MHP Milletvekillerine açık mektup

MHP Milletvekillerine açık mektup
21 Kasım 2016 09:01

Sayın Milletvekilleri;Öncelikle hepinize selam ve muhabbetlerimi sunarım.

 

 

 

 

İbrahim ÖZDOĞAN H&H YORUM

 

Yüksek malumlarınız olduğu üzere Büyük Türk milleti ve Türkiye Cumhuriyeti Devleti, tarihte eşine rastlanmamış bir şekilde çok büyük bir badirenin eşiğine gelmiş bulunmaktadır.

 

Bunun en büyük nedeni on dört yıldır ülkemizi güya yöneten AKP iktidarı ve onun Türk ve Türklük karşıtlığında iflah ve ıslah olmaz doğal lideridir.

 

Maalesef AKP’nin bu on dört yıllık iktidarı döneminde, Türk milletinin kötü yazgısından mı yoksa bu iktidarın doğal liderine yardım eden sinsi hainlerin çevirdikleri alçak tezgahlar yüzünden midir veya emperyalist ülkelerin uzun zaman önce hazırladıkları Türklüğü yok etme ve Türkiye’yi parçalama planlarının tam isabetle tutması sonucu mu bu acı sona yaklaştık? bilmiyoruz ama bilinen çok açık bir gerçek var ki bu elem verici acıdan bizi kurtaracak olan sizlersiniz.

 

Sayın milletvekilleri, lütfen şunu unutmayınız ki RTE ve hempası Anadolu’dan Türklüğü silmek ve Türk milletini azınlık haline getirmek, Türk kültürünü yok etmek, bunun yerine Arap kültürünü yerleştirmek, Arapçılığı getirmek ve Türkiye’yi tıpkı bir Arap ülkesi yapmak için yaptığı uygulamalar ve icraatlarla epeyce zemin hazırladı, alt yapsını kısmen de olsa tamamladı, şimdi ise son altın vuruşunu yaparak bu işi tamamlamak istiyor.

 

Son altın vuruşu derken neyi kastettiğimi elbetteki çok iyi anladınız.

 

Parlamenter sistemi yıkıp başkanlık sistemini getirmek istiyor elbetteki.

 

Yalnız bu noktada bir şeyi ironik olarak anımsatmakta yarar görüyorum.

 

RTE, şu anda cumhurbaşkanı ve daha önce başbakan olarak ağzına tek bir defa olsun Türk sözcüğünü almazken sıra başkanlık konusuna gelince ”Türk Tipi Başkanlık” uydurma kavramını kullanarak aklı sıra MHP milletvekillerini ve Türk milliyetçisi seçmeni kafakola alma peşindedir.

 

Değerli milletvekilleri, bendeniz 22.Dönemde bir parlamenter olarak RTE’yi çok yakından ve tüm psikolojik özellikleri ve kullandığı taktikler ve stratejileri ile çok yakından tanımaktayım çünkü aynı zamanda AKP’nin Ezurum kurucu il başkanlığını yaptım.2002’de milletvekili olduktan sonra RTE ve partisinin çok yanlış kulvarlarda koştuklarını görünce 2005 Mart ayında partiden düzenlediğim basın toplantısı ile kamuoyunu yoğun medya haberleri bağlamında bilgilendirerek partiden ayrıldım.RTE’nin o günkü ”Çürükler partiden ayrılıyor’‘ demogojik beyanına karşı biz de ”Çürümemek için AKP’den ayrıldım’‘ beyanında bulundum.

 

Parlamento’nun önüne getirilen anayasa taslağının başkanlıkla ilgili maddesinde partili cumhurbaşkanlığı kavramı var ki bu tamamen bir tuzaktan ibaretttir ve tıpkı bir çocuğun eline verilen elmalı şeker örneğinde olduğu gibi kandırmacadır, milletvekillerinin aklıyla alay etmektir.

 

Ayrıca bu anayasa tasarısının içeriğinde çok önemli bir aldatmaca daha vardır, o da başkanlık sistemi gereği bakanlar parlamento dışından atanması gerekirken, bunların hazırladığı tasarıda bakanların üçte ikisi dışarıdan, üçte biri de TBMM içinden atanır kandırmacası ki bu da çocukları susturmak için ellerine verilen horoz şekeri misalidir.

 

Bu öyle kalleş tuzak ki, adamlar şunu biliyor, seçilen her milletvekili muhakkakak günün birine bakan olma hayali ile yaşar.

 

İşte bakanların üçte biri TBMM içinden atanır maddesi çöldeki serap misali bu hayallre verile bir yanıttan ibarettir.

 

Diyelim ki Tanrı korusun, başkanlık sistemi geldi ve ilgili anayasa maddesinin bu hükmü gereği üçte bir bakanlık TBMM’den atandı; 24 veya 25 bakanlık içinde bunun sayısı en fazla 5 veya 6 eder ki sayısl olarak bu nerede ise bir hiç mesabesindedir, hüküm ferman yine atanmışların elinde olacaktır.

 

Şimdi bu noktada çok önemli bir noktaya RTE’nin taktiksel politik manevralarını çok iyi bilen biri olarak şimdi çok önemli bir noktaya iz bırakacak şekilde parmak basmak istiyorum.

 

RTE’nin politikada kullandığı taktiklerden en önemlisi şudur ki yasalaştırmak veya kanun yoluyla meşrulaştırmak isteği bir hususun tümünü gerçekleştirme olanağı bulamadığı taktirde önce bu konunun muhalefetçe direnilen yönlerini kurnazlıkla kamufle ederek önce kabataslak olarak büyük kısmını yasalaştırır, sonra da kalan eksikleri parça parça geçirir.

 

Neden böyle bir taktiğe gerek görür?

 

Çünkü insanlar karşı çıktıkları bir şeyin büyük kısmını kaybettikten sonra kalan küçük lokmaların da kaybedilmesine veya muarızlar tarafından yutulmasına çok fazla direnmezler.

 

Bu durum insan topluluklarının özelliklerindendir.

 

Siyasal partilerde aynı minval üzere işlev görürler ve esas gövdeyi kaptırdıktan sonra yan organları muarız siyasal partiye vermekte hiçbir zaman direnç göstermeyeceklerdir.

 

Bu bağlamdan olmak üzere eğer partili cumhurbaşkanlığı gelirse RTE’nin çok ta uzun sürmeyecek bir süreç içerisinde yaptıracağı işler şunlar olacaktır:Öncelikle ”Görev bakımından partili cumhurbaşkanı olmak ile başkan olma arasında hiçbir fark yoktur, gelin bunun adını değiştirelim devlet başkanlığı koyalım” diyecek, ardından da ”Bakanların üçte birinin parlamentodan atanması devlet başkanlığı sistemine hiçbir şekilde uyum sağlayamadı, yönetim işleri kör topal sürüyor, aksatmadan iş yapabilmemiz için bu maddeyi değiştirip tüm bakanların dışardan atanması gerekir’‘ iddiasını ortaya atarak vb. bütüncül olarak geçiremediği maddeleri tek tek ve çok kolayca yukarıda nedenini yazdığım gibi muhalefetten pek fazla direnç görmeden geçirecektir.

 

Bunlar bir yana çok daha vahim durumlarla karşılaşacağız eğer başkanlık sistemi gelirse!

 

Öncelikle şunu belirtelim ki İslam ülkelerinin hiçbirinde demokratik çerçeve içerisinde başkanlık sistemi yürümez çünkü sonucu diktatörlüğe gider.

 

İslam ülkelerinde maalesef kitleler din ile yönetim işlerini birbirine karıştırmakta din önderlerine gösterdiği itaat ve bağlıluğı baştaki yöneticilere de göstererek kan içici diktatörler yaratmaktadır.

 

Bir kısım adına cumhuriyet veya demokrasi ile yönetildiğni söyleyen İslam ülkeleri ile krallık veya emirlikle yönetilen İslam ülkelerine baktığımız zaman bu acı tabloyu görürüz.

 

Şunu unutmayalım ki yarın Türkiye’ye de başkanlık sistemi gelirse aynı acı tablo ile karşılaşacağımız kesindir.

 

Kısacası İslam ülkelerinde başkanlık sistemi ile demokrasinin iç içe yürümesi bin dört yüz yıldır olumuş Emeviler tarafından oluşturulmuş din iklimi nedeniyle olanaksızdır.

 

İslam ülkelerindeki hayvanlardan daha çok öldürülen insan manzaralarına baktığımız zaman bunun aksini iddia etmek kör izandan başka bir şey değildir.

 

Bir de şunu eklememiz gerekiyor ki başkanlık sistemini isteyenlerin iki çok önemli arzusu daha vardır, bunlardan biri ülkenin ekonomik kaynaklarını sürekli olarak ellerinde tutmek ile diktatör karakterleri ile işlediği suçlardan dolayı ülke yönetimindeki başta yargı olmak üzere tüm kurumları emri altına alarak yargılanmaktan kurtulmak hatta kendinden sonra aile bireylerinin yargılanmaması için yerine gelecek başkanın çocuklarından birisi olmasını sağlamaktır.

 

Suriye devlet başkanı Hafız Esad öldüğü zaman yerine bugünkü devlet başkanı Beşar Esad’ı geçirmek istediler fakat Suriye anayasasına göre kırk yaşında olması gerekeyordu; o tarihte Beşar Esad otuz beş yaşındaydı, dehal anayasayı değiştirip başkan seçilme yaşını otuz beşe indirip oğlunu hülle yöntemi ile başkan seçtirdiler.-daha doğrusu yaptılar-

 

Bizdeki asla farklı olmayacak ve daha ağır yaptırımlarla karşılaşacağımızdan kimsenin hiçbir kuşkusu olmasın.

 

Yukarıda başka bir açıdan ele aldığımız gibi RTE önce başkanlık sistemini bir kısım eksikleri ile birlikte kabataslak olak parlamentodan geçirecek sonra da kalan kısımlarını peş peşe sıra ile anayasaya koyacaktır.

 

Bu bağlamda olmak üzere daha sonra kendini ömür boyu başkan olarak seçtirmek için yüksek aktivasyon göstereceğinden hiçbir kuşku duymadığım gibi kendinden sonra da çocuklarından birinin devlet başkanı olması için siyasal manevra bile yapacaktır, tıpkı Hafız Esad-Beşar Esad ikilisinde olduğu gibi.

 

RTE başkan seçildikten sonra Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ndeki Cumhuriyet ve Türk izlerini kendisine verilecek krallık yetkileri ile silip yok etmeğe hızla ve yüksek gayretle devam edcektir ta ki ülkeyi VII.yüzyıl çöl bedevi Arap kültürü ile arapşaştırıncaya kadar.

 

15 Temmuz naylon darbe tiyatrosundan sonra OHAL çerçevesinde çıkarılan padişah fermanları ile hepsi de Türk ve Türklük izleri taşıyan başta askeri okulların tümü ve bir kısım kışlalar ile kurumların kapatılması Türklük’ten araplığa geçişin en büyük girişimleridir.

 

Cumhurbaşkanı iken bunları yaptıran bir zat-ı şahane yarın devlet başkanı olduğu taktirde anayasada yazılı olan çok açık yetkilerini zerre kadar tırsmadan Türkiye Cumhuriyeti’ni tarumar ederek kafasındaki Arap paradigmalarına göre devlet yeniden inşa edecektir.-Böyle bir devlet ne kadar yaşarsa-

 

Sayın milletvekilleri, Türk milletinin binlerce yıllık deneyimlere ve yüksek Türk kültürüne dayalı devlet kavramı vardır kafalarında.

 

Türk olmadığını kamu önünde bilerek itiraf eden birinin Türk milletinin ensesinde boza pişirmeye hakkı yoktur.

 

İşte bu oyunu bozacak olan sizlersiniz değerli milletvekillerim.

 

Şunu hiçbir zaman unutmayın ki size verilen oyların hepsi sizin ve başınızda bulunan zatın kara kaşı kara gözü için değil, Türk milliyetçiliği duygusu ile verilen milliyetçi bilinç oylarıdır.

 

Bu yaz kaybettiğim 86 yaşındaki anam bile geçen seçimlerde-7 Haziran ve 1 Kasım-hasta yatağından kalkarak oyunu Türk milletinin bekası ve Türk düşmanlarının püskürtülmesi için oyunu diğer yakınlarımla birlikte MHP’ye verdi.

 

Size oy veren gözü yaşlı ihtiyar ve hastaların ahından korkunuz ve RTE’nin kişisel ego ve çıkarları için başkanlık sistemine TBMM’de sakın oy vermeyiniz; Tarı’dan korkunuz çünkü vebali çok büyüktür.

 

Dadaşça söyleyeyim ki bu oylamada 330’a geçit verdiğiniz taktirde asla yüzünüz gülmeyecektir.

 

RTE’nin bugüne kadar yaptığı uygulamalar nedeni ile anladığımız gibi Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni çökertip yerine konduracağı Arap sistemine karşı Türklüğü koruduğunuz taktirde tarihte şan ve şerefle anılacağınız ve son Türk devletini koruyan yiğitler olarak anılacağınız muhakkaktır.

 

Sevgili milletvekillerim, çocuklarınıza hiçbir miras bırakmasanız bile baba veya anne olarak bırakacağınız bu şanlı şeref tüm miraslardan üstündür.

 

Bu şerefin lezzetini ben çok iyi bilirim, şöyleki 2003 1 Mart teskeresinin oylanmasında o zaman iktidar partisi milletvekili olmama rağmen, ülkem ve Büyük Türk Milleti’nin namusunu korumak için teskereye ret oyu vererek emperyalist ABD ordusunun ağır silahlarla topraklarımızı işgaline engel olmak diğer arkadaşlarla birlikte-üç oy farkı ile ret çıktı-bizim için şereflerin en büyüğüdür.Bugün hala daha bu teskereye oy veren milletvekillerinden hangisi retçi, hangisi evetçi diye aradan on üç yıl geçtiği halde evet diyenlerin yüzleri kızaracağından dolayı açıklama yapılmamıştır.

 

Milliyetçilerin çok değeri parlamento temsilcileri yarın öbür gün toplum içinde utanç içinde dolaşmamak için başımızda kara bulut gibi dolanan başkanlık sistemine oy vermeyeceğinize eminim.

 

Ancak başınızdaki zatın başkanlık sistemi en azından şimdilik RTE tarafından ümitsizliğe kapılarak rafa kaldırılmışken birdenbire gündeme getirilmesini hangi nedenle yaptığını doğrusunu isterseniz pek kestirememize rağmen AKP’ye daha önceleri elindeki olanca fırsatları ve iktidar olma hatta başbakan olma şansını yakalamışken yaptığı ve devlet ile Türk milleti aleyhine olan kıyakları nedeniyle doğrusu şüphelenmiyoruz da değiliz.

 

RTE’ye ve onun doğal liderliğini yaptığı AKP’ye bu zatın yaptığı kıyakların hangi maksatlardan kaynaklandığını doğrudan partinin içinde siz sayın milletvekilleri olarak siz bulunduğunuz için hangi saikle yaptığını çok iyi bilirsiniz diyeceğim ama şahsen ben akıl ve mantık ölçülerine vurduğum ve hem siyasal hem de ülke çıkarları açısından olumlu hiçbir sonuca ulaşamadım doğrusu.

 

Sayın milletvekilleri, siz bu durumda gerçekten Tarı’ya, Türk milletine, Türk tarihine karşı bir sınav ve sorumluluk altındasınız.

 

TBMM’nin önüne AKP ve esas arkasındaki doğal lideri tarafından getirilen başkanlık sistemi için MHP lideri tarafından dikte edilecek grup kararı ile olumlu oy kullanma zorunluluğu-böyle bir zorunluluk yok aslında-getirilirse siz nasıl davranacaksınız bu durumda?

 

Liderinizin talimatını mı yerine getireceksiniz yoksa yukarıda kısaca değindiğim gibi milliyetçi reflekselle size oy veren ve bu oylar ile türklüğümü Türk düşmanlarının şerrinden koru diyen seçmeninizin size yüklediği ağır ve milli görev duyguları ile mi hareket edip bu ihanet anayasa tasarısına ret oyu verip nesiller boyu şeref ve soyluluk ile mi anılacaksınız sevgili milletvekillerim?

 

Şunu anımsatmama gerek yok ki, başkanlık sisteminin gelmesi tamamen siz değerli milletvekillerinin elinde.

 

Çünkü RTE’ye 330’u verdiğiniz an hiç kuşku duymayınki, halk oylamasında havada, karada, denizde nerede olursa olsun oylar indragandi yapılarak Türk milletini tarihe gömecek bu ihanet tasarısı yasalaşacaktır.

 

Bunun sonucunda bir dahaki seçimlerde MHP diye bir parti kalmayacağı gibi sizlerde hiçbir zaman iyi dilek ve duygularla anılmayacaksınız.

 

Daha da ileri giderek şunu söyleyebilirim ki, RTE partili cumhurbaşkanı veya onunla eşdeğer olan devlet başkanı olduğu taktirde elinde tuttuğu yetkilere dayanarak bütün muhaliflerini, Türk milliyetçilerini gruplar halinde kodese tıkayacağından, vatana ihanetten yargılattırarak işlerini, mal varlıklarını ellerinden alacağını hatta vatandaşlıktan çıkaracağını kestirememek hiç te akılcı gelmiyor bana.

 

”Çarşabanın gelişi perşembeden bellidir” atasözümüz bunu en güzel şekilde açıklar.

 

Naylon uydurma tiyatro darbesi sonucu ne yaptıysa onun geometrik artış oranında çok fazla katlarını yapacaktır başkan seçildiği taktirde RTE.

 

Bugün baktığımız zaman naylon tiyatro darbe bahane edilerek on binlerce insan kodese, yüz binlerce personel işten atılmış, binlercesinin mal varlıklarına el konulmuş.

 

Naylon bir yetkiyle bunu yapan birisi eline çift tarafıda keskin kılıç gibi yetkiler verildiği taktirde yasalara uyarlanmış hangi boyutta ağır baskılar yapabileceğini siz bir düşünün sayın milletvekillerim.

 

Şunu da unutmayınki RTE’nin siyasal olarak hedeflediği ve duracağı hiçbir sınır yoktur, gidebileceği yere kadar gitmeye son derece kararlıdır.

 

Değerli milletvekilleri, RTE’yi bu anayasa oylamasında ancak sizin azim ve kararınız durduracaktır.

 

Önünüzdeki tek engel-aslında hiç engel değil-başınızdaki Devlet Bahçeli’den başkası değildir.

 

Sayın milletvekilleri, özgür ve özgün istencinizi(irade) Devlet Bahçeli’ye devretmediğiniz taktirde Türk milletini Anadolu’da ölüm döşeğine serecek başkanlık sistemine milliyeçi-ülkücü görüş ve düşüncelerinizle ret oyu vereceğinizden adım gibi eminim.

 

Pek değerli milletvekillerim, Devlet Bahçeli hakkında görüş ve düşüncelerimi yansıtan bir çok makale yazdım, buralarda yazdıklarımın beni nasıl haklı çıkardığını-keşke bu konuda haklı çıkmasaydım-iki makalemin linkini aşağıda vererek, beş dakikanızı lütfedip okumanızı özellikle istirham ederek, her şeye rağmen başımızda dolaşan başkanlık veya partili cumhurbaşkanlığı kara bulutunu kutsal oylarınızla darmadağın edeceğinize güvenim tamdır.

 

Bu makalelerden biri 26 Şubat 2016’da yazdığım ”DEVLET BAHÇELİ TÜRKİYE’NİN MİLLİ GÜVENLİK SORUNUDUR”

 

http://www.halkinhabercisi.com/devlet-bahceli-turkiyenin-milli-guvenlik-sorunudur

 

 

Diğeri ise 11 Nisan 2016’da yazdığım ”TÜRKİYE’NİN KURTULUŞU BAHÇELİ’NİN MHP’NİN BAŞINDAN UZAKLAŞTIRILMASINA BAĞLIDIR” makalesidir.

 

http://www.halkinhabercisi.com/turkiyenin-kurtulusu-bahcelinin-mhpnin-basindan-uzaklastirilmasina-baglidir

 

 

Türk milletine hizmet yolunda başarılı olmanız dileği ile baki selamlar…

 

İbrahim ÖZDOĞAN Twitter

 

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar


Yazarın Son Yazıları:
RTE’nin siyasi sicili halkın önünde didik didik edilmelidir!
RTE ve partisi AKP’den kurtulmamız için HDP barajı aşmalıdır
İktidar seçimleri kazanmak için bütün dümenleri hazırlıyor