Milli bekamıza yönelen ekonomik-sosyal tehditler

Milli bekamıza yönelen ekonomik-sosyal tehditler
13 Aralık 2019 08:32

Değerli okuyucularımız, Türk Milleti üç bin yıldan beri vardır. Onun var oluşu, büyüklüğü, gücü, tarihe damgasını vuruşu yalnız Milli karakterleriyle mümkün olabilmiştir. Türklüğün büyüklüğünü veya var oluşunu Türklüğün dışındaki şu veya bu faktöre bağlı değildir.

 

 

 

Numan ALADAĞ H&H YORUM

 

 

Vatanseverlik, Türk soyunun ruhunda, kanında, beyninde yaşayan hayat prensiplerinin fikir haline gelmiş bir şeklidir. Bundan dolayı da”sıra” ve “saygı” esaslarını ihmal edemez.

Türk ahlakında, makam-mevki için milleti feda eden değil; aksine, gerektiği zaman millet uğruna makamını, hatta hayatını verebilen Türk’tür ve o büyük adamdır.

İktisadi doktrinler çabuk değişir. Değişmeyen prensipler vatansever milliyetçilik ve beynelminelciliktir. “Milliyetçilik” derken bu kelimenin asıl anlamını kastediyorum. 15-Temmuz-2016 yılında sözde İslam beynelminelcileri “Fetö terör örgütü”, gibi siyasi ümmetçilerin riyakarlık duygularıyla milliyetçiliklerini düşünmüyorum.

İnsan uzviyetinin karaciğer, akciğer, beyin ve kalbi nasıl dört önemli organı ise, bir milletin de ordu, dil, bağımsızlık ve Milli şuur, dört büyük kalesidir.

Bir millet, ordusunu kaybedebilir. Bağımsızlığını da kaybedebilir. Fakat, dilini sakladıkça, o millet yaşıyor demektir. Dilini kaybeden bir millet ölmüş sayılır.

Hindistan da, yaklaşık yüz milyona yakın Türk asıllı Hindistan vatandaşı var. Hindistan da yaşayan Türkler, yüzyıllardan beri Türklüklerini unutmamışlardır. Onun içindir ki, Milli şuurun uyuşuk olması, milletlerin yaşama kabiliyetleriyle orantılıdır. “Kim ne derse desin, Türk her yerde ve her zaman Türk’tür.”

 

 

Ekonomik terör ve Suriyelilerin tehlikesi:

 

 

Raf bedeli şartını uygulayan mağaza zincirlerinin yetkilileri, iyi bilmelidirler ki, Milli şuur, bir milletin yaşama iradesi, hayat kaynağı ve en kuvvetli silahıdır.

21’ci asırda Milli şuuru olmayan ve protein (Temel gıda) sorunlarını teminat altına almayan milletler yıkılmaya mahkûmdurlar. Libya da buğday yetişmeye başlandı, sanayi ötesi toplum ülkeleri, Libya da tarım ekonomisini engelleme planlarını başlattı. Hedefleri, Libya da Temel gıda sektörünü petrol gibi ele geçirmektir.

Yeni düşmanın hedefi Türkiye de anarşik-ekonomik terör oluşturmaktır. Bu düşmanın adı, raf bedeli şartı, Suriyeliler ve halen içimizde gizli faaliyetlerini sürdüren Fetö kulübünün mensuplarıdır.

Riyakar “İhanet şebekeleri” iyi bilmelidirler ki, Türkiye’nin üretime ve yerli sermayeye önem vererek kalkınma davası aynı zamanda onun büyük devlet olma davasıdır.

Bu sebeple Milli dava, ülkemizde iktisadi demokrasinin kurulması ve ekonomik teröre dur demenin davasıdır.

Son zamanda ülkemizde, yerli sermayeye önem verilmesi ve tarım kredi kooperatifleri tarafından mağaza zincirlerinin açılması memnuniyet vericidir. Bu mağazaların Türkiye genelinde genişlemesi, raf bedeli şartına en güzel şekilde haddini bildirmek demektir.

Raf bedeli hareketliliği olmayan bu mağazalarda, Türk Milleti ihtiyaçlarını karşılamış olacak. Ayrıca Türk çiftçisi-sanayicisi de rahat bir nefes almış olacak.

Suriyelileri kaçak olarak çalıştırmak ve raf bedeli şartı ile Türk sanayicisini-çiftçisini, tarihin en büyük tehlikesiyle karşı karşıya getirdiğini, sevgili dostum Dr. İbrahim Özdoğan defalarca bu tehlikeyi açıkladı.

İlgili bakanlıkların en büyük faydası ve görevi, Türk sanayicisini-çiftçisini anarşik-ekonomik terörün kucağına düşmekten korumak ve kurtarmaktır.

Bir millet sanayi ötesi toplum olma duygusu ile üretim yapabilmek için, kendisinin büyük millet olduğu inancını duymalıdır.

Suriyeliler, Fetö’yu Müslümanlığı alet ederek kullanan “İhanet şebekesi” sanayi ötesi toplum ülkeleri, raf bedeli şartını uygulayanlardır. Hedefleri; Türkiye’yi ekonomik dar boğaza sürükleme ve Harran ovasını ele geçirmektir.

Ekonomik terör örgütleri iyi bilmelidirler ki, Türk Milleti, manevi güç bakımından daima güçlü ve onun içindir ki, kendisinde her tehlikeyi yenebilmek inanç ve kuvveti daima vardır.

Milli gelirin adaletle dağıtılması, Türk Milleti için de elbette Milli bir gayedir. Milli gelirin arttırılması ve dağıtılması yerli sermayeye ve yerli üretime önem vererek, ferdi ihtiyaçların rahatça karşılanabildiği, refahın yaygın olduğu bir ülkede, toplumcu adalet davası gerçekleşmiş olur ve böyle bir davadan bahsetmeye de lüzum kalmaz.

Toplumcu adalet tedbirleri sağlam yasal esaslara bağlanmalıdır. Diğer taraftan da eğitim ve öğretim de yerli sermaye tarafından üretilen ürünlerin satışını yapan mağaza zincirlerinde satın alış veriş yapma eğitimini vermeliyiz.

Ayrıca ülkemizi iktisadi alanlarda hızla kalkındırarak, toplumcu adaletin ortamını hazırlamamız gerekir. Aksi takdirde, toplumcu adalet davasının, sanayi ötesi toplum ülkelerinin, raf bedeli şartının ve Suriyelilerin tehlikesi asla unutulmamalıdır.

 

 

Raf bedeli şartı, halen içimizde dolaşan Fetö terör örgütü mensupları, Suriyeliler, yoksulluk, cehalet-bilgisizlik ve her türlü ahlaksızlık bataklıklarında açan bir çiçektir.

Milli ülküler, milletleri asırlar boyunca ayakta tutacak enerji kaynağıdır. Ülküsü olan milletler, fedakar insanlarla doludur. Fedakar insanların çokluğu, her türlü insani meziyetlerin hakimiyeti demektir. İnsan toplumları insani meziyetlerle yaşar. Cehaletin, bencilliğin, kara para harekatının ve rüşvetin yaygın olduğu toplumlar refah ve dıştan büyüklük içinde de olsa, yıkılmaya mahkûmdur.

Türk Milleti, ülküsü olan mutlu toplumlardan biridir. Tarihi boyunca büyüklük ülküsü ardından koşmuş, birlik ve fetih savaşları yaşamış ve Birinci Dünya Savaşının sonuna kadar da daima büyük devletin sahibi olmuştur. Halen de aynı kararlılıkla büyük devlet olduğu devam etmektedir.

Türk Milletinde ki, en büyük zaferlerden birisi de, Australia-Silver şehrinde, BROKİN HİL savaşında iki isimsiz Kahraman Türk’ün, Zaferidir. Milli eğitim Bakanlığı, bu iki Kahraman Türk’ün Zaferine, tarih kitaplarında yer vermesi gerekir.

Tarihi Türk geleneklerinde ve ahlakında, kabiliyetli ve enerjik olanlar büyüklük ülküsü ardından koştuğunu belgeliyor. Çünkü büyüklük ülküsü, büyük fedakârlıklar ülküsü demektir. Bundan dolayıdır ki, korkaklarla riyakarlık duygusu ahlakına sahip olanlar büyüklükten korkar, daima küçük kalmak ister. Onun içindir ki, ahlaksızlıkların anahtarı olan Raf bedeli şartını uygulayanlar, Türk tarihini iyi okuyup para yerine Allah’tan korkup, vatan sevgisini ruhlarında taşısıınlar.

Bir ülkede gerçek demokrasinin mevcudiyetinden bahsedebilmemiz için, ilk önce iktisadi demokrasinin kurulmuş olması gerekir. Ne yazık ki Türkiyede iktisadi demokrasinin mevcut olmadığını anarşik-ekonomik terörün meydana gelmesine sebep olan raf bedeli şartının uygulanması ve Suriye’lilerin kaçak çalıştırılmasıdır.

 

 

Ayrıca Suriye’liler, iş yeri açarak vergi kaçakçılığı ve kara para hareketliliğini, en çok Şanlıurfa ilinde yapıyorlar. Maliye Bakanlığı yetkilileri, bu kara para hareketliliğine niye seyirci kalıyor?

Kara para hareketliliği ve Raf bedeli şartı da, Anarşik-Ekonomik terörün meydana gelmesi ve her türlü ahlaksızlıkların anahtarı demektir.

Demokrasi tarihi Türk geleneklerinde ve Türk Milletinin ruhunda vardır. Türklerin ruhunda, beyninde yaşayan hayat prensiplerinin fikir haline gelmiş bir şekildir.

Bugünkü şartlar içinde Türk gençliğinin, kaynakları dışarıda olan yıkıcı ve bölücü fikirlere kapılıp milletleri ve yurtları aleyhindeki hareketlere katılan talihsizler haline gelmemeleri için, her şeyden önce, kendi soylarının Milli davasını öğrenmeleri gerekir.

Midesinde helal lokma bulunan kimseden rıza-i ilahiye muhalif bir şey zuhur etmez çünkü ağızdan ne girerse, fiiliyattan çıkacak ta o olur. O kimsenin yegane gayesi ailesine helal rızık temin etmesi olur. Helal rızık peşinde olmak ibadettir.

Vatan sevgisi ve kavramı ne demektir? Vatan dar manasıyla bir millet veya toplumun üzerinde yaşadığı toprak parçasıdır.

Vatan; atalarımızın kanıyla yoğrulmuş, uğrunda can, mal verilen maddi-manevi kıymetler, tarihi miras, paylaşılmış duygularla üzerine barınanları kader birliği ile birbirine kenetleyen ülkedir.

 

 

Ay-Yıldızlı Şanlı Türk Bayrağı’nın, dalgalandığı toprakta, yalnız raf bedeli şartını uygulayanlar ile ve Suriye’lilerin haksız çıkarlarından faydalanılan bir bölge değildir. Vatan yurt kelimesinin de üstünde manevi bir değer taşır.

Yakın tarih de, Fetö klübü mensuplarının, bürokraside, siyasette ve ekonomi de ki jet hızları ile yükselmeleri kontrol edilmedi ve 15 Temmuz’u gördük. Onun içindir ki, Suriyelilerin ve Raf bedeli şartını uygulayanların ekonomik faaliyetlerine, TBMM ve ilgili bakanlıklar, bu tehlikeli faaliyetlere acilen dur denilmesi gerekir.

Türkiye de, vatanseverlik, Türklük ve demokrasiyi savunanlar, iktisadi ve siyasi demokrasinin kurulmaması ile, Türkiye’nin sanayi ötesi toplum bir ülke olmasını engelleyen “İhanet şebekeleri” ne dur denilmesi gerekir.

Türkiye düşmanı bazı sanayi ötesi toplum ülkeleri tarafından, Fetö terör örgütünün faaliyetlerinin bir benzeri de, raf bedeli şartı ve Suriyelilerin kara para harekatıdır.

Ayrıca ülkemizde geçici olarak bulunan Suriye halkını ucuz iş gücü diye çalıştırılması da, ekonomik terörün en önemli dilimidir. Çalışma Bakanlığı, Valiler, Kaymakamlar, Polis ve Jandarma, Suriyelileri çalıştıranlara izin vermemesi gerekir.

Raf bedeli şartı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’nın çalışmalarına en büyük risk ve engeldir. iktisadi-siyasi demokrasinin olmadığı bir ülke de, kara para hareketliliği olan bir ülke demektir. Kara para hareketliliği de, Allah korusun; ülkeyi felakete sürüklemenin bir dilimi olduğunu aklımızdan çıkarmayalım.

 

 

Raf bedeli şartı, siyasi demokrasiyi tamamlayan iktisadi demokrasinin Türkiye de kurulması için ve Türkiye’nin sanayi ötesi toplum bir ülke olmasında da, büyük tehlike ve engel olduğunun bilincinde miyiz?

Raf bedeli şartının, Fetö terör örgütünden daha tehlikeli olduğunu bilmeliyiz. Eğer bu ekonomik terörler kontrol edilmediği zaman, gelecekte patlak verdiğinde Allah korusun, Türk Milletine büyük zararlar verecekler.

Raf bedeli şartı, bir kara para kulübüdür. İlgili resmi kurumlar, gereken önlemleri alıp, bu kulüplerin tehlikeli faaliyetlerine dur demesi gerekir.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 08/Mart/2019 Cuma günü, Şanlıurfa da ki, konuşmasında diyor ki: “İstikbalimize göz dikenlere derslerini veriyor muyuz?” konuşmasına, “Raf bedeli şartı ile iktisadi-siyasi demokrasiyi ortadan kaldıranlara ve sosyal güvenliği iflasa sürüklemeye sebep olan Suriyelileri kaçak çalıştıranlara da, dersini vermeliyiz.” ifadesini ilave ederek, bu Milli sesleniş tamamlanmış olmaz mı?

Raf bedeli şartını uygulayan mağaza zincirlerinin, riyakarlılık (İki yüzlülük) ve ekonomik-anarşik terör oluşturma sektörünün, faaliyetleri, en çok işbaşındaki hükümetin işlerini zorlaştırıyor.

 

Raf bedeli şartını uygulayanların kurnazlığı:

 

 

Türk sanayicisinden-çiftçisinden ürün alıp üç ay o parayı çalıştırıp ürün bedelini 90 gün sonra, sözde faizsiz çalışıp ödeme yapıyoruz mesajını veriyorlar.

Bu mağaza zincirleri, Fetö’nun riyakarlığı gibi, Türk kamuoyuna, faiz işlerine bulaşmıyor ve üreticilere İslam dinine göre haram olan faiz yemelerine sebep olmuyoruz mesajını veriyorlar. Hem bunu yapıyorlar, hem de yer ve enerji tasarrufu olsun diye domuz eti ile helal ürünleri aynı yerde satıyorlar.

Cenab-ı Allah, ruhunda Allah korkusu ve vatan sevgisi olanların, vatana hizmet etmeyi kendilerine nasip etsin.

Bu vesile ile Canab-ı Allah, Türk Milletini, “Ey Türk Milleti! Düşünelim Çalışalım, Araştıralım, Üretelim” Milli seslenişi ile üretime önem veren kullarından eylesin.

Cümle Vatan şehitlerini ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü, rahmetle, Gazileri Minnetle Anar. Hasta ve yaralılara acil şifalar dileriz.

 

 

Fotoğraf: © REUTERS / Valentyn Ogirenko

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
Miraç Kandili ve ibadetlerimiz
18 Mart, küresel saldırıya dur demektir
Kahraman Türk askeri ve şehitlik