sunamıyorlar halklarına.

 
Biz Türkiye Cumhuriyeti olarak bu refahı halkımıza 57. Hükümet ile sağladık.

 
Bu siyasi iktidar da 15 sene bunun ekmeğini yedi.

 
Ancak sonra hukuk devleti ve seküler Cumhuriyet kurundan geri dönülünce, bugünkü duruma geldik.

 
Bundan sonra döviz kuru Merkez Bankası’nın hiçbir teknik müdahalesi ile yatıştırılamaz.

 
Yatışma için yeni bir hükümet şart.

 
Bunu meydanlarda mümkün mertebe anlatmaya çalışmak lazım.

 
Erdoğanın her bir konuşmasının içerde ve dünya ile siyasi gerginliği artırdığı, çok sayıda masum insanın hapiste olmasının dünyada Türkiye bir diktatörlük ülkesi algısı yarattığı, birçok eğitimli Türk vatandaşının ve iş insanlarının yurtdışına kaçtığı, iş insanlarının Türkiye’de döviz kuru nedeniyle yatırım büyütmekten korktuğunu, birçok holdingin işlerini küçülttüğü, bunun iş alanlarını daha da daralttığı, Türkiye’de tarımsal üretimin donduğu, ekmek kalitesinin buğday yokluğundan dolayı çok düştüğünü, yediğimiz ekmeğin sağlığa zararlı hale geldiği, birçok milli fabrikamızın yok edildiği, ihtiyacımız olan doğal şekerimizin kalmadığı, diğer suni şekerlerin tüm vatandaşları hasta edeceği, çocuklarımızın beyin gelişimini engelleyeceği, piyasada et olmaması sebebiyle çok artan tavuk üretiminin yeterli sağlık ve besleyicilik özelliklerini kaybettiği, meyve üretimin dahi azaldığı ve kötüleştiği, normal mandalina portakal’ın dahi bulunamaz hale geldiği, piyasada çok kaçak et olduğu, Türk tarım toprağının yok olmakta olduğunu, en stratejik kurumlarımızın satıldığını, dünyada telekomunu satan başka bir ülke olmadığı vs. vs. vs halka anlatılmalı.

 
Millilikle alakasız olduklarını da anlatmalı basit bir biçimde. Gayri-milli oldukları verilerle halka gösterilmeli.

 
Bir de…

 
Bir hükümet değişikliğinden sonra gelecek Cumhuriyet hükümetinin ekonomiyi düzeltmek için atacağı ilk adım dünyaya yayınlayacağı bir siyasi deklarasyondur.

 
Ama bunun detayları sonraya kalsın.

 

 

Safile USUL Twitter

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Doktora şiddet olayına sadece böyle bakamayız
Delege lütfen, yaşanacak yer kalmayacak
Nihayet