Mansur Yavaş: Ankaralılar 2014’ün hesabını sorup hakkı hak sahibine teslim etmeye kararlı

Mansur Yavaş: Ankaralılar 2014’ün hesabını sorup hakkı hak sahibine teslim etmeye kararlı
1 Aralık 2018 09:43

Yeniçağ gazetesi Ankara Temsilcisi Ahmet Takan’a konuşan Yavaş gündeme ilişkin olarak açıklamada bulundu.

 

 

İşte o röportaj:

 

 

 

Siyasette, “Ankara” deyince hep gündemin en üst sıralarında olan isim; Mansur Yavaş… 31 Mart mahalli seçimlerinde aday olacak mı?.. Her kesimden büyük teveccüh gördüğü bir gerçek. Karar arifesinde… Ankara’nın en çok konuşulan o ismi ile uzun bir söyleşi yaptık. YENİÇAĞ’ın sorularına oldukça samimi yanıtlar verdi. Sohbetten çıkardığım en önemli izlenim; Mansur Yavaş, Ankara ile yatıyor Ankara ile kalkıyor. Bildiğimiz siyaset gündemi ve hırsları ile meşgul değil. Başkente “Angaralı” bir ismin hizmet vermesi aşkı ile yanıp tutuşuyor. Yeni projelerini saatlerce anlatıyor. Ankara’da taksicilerin bile bilemeyeceği adreslerdeki sorunları ve çözüm önerileri hazır. Ancak, gündemdeki en kritik soru hâlâ cevaplanmış değil; “Mansur Yavaş, Millet İttifakının ortak odayı olacak mı?”.. Yavaş, gayet sakin ve dikkatli bir üslupla kararın sadece kendisine ait olmadığının altını çiziyor.

Siyasi kulislerde “acaba aday olacak mı” diye nefeslerin tutulduğu bir ortamda, mütevazı çalışma ofisinde  Mansur Yavaş‘a biz sorduk o da cevapladı. İşte sorularımız ve yanıtları;

—İki seçime girdiniz. 2009 ve 2014… 31 Mart seçimleri için sürekli isminiz geçiyor. Ankara için siyasi atmosferi nasıl tanımlıyorsunuz?

Ankara’da ben ilk defa 2009 yılında aday olmaya gelirken hep şunu söylediler. Dediler ki, ‘Gökçek ve Karayalçın gibi böyle dev isimler var ne cesaret bunların arasına giriyorsunuz’ çünkü hep onların kapışmasına sahne olmuştu 2-3 seçim. Ben de kendilerine bu isimlerin yıprandığını, bizim Beypazarı’ndaki çalışmalarımızın özellikle Ankaralılar tarafından çok iyi bilindiğini ve dolayısıyla onların artık farklı bir aday arayışında olabileceklerini söyleyerek iddialı bir şekilde geldim ve gerçekten Ankara’da ben kesin seçimi kazanırım diye geldim. Çünkü bu arada yüzde 3-4 makasa gelip yüzde 3-4 ile de çıkabilirdik böyle bir şey ama cesur geldim yani ben bu seçimi alırım diye. Çünkü nabzı kokladığımı düşünüyorum. Vatandaş kavgadan rahatsızdı üsluptan rahatsızdı. Biz geldik, geçmiş yönetimlerle yaptıklarını hiç eleştirmeden onlar yokmuş gibi sadece ve sadece var olan sorunları nasıl çözebileceğimizi anlatmak suretiyle seçimlere girdik. Bu üslup çok tuttu yani herkesi kucaklayan, ötekileştirmeyen, belediye başkanı olarak siyasetten daha çok hizmeti öne alan, projeleri öne alan bir çalışmayla girdik ve vatandaş tarafından çok kabul gördü. Yine 2014’te de aynısı oldu.

Mümkün olduğu kadar üslubumuzu sakin tutarak tartışmasız sadece ve sadece var olan sorunları nasıl çözeceğimizi anlatarak ve Ankara vizyonumuzu anlatarak geçirdik. Bunlar çok tuttu. Kaldı ki seçimi kazanamasak bile bu kadar Ankara’da şu anda da ismimizin geçmesinin en büyük sebebi herkesi kucaklama isteğimiz, bunun samimi bulunması ama daha önemlisi 2009’da bizim ileri sürdüğümüz bazı projelerin bir çoğu hem Ankara’da hem Türkiye’nin bir çok yeninde şu an halen uygulanıyor. Demek ki oluyormuş. Dolayısıyla baktığınız zaman 2014 yılında ne söylemişsek bunların birçoğunun gerçekleştiği ortaya çıkıyor.

Bir de 2014’teki seçim, biliyorsunuz çok şaibe ile sonuçlandı. Birçok kamu kuruluşu bu işe bulaştı. Bakanlar; normal seçimde ortalıkla görünmemesi gereken görevini devretmesi gereken İçişleri Bakanı ve Adalet Bakanı bizzat o günkü bakanlar dahil oldular. Seçim sırasında seçim merkezlerine gittiler filan… Ve seçime şaibe katılmış oldu. Bu da Ankaralının içinde ahdetti. Yani verdiğim oyun sandıktaki oyun gerçeğe yansıtılamaması gibi çalınması gibi düşünceler de bizim hakkımızın yendiğini ve otomatikman bizim orayı hak ettiğimizi düşünerek yine bizim Ankara’da hatırlanmamıza sebep oldu ve görüyorum ki şimdi de kuvvetli bir şekilde Ankaralılar bu 2014’ün hesabını sorup hakkı hak sahibine teslim etmeye kararlı görünüyorlar.

— “Mansur Yavaş’ın aday olduğu dönemlerde Ankara’da müthiş bir Melih Gökçek karşıtlığı vardı. Şimdi artık Melih Gökçek’in de görevden alınmasından sonra bu karşıtlık ortadan kalktı. Dolayısıyla artık Mansur Yavaş’ın sahada olması ona çok fazla bir avantaj getirmez” yorumlarına  katılıyor musunuz?

Katılmıyorum çünkü biz belediyecilikten geldik. Belediye başkanlığı yaptık bunu da başarılı bir şekilde yaptığıma inanıyorum. Zaten, Gökçek karşıtlığı nedeniyle oy veren de olabilir bana ama biraz önce bahsettiğim bütün şeyler Ankara’da bir belediye başkanının yapması gereken şeylerdi ve bunlarda da işte haklı olduğumuz hep ortaya çıktı. Dolayısıyla, bizim bu işi bildiğimizi ve haklı olduğumuzu gösteren emareler. Kaldı ki bir de Gökçek’in görevden alınması, bizim haklı olduğumuzu ortaya çıkardı. Yani bir insan durup dururken görevden alınmaz. Ya bir suçlama yapacaksınız veya başarısız bulacaksınız, başka bir sebep yoktur görevden alınması için. O da bizim haklı olduğumuzu Gökçek’in yanlış işler yaptığının en büyük göstergesidir.

—Aradan 2 dönem geçti. İsminiz sürekli hep Ankara belediye başkanı adayı olarak gündeme geliyor. Sizce neden?

Kucaklayıcılık… Bunu çok rahat söyleyebilirim. Gökçek gitti yerine Sayın Tuna geldi. Belki insanların bir çoğu farkında değil ben farkına varmaları için bunu özellikle söylüyorum. Sayın Tuna, kendince bir takım hizmetler yapıyor yapamıyor, bunun takdirini vatandaş yapacak ama çok önemli bir şey var Ankara’da. Ankara’da Gökçek gitti Ankara’da huzur var. Ankara’da artık böyle belediyenin her hatalı işlem yaptığı zaman vatandaşı suçlayan işi gücü bırakıp kendi işini bırakıp siyasete soyunan bir yönetim yok. Zaten benim baştan beri hep arzuladığım anlatmak istediğim buydu. Belediye başkanı işini yapacak. Belediye başkanı bu kadar siyasetin içinde yer alamaz. Kucaklayıcılık, kapsayıcılık, insanları ötekileştirmemek en önemli unsurlar tercih edilmemde diye düşünüyorum. Çünkü bu dil de Ankaralının aradığı bir dil ki, ben 2 seçimdir hem oyları artırarak bir de her kesimden oy alarak seçimleri sonuçlandırdım.

 

— Oldukça uzun bir süredir başkentte Ankaralı büyükşehir belediye başkanı olmadı. Sizce neden? Ankara’dan bir isim çıkarılamıyor mu?

Yani şimdi Ankara maalesef bu konuda böyle bir tercih koymadı. Çünkü Ankara’dakilerin bir hemşerilik duygusu diğer gurbete gelenler kadar olmuyor Ankara’da yaşayanların. Ankara’nın ilçeleri de seçime dahil olunca aradan geçen 5 yıl içerisinde Ankaralılar Ankaralı bir belediye başkanı seçmediklerine çok pişman oldular, özellikle Ankara’nın civarı. Çünkü kapısını çalabilecekleri hiç kimse yok. Belediyeye gidip rahatça belediye başkanına dertlerini anlatamıyorlar. Bu arada bir de büyükşehir uygulamasından dolayı Ankara’nın ilçeleri çok zarar gördü. Biz o zaman anlatamadık ama maalesef insanımız bazı şeyleri yaşayarak gördü. Su paraları, hafriyat, inanılmaz masraflara boğuldular. Daha önce görmedikleri paraları, bedelleri ödemeye başladılar. Bu da gelip Ankara’ya dertlerini anlatamamak olunca öyle bir sorun olunca ortada şimdi özellikle Ankara’nın civarından özellikle Ankaralı bir belediye başkanına özlem oldu. Bir diğer konu, Ankara’nın kendine has değerleri var. Bunlar çok ortaya çıkarılmamıştı. Bunları çıkarabilmesi için de insanın Ankara kültürünü özümsemesi, bilmesi gerekiyor. Bu nedenle de Ankaralının bunu arzu ettiğini düşünüyorum çünkü Ankara’nın kendi kültürü yok olmak üzereydi. 2009’da benim adaylığımdan sonra tekrar hatırlandı. Demek ki rekabet her zaman kötü olmuyor. Olumlu yönde Ankara’nın kültürünü yeniden ortaya çıkarılmasına sebep oldu.

—İktidar partisi bir Kayseriliyi aday gösterdi Sayın Mehmet Özhaseki’yi. Eğer siz aday olursanız bir Ankaralı olarak bu seçim yarışını nasıl değerlendirirsiniz?

Yaşayıp görmek lazım. Çünkü Sayın Özhaseki’nin nasıl bir belediye başkanlığı yaptığını, nasıl bir belediyecilik yaptığını sadece Kayserililer biliyor. Ankara’dakiler bilmiyor. Bunu yaşayıp görecekler. Ama benim nasıl bir belediye başkanı olacağımı hem 2009 hem 2014 vaatleri bir de çok yakında yılda 300-400 bin Ankaralının gittiği Beypazarı’nda yapılanları zaten görüyorlar. Dolayısıyla Özhaseki Ankara için bir meçhul. Bu meçhulden dolayı da ben Ankaralıların tereddüt edeceğini ve oy vermeyeceklerini düşünüyorum.

—Sizce bugün itibariyle Ankara’nın en büyük problemi ne?

Ulaşım… Çünkü, bu çarpık yapılaşma nedeniyle Ankara artık yaşanmaz hale geldi. Bunu etrafımıza baktığımızda da şöyle hemen görüyoruz. Belli saatlerde trafik falan kesinlikle çalışmaz oldu. Hizmetlerin pahalılığıdır halen. Gri bir kenttir hâlâ Ankara, bunu aşamadı.

—Mansur Yavaş aday oldu kazandı. İktidarın hoşuna gitmeyen belediye başkanları ile ilgili tutumları da çok açık ortada. Tayyip Erdoğan iktidarı ile nasıl çalışacaksınız?

Ben belediye başkanı iken Beypazarı’nda 6 buçuk yıl muhalefetle çalıştım. Ama 6 buçuk yıldır hiçbir sorun çıkmadan karşılıklı anlayışla ve üstelik o günkü iktidardaki birçok bakan ve yöneticiden de yardım aldım açıkçası. Yani böyle, belediye başkanı siyaset yapmazsa iktidarla çatışmaz. Çünkü ben belediye başkanı olduğum zaman rozetimi çıkarıyorum sadece işime odaklanıyorum. Ama buna rağmen iktidar tarafından müdahale edilirse burası başkent, yani herhangi bir hizmetin aksaması burada hükümeti de etkileyecek büyük boyuttadır. Yani sıradan bir kent değil burası. Anadolu’nun herhangi bir 300-500 bin 100 bin nüfuslu bir şehri değildir. Ankara’da hayat durursa Türkiye’de hayat durur. Bu nedenle ben Ankara’da hizmetin bilerek, siyaseten aksatılabileceğini düşünmüyorum açıkçası ama biraz da bu belediye başkanının kendi tarzıyla ilgilidir. Ben de bunu açık açık herkese belediye başkanının rozetini çıkarıp herkese eşit davranacağını düşünüyorum çünkü iktidar bunu engellerse kendi de hizmet alamayacaktır. Bunun sorumlusu da kendi olacaktır.

Siyasete gün geldiğinde nokta koyduğunuzda, siyasetçi Mansur Yavaş olarak mı yoksa belediyeci Mansur Yavaş olarak mı anılmak istersiniz?

Belediyeci Mansur Yavaş olarak anılmayı isterim.

 

https://www.yenicaggazetesi.com.tr/mansur-yavas-ankarada-hayat-durursa-turkiyede-hayat-49825yy.htm

 

 

 

 

Yorumlar

Yorumlar