Milli hakimiyet, riyakarlık ve rüşvet

Milli hakimiyet, riyakarlık ve rüşvet
4 Mart 2017 14:52

Değerli Okuyucular! İslam dini; emir ve yasaklarıyla fert ve toplum için uygunluğu gözetmiş; insanların dünya ve ahiret mutluluklarına zarar verecek her türlü söz, fiil ve davranışları ise haram kılmıştır.

 

 

 

Nuan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

 

Bu maksatla kamu mallarını zimmete geçirmek, hırsızlık, gasp, maddi menfaat sağlamak için ihalelere fesat karıştırmaktır. Ayrıca Fetö Terör örgütü ve ihale verilen kişi ve kurumun ekonomik güç elde ettiği zaman, parayı nereye ve hangi amaçla harcayacağını düşünmeden sadece cebine girene bakan vb. gayri meşru kazanç yollarını yasakladığı gibi fert ve toplum hayatının geleceğini teminat altına alınması için son derece zararlı olan, rüşvet alıp vermeyi yasaklamıştır. Bu konuda, Mehmet Şimşek diyor ki: ”Yolsuzluk yapanların Allah Belasını Versin” ve bu özdeyişe, ”Yolsuzluk yapanlara göz yumanların da Allah Belasını versin.” eklersek özdeyiş tamamlanmış olmaz mı?

 

 

 

Gerçeklere dayanacak olursak rüşvet; toplumları felakete götürmüş, birlik ve kardeşlik duygularını temelinden sarsan, güven duygusunu zedeleyen çirkin faaliyetlerden biridir. Rüşvetin girdiği toplumlarda Adaletsizlik yaygınlaşır. Emanetler ehline verilmez, stratejik görevler layık olmayan ve cüzdan muhasebesi ahlakına sahip olanlara verilirse, Riyakar, FETÖ Terör örgütü mensuplarının ve ”İhanet şebekeleri” nin eline geçer. İnsanların birbirlerine güveni kalmaz. Bunun bir örneği: FETÖ terör örgütüne mensup seçilmiş, atanmış ve bu örgüte mensup olanlara ihale verilmesi ile 15 Temmuz olayları ortaya çıkmıştır. Eğer ki, rüşvet ve haksız kazanç gelirleri frenlenmezse, ALLAH korusun, Türkiyeyi FETÖ terör örgütünden daha tehlikeli günlerin önünü açmak demektir.

 

 

Rüşvet: Haksız kazancın ne derece tehlikeli, çirkin ve nefret ile karşılanan bir iş olduğunu bilmeyen yoktur. Cenab-ı Allah kendi hakkını isterse affeder, lakin kul ve hayvan hakkını yerine getirmedikçe veya cezasını görmedikçe hakimlerin hakimi olan Allah kolay kolay affetmez. Allah’tan korkan ve ahirete iman eden ne fertlerin ne ve ne de Devletin (Kamu) malına el uzatabilir.

 

 

Milli hakimiyet, Kur’an-ı Kerimin ve Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.)’in gösterdiği yoldur. Bu sebeple her zaman, milletin hürriyet ve İstiklaline kastetmek isteyen ”Riyakar İhanet Şebekeleri”, karşılarında Büyük Türk Milletinin inançlı ve kararlı tepkilerini bulmuşlardır. Bu büyük irade ve hakimiyet, dışında kalanları ezmiştir. Keyfilik ve İstibdat (Despotluk) yıkılmış, düşmanlar yenilerek mağlup olmuştur. 15 Temmuz günü, çıkar amaçlı kişilere (FETÖ) sığınıp, şeytana uyanların, belasını önce Cenab-ı ALLAH vermiş ve Büyük Türk Milletinin birlik-Beraberliği de, hadlerini bildirmiştir. Hakimiyet kayıtsız şartsız Milletin olmuştur.

 

 

Hepimiz bize verilen sorumlulukların, emanetlerin muhafızıyız ve onları iyi görüp gözetmekten sorumluyuz. İstisnasız hepimiz sorumluyuz. İslam Dinine göre, Peygamberler müstesna, hatasız ve günahsız insan yoktur. Cenab-ı ALLAH, kimseye böyle bir yetki vermiş değildir. Gördüğünüz gibi, İslam dini bir insanın keyfine göre idareyi ve istibdadı (Despotluk) tanımıyor. Aksine bizden istenen işleri hakkaniyet, Adalet ve müsavat (Eşitlik) prensiplerine uygun olmasını ve meşveretle (Danışmak), yeni işlerin Milli hakimiyet uyarınca yürütülmesini istiyor. Meşveretle (Danışmak) görevlenen yalnız bizler değil, Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) bile bununla memurdur. Cenab-ı Hak, mealen; ”Mü’minlerin işleri aralarında danışma iledir.” buyruluyor ve bu şekilde yaşayan Mü’minler öğülüyor.

 

 

Hadis-i şerifler:

 
1- Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde: ”Kim bir zalime yardım ederse Cenab-ı Allah, o zalimi ona musallat eder.”
2- ”Cenab-ı Allah’ın kudret eli topluluktadır.”
3- ”Hayırlınız, ahiretini dünyası için, dünyasını da ahireti için terketmeyen ve halkın sırtına yük olmayan kişidir.”
4- ”Lanet olsun paraya pula kul olanlara.”
5- ”Bir kimse kendisini büyük, başkalarını küçük görürse Allah o kimseleri dünya ve ahirette hakir eder.”
6- ”Zalim olduğunu bile-bile birisine yardım eden kişi, gerçekten de Müslümanlıktan çıkmıştır.”
7- ”Halka cebredenlerle onlara yardımda bulunanlar Cehennemdedir.”
8- ”Bilgiyle mal, bütün ayıpları örter; bilgisizlik ve yoksulluk bütün ayıpları açar.”
9- ”Güzel- güzel sormak, bilgi elde etmenin yarısıdır.”

 

 

İslam dini emanetlerin ehline verilmesini emretmiştir. Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v.) hadis-i şeriflerinde: ”İş (görev), layık olmayana verildiğinde kıyameti bekleyin.” buyurmuşlardır. Rüşvet, toplumun en büyük hastalıklarından ve haksız; doğruyu yalancı liyakatlıyi ehliyetsiz duruma düşürür. Öte yandan ehliyetsiz ve liyakatsız kişiler ehil ve başarılı görülür yasak ve gayri meşru imişcesine işlenir Adalet ve hakkaniyete riayet edilmeyen toplumlarda; herkes hakkını, kendi kuvvet ve kabiliyetini kullanarak almaya yeltenir. Bu ise, huzursuzluk, anarşik-Ekonomik terörün kökleşerek meyve vermesi demektir.

 

 

İslam, hak ve Adalet mefhumu ile bağdaşmayan bir içtimai felaket olan rüşveti, kesin olarak yasaklamış, bu çeşit kazançları haram saymıştır. Rüşvet alanın daha sonra tevbekar ve pişman olmasını dahi dikkate alarak, rüşvet olarak verilen maddenin kabzedilmesiyle işin bittiğini kabul etmemiş; alınan şeyin aynen ve değerinde geri verilmesini gerekli saymıştır.

 

 

Başbakan Binali Yıldırım diyor ki: ”Gün Dostunu Düşmanını Tanıma günüdür.” özdeyişi, ruhunda Vatan sevgisi olan her Türk vatandaşını mutlu etmiş ve Vatan sevgisini arttırmıştır. SORU? Başbakan Binali Yıldırım, bu Milli çağrıyı yapıyor ama acaba FETÖ terör örgütüne mensup tescilli olanlar görevlerinden alınarak, yeniden stratejik görevlere hatırı sayılanlar aracılığı ile yeniden atananlardan haberi var mı? Madem ki, ”Gün Dostunu Düşmanını Tanıma Günüdür” özdeyişi ile Büyük Türk Milletine sesleniliyor: O zaman, bu Milli çağrıyı dikkate alınarak Rüşvet, haksız kazanç, Vatansever ve Vatan haini ayrımı yapmayan, FETÖ Terör örgütünün ticari ahlakı gibi, kim rüşvet veriyorsa, ona iş veriliyorsa ve atananlara dikkat edilmesi gerekmiyor mu? FETÖ Terör örgütüne mensup olanlar, halen kendilerini acındırarak istediklerini koparıyorlar.

 

 

Her Türk vatandaşının, bazı seçilmiş ve atanmışların Hacca ve Umreye giderek, ailesinin ve kendisinin kara sayfalarını beyazlatma mesajını veriyorlar. Ayrıca bulundukları makamlardaki faaliyetlerine (İcraatlarına) dikkat edilirse, tam Riyakar ve ”İhanet şebekeleri” oldukları görülür. Hem maddi ibadet olan Hac-Umre’ye gidecek ve makamını koruyabilmek için, Riyakarlık ve haram olan faaliyetler yapanların; tam zuümkar va zalim kişiler oldukları icraatlarıyla sahnede oynuyorlar.

 

 

Başbakan Binali Yıldırım’ın, Milli seslenişlerinden ve aşağıda ki, hadis-i şerifin yazılmasından cesaretlenerek: ”Kötü kişiyi anmaz kötülüğünü söylemezseniz halk nereden bilecek onu? Kötü kişiyi kötülüğüyle anın da halk, ondan çekinsin” (Hz. Muhammed ve hadisleri: 591 ci hadis. Yazar: Abdulbaki Gölpınarlı Okat yayınevi Kasım 1964)

 

 

Üzülerek ifade edeyim ki, FETÖ Terör örgütüne mensup tescilli olanların, halen Stratejik görevlere atanmaları DİKKAT çekicidir! İnşallah Başbakan Binali Yıldırım, bu olumsuzlukların farkına varır ve ”İhanet şebekesi, Riyakarlar” ‘a haddini bildirir.

 

 

Cenab-ı Hak Milletimizi korusun ve cümlemizi Ay-Yıldızlı şanlı Türk Bayrağının dalgalanarak gül açmasını bizlerden ayırmasın. AMİN Velhamdullillahirabbilalemin.

 

 

Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, Cümle Vatan Şehitlerimizi Rahmet, Gazileri minnetle anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar diliyorum.

 

 

Kaynakça:

 
Dini hitabet ve mesleki uygulama. Yazar: Ahmet Yüzendağ 03 Ağustos 1961
Hz. Muhammed ve hadisleri. Yazar: Abdulbaki Gölpınarlı Kasım 1964
Diyanet işleri Başkanlığı 207 No’lu yayını.
İslam Dininin Nurlu Yolu Yazan: Osman Bayülken 1959

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Hıyarın şaşırtıcı faydaları
Miraç Kandili ve Türk İslam Gelenekleri
31 Mart seçimi kritik eşiğimiz